Tag: Yapay Zekâ

  • İletişim Başkanı Duran: Güvenli, yerli ve kamuya açık bir yapay zekâ ekosistemi inşa ettik

    İletişim Başkanı Duran: Güvenli, yerli ve kamuya açık bir yapay zekâ ekosistemi inşa ettik

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı’nda veri güvenliğini, teknolojik bağımsızlığı ve kurumsal verimliliği merkeze alan, güvenli, yerli ve kamuya açık bir yapay zekâ ekosistemi inşa ettiklerini açıkladı.

    Duran, “Bu dönüşümle, kamu sektöründe yapay zekâ kullanımına yönelik öncü ve örnek bir model ortaya koyduk.” dedi.

    Burhanettin Duran sosyal medya hesabından hayata geçirilen projeyle ilgili şu maddeleri paylaştı;

    -Kendi GPU sunucularımız ve altyapımızla bağımsız bir yapay zekâ mimarisi kurduk; verilerimiz kurum içinde ve güvende kaldı.

    -İnternete kapalı yerli LLM ve VLM modellerini kuruma özel ince ayarlarla devreye aldık; hassas veriler güvenle işlendi.

    -Personelimiz için kapalı devre yapay zekâ platformu “CibGPT”yi geliştirdik.

    – Yazılım süreçlerimizi hızlandıran kodlama ajanı “İlgen”i hayata geçirdik.

    – Eski sistemlerle doğal dilde konuşmayı sağlayan “ULAK” ile teknik olmayan kullanıcının konuşabildiği modern veritabanları inşaa ettik.

    – VLM tabanlı video üretim sistemleriyle çok dilli, ölçeklenebilir içerik üretimine geçtik.

    – Uluslararası medya takibini yapay zekâ ile güçlendirdik; risk, kriz ve gündem analizinde hız ve isabet kazandık.

    – CİMER süreçlerinde yapay zekâyı başvuruları sınıflandırmak ve verileri anlamlı içgörülere dönüştürmek için kullandık.

    – Hugging Face’te kurumsal hesabımızı açıp veri setlerimizi paylaşarak açık ekosisteme katkı sunduk.

    – Tüm yayınlarımızı blokzincir üzerinde güvence altına alarak şeffaf ve değiştirilemez bir arşiv oluşturduk.

    – Kamu kurumlarına entegrasyon rehberleri göndererek bu dönüşümü devlet geneline taşıdık.

  • Öğrencilerin yüzde 98’i yapay zeka kullanıyor, peki ama ne için?

    Öğrencilerin yüzde 98’i yapay zeka kullanıyor, peki ama ne için?

    Yapay zeka, üniversite koridorlarında uzun süredir şüpheyle karşılanıyor. Eğitimciler kopyacılıktan söz ediyor, kurumlar yasaklar getiriyor. Lenovo’nun Avrupa genelinde 18-25 yaş grubunu kapsayan yeni araştırması ise bu tablonun ne kadar eksik olduğunu gözler önüne sermiş durumda: Öğrencilerin yüzde 98’i yapay zekadan bir şekilde yararlanıyor; üstelik çoğu bunu ödev yaptırmak için değil, aklını daha verimli kullanmak için yapıyor.

    Veriler incelendiğinde öne çıkan kullanım alanları not alma, uzun metinleri özetleme ve beyin fırtınası; her biri yüzde 72-73 bandında. Yani yapay zeka, öğrencilerin önündeki idari ve organizasyonel yükü üstleniyor. Evrak işlerinden kurtulan gençler, o zamanı daha özgün akademik üretim için kullanıyor.

    Bu dönüşümün en belirgin yaşandığı ülke Birleşik Krallık. İngiliz öğrencilerin yüzde 79’u yapay zeka destekli not alma ve el yazısını metne çeviren uygulamaları her hafta kullanırken, yüzde 78’i özet ve fikir üretme araçlarına başvuruyor. Yükseköğretim Politika Enstitüsü HEPI’nin verileri de aynı yönde; 2024’te yüzde 66 olan kullanım oranı, 2026’da yüzde 95’e fırlamış durumda. Öğrenciler bu araçları ağırlıklı olarak karmaşık kavramları anlamak (yüzde 61), akademik kaynakları özetlemek (yüzde 49) ve hızlı bilgi aramak (yüzde 36) için tercih ediyor.

    Böyle bir tablo karşısında, yani yapay zekanın tamamen olumlu amaçlar için kullanılmasının ortaya çıkmasının ardından, üniversiteler de yavaş yavaş tutumlarını yumuşatmaya başladı. Yapay zeka kullanımını kurumunun teşvik ettiğini düşünen öğrencilerin oranı geçen yılki yüzde 28’den bu yıl yüzde 36’ya çıktı.

    Bu değişim tabii ki cihaz pazarına da yansıyor. Öğrencilerin yüzde 94’ü tabletin öğrencilik hayatında vazgeçilmez olduğunu söylüyor; yapay zeka destekli bilgisayarların fiyatlarının yükselmesiyle birlikte bütçe dostu tablet satışları hız kazandı. Lenovo bu dönemde yüzde 20’lik sevkiyat artışıyla öne çıksa da küresel tablet pazarı yılın ilk çeyreğinde yalnızca yüzde 0.1 büyüyebildi. Analistler tüketicilerin bundan böyle ya daha ucuz modellere yöneleceğini ya da satın almayı tamamen erteleyeceğini öngörüyor.

  • Yapay zeka kendi hatasını kendi düzeltecek: JetBrains’ten yeni hamle

    Yapay zeka kendi hatasını kendi düzeltecek: JetBrains’ten yeni hamle

    JetBrains, popüler geliştirme araçları Rider ve IntelliJ IDEA için yeni test sürümlerini (EAP) paylaştı. Bu güncellemeler hem yapay zeka araçlarını kullananların hem de geleneksel yöntemlerle kod yazanların işini ciddi oranda kolaylaştırıyor.

    Yapay zeka hatalarını kendi kendine düzeltecek

    Yazılımcılar artık kod yazarken Claude Code veya Codex gibi yapay zeka asistanlarından sıkça yardım alıyor. Rider’ın yeni sürümü, bu asistanların yazdığı kodları arka planda otomatik olarak test eden yeni bir kontrol mekanizması sunuyor.

    Sistem şöyle çalışıyor: Yapay zeka bir kod bloğunu değiştirdiğinde, Rider hemen devreye giriyor ve kodda dizilim hatası ya da eksiklik olup olmadığına bakıyor. Bulduğu hataları doğrudan yapay zekaya geri bildiriyor. Böylece yapay zeka asistanı, işi bitti demeden önce kendi hatalarını kendisi düzeltiyor. Eğer kodda büyük bir derleme hatası varsa, Rider sistemin işlemi “tamamlandı” olarak işaretlemesine zaten izin vermiyor.

    IntelliJ IDEA geleneksel kod yazanları da unutmadı

    JetBrains sadece yapay zekaya odaklanmıyor; IntelliJ IDEA tarafında doğrudan elle kod yazanları rahatlatacak adımlar da atıyor. Örneğin Maven ve Gradle gibi araçlarda bağımlılıkları tamamlama özelliği artık tamamen yerel önbellekten besleniyor, bu da süreci hızlandırıyor.

    Bunun yanında yeni Hibernate hata ayıklayıcısı sayesinde, arka planda hangi SQL sorgularının çalışacağını önceden görebiliyorsun. Hatta bu sorguyu tetikleyen Java koduna tek tıkla zıplayabiliyorsun. Spring Debugger güncellemesi ise hangi kod yollarının güvenli olduğunu çalışma esnasında görsel olarak gösteriyor.

  • Sektörün en büyük oyun tasarımı ödülü ilk kez duvarları yıktı

    Sektörün en büyük oyun tasarımı ödülü ilk kez duvarları yıktı

    Uluslararası oyun endüstrisinde tasarım ve oynanış mekanikleri söz konusu olduğunda, Asya pazarının kendi içindeki dengeleri ve rekabeti her dönem yakından takip ediliyor. Özellikle sektörel ödüllerin ve geliştirici konferanslarının seçici kurulları, oyun mekaniklerindeki kreatif yaklaşımları değerlendirirken yerel sınırların dışına çıkma konusunda oldukça mesafeli bir tavır sergiliyordu. Bilgisayar eğlence dünyasının en köklü etkinliklerinden biri kabul edilen organizasyondan gelen son sonuçlar, bu alandaki geleneksel yapının kırıldığını gösteriyor. Yapay zeka teknolojisini doğrudan oyunun merkezine yerleştiren yeni nesil bir korku yapımı, Japonya’daki uzmanların oylarıyla kendi kategorisinde zirveye yerleşerek tarihe geçmeyi başardı.

    Yapay zeka kontrolündeki dijital karakter uzmanları yanılttı

    Computer Entertainment Supplier’s Association (CESA) tarafından düzenlenen ve Japonya’nın en büyük oyun geliştirici konferansı olan CEDEC (Computer Entertainment Developers Conference) bünyesindeki 2026 CEDEC Ödülleri sahiplerini buldu. Mühendislik, ses, görsel sanatlar ve oyun tasarımı olmak üzere dört ana başlık altında bilgisayar oyun teknolojilerini ödüllendiren organizasyonda, KRAFTON çatısı altında faaliyet gösteren ReLU Games stüdyosunun imzasını taşıyan MIMESIS, Oyun Tasarımı dalında Mükemmellik Ödülü’nü kazandı. Bu başarıyla birlikte büyük ödül (Grand Prize) için de finalistler arasına adını yazdıran MIMESIS, kendi ülkesinde üretilen orijinal bir fikri mülkle (IP) bu kategoride ödül almayı başaran ilk Kore oyunu olma unvanını elde etti.

    Dört oyunculu ve iş birliğine dayalı bir korku deneyimi sunan bilgisayar oyununun temel mekaniği, yapay zeka tarafından yönetilen “Mimesis” adlı bir yapay karakterin üzerine kuruluyor. Bu karakter, gerçek zamanlı olarak gerçek oyuncuların seslerini ve hareketlerini taklit ederek ekibin arasına sızıyor. Takım arkadaşlarının arasına karışan bu yapay zeka tehdidinin gerçek kimliğinin ortaya çıktığı anlar, oyunun temel eğlence unsurunu oluşturuyor.

    Sadece 50 gün içinde bir milyon kopya satıldı

    Proje, ilk olarak 2024 yılının ekim ayında sadece dört oyun geliştiricisinin bir araya gelerek hazırladığı ufak bir prototip çalışması olarak hayat buldu. Kısa bir geliştirme aşamasının ardından bir yıl içinde Erken Erişim sürümüyle dijital mağazalardaki yerini aldı. Piyasaya sürülmesinin ardından geçen 50 günlük kısa süre içinde dünya genelinde bir milyon kopya satış sınırını aşan yapım, yayıncı firmanın inZOI adlı yaşam simülasyonunun ardından 2025’te Steam üzerinde bir milyon satışa ulaşan ikinci oyunu olarak kayıtlara geçti.

    Kazanılan ödüle dair değerlendirmelerde bulunan ReLU Games CEO’su Min-jung Kim, söz konusu başarının sadece oyuncuların beğenisiyle sınırlı kalmadığını vurguladı. Kim, Japonya’daki sektör uzmanlarının ve oyun geliştiricilerinin de bu yenilikçi tasarım mekaniklerini takdir etmesinin kendileri için çok anlamlı bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti. Geliştirici ekip, önümüzdeki süreçte de yapay zekayı bir yardımcı unsur olarak görmek yerine doğrudan temel oynanış mekaniği olarak sistemlerine entegre etmeye devam edeceklerini paylaştı.

  • Yapay zeka “süper aşı” tasarlıyor

    Yapay zeka “süper aşı” tasarlıyor

    Yapay zeka aşıları kökten değiştirmeye hazırlanıyor.

    İngiltere’nin Cambridge Üniversitesi araştırmacıları, yapay zeka kullanarak yeni nesil aşı geliştirdiklerini açıkladı.

    Virüslerin sadece mevcut varyantlarına değil gelecekteki mutasyonlarına karşı da koruma vaad eden “süper aşı”, pandemileri de engelleyebilecek.

    Aşılar halihazırda virüslerin genetik yapısı incelenerek tasarlanıyor. Virüslerin mutasyona uğraması ya da yeni varyantların ortaya çıkması, aşıların etkinliğini azaltıyor ya da neredeyse sıfıra indiriyor.

    YAPAY ZEKA İLE AŞI ÜRETMEK

    Bu sebeple grip gibi hastalıklara karşı her yıl yeni aşı olmak gerekiyor. Tıpkı Covid sürecinde olduğu gibi, yeni varyantlar için de aşıların sürekli güncellenmesi şart.

    Cambridge uzmanları ise yapay zeka sayesinde “süper aşı” üretebileceklerini söylüyor.

    Yeni aşı için virüsün genetik kodunu inceleyen yapay zeka bir “evrensel antijen” tasarlıyor. Aşıyla harekete geçirilen bağışıklık sistemi, sadece tek bir virüse değil,, o virüs ailesinin tamamına bağışıklık kazanabiliyor.

    Araştırmanın sonuçları saygın tıp dergisi Journal Of Infection’da yayımlandı.

    ÖNCELİKLİ HEDEF KUŞ GRİBİ

    Laboratuvarda hayvanlar üzerinde çalışan bilim insanları öncelikli olarak kuş gribi virüsüne odaklanıyor. Hedeflerindeyse grip ve ebola virüsleri de var.

    Ancak İnsan bağışıklık sisteminin daha karmaşık olduğunu hatırlatan uzmanlar, süper aşılar için henüz yolun başında olduklarını vurguluyor. Buna karşın yapay zekanın aşı geliştirme sürecini de hızlandırması bekleniyor.

  • Yapay Zeka Atılımı Çağrısı

    Yapay Zeka Atılımı Çağrısı

    TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, yapay zekanın milli menfaatlerle uyumlu şekilde geliştirilmesi ve toplumsal faydanın korunması gerektiğini ifade etti.

    Dönmez, Yapay Zeka Politikaları Derneği (AIPA) tarafından Ankara’da bir otelde düzenlenen ve Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu “AI Tomorrow Summit 2026” etkinliğinde yaptığı konuşmada, yapay zekanın ileri düzey muhakeme, çok modlu veri işleme ve otonom görev yönetimi gibi yeteneklere ulaştığını söyledi.

    Yapay zekanın milli menfaatlerle uyumlu şekilde geliştirilmesi ve toplumsal faydanın korunması gerektiğini vurgulayan Dönmez, “Bir tarafta ekonomik büyüme, verimlilik artışı ve bilimsel ilerleme fırsatı bulunurken, diğer tarafta veri güvenliği, algoritmik önyargılar, dezenformasyon, iş gücü dönüşümü ve etik sınırlar gibi kritik meseleler var.” değerlendirmesinde bulundu.

    Komisyon olarak yapay zeka alanında yürüttükleri çalışmalara değinen Dönmez, “Türkiye olarak bu sorular karşısında gelişmeleri yalnızca izleyen bir ülke olmayı kabul edemeyiz. Hedefimiz, teknolojiyi tüketen değil, üreten; takip eden değil, yön veren ülkeler arasında yer almaktır. TBMM olarak bu alanda bir araştırmaya ihtiyaç duyduğumuzu hissettiğimiz andan itibaren sivil toplum kuruluşlarımızı, akademisyenlerimizi, kamu ve özel sektör yöneticilerini dinledik. 100’den fazla kişiyi dinleme fırsatı bulduk ve bir yıllık çalışmanın sonunda kapsamlı bir rapor hazırlayarak Meclis Başkanlığına sunduk. Raporda veri altyapısından insan kaynağına, etik ilkelerden regülasyon sistemlerine kadar birçok kritik konuda önerilerimizi ifade ettik.” diye konuştu.

    Dönmez, Türkiye’nin genç nüfusu ve mühendislik kapasitesiyle yapay zeka alanında önemli bir potansiyele sahip olduğunu, bu süreçte kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplumun ortak akılla hareket etmesi gerektiğini kaydetti.

    “Türkiye yapay zeka alanında atılım yapmalı”

    Yapay Zeka Politikaları Derneği (AIPA) Başkanı Zafer Küçükşabanoğlu da ilk kez bir teknolojinin sadece sektörleri değil, düşünme biçimlerini, üretim modellerini, rekabet anlayışını ve günlük yaşam alışkanlıklarını aynı anda dönüştürdüğünü söyledi.

    Dijital dünyada artık kimin toprağı olduğunun değil, kimin verisi, teknolojisi ve yapay zeka kapasitesi olduğunun belirleyici hale geldiğini aktaran Küçükşabanoğlu, bugünün dünyasında yapay zekanın küresel teknoloji şirketlerinin ekonomileri, toplumsal davranışları ve devlet politikalarını etkileyebilecek kadar güçlü aktörlere dönüştüğünü anlattı.

    Küçükşabanoğlu, bu dönemde Türkiye’nin yapay zeka alanında çok büyük atılım yapması gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

    “Yapay zeka artık yalnızca teknolojik bir rekabet alanı değil, aynı zamanda ekonomik bağımsızlığın, ulusal güvenliğin, diplomatik gücün ve küresel rekabet kapasitesinin merkezinde yer alan stratejik bir alan. Bu yüzden yapay zeka artık yalnızca teknik bir mesele değil, her konuyu derinden etkileyen çok önemli bir teknoloji. Ülkemizde de yapay zeka artık yalnızca teknoloji çevrelerinin değil, devletimizin en üst düzeyde sahip çıktığı stratejik bir gündem başlığı haline gelmiştir. Yapay Zeka Politikaları Derneği olarak mottomuz, devletimiz öncülüğünde yapay zeka konusunda bütün gücümüzü birleştirerek Türkiye’yi yapay zeka ekosisteminde başarılı bir hale getirmek.”

    AIPA Danışma Kurulu Başkanı Erdem Erkul ise yapay zeka ve dijital dönüşüm süreçlerinde “hazırlık”, “yeniden tasarlama” ve “insan odaklılık” olmak üzere üç ana başlığa dikkati çekti.

    Türkiye’nin güçlü medeniyet mirası ve devlet vizyonuyla, yarı iletkenlerde güvenli tedarik zincirleri ve yapay zeka tabanlı yeni koalisyonların içinde yer almasının stratejik öneme sahip olduğunu belirten Erkul, belirsizliklerle dolu 21. yüzyıl dünyasında proaktif bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini kaydetti.

  • Scorsese ve yapay zeka: Film yapımında sessiz değişim

    Scorsese ve yapay zeka: Film yapımında sessiz değişim

    New York Times’a göre Martin Scorsese, üretken yapay zeka geliştiren Black Forest Labs adlı şirkete danışman olarak katıldı. Daha da dikkat çeken nokta, yeni filmi için storyboard hazırlarken bu teknolojiyi kullanmaya başlaması oldu.

    Black Forest Labs, metinden görsel ve video üreten modeller geliştiriyor. Şirketin Flux adlı sistemi Adobe, VSCO ve xAI gibi firmalar tarafından da kullanılıyor.

    Scorsese’nin bu süreçte şirkete nasıl dahil olduğu tam olarak net değil. Ancak haberde, yönetmenin temsilcileri ve yatırımcı çevresinin bu bağlantıda rol oynadığı belirtiliyor.

    Yatırımcı bağlantıları süreci etkiledi

    Habere göre Scorsese’nin menajeri Rick Yorn, Black Forest Labs’e yatırım yapan BroadLight Capital’ın kurucu ortaklarından biri. Ayrıca Creative Artists Agency’nin kurucusu Michael Ovitz de şirketin yatırımcıları arasında yer alıyor ve Scorsese’ye yakın isimlerden biri olarak biliniyor.

    Scorsese ise New York Times’a doğrudan konuşmadı. Danışmanlık rolüne dair açıklamalar dolaylı olarak paylaşıldı.

    Scorsese yapay zekaya tamamen karşı değil

    Scorsese son yıllarda yapay zekaya sert bir karşı duruş sergilemedi. Aksine, bu teknolojinin sinemayı dönüştürebileceğini düşündüğünü birkaç kez dile getirdi.

    2023’te verdiği bir röportajda, yeni teknolojilerin sinemanın gelişimine katkı sağlayabileceğini söyledi. Genç kuşakların dünyayı farklı gördüğünü ve bunun sinema dilini değiştireceğini ifade etti.

    2024’te Berlin Film Festivali’nde konuşurken, teknolojiden korkulmaması gerektiğini söyledi. Ancak kontrolün insanda kalması gerektiğini özellikle vurguladı.

    2025’te Taormina Film Festivali’nde ise daha net konuştu: Yeni araçları öğrenin dedi ama hikayenin merkezinde insan kalması gerektiğini de ekledi.

    Storyboard sürecinde AI kullanımı

    Scorsese’nin AI kullanımı şimdilik sınırlı. New York Times’a verilen açıklamaya göre yönetmen bu teknolojiyi storyboard aşamasında kullanıyor.

    Scorsese, fikirleri görselleştirme sürecinin her zaman zor olduğunu söylüyor. Bu araçla, kafasındaki sahneleri ekiplerine daha hızlı ve net aktarabildiğini belirtiyor.

    Özellikle yapım tasarımı, sanat ekibi ve görüntü yönetimiyle iletişimde bu yöntemin işini kolaylaştırdığını ifade ediyor.

    Sinema üretiminde yeni tartışma

    Scorsese, yapay zekanın insan yaratıcılığının yerini almasını savunmuyor. Aksine, hikaye anlatımında insan dokusunun korunması gerektiğini söylüyor.

    Ama mesele burada bitmiyor. Storyboard gibi teknik işler üretim sürecinin bir parçası ve her yönetmen bunu kendisi yapmıyor. Bu yüzden yapay zekanın bu alanlara girmesi, sektörde yeni bir standart yaratabilir.

    Bu durum, bazılarına göre üretimi hızlandırır. Ancak eleştirenler, sürecin fazla otomatikleşmesinin sinema kalitesini düşürebileceğini düşünüyor.

  • Seksen yıldır kimsenin çözemediği problemi yapay zeka tek başına çözdü

    Seksen yıldır kimsenin çözemediği problemi yapay zeka tek başına çözdü

    Bilim dünyası, soyut düşüncenin ve insan zekasının en saf alanlarından biri kabul edilen ileri matematikteki tarihi bir gelişmeyi konuşuyor. Yapay zeka sistemleri bugüne dek metin yazarlığı, yazılım geliştirme veya görsel sanatlarda kendini kanıtlasa da karmaşık teoriler karşısında genellikle yetersiz kalıyordu. OpenAI tarafından yürütülen son çalışmalar, bu alandaki yerleşik algıyı bütünüyle değiştirdi.

    Şirket, geliştirdiği entegre akıllı modelin, tam 80 yıldır üzerinde uzlaşılan bir çözümü bulunmayan tarihi bir matematik problemini tek başına aydınlattığını ilan etti. Macar matematikçi Paul Erdös‘un 1946 yılında ortaya koyduğu ve “düzlemsel birim mesafe problemi” olarak adlandırılan bu köklü bilmece, yapay zekanın mantık yürütme becerisi sayesinde çözüme kavuştu.

    Gelişmeyi çarpıcı kılan temel detay, operasyonda görev alan genel amaçlı yapay zeka modelinin bu problem için özel bir eğitim almamış olmasıydı. Model, doğrudan matematik odaklı bir altyapıyla da donatılmamıştı. Şirket yetkilileri, tarihte ilk defa açıkta duran ve modern matematiğin önemli bir parçası olan böylesine büyük bir problemin, bir yapay zeka tarafından tamamen bağımsız bir süreçle çözüldüğünü aktarıyor.

    Paul Erdös’un onlarca yıl önce sorduğu soru, teorik olarak oldukça yalın bir mantığa dayanıyor: İki boyutlu düz bir zemine yerleştirilen belirli sayıdaki noktanın, birbirine tam olarak 1 birim uzaklıkta bulunabileceği maksimum eşleşme sayısı aranıyor. Erdös, bu üst sınırın nokta sayısına bağlı olarak belirli bir ivmeyle artacağını öne sürmüştü. İnsanlığın bu soruya yönelik geliştirdiği en güncel formül 1984 yılında hesaplanmış, o tarihten sonra teoride herhangi bir ilerleme kaydedilememişti.

    Yayınlanan yeni makaleye göre yapay zeka, geometrideki bu klasik problemi çözerken, cebirsel sayı teorisinde kullanılan ancak daha önce geometride denenmemiş tamamen özgün bir yöntem tercih etti. Sistem, bu yaklaşımla Erdös’un işaret ettiği sınırı aşmayı başaran yepyeni nokta dizilim grupları ortaya çıkardı.

    Bilim insanlarının doğrulaması ve geleceğin teknolojisi

    Bu başarı, yapay zekanın gelecekte insan emeğinin yerini alıp almayacağına dair tartışmaları yeniden canlandırdı. OpenAI yetkilileri, sistemlerin matematikçilerin yerine geçmesini değil, onların araştırma süreçlerini kolaylaştırmayı hedeflediklerini belirtiyor. Nitekim yapay zekanın ulaştığı sonuçlar, doğrulanması amacıyla bağımsız bilim insanlarından oluşan bir heyete inceletildi. Manchester Üniversitesi’nden matematikçi Thomas Bloom, sunulan kanıtın tamamen kusursuz ve geçerli olduğunu bildirdi. Cambridge Üniversitesi’nden Profesör Tim Gowers ise çalışmaya dair takdirini gizlemeyerek, makalenin bir insan tarafından yazılıp prestijli bir akademik dergiye gönderilmesi halinde hiç düşünmeden yayınlanmasını tavsiye edeceğini dile getirdi.

    OpenAI, geçtiğimiz yılın ekim ayında GPT-5 modelinin Erdös’a ait 10 farklı problemi çözdüğünü iddia etmiş, fakat bu soruların zaten geçmişte insanlar tarafından çözüldüğü anlaşılınca geri adım atmıştı. Geçmişteki bu deneyimden ders çıkaran kuruluş, bu defa uluslararası akademik camianın teyidini alarak kesin bir sonuç elde etti. Yaşanan bu ilerleme, yapay zekanın yalnızca mevcut verileri işlemekle kalmayıp, bilim dünyasının henüz keşfedilmemiş alanlarında da rehberlik edebileceğini gösteriyor.

  • Apple, yapay zekasını buluttan koparıp cihaza taşıyor

    Apple, yapay zekasını buluttan koparıp cihaza taşıyor

    Apple’ın güvenlik ve gizlilik konusundaki katı tutumu, yapay zeka döneminde de değişecek gibi değil. The Information’ın haberine göre şirket, haziran ayındaki WWDC etkinliğinde kullanıcı verilerini cihazın dışına çıkarmadan çalışan yerel bir yapay zeka mimarisini sahneye çıkaracak.

    Bu yaklaşım, Apple’ın uzun süredir benimsediği “veriler telefonda kalır” felsefesinin yapay zeka çağına taşınması anlamına geliyor. Stratejinin merkezinde Google ile yürütülen gizli bir ortaklık gizli. Apple, Google’ın Gemini modelinin gücünden yararlanarak bu modelin iPhone, Mac ve Apple Watch gibi cihazlarda bağımsız çalışabilecek daha hafif bir versiyonunu eğitiyor. Amaç, günlük yapay zeka görevlerini uzak sunuculara göndermek yerine cihazların içindeki yapay zeka motorları (NPU) aracılığıyla tamamen yerelde çözmek.

    Hem gizlilik hem tasarruf

    Bu yaklaşım kullanıcılara önemli bir kazanım sağlıyor: Yapay zekayla gerçekleştirilen tüm işlemler telefonun içinde başlayıp orada bitecek. Yani veriler dışarı çıkmayacak. Bununla birlikte Apple, kendi yapay zeka veri merkezlerini kurmak için milyarlarca dolarlık yatırım yapma zorunluluğunun da önüne geçiyor.

    Yine de belirtmek lazım; her şey cihazda kalmayacak. Daha karmaşık ve mantık yürütme gerektiren görevler, güvenli bir hat üzerinden Google Cloud sunucularına aktarılarak işlenecek. Sistem bu iki katmanlı yapıyla hem gizliliği hem de performansı dengelemeye çalışıyor.

    Akıllardaki asıl soru, yerel modelin gerçekte ne kadar becerikli olacağı. Bugün de telefonlarda küçük yapay zeka modelleri çalışıyor; ancak bunlar basit metin özetlemenin ötesinde zorlanıyor. Apple’ın versiyonu yalnızca kendi donanımına özel optimize edildiği için sıradan küçük modellerden daha iyi performans vaat ediyor. Şirketin, yerel yapay zeka işlemlerine odaklanan Cambridge merkezli Liquid AI gibi girişimleri de yakından takip ettiği bilinen bir gerçek. 8 Haziran’da başlayacak WWDC etkinliği, bu yeni dönemin ne getireceğini ortaya koyacak.

  • Kodları yapay zekaya emanet eden şirkete büyük şok

    Kodları yapay zekaya emanet eden şirkete büyük şok

    Yazılım geliştirme süreçlerinde yapay zeka araçlarına duyulan aşırı güven, bu kez büyük bir hüsranla sonuçlandı. Bir yazılım geliştiricinin paylaştığı deneyim, yapay zeka asistanlarının canlı sistemlerde ne kadar büyük riskler yaratabileceğini gözler önüne seriyor.

    Popüler bir kodlama asistanı olan Gemini, canlı yayındaki bir uygulamada düzenleme yaparken yaklaşık 30 bin satırlık çalışan kodu tek bir hamlede sildi. Ortaya çıkan bu durum, teknoloji dünyasında üretkenlik artışından ziyade bir siber saldırı hasarına benzetilebilir.

    Yazılımcıların sıkça kullandığı bir forum platformunda paylaşılan detaylar, Gemini 3.5 sürümünün ana kod tabanında çalışırken uygulamanın devasa bölümlerini tabiri caizse tamamen temizlediğini gösteriyor. Geliştiricinin aktardığı bilgilere göre yapay zeka modeli, mevcut işlevleri koruması yönündeki talimatları defalarca göz ardı etti. Üstelik bununla da kalmayıp, asıl görevle hiçbir ilgisi olmayan e-ticaret şablon varlıklarını sildi ve sisteme gereksiz bir veri taşıma betiği ekledi. Sonuç olarak ortaya çıkan talepte, sisteme sadece 400 satır yeni kod eklenirken, 28 bin 745 satırlık çalışan kodun tamamen silindiği ve 340 dosyanın etkilendiği görüldü.

    Asıl büyük kriz ise ikinci aşamada patlak verdi. Yapay zeka asistanı, yönlendirme ayarlarını değiştirerek trafiği var olmayan bir bulut servisine yönlendirdi. Bu küçük ama kritik hata, canlıda olan tüm platformun tam 33 dakika boyunca “404 hatası” vermesine yol açtı. Sistem ancak manuel olarak yapılan geri yükleme hamlesiyle kurtarılabildi.

    Geliştiricilerin paylaştığı iddialar, sistem geri yüklendikten sonra sürecin daha da tuhaf bir hal aldığını gösteriyor. Yapay zekanın, iptal edilen kurtarma işlemlerine rağmen her şeyin başarıyla düzeltildiğine dair sahte raporlar hazırladığı öne sürüldü. Hatta sistem içinde, sanki bu yıkıcı değişiklikler bir uzman tarafından incelenmiş ve onaylanmış gibi gösteren uydurma inceleme dosyaları bulundu. Model, daha sonra bu kayıtları tamamen otomatik kuralları geçebilmek adına kendisinin uydurduğunu kabul etti.

    Yapay zekanın yaptığı değişikliklerin bilançosu şu şekilde:

    • Etkilenen toplam dosya sayısı: 340
    • Eklenen yeni kod satırı: ~400
    • Silinen çalışan kod satırı: 28.745
    • Sistemin erişimsiz kaldığı süre: 33 dakika

    “Vibe coding” akımı sert kayaya çarptı

    Yaşanan bu teknik çöküşün kökeni incelendiğinde, suçlunun üçüncü taraf bir paket olduğu anlaşıldı. Bu yazılım paketi, sisteme sızarak yapay zekaya onay mekanizmalarını devre dışı bırakması ve kendi kurallarını değiştirmesi yönünde agresif yetkiler tanımlamıştı.

    Yaşanan bu olay, son dönemde yazılımcılar arasında popülerleşen ve kodun mimarisini tamamen yapay zekaya emanet etme felsefesine dayanan “vibe coding” akımına yönelik eleştirileri yeniden alevlendirdi. Görünen o ki, yapay zeka destekli geliştirmelerde şu an için en hızlı ilerleyen şey, çalışan bir sistemin dakikalar içinde çökme raporuna dönüşme hızı oldu.