Tag: Yapay Zekâ

  • Sosyal medyada içeriklerin ne kadarı yapay zeka imzalı?

    Sosyal medyada içeriklerin ne kadarı yapay zeka imzalı?

    İnternet üzerindeki içeriklerin orijinalliği, dijital dünyanın en tartışmalı konuları arasında. Yapay zeka tespit sistemleri geliştiren Pangram, sosyal medya platformlarındaki dijital üretimlerin kaynaklarını masaya yatıran detaylı bir rapor yayınladı.

    Şirketin kendi tarayıcı eklentisi üzerinden derlediği bu veriler, hangi mecraların makine üretimi içeriklerle daha hızlı dolduğunu gözler önüne seriyor. İş dünyasının odak noktası LinkedIn, raporda ilk sırada dikkat çekiyor. Platformdaki uzun metinli paylaşımların yüzde 41 gibi büyük bir bölümünün doğrudan yapay zeka araçlarıyla hazırlandığı görülüyor. Kısa formatlı içeriklerde ise bu oran yüzde 30 seviyesinde kalıyor. Eğer Medium platformunu da benzer bir sosyal ağ olarak değerlendirirsek, orada üretilen uzun içeriklerin yüzde 31’inde yine yapay zeka parmağı bulunuyor.

    X ve Reddit platformlarındaki durum

    X platformu özelinde durum biraz daha karmaşık bir yapıya sahip. Uzun yazılı gönderilerin yüzde 29’u doğrudan yapay zeka üretimi olarak işaretleniyor. Ancak Pangram, insan ve yapay zeka iş birliğiyle ortaya çıkan melez içerikleri de dahil ettiğinde, X üzerindeki uzun metinlerin aslında LinkedIn’den bile daha yoğun bir yapay zeka kullanımına sahip olduğunu savunuyor. Verilere bakıldığında, X üzerindeki uzun makalelerin yalnızca yüzde 53,2’si tamamen insan elinden çıkıyor.

    Kısa X gönderilerinde ise yapay zeka kullanımı sadece yüzde 9 seviyesinde. Reddit tarafında ise oranlar çok daha düşük; uzun yazıların yüzde 13’ü, kısa içeriklerin ise yüzde 3’ü yapay zeka imzası taşıyor. Substack platformunda uzun içeriklerde yüzde 10 olan bu oran, kısa içeriklerde yüzde 12’ye çıkıyor. Kariyer geliştirmek için kullanılan LinkedIn gibi platformlarda özgünlüğün sorgulanır hale gelmesi, internetin gelecekteki bilgi akışı için kritik bir soru işareti…

  • Trump’tan izin çıktı. OpenAI en gelişmiş yapay zeka modelini kullanıma açıyor

    Trump’tan izin çıktı. OpenAI en gelişmiş yapay zeka modelini kullanıma açıyor

    Yapay zeka devi OpenAI, güçlü yapay zeka teknolojilerinin kötüye kullanım potansiyeline dair ABD hükümetinin ulusal güvenlik gerekçesiyle ilettiği talepler doğrultusunda geçen ay ertelenen en gelişmiş modeli GPT-5.6’yı perşembe günü kamuoyuna sunacağını duyurdu.

    ABD ve Çin, uzmanların karmaşık, birbirine bağlı ve genellikle onlarca yıllık teknoloji sistemlerine dayanan sektörlerde gelişmiş siber saldırıları büyük ölçüde hızlandırabileceğini belirttiği son teknoloji yapay zeka modellerini geliştirmek için bir yarış içinde.

    Washington, teknolojinin Çin, Rusya ve diğer ülkelerdeki askeri veya istihbarat kurumları tarafından kötüye kullanılabileceği endişesiyle gelişmiş yapay zeka modeli sürümlerine yönelik denetimlerini artırdı.

    Çinli yetkililerin de önde gelen teknoloji firmalarıyla, henüz piyasaya sürülmemiş olanlar da dahil olmak üzere Çin’in en gelişmiş yapay zeka modellerine yurt dışından erişimin sınırlandırılması konusunda toplantılar düzenlediği bildirildi.

    OpenAI’ın rakibi Anthropic, ABD hükümetinin 12 Haziran’da ulusal güvenlik kaygılarıyla çıkardığı ihracat kontrolü kararının ardından en gelişmiş yapay zeka modelleri olan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için aniden devre dışı bırakmıştı.

    Bu kısıtlamalar, Anthropic firmasının belirli güvenlik önlemlerini uygulamasının ardından geçen hafta kaldırıldı.

    OpenAI’ın lansman haberini ilk olarak duyuran Axios, Trump yönetiminin, şirket ile hükümet yetkilileri arasında gerçekleştirilen ek testler ve toplantıların ardından GPT-5.6’nın geniş çaplı dağıtımına onay verdiğini aktardı.

    OpenAI, GPT-5.6 modeline erişimi daha önce, bilgileri yetkililerle paylaşılan ve doğrulanmış ortaklardan oluşan küçük bir grupla sınırlandırmıştı.

    ChatGPT’nin sahibi olan şirket, salı günü geç saatlerde X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, en yetenekli modeli olan GPT-5.6 Sol ile birlikte daha düşük maliyetli Terra ve Luna modellerini de kullanıma sunacağını bildirdi.

    OpenAI, haziran ayı sonlarında modellerin ön gösterimini yaptığında; kodlama, biyoloji ve siber güvenlik alanlarında gelişmiş otonom yeteneklere vurgu yapmıştı.

    Şirket o dönemde GPT-5.6 Sol modelinin, ExploitBench siber güvenlik kriterinde Anthropic’in Mythos Preview modeliyle rekabet edebilecek düzeyde olduğunu ifade etmişti.

    SpaceXAI firmasıyla Anthropic ve OpenAI’a rakip olan milyarder Elon Musk da bugün yaptığı açıklamada, kendi şirketinin lider modeli Grok 4.5’i kamuoyunun kullanımına sunduğunu kaydetti.

    ABD Başkanı Donald Trump, yapay zeka geliştiricilerinin “kapsam dâhilindeki sınır modelleri” güvenilir ortaklara sunmadan önce 30 güne kadar ABD hükümetine sunmalarını sağlayan gönüllü bir çerçeve oluşturan başkanlık kararnamesini imzalamıştı.

    Washington, Anthropic’in Fable modeli üzerindeki ihracat kontrollerini kaldırmış olsa da siber güvenlik uzmanları için tasarlanan Mythos modeli halen yalnızca bazı “güvenilir” ABD kuruluşları tarafından kullanılabiliyor.

    Çin’de ise yetkililer, Mythos modelinin yazılım açıklarından yararlanma potansiyelinden ve ABD’nin bu modeli Pekin’in çıkarlarına karşı konuşlandırabileceğinden endişe duyuyor.

    Anthropic, herhangi bir yapay zeka modelini güvenlik protokollerinin aşılmasına (jailbreak) karşı tamamen korunaklı hale getirmenin “muhtemelen imkansız” olduğu konusunda uyarıda bulunmuştu.

  • Meta’dan görünmez filigran hamlesi: AI görseller artık saklanamayacak

    Meta’dan görünmez filigran hamlesi: AI görseller artık saklanamayacak

    Meta, yeni yapay zekâ görüntü üretme modeli Muse Image ile oluşturulan görsel ve videoları tespit edebilen yeni bir araç üzerinde çalışıyor. Şirket, internet üzerinden çalışan bu sistemin ilk ön izlemesini paylaştı. Araç, Muse Image tarafından üretilen içeriklere eklenen görünmez filigranları tespit edebiliyor.

    Meta’nın “Content Seal” adını verdiği bu sistem, görsel kırpılsa, sıkıştırılsa, yeniden boyutlandırılsa ya da ekran görüntüsü alınsa bile filigranı koruyor. Şirket, bu sayede kullanıcıların bir görselin Meta AI ile üretilip üretilmediğini daha kolay anlayabileceğini söylüyor.

    Görünür logo yerine görünmez filigran

    Meta, önceki yapay zekâ araçlarında görsellerin köşesine küçük bir logo ekliyordu. Muse Image ise farklı bir yöntem kullanıyor. Yeni modelde görünür işaret yerine yalnızca sistem tarafından okunabilen görünmez bir filigran bulunuyor.

    Şirket, daha önce bu teknolojinin açık kaynaklı sürümlerini paylaşmıştı. Ancak Muse Image ile kullanılan Content Seal sistemi Meta’ya özel olarak geliştirildi.

    Sırada yapay zekâ videoları var

    Şimdilik Content Seal yalnızca Muse Image ile oluşturulan veya düzenlenen görsellerde çalışıyor. Meta, bu sistemi yakında yapay zekâ ile hazırlanan ve düzenlenen videolara da getirmeyi planlıyor.

    Şirket ayrıca Muse Video adını taşıyan yeni video üretim modeli üzerinde de çalıştığını açıkladı. Bu modelin yakında kullanıma sunulması bekleniyor.

    Testlerde ekran görüntülerini bile tanıdı

    Yapılan testlerde araç, Muse Image ile oluşturulan ve düzenlenen görselleri doğru şekilde tespit etti. Sistem, bu görsellerin ekran görüntülerinde de görünmez filigranı bulmayı başardı.

    Meta’ya göre olumlu sonuç alınması, görselin Meta AI uygulaması veya meta.ai üzerinden oluşturulduğunu ya da düzenlendiğini gösteriyor. Olumsuz sonuç ise içeriğin Meta AI ile hazırlanmış olma ihtimalinin düşük olduğu anlamına geliyor.

    Meta AI uygulamasında henüz yer almıyor

    İlginç olan nokta ise bu özelliğin Meta AI uygulamasına henüz eklenmemiş olması. Aynı görsel uygulamadaki yapay zekâ asistanına sorulduğunda, sistem bunun Meta AI ile oluşturulup oluşturulmadığını belirleyemediğini söylüyor.

    Bu da tespit aracının şimdilik yalnızca web sürümünde kullanılabildiğini gösteriyor.

    Eski içerikleri tespit edemiyor

    Yeni sistemin bazı önemli sınırları da bulunuyor. Content Seal, Google’ın SynthID sistemi veya C2PA Content Credentials standardıyla uyumlu çalışmıyor.

    Ayrıca araç, Meta’nın eski yapay zekâ modelleriyle oluşturulan görselleri de tespit edemiyor. Eski sohbetlerde hazırlanan görseller sisteme yüklendiğinde, bunların Meta AI tarafından oluşturulup oluşturulmadığı belirlenemedi.

    Bunun yanında araçta günlük kullanım sınırı da bulunuyor. Kısa süre içinde çok sayıda görsel yüklendiğinde sistem, günlük tespit hakkının dolduğunu belirten bir uyarı gösteriyor.

    Meta daha önce de eleştirilmişti

    Meta, yapay zekâ içeriklerini etiketleme konusunda daha önce de eleştirilerin hedefi olmuştu. Şirketin bağımsız denetim kurulu, bu yıl yayımladığı değerlendirmede Meta’nın kendi yapay zekâ içeriklerinde dijital filigran kullanımını tutarlı şekilde uygulamadığını belirtmişti.

    Yeni Content Seal sistemi, bu eleştirilerin ardından Meta’nın yapay zekâ içeriklerini daha kolay ayırt edilebilir hale getirmek için attığı yeni adımlardan biri olarak öne çıkıyor.

  • Anthropic ilaç geliştirmeye başladı: İlk hedef kimsenin yatırım yapmadığı hastalıklar

    Anthropic ilaç geliştirmeye başladı: İlk hedef kimsenin yatırım yapmadığı hastalıklar

    Yapay zekâ şirketi Anthropic, sağlık alanındaki çalışmalarını yeni bir aşamaya taşıdı. Şirket, ilaç sektörüne yönelik yapay zekâ araçları geliştirmenin yanında kendi ilaç keşif programını da başlattığını duyurdu. Böylece sağlık pazarına giren teknoloji şirketleri arasına bir yenisi daha eklendi.

    İlk hedef göz ardı edilen hastalıklar

    San Francisco’da düzenlenen etkinlikte konuşan Anthropic Yaşam Bilimleri Başkanı Eric Kauderer-Abrams, şirketin ilk olarak büyük ilaç firmalarının yeterince ilgi göstermediği hastalıklara odaklanacağını söyledi.

    Şirket, ticari açıdan öncelikli görülmeyen alanlarda yeni tedavi seçenekleri bulmayı amaçlıyor.

    “Doğru araçları geliştirmek için sürecin içinde olmalıyız”

    Kauderer-Abrams, yalnızca yapay zekâ modeli geliştirmekle yetinmek istemediklerini belirtti. Şirketin ilaç geliştirme sürecine doğrudan katılarak deneyim kazanacağını ifade etti.

    Anthropic’e göre bu yaklaşım, ilaç şirketlerinin ihtiyaçlarını daha iyi anlamayı ve geliştirilen yapay zekâ araçlarını gerçek kullanım senaryolarına göre şekillendirmeyi sağlayacak.

    Bulunan aday ilaçlarla ne yapılacak?

    Anthropic, keşfedilecek olası ilaç adaylarının nasıl değerlendirileceğine ilişkin henüz bir açıklama yapmadı. Normal şartlarda umut veren ilaç adayları, güvenlik ve etkinliklerinin ölçülmesi için klinik deneylerden geçiyor.

    Şirket sözcüsü ise Anthropic’in kamu yararı odaklı bir şirket olduğunu belirterek, ticari açıdan geri planda kalan ancak hastalara fayda sağlayabilecek projeleri seçebildiklerini söyledi.

    Anthropic, çalışmaların henüz başlangıç aşamasında olduğunu ve ilerleyen dönemde daha fazla bilgi paylaşacağını da ekledi.

    Teknoloji şirketleri sağlık alanında büyümek istiyor

    Teknoloji şirketleri uzun süredir sağlık sektöründe yer almaya çalışıyor. Google’ın çatı şirketi Alphabet, Apple ve Amazon bu alanda farklı yatırımlar yaptı. Amazon, One Medical ve PillPack satın almalarının ardından sağlık hizmetlerini Amazon Health Services çatısı altında toplamıştı.

    Claude Science ile bağlantılı olacak

    Anthropic’in yeni girişimi, kısa süre önce tanıtılan Claude Science platformuyla da bağlantılı olacak. Şirket, ilaç firmalarına yapay zekâ çözümleri sunarken aynı zamanda kendi yürüttüğü araştırmalardan elde ettiği deneyimi bu ürünlere yansıtmayı planlıyor.

    Anthropic yetkilileri, hedeflerinin hem göz ardı edilen hastalıklar üzerinde çalışmak hem de yaşam bilimleri şirketlerine yönelik yapay zekâ araçlarını geliştirmek olduğunu söylüyor.

  • Yapay zeka sınıfta kaldı: Neredeyse kimse artık güvenmiyor

    Yapay zeka sınıfta kaldı: Neredeyse kimse artık güvenmiyor

    Dünya genelinde Anthropic’in “Mythos” adlı yapay zeka teknolojisi övgüler alırken ve Çin bu sistemin kendi versiyonunu üretmeye çalışırken, siber güvenlik cephesinden beklenmedik bir rapor geldi. Güvenlik kuruluşu Cobalt tarafından yayımlanan “Cobalt State of Pentesting Report 2026”, siber güvenlik topluluğunun yapay zeka tabanlı otomatik sızma testlerine olan güveninin ciddi şekilde sarsıldığını gösteriyor.

    2025 ve 2026 yıllarını kapsayan karşılaştırmalı anketlere göre, geçtiğimiz yıl uzmanların yüzde 29’u zafiyet testlerinde tamamen yapay zeka otomasyonuna güvenirken, bu oran günümüzde keskin bir düşüşle yüzde 9 seviyesine kadar geriledi. Cobalt, bu sert güvensizliğin arkasındaki temel neden olarak, sektör profesyonellerinin yüzde 78’inin tamamen otomatik tarama araçlarının kritik zafiyetleri gözden kaçırdığına bizzat şahit olmasını gösteriyor.

    Yapay zeka odaklı sızma testlerinde elde edilen bulguların yaklaşık üçte biri “yüksek riskli” olarak sınıflandırılıyor. Bu oran, geleneksel yazılımlardaki zafiyet ortalamasının tam 2,7 katına denk geliyor. Üstelik Büyük Dil Modelleri (LLM) zafiyetlerinin yüzde 62’si hala açık durumda beklerken, sadece yüzde 38’inden daha azının düzeltilebildiği görülüyor. Yapay zeka ve LLM güvenlik sorunlarının ortalama çözülme süresi (MTTR) ise geçen yıla göre neredeyse ikiye katlanarak 19 günden 36 güne çıktı.

    Cobalt Bilgi Güvenliği Üst Yöneticisi Andrew Obadiaru, LLM zafiyetlerinin derinlemesine bağlama dayalı olduğunu ve uygulamanın mimari yapısını anlamayan otomatik araçlar tarafından fark edilemediğini belirtti. Obadiaru, karmaşık iş mantığı risklerini ortaya çıkarmak ve bunları düzeltmek için insan uzmanlığının hala temel bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

    Güvenlikte yeni yön: Hibrit model

    Tamamen otomatik yapay zeka testlerinin yarattığı hayal kırıklığı, siber güvenlik topluluğunun bir yıldan kısa bir sürede hibrit modellere yönelmesini sağladı. Günümüzde uzmanların yüzde 47’si hem insan zekasını hem de otomasyonu birleştiren bu hibrit modeli tercih ediyor. Otomasyonu sadece düşük riskli ortamlarda sınırlandıran kuruluşların oranı da yine yüzde 47 seviyesine ulaştı.

    Sektörün Mythos sınıfı araçların potansiyeli konusunda heyecan duymasını haklı bulan uzmanlar, yönlendirilmemiş algoritmaların insan denetimi olmadan çok daha fazla hatalı pozitif (yanlış alarm) ve maliyetli hatalı negatif (zafiyeti gözden kaçırma) sonuç döndürmeye yatkın olduğu konusunda uyarıyor.

  • Türk gibi düşünecek yerli yapay zeka BİLGE için geri sayım

    Türk gibi düşünecek yerli yapay zeka BİLGE için geri sayım

    Türkiye’nin yerli ve milli büyük dil modeli BİLGE, ürettiği Türkçe içerikler, çeviri özelliği, mevzuata hakimiyeti, kavram ve referansları doğru yorumlaması ve en önemlisi de Türkiye’yi baz alan kültür kodlarıyla vitrine çıkmaya hazırlanıyor.

    Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı himayesinde TÜBİTAK BİLGEM tarafından geliştirilen BİLGE, Türkçenin kendine özgü yapısını ve kültürel birikimini temel alan büyük dil modeli ailesi olarak geliştirildi.

    BİLGE, Türkçe düşünen, dijital egemenliği destekleyen ve global standartlarda yüksek performans sunan milli bir yapay zeka ekosisteminin yapı taşlarından biri olma vizyonuyla hayata geçirildi.

    Yapay zeka ekosisteminin gelişimine katkı sunmayı hedefleyen model, veri egemenliğinin korunması, yerli modellerin yaygınlaştırılması, global standartların ilerisinde yeteneklere sahip, yüksek parametreli milli modellerin yerel kaynaklarla geliştirilmesini amaçlıyor.

    TÜRKÇE ÜZERİNDE TAM HAKİMİYET

    Doğal ve akıcı bir Türkçe ile raporlar, yazışmalar, içerik taslakları ve özgün metinler oluşturabilen BİLGE, uzun metinleri ve belgeleri ana fikirlerini koruyarak özetleyebiliyor ve içeriklere ilişkin sorulara bağlama uygun yanıtlar üretebiliyor.

    Türk yapay zekası olarak tanıtılan BİLGE, Türkçe ve İngilizce arasında çeviri gerçekleştirirken özel adları, deyimleri ve kültürel referansları doğru biçimde aktarıyor. Hukuki metinlerin analizinde, mevzuat sorgulamalarında ve kurumsal bilgi bankalarıyla entegre çalışan uygulamalarda da etkin şekilde kullanılabiliyor.

    Sektöre özel çağrı asistanları, danışmanlık sistemleri ve çeşitli uygulamalar için güçlü bir dil altyapısı sunan BİLGE, Türkçenin dilsel inceliklerini, tarihsel arka planını ve kültürel referanslarını dikkate alarak daha isabetli çıktılar üretiyor.

    GENİŞ ÇAPTA KULLANIM ALANI

    BİLGE, vatandaşlık ve kamu hizmetlerinden bankacılık ve finansa, sağlıktan eğitime, bulut sistemlerinden BT operasyonlarına kadar birçok alanda kullanılabiliyor.

    Müşteri hizmetleri, içerik üretimi, doküman analizi ve sektöre özel iş süreçlerinin otomasyonunda değer sağlayan BİLGE, Türkçe doğal dil işleme araştırmaları, benchmark çalışmaları ve akademik projeler için güçlü bir araştırma altyapısı sunuyor.

    BİLGE, tıbbi kayıtların işlenmesi, klinik dokümanların analiz edilmesi, karar destek uygulamaları ve hasta iletişimi süreçlerinde destekleyici çözümler geliştirilmesine katkı sağlıyor. Müşteri hizmetleri otomasyonu, finansal doküman analizi, raporlama süreçleri ve bilgiye dayalı karar destek mekanizmalarında da bu teknoloji kullanılabiliyor.

    TÜRK GİBİ DÜŞÜNECEK

    Türkçenin dil yapısını, anlam katmanlarını ve kültürel bağlamını anlamaya odaklanan model, varsayılan kültür yerine Türkiye’yi merkeze alıyor.

    Model, Türkçeyi birincil düşünce dili olarak kullanıyor. BİLGE, dili anlamanın yanında akıl yürüterek ve başka bir dilden çeviriyormuş gibi değil, doğal, akıcı ve yerinde ifadeleri tercih edecek.

    Sistem, Türkçeyi neredeyse yarı maliyetle daha hızlı, daha verimli ve daha düşük enerji tüketimiyle işleme kapasitesine sahip bulunuyor.

    ULUSAL VERİLER GÜVENCE ALTINA ALINACAK

    BİLGE, kurumlara yerel bağlama uygun, hızlı ve güvenli bir yapay zeka altyapısı sağlayarak, kamu süreçlerinde yüksek verimliliği hedefliyor.

    Kritik yapay zeka kabiliyetlerinin yerli kaynaklarla geliştirilmesine katkı veren BİLGE, ulusal verilerin ülke içinde işlenmesini ve depolanmasını sağlayarak dışa bağımlılığı azaltıyor.

    YENİ MODELLER YOLDA

    BİLGE, sektör öncüsü büyük dil modellerini de geride bırakıyor.

    LLM teknolojilerini sıfırdan eğitebilecek ve optimize edebilecek teknik yetkinliğin ülke içinde geliştirilmesini amaçlayan BİLGE, genel çeviri kategorisinde öncü modeller arasında birinci sırada yer alırken kültürel çeviri kategorisinde diğer büyük dil modellerine kıyasla yüzde 41’e kadar daha yüksek performans gösteriyor.

    TÜBİTAK BİLGEM mühendisleri tarafından uçtan uca geliştirilen BİLGE’nin, tüm bileşenleri yerli olarak üretildi. Kültürel çeviri skoru 50 üzerinden 44,44 olarak belirlenen BİLGE, 1 trilyon kelimelik ham veri kullanıyor.

    BİLGE ailesi, 1 milyardan 122 milyara uzanan parametre skalasıyla hafif uç cihaz kullanımından yüksek kapasiteli Türkçe düşünme ihtiyaçlarına kadar geniş bir model yelpazesi sunuyor. 1,9 ve 27 milyar parametreli modelleri bulunan BİLGE’nin, 122 milyar parametre modeli ise karmaşık akıl yürütme, çok adımlı problem çözme ve uzmanlık gerektiren görevlerde yüksek performans sunmak üzere geliştiriliyor.

    GENEL KULLANIMA AÇILACAK

    BİLGE henüz genel kullanıma açılmadı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna açıklanan Türkiye’nin Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı’nın tanıtım töreninde duyurulan BİLGE’ye ilişkin son hazırlıklar yapılıyor.

    Erdoğan, “Geliştirme çalışmaları devam eden TÜBİTAK’ın yerli dil modeli BİLGE, bu yönde katettiğimiz mesafenin önemli bir göstergesidir.” ifadesini kullanmıştı.

    Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da BİLGE ile sohbet ederek ilk tespitlerini kamuoyuyla paylaşmıştı. Kacır, “BİLGE, bundan böyle Sayın Cumhurbaşkanımızın kişisel yapay zeka asistanı olarak devletimize hizmet edecek. İnşallah BİLGE’nin ve diğer yerli yapay zeka çözümlerinin sektörel olarak yaygınlaşmasına dönük de hızlandırıcı programları önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz.” değerlendirmesinde bulunmuştu.

    BİLGE’nin son rötuşların ardından genel kullanıma açılması bekleniyor.

    BİLGE’ye ilişkin erişim süreçleri, kullanım koşulları ve diğer gelişmeler hakkında yapılacak duyurular yalnızca Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile TÜBİTAK’ın resmi iletişim kanalları üzerinden paylaşılacak.

  • Eğitim Teknolojileri Zirvesi’nde Yapay Zeka Tartışıldı

    Eğitim Teknolojileri Zirvesi’nde Yapay Zeka Tartışıldı

    Milli Eğitim Bakanlığı himayelerinde bu yıl 7’ncisi gerçekleştirilen Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi ve Fuarı (TETZ 2026), ikinci gününde dünya liderlerini panelde buluşturdu.

    TETZ’den yapılan açıklamaya göre, yapay zekanın eğitimi nasıl dönüştürdüğü ve bu dönüşümün insanlığın ortak geleceğine sunabileceği fırsatların küresel ölçekte ele alındığı zirvede, “Dijital Çağda Barış, Güven ve İş Birliği: Devletler Perspektifi” başlıklı panel gerçekleştirildi.

    Panelde, ilk Avrupa Konseyi Başkanı ve eski Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy, eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ve eski Slovenya Cumhurbaşkanı Borut Pahor, konuşmacı olarak yer aldı.

    Herman Van Rompuy, Avrupa Birliği’nin teknoloji politikaları, yapay zeka düzenlemeleri ve küresel rekabetteki konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Avrupa’nın zorlu bir ikilemle karşı karşıya olduğunu belirten Van Rompuy, inovasyon ile regülasyon arasında doğru ve sürdürülebilir denge kurulması gerektiğini vurguladı.

    Van Rompuy, Avrupa’nın teknoloji üretimi ve inovasyon alanında Çin ile ABD’nin gerisinde kaldığını söyledi.

    AB vatandaşlarının veri güvenliği ve mahremiyetinin korunmasının da büyük önem taşıdığını belirten Van Rompuy, aksi halde insanlığın geleceğinin, dünyadaki birkaç büyük şirketin ve oligarkın kontrolüne bırakılması riskinin ortaya çıkacağına dikkati çekti.

    Van Rompuy, yapay zeka yarışında geri kalındığı algısına kapılmamak gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

    “Yapay zekayı üretmekte bir gecikme yaşansa bile kullanımında bir gecikme olmadı. Tarihte elektrik de buharlı motor da Avrupa dışında keşfedildi ama Avrupa bunları hızla alıp kullandı. Dolayısıyla yapay zekayı üretmiyor oluşumuz, onu kullanamayacağımız anlamına gelmez. Hızlıca harekete geçmeli ve ‘Bu yarışı kaybettik.’ dememeliyiz. Bu daha devrimin başlangıcıdır. Elbette çok sıkı çalışmalı ve eğitime yatırım yapmalıyız. Bugün vatandaşlarımızın yarısı yeterli dijital becerilere sahip değil, buna karşın şirketlerimizin dörtte üçü çalışanlarının yapay zeka bilgisine sahip olmasını bekliyor.”

    Van Rompuy, yapay zekanın eğitimdeki sınırlarına ilişkin ise “Yapay zeka doğrudan eğitimin kalitesini yükseltmez. Onu sorgulamalı, kendimizle birlikte geliştirmeli ve eleştirel becerilere sahip olmalıyız. Yapay zeka sınıftaki insan etkileşiminin ve doğrudan temasın yerine geçmemelidir. Eğer etkileşimi çıkarırsanız eğitim sadece bir ürün haline gelir. Bizim yapay zekayı insanlaştırmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

    “Yeni dönemde çok daha hızlı hareket etmek zorundayız”

    Sauli Niinistö ise Finlandiya’nın eğitim sistemindeki tarihsel başarısına ve yapay zeka çağındaki yeni gereksinimlere değindi.

    Başarının temelinde herkese eşit fırsatlar sunulması felsefesinin yattığını ifade eden Niinistö, teknolojik gelişmeler karşısında eğitim sistemlerinin güncel kalmasının zorluklarına dikkati çekti.

    Niinistö, yapay zeka çağına ilişkin şu tespitlerde bulundu:

    “Teknoloji o kadar hızlı ilerliyor ki eğitim sistemlerinin sürekli aynı çizgide kalması zorlaşıyor. Hızlı hareket edemediğinizde, başlangıç noktası olarak biraz gecikmiş oluyorsunuz. Finlandiya geçmişte mobil telefonlar ve diğer araçlar sayesinde yeni teknolojileri insana yakınlaştırmayı başardı ancak bu yeni dönemde çok daha hızlı hareket etmek zorundayız.”

    Öğrencilerin dijital çağda edinmesi gereken en kritik becerinin “mantık okuryazarlığı ve eleştirel düşünme” olduğunu belirten Niinistö, gençlerin sosyal medyada fotoğraflar üzerinden iletişim kurduğunu ancak tam anlamıyla okuryazar olmaları ve gördükleri her şeye karşı eleştirel bir yaklaşım sergilemeleri gerektiğine dikkati çekti.

    Yapay zekanın akıllıca kullanılması durumunda insanları birleştiren, işbirliğini artıran ve empatiyi güçlendiren bir araç olabileceğini ifade eden Niinistö, “Ama bir yandan şunu da görüp farkına varmamız gerekiyor. Yapay zekanın beraberinde getirdiği gelişmişlik her zaman olumlu olmuyor, yanlış da kullanılabiliyor. Bu yüzden mantıklı düşünme önemli diyorum. Bir yandan bir tehdit de var, ortak bir işbirliği yapmamız ve el ele verip birlikte çalışmamız gerekiyor ki teknolojilerin kötü kullanılması zor olsun, imkansız olsun.” yorumunu yaptı.

    “Eğitim, sadece çocukların zihnine veri ve bilgi yüklemekten ibaret değildir”

    Borut Pahor da eğitimde fırsat eşitliği, güçlü devlet eğitimi ve teknolojinin toplumsal yansımalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Slovenya’nın gelişimini güçlü kamu sektörüne ve açık toplum geleneğine bağlayan Pahor, toplumdaki fikir ayrılıklarının ve bölünmelerin en büyük nedenlerinden birinin, dijital dünya ve sosyal medya platformları olduğunu dile getirdi.

    Pahor, bazı ülkelerin çocukları korumak adına sosyal medyaya yaş ve saat kısıtlaması getirme girişimlerine ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:

    “Yapay zeka sistemlerini çocuklara tamamen kapatmak yerine onlara açmalıyız. Elbette regülasyonlar ve yasal düzenlemeler olmalı ancak çocukların dünyası çok fazla da kısıtlanmamalıdır. Bizim toplumumuzda rekabet kadar eşitlik, dayanışma ve ahlaki yaklaşım gibi değerler de büyük takdir görüyor. Bu noktada güçlü bir devlet eğitimi ve kaynakların doğru aktarılması şarttır.”

    Eğitimde yapay zeka kullanımı sürecinde öğretmenlerin rolünün azalmayacağını, aksine çok daha fazla önem kazanacağını vurgulayan Pahor, “Yapay zekanın insana dair duygu ve hisleri yoktur. Oysa eğitim, sadece çocukların zihnine veri ve bilgi yüklemekten ibaret değildir, onlara duygu vermek, hissettirmek gerekir. Yapay zekanın asla yapamadığı ve yapamayacağı şey tam olarak budur. ChatGPT ve benzeri teknolojiler hepimiz için son derece faydalı, bu devrimi kabul etmeli ve izlemeliyiz ancak onu sürekli kontrol etmeli ve sorgulamalıyız. Tüm bu dijital sistemlerin regülasyonunu değiştirmek ve yönetmek biz siyasetçiler için de en büyük zorluklardan biri.” yorumunu yaptı.

    Deneyim alanları ziyaretçilere etkileşimli bir ortam sağlıyor

    Bu arada zirveyle eş zamanlı düzenlenen fuarda teknolojiyle ilişkili çok sayıda şirket stant açarken, girişimcilik oturumları ve deneyim alanlarıyla katılımcılara etkileşimli bir ortam sağlanıyor.

    Ziyaretçilere çok sayıda oturum, workshop ve sürpriz etkinliklerle farklı deneyim sunan TETZ 2026 kapsamında, “Açık Sahne, Çocuk Dijital Deneyim Alanı, İnteraktif Öğrenme Sınıfı ve Kuluçka Merkezi” gibi özel alanlar, zirve boyunca teknoloji ve eğitim meraklılarının ziyaretine açık olacak.

  • Sadece hedefi belirleyerek çalışan otonom yapay zeka ajanları iş başında

    Sadece hedefi belirleyerek çalışan otonom yapay zeka ajanları iş başında

    Yapay zeka teknolojilerinde metin, görsel veya kod üreten üretken sistemler (Generative AI) dönemi yerini, kendi stratejisini belirleyen otonom yapılara bırakıyor. İlk nesil yapay zeka araçları kullanıcıdan gelen ardışık komutlara (prompt) ihtiyaç duyarken, yeni nesil mimariler sadece nihai hedefin tanımlanmasıyla çalışabiliyor. Teknoloji literatüründe “Agentic AI” (Ajan Yapay Zeka) olarak adlandırılan bu sistemler; karmaşık bir görevi alt adımlara bölme, veri analizi yapma, harici yazılımları çalıştırma ve süreci insan müdahalesi olmadan uçtan uca tamamlama yeteneği barındırıyor.

    Bu teknolojik kırılmanın iş dünyası, liderlik yaklaşımları ve organizasyon şemaları üzerindeki etkileri, İstanbul’da düzenlenen FlowX Summit 2026 zirvesinde masaya yatırıldı. Global IT International ve Weoll ev sahipliğinde, Four Seasons Hotel Bosphorus’ta gerçekleştirilen zirvede, otonom ajanların kuralları değiştiren yeni iş modelleri değerlendirildi.

    Hedefi anlayan, planlayan ve görev dağıtımı yapan yazılımlar

    Zirvenin açılış oturumunda konuşan Global IT International Genel Müdür Yardımcısı Burak Akusta, üretken yapay zekadan Agentic AI’a geçişin kurumsal yapılarda köklü bir zihniyet değişimi gerektirdiğini vurguladı. Yapay zekaya tek tek talimat verme döneminin kapandığını belirten Akusta, ajan sistemlerin temel çalışma prensibini şu teknik parametrelerle öne çıkardı:

    • Uçtan uca yönetim: Ajan yazılımlar, kendilerine verilen ana hedefi analiz ettikten sonra gerekli iş planını bağımsız olarak hazırlıyor, kaynakları organize ediyor ve operasyonu tamamlıyor.

    • Hibrit organizasyon şeması: Geleceğin iş gücü modellerinde şirketler, yalnızca insan çalışanlardan değil, insanlar ile yapay zeka ajanlarının bir arada görev aldığı karma takımlardan oluşuyor.

    • Yönetici yetkinliklerinde değişim: Klasik yönetim anlayışındaki “ekipteki kişi sayısı” kriteri geçerliliğini yitirirken, yeni dönemde liderlerin başarısı, insan ve yapay zeka ekiplerini birlikte ne kadar etkin yönetebildikleriyle ölçülüyor.

    Yapay zeka entegrasyonunda ‘verimlilik tuzağı’ riski

    Şirketlerin en sık yaptığı stratejik hatanın yapay zekayı yalnızca mevcut, eski usul süreçleri hızlandırmak için kullanmak olduğunu ifade eden Akusta, “verimlilik tuzağı” uyarısında bulundu. Sadece hıza odaklanmanın uzun vadeli bir rekabet avantajı getirmeyeceğini belirten uzmanlar, kurumların “neyi otomatikleştirebiliriz?” sorusundan ziyade, “işimizi yapay zeka etrafında sıfırdan tasarlasaydık nasıl bir model ortaya çıkardı?” yaklaşımına odaklanması gerektiğini paylaştı. Zirvede ayrıca, Google Workspace ve Gemini’ın sunduğu bulut tabanlı yapay zeka yeteneklerinin, Weoll’un süreç orkestrasyonu (iş akışı yönetimi) altyapısıyla birleştiğinde işletmelere uçtan uca operasyonel esneklik sağladığı aktarıldı.

    Fütürist Ufuk Tarhan, TRAI Kurucusu Halil Aksu, Dr. Sertaç Doğanay ve Global IT International CEO’su Nuri Selçuk gibi isimlerin stratejik öngörülerini paylaştığı etkinlik, dijital dönüşüm liderlerinin geleceğin iş gücü modelleri üzerine gerçekleştirdiği networking oturumlarıyla tamamlandı. Teknolojik dönüşümün kazananlarının, en çok yapay zeka ajanı kuran şirketler değil, bu ajan sistemlerini kurumsal kültür ve sağlam bir veri altyapısıyla en iyi yöneten organizasyonlar olacağı tescillendi.

  • Amerikan yapay zekasını Amerika’yı vurmak için kullandılar

    Amerikan yapay zekasını Amerika’yı vurmak için kullandılar

    Siber casusluk ve algı operasyonları, yapay zeka sistemlerinin gelişmesiyle birlikte akılalmaz bir boyuta ulaştı. Teknoloji dünyasının merkezindeki OpenAI, Amerikan veri merkezlerini ve dijital altyapısını yıpratmayı amaçlayan Çin merkezli büyük bir siber algı operasyonunu ortaya çıkardı.

    Güvenlik ekiplerinin yayımladığı son rapora göre, manipülasyon amacıyla açılan çok sayıda ChatGPT hesabı kalıcı olarak sistemden uzaklaştırıldı. Bu gizli operasyonu çarpıcı kılan unsur ise saldırganların Amerikan halkını kışkırtmak için yine Amerika’nın ürettiği yapay zeka modellerini arkalarına almasıydı.

    Pekin yönetiminin desteğiyle sisteme sızan siber aktörler, iki farklı strateji üzerinden hareket etti. OpenAI uzmanlarının “Veri Merkezi Kervanı” (Data Center Bandwagon) adıyla tanımladığı ilk grup, doğrudan Amerikan toplumunun geçim dertlerini ve ekonomik hassasiyetlerini kaşımayı denedi. Bu sahte hesaplar vasıtasıyla, ülkedeki yeni veri merkezlerinin aşırı elektrik tükettiği ve bu durumun sıradan vatandaşların elektrik faturalarını fahiş seviyelere çıkaracağı tezi işlendi. Binlerce üretilmiş içerik sosyal medyaya pompalanırken, Çin hükümetine muhalif duruşuyla bilinen “Öğretmen Li” (Li Ying) gibi popüler figürler de organize karalama kampanyalarının hedefi haline geldi.

    Diğer siber ağ ise gözünü tamamen küresel teknoloji rekabetine ve gümrük vergisi gerilimlerine çevirdi. X platformunda konuşlanan bu hayalet hesaplar, Washington yönetiminin dünya üzerinde dijital bir diktatörlük kurma niyetinde olduğunu iddia eden İngilizce ve Çince metinler yayımladı. Mesajların kitlesel olarak yayılması için manipülatif görseller ve karikatürler de devreye sokuldu.

    Kamuoyunun hassas noktası ve etki analizi

    Yapay zeka altyapıları, yüksek enerji ihtiyaçları sebebiyle ABD kamuoyunda zaten bir süredir tartışma konusu. Güncel araştırmalar, Amerikalıların yaşam alanlarının yakınına veri merkezi kurulmasındansa nükleer santral kurulmasını daha kabul edilebilir bulduğunu net şekilde gösteriyor. Çinli siber korsanlar tam olarak bu toplumsal endişeden beslendi. Yerel basındaki gerçek haberleri ChatGPT yardımıyla manipüle eden saldırganlar, gerçek bağlantılar kullanarak içeriklerine inandırıcılık katmaya çalıştı. Şirketlerin resmi tanıtım görsellerini montajlayarak, “Halkın bütçesiyle yapay zeka fonlanıyor” algısını yaymayı amaçladılar.

    Neyse ki OpenAI uzmanlarının erken müdahalesi, bu büyük dijital taarruzun sosyal medyada karşılık bulmasını engellemiş durumda. Kampanya adeta sessiz sedasız söndü. Küresel dezenformasyon ölçümlerine göre bu saldırı, en alt kademe olan “Birinci Kategori” seviyesinde kaldı. Paylaşımlar hiçbir platformda organik bir etkileşim dalgası yaratamadı ve siber aktörler boşa kürek çekmiş oldu.

    Operasyonun başarısız kalması, siber tehdidin stratejik önemini kesinlikle azaltmıyor. İncelemeler neticesinde, “Veri Merkezi Kervanı” projesindeki bazı hesapların doğrudan Çin hükümetine çalışan bir taşeron firmaya ait olduğu belirlendi. Bu gelişme, Çin kaynaklı siber yapıların doğrudan yapay zeka altyapı tesislerini hedef aldığı ilk eylem olarak kayıtlara geçti.

    Aslında bu durum, platformun suistimal edildiği ilk olay değil. Hatırlanacağı üzere 2026 yılının başlarında da Çin kolluk kuvvetleriyle bağı olan bir hesap, Japonya Başbakanı’nı hedef alan gizli bir algı operasyonu yürütürken ChatGPT güvenlik bariyerlerine takılmıştı. Yaşanan son kriz toplumsal bir kaosa yol açmasa da yapay zekanın küresel güç savaşlarında ne denli tehlikeli bir çift taraflı silaha dönüşebileceğini bir kez daha kanıtladı.

  • “Yeni eylem planı istihdam ve eğitimde dönüşüm getirecek”

    “Yeni eylem planı istihdam ve eğitimde dönüşüm getirecek”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla düzenlenen Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nde Türkiye Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı açıklandı. Bahçeşehir Üniversitesi BAU Hub Müdürü Seda Satır ve Bahçeşehir Koleji BK Mobil A.Ş. Genel Müdürü İsrafil Dilmeç yapay zeka ve açıklanan eylem planıyla ilgili değerlendirmelerde bulundular.

    Recep Tayyip Erdoğan’ın, ‘Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nde 2026-2030 dönemini kapsayan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı’nı kamuoyu ile paylaşmasının ardından değerlendirmelerde bulunan Bahçeşehir Üniversitesi BAUHub Müdürü Seda Satır, “Türkiye artık teknolojiyi tüketen bir ülke olmaktan çıkıyor, teknolojiyi üreten, teknolojiyi tasarlayan ve küresel rekabette öncü ülkeler arasında yer alıyor” dedi.

    Bahçeşehir Koleji Mobil A.Ş. Genel Müdürü İsrafil Dilmeç de, “Bilge dil modelleriyle artık yurt dışına bağımlılığımızın tamamen kesildiği bir gündeyiz” diye konuştu.

    Türkiye Yapay Zeka Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Rixos Tersane İstanbul’da gerçekleştirildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde düzenlenen zirvede, ülkemizin 2026-2030 arasındaki dönemi kapsayan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı’nı kamuoyu ile paylaşıldı. Etkinliğe akademi, özel sektör ve eğitim dünyasından çok sayıda isim katıldı.

    “Yapay zeka artık hayatın merkezinde”

    Zirvede açıkalanan eylem planıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Bahçeşehir Üniversitesi BUG Lab Müdürü Seda Satır, yapay zekanın artık bir teknoloji trendi olmaktan çıktığını ve doğrudan hayatın içine entegre olduğunu vurguladı. Satır, yapay zekanın çok geniş bir alanda etkili olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

    “Bugün yapay zekadan bahsediyoruz ve geldiğimiz noktada artık şunu görüyoruz: Yapay zeka bir teknoloji trendi olmaktan çıkmış, hayatın içine doğrudan entegre olmuştur. Yapay zeka artık sorgulayan, üreten ve tasarlayan bir yapıya dönüşmüştür.”

    Tarım, savunma sanayi, eğitim ve endüstriler gibi alanlara da değinen Satır, Türkiye’nin teknoloji vizyonuna ilişkin ise “Türkiye artık teknolojiyi yalnızca tüketen değil; teknolojiyi üreten, tasarlayan ve küresel rekabetin içinde güçlü şekilde konumlanan bir ülke olma yolunda önemli bir başlangıç noktasındadır” değerlendirmesinde bulundu.

    “Yapay zeka eylem planı yeni istihdamın kapısını aralayacak”

    Bahçeşehir Koleji BK Mobil A.Ş. Genel Müdürü İsrafil Dilmeç ise açıklanan Yapay Zeka Eylem Planı’nın eğitim ve sanayi açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Dilmeç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapay zeka vizyonuna verdiği desteğin önemine dikkat çekerek şunları kaydetti:

    “Bugün 13 Haziran 2026 tarihinde Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı açıklandı ve bizler için oldukça heyecan verici bir gelişme oldu. Cumhurbaşkanımızın en üst düzeyde yapay zeka alanına sahip çıkması hepimizi ayrıca heyecanlandırdı.”

    Açıklanan dört temel başlığa da değinen Dilmeç, “Fark et, İstifade et, Üret ve Yönet” yaklaşımının yeni istihdam alanları oluşturacağına işaret etti.

    “Eğitimde yapay zeka ile dönüşüm hızlanacak”

    Dilmeç, Bahçeşehir Koleji’nin2019’dan bu yana eğitim teknolojilerinde yapay zekayı aktif kullandığını belirtti.

    Bu kapsamda yürütülen çalışmalara değinen Dilmeç şu bilgileri paylaştı:

    “Bahçeşehir Koleji’nde öğrencilerimize yapay zeka asistanları aracılığıyla Metodbox platformu üzerinden sürekli ders desteği sağlıyoruz. Öğretmenlerimize ise ders planlama, konu anlatımı ve içerik geliştirme süreçlerinde yapay zeka araçlarıyla destek sunuyoruz.”

    Yeni eylem planının bu çalışmaları daha da ileriye taşıyacağını ifade eden Dilmeç, yapay zekanın eğitimde fırsat eşitliği ve istihdam açısından önemli bir rol oynayacağını vurguladı.

    “150 bin yeni istihdam hedefi önemli bir fırsat”

    Dilmeç, açıklanan hedeflerin Türkiye için stratejik bir dönüşüm sunduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bu gelişmeler sayesinde öğrencilerin potansiyelini daha etkin şekilde ortaya çıkaracak, 150 binlik yeni istihdam hedefi doğrultusunda yapay zeka ile erken dönemde tanışmış bireyler yetiştirme imkanı bulacağız.” – İSTANBUL