Tag: Veri

  • İnterneti yöneten liste: İşte 3 milyardan fazla insanın kullandığı 5 uygulama

    İnterneti yöneten liste: İşte 3 milyardan fazla insanın kullandığı 5 uygulama

    Kaliforniya’daki Shoreline Amfitiyatrosu, her yıl olduğu gibi bu sene de büyük bir teknoloji buluşmasına ev sahipliği yaptı. Google I/O 2026 geliştirici konferansı, şirketin Mountain View’daki merkezinde düzenlenen resmi açılış konuşmasıyla başladı.

    Açılış kürsüsüne çıkan Google CEO’su Sundar Pichai, şirketin üretken yapay zeka modelleri ve aktif kullanıcı sayılarına dair dikkat çekici veriler paylaştı. Paylaşılan bilgilere göre Gemini uygulaması, aylık 900 milyondan fazla aktif kullanıcı tarafından tercih ediliyor. Bu kitlenin yarısından fazlasının son 12 ay içinde eklenmiş olması, sistemin büyüme hızını gözler önüne sermiş durumda. Geçtiğimiz yıl düzenlenen etkinlikte bu rakamın henüz 400 milyon seviyesinde kaldığı hatırlatıldığında, platformun katettiği mesafe daha net anlaşılıyor.

    Diğer hizmetlerde de benzer bir ivme söz konusu. Google CEO’su, yapay zeka destekli arama özetleri sunan “AI Overviews” özelliğinin aylık 2,5 milyar kullanıcıyı aştığını duyurdu. Yaklaşık bir yıl önce kullanıma sunulan arama motorundaki yapay zeka modu ise aylık 1 milyar aktif barajını geride bırakmış durumda.

    Milyar barajını aşan Google servisleri

    Şirketin küresel çapta bir milyardan fazla insana ulaşan ürün sayısı 13’e ulaştı. Dünyanın dört bir yanında kullanılan ve bu devasa kitleye hitap eden platformlar şu şekilde sıralanıyor:

    • Google Arama
    • Gmail
    • Google Drive
    • Google Chrome
    • Google Haritalar
    • Google Play
    • Google Takvim
    • Google Fotoğraflar
    • Android
    • Google Keşfet
    • Google Lens
    • YouTube
    • Google Mesajlar

    Bu listede yer alan servislerden Google Arama, Gmail, Android, Chrome ve YouTube ise kendi içlerinde ayrı bir kulvarda. Bahsi geçen beş platformun her biri, tek başına 3 milyardan fazla aktif kullanıcıya hizmet veriyor.

    Yapay zeka görsellerine dijital imza

    İnsanların yapay zekayı en sık kullandığı alanların başında şüphesiz metin komutlarıyla görsel üretmek geliyor. Google’ın bu alandaki çözümü olan “Nano Banana” modeli, son bir yılın en çok parlayan servislerinden biri haline geldi. Açıklanan veriler, bu model kullanılarak bugüne kadar 50 milyardan fazla görselin üretildiğini gösteriyor.

    Yapay zeka üretimi içeriklerin artması, güvenlik ve telif gibi konuları da beraberinde getiriyor. Şirket, bu içeriklerin yapay zeka tarafından hazırlandığını belirtmek için üç yıldır “SynthID” adı verilen bir dijital filigran aracı kullanıyor. Bu sistemle şimdiye kadar 100 milyardan fazla fotoğraf ve videonun yanı sıra, toplamda 60 bin yıla denk gelen ses dosyasına “AI tarafından üretilmiştir” damgası vuruldu. Gemini uygulamasına entegre edilen SynthID tespit mekanizması ise bugüne dek 50 milyondan fazla kez kullanıldı.

    Sundar Pichai, sunumunda şirketin servisleri genelinde işlenen veri miktarındaki devasa artışa da geniş yer ayırdı. İki yıl önce aylık bazda 97 trilyon olan bu değer, 2025 yılında 480 trilyona ulaştı. Günümüzde ise Google, her ay tam 3.2 katrilyon token işliyor. Bu veri miktarı, geçen yılın tam yedi katına denk geliyor. Pichai, bir etkinlikte bu kelimeyi kullanacağını hiç hayal etmediğini belirterek şaşkınlığını gizlemedi.

    Yapay zeka modellerini kullanan topluluk da her geçen gün büyüyor. Dünya genelinde 8,5 milyondan fazla geliştirici, her ay bu modelleri kullanarak yeni uygulamalar ve deneyimler inşa ediyor. Şirketin model uygulama programlama arayüzleri şu anda dakikada 19 milyar token işleme kapasitesine ulaştı. Bu veri transfer hızı, Ocak 2025’ten bu yana altı katlık bir artış anlamına geliyor. Ayrıca son bir yılda, 375’ten fazla kurumsal müşterinin her birinin tek başına bir trilyondan fazla token işlediği bilgisi paylaşıldı.

  • Ölü somonun bilim dünyasını sarsan mesajı: Cansız beyin nasıl tepki verdi?

    Ölü somonun bilim dünyasını sarsan mesajı: Cansız beyin nasıl tepki verdi?

    Bilimsel araştırmaların her zaman ciddi laboratuvar ortamlarında ve kusursuz verilerle ilerlediğini düşünüyorsanız, bir süpermarketin balık reyonundan fMRI cihazına uzanan bu hikaye fikrinizi değiştirebilir. Dartmouth Koleji’nde araştırmacı olan Craig Bennett ve ekibi, 2005 yılında oldukça pahalı bir beyin görüntüleme cihazının içine cansız bir atlantik somonu yerleştirdiğinde amaçları sadece eğlenmek değildi. Onlar, modern teknolojinin en gelişmiş araçlarının bile yanlış kullanıldığında nasıl gerçek dışı sonuçlar üretebileceğini kanıtlamak istiyordu.

    Deneyin kurulumu en az konusu kadar ilginçti. Araştırmacılar, ölü balığın önüne geçip ona çeşitli insan fotoğrafları gösterdi. Hatta işi bir adım ileri götürerek, balığa fotoğraflardaki insanların o an ne hissettiğini sormaya başladılar. Cihazdan gelen sonuçlar ekrana düştüğünde ise salondaki herkesi hayrete düşüren bir tablo belirdi. Ölü somonun beyninde, tam da fotoğrafların gösterildiği anlarda belirgin parlamalar görülüyordu. Bu durum, sanki cansız bir balık kendisine gösterilen görsellere tepki veriyormuş gibi bir illüzyon yarattı.

    Aslında ortada mucizevi bir durum yoktu. Yaşanan şey, tamamen istatistiksel bir hatanın somut bir örneğiydi. fMRI cihazları, beyni binlerce küçük parçaya bölerek her bir noktadaki kan akışını ve hareketliliği ölçer. Eğer bu devasa veri yığını üzerinde doğru matematiksel düzeltmeler yapılmazsa, cihazın içindeki doğal “gürültü” bile anlamlı bir aktivite gibi algılanabilir. Bennett’in çalışması, nörobilim dünyasına verilerin işlenme aşamasında ne kadar titiz olunması gerektiğini en çarpıcı yoldan hatırlattı.

    Bilimsel yanılgıların uyarı sembolü

    Somon balığı deneyi, sadece akademik çevrelerde kalmayıp popüler bilim kültürünün de bir parçası haline geldi. Verilerin doğru bir süzgeçten geçirilmediği sürece en gelişmiş teknolojinin bile bizi yanlış yönlendirebileceğini gösteren bu çalışma, 2012 yılında Ig Nobel Ödülü’ne layık görüldü. Araştırmacılar, karmaşık analiz yöntemlerinde “yanlış pozitif” sonuçların ne kadar kolay ortaya çıkabileceğini kanıtlarken, bilimin şüpheci yönünü de ön plana çıkardılar.

    Günümüzde bu meşhur ölü somon, üniversitelerin istatistik derslerinde hala temel bir örnek olarak anlatılıyor. Bir cihazın ekranında parlayan ışıkların her zaman gerçeği yansıtmadığını anlatan bu vaka, araştırmacıların kendi bulgularına karşı ne kadar eleştirel yaklaşması gerektiğini simgeliyor. Unutmayın, en pahalı teknolojiler bile, onları kullanan insanların yöntemleri kadar güvenilirdir.