Tag: Türk

  • DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: “Barış, bu coğrafyada demokrasiyi gerçek anlamda kurmak demektir”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: “Barış, bu coğrafyada demokrasiyi gerçek anlamda kurmak demektir”

    Haber: Serhat YETÜT

    (DİYARBAKIR) – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Kalıcı barışın yolu demokrasiden, demokrasinin inşasının yolu kalıcı barıştan geçer ve barış asla pasiflik değildir. Barış yenmek ya da yenilmek değildir. Barış, bu coğrafyada demokrasiyi gerçek anlamda kurmak demektir. Barış aktif bir iradedir. Barış kararlılık ve cesurca inşa edilecek bir şeydir” dedi.

    Demokratik Kurumlar Platformu’nca 1 Eylül Dünya Barış Günü dolasıyla yürüyüş düzenlendi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, DEM Parti milletvekilleri, belediye eş başkanları, çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda kişinin katıldığı yürüyüşı DEM Parti Bağlar İlçe Başkanlığı binası önünde başladı, Ofis semtinde son buldu.

    Tülay Hatimoğulları, yürüyüşün ardından yaptığı açıklamada, 1 Eylül 1939’da 2. Dünya Savaşı’nın başladığını anımsattı.

    Bu tarihin Dünya Barış Günü olarak ilan edilmesinin sebebinin savaşın yarattığı yıkımın, acıların ve ölümlerin unutulmaması olduğunu ifade eden Hatimoğulları, “Unutmayalım ki o acıları, bir daha tekrarlanmasın, bir daha savaş olmasın diye 1 Eylül bu tarihe dayanır” dedi.

    “ONURLU BİR BARIŞI İNŞA ETMEK ÜZERE BU SÜREÇ BAŞLADI”

    Hatimoğulları, “Türkiye’de Barış ve Demokratik Toplum çağrısıyla başlayan” süreci anımsatarak, “Elbette bizlerin geçmiş dönemde yaşanan acıları unutmadan, onların acılarını yüreğimizde taşıyarak, ödenen bedelleri yüreğimizde taşıyarak onurlu bir barışı inşa etmek üzere bu süreç başladı. Bugün Türkiyeli birçok insanın şehadete ulaştığı, birçok yerde taziyeler kurulmuş durumda. ve bugün 1 Eylül’de barışı konuştuğumuz, barışı inşa etmek için mücadeleyi büyüttüğümüz bugünde toprağa düşen bütün canları saygıyla, minnetle anıyorum” diye konuştu.

    “BARIŞ EŞİT KARDEŞLİK DEMEKTİR”

    Barışın önemli sembollerinden Nelson Mandela’ya atfedilen “Barış sadece silahların susması değil, barış adalettir” sözünü hatırlatan Hatimoğulları şöyle devam etti:

    “Bizler de bu görüşe tamamen katılıyoruz. Barış adalet demektir. Barış demokrasi demektir.  Barış eşit kardeşlik demektir. Barış bir Kürt’ün ana diliyle eğitim görebilmesi demektir. Özgürce bütün halkların ana dilini konuşması demektir. Barış demek, hiçbir gazetecinin, hiçbir aydının, hiçbir yazarın, hiçbir siyasetçinin hapiste olmaması demektir. Barış demek Sayın Abdullah Öcalan’ın özgür olması demektir. Barış demek siyasi tutsakların özgür olması demektir. Barış demek maden işçisinin maaşını alabilmesi, evine sıcak ekmek götürebilmesi demektir. Barış demek gençlerin bu ülkede geleceğinin olması, özgür olması, özgür çalışabilir, özgür okuyabilir olması ve barış demek gençliğin geleceği demektir. Barış demek kadınların eşitliği ve özgürlüğü demektir. Kadın cinayetlerinin olmadığı, kadına yönelik şiddetin bitmesi demektir.

    “BARIŞ YENMEK YA DA YENİLMEK DEĞİLDİR”

    Barış asla pasiflik değildir. Barış yenmek ya da yenilmek değildir. Barış, bu coğrafyada demokrasiyi gerçek anlamda kurmak demektir. Barış aktif bir iradedir. Barış kararlılık ve cesurca inşa edilecek bir şeydir. Barış onurlu cesurların işidir. ve şimdi ne mutlu bize. Barışa cesurlar, barışa mücadele edenler, mücadeleye baş koyanlar öncülük ediyor. Selam olsun bu sürece öncülük edenlere. Selam olsun bu süreçte bedel ödeyenlere.

    Barış ve demokratik toplum sürecinin başarıyla ilerlemesi için sadece DEM Parti olarak değil, barışa gönül veren her kesimle beraber daha güçlü bir örgütlenmeye, daha güçlü bir kenetlenmeye ihtiyacımız var. Barışın dilini bu ülkede kurmaya ihtiyacımız var. Sözde barışın yanında durup esasen zehirli dil kullananlara buradan 1 Eylül’de bir kez daha sesleniyoruz. Barışın dilini kurmak herkesin görevidir. Barışın dilini kurmak sadece bir kesimin değil, burada özne olan herkesin görevidir.”

    “BARIŞ ANNELERİ, BÜTÜN ACILARINA RAĞMEN ELLERİNİ BARIŞ İÇİN HERKESE UZATIYORLAR”

    Tülay Hatimoğulları, hiçbir zaman acıları yarıştırmadıklarını söyledi. Taziyelere gittiğiklerinde barış annelerinin, evladını yitirmiş annelerin bütün Türkiye’ye bir mesajı bulunduğunu anlatan Hatimoğulları, şöyle konuştu:

    “O mesaj şuydu; bizler ne gerilla annesi olarak ne de asker annesi olarak artık bu topraklarda gözyaşı dökmek istemiyoruz. Anaların gözyaşının rengi aynı. ve analar, beyaz türbanlı barış anneleri, bütün acılarına rağmen ellerini barış için herkese uzatıyorlar. ve buradan Türkiyeli bütün halklara, başta Türk halkı olmak üzere bütün halklarımıza seslenmek istiyorum. Amed’in göbeğinden annelerimiz, bedel ödemiş, acı çekmiş bütün insanlarımız, halkımız elini bütün Türkiye halklarına uzatıyor ve Diyarbakır’dan İstanbul’a, Diyarbakır’dan Edirne’ye kadar barış köprüsünü kurmak için mücadeleyle kenetlenmiş durumda. Birileri acı yarıştırmaya kalkıyor. Biz buna asla müsaade etmeyeceğiz. Acılar yarıştırılmaz.”

    “BARIŞI SAVUNANLAR, SAVAŞLARI ÇIKARANLARDAN ÇOK DAHA GÜÇLÜYÜZ”

    Dünyanın her yerinde savaş ve çatışmalar devam ettiğine dikkat çeken Hatimoğulları, şunları söyledi:

    “Özel olarak bölgemizde, yani Orta Doğu’da, yanı başımızda savaşlar almış başını gidiyor. ve artık günümüzde en tehlikeli füzeler, en tehlikeli biyolojik silahlar, kimyasal silahlar ve nükleer silahların yarıştığı bir çağdayız. Bu nedenle Türkiye bir yandan kendi iç barışını tahkim ederken, bizler aynı zamanda bölge barışına da hep beraber öncülük etmek durumundayız. Bizler Türkiye’de iç barışı, bölgede barışı savunuyoruz. Dünyada barışı savunuyoruz. Bunun için en güçlü şekilde bir enternasyonalist barış hareketini inşa etmek dışında bir seçeneğimiz yoktur. Çünkü biz şunu biliyoruz ki biz barışı savunanlar, savaşları çıkaranlardan çok daha güçlüyüz. Yeter ki bir arada olalım, yeter ki kenetlenelim. Biz ne olursa olsun, hangi provokasyonlarla karşılaşma ihtimalimiz olursa olsun, bu süreci her kim ki enfekte etmeye çalışıyor olursa olsun, şunu bilsinler ki barış konusunda kararlı olmaya, barış için mücadele etmeye, barış için kenetlenmeye devam edeceğiz.”

  • Bağımsızlık ateşinin yandığı gün: 30 Ağustos büyük zaferi 104 yaşında

    Bağımsızlık ateşinin yandığı gün: 30 Ağustos büyük zaferi 104 yaşında

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün başkomutanlığında 26 Ağustos 1922’de Kocatepe’de başlayan ve 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da kesin bir zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz, 104. yılında aynı gururla kutlanıyor. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından paylaşılan Anadolu toprakları, Türk ordusunun 22 gün süren Sakarya Meydan Muharebesi’ndeki direnişi ve ardından gelen Büyük Taarruz ile yeniden vatan kılındı.

    “HATTI MÜDAFAA YOKTUR” İLKESİNDEN BÜYÜK TAARRUZA

    Birinci Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri donanmalarının İstanbul’a demirlemesi, Fransızların Adana’yı, İngilizlerin çeşitli bölgeleri ve Yunan ordusunun 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgali, Anadolu’da Kuvayımilliye ateşini yaktı. İşgal ordularının 1921’de Polatlı’ya kadar ilerlemesi üzerine Mustafa Kemal Paşa, savaşın seyrini değiştiren o tarihi emri verdi: “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır.”

    22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi ile düşmanı durduran Türk ordusu, bir yıllık hazırlık sürecinin ardından savunma pozisyonundan çıkarak taarruz aşamasına geçti.

    ŞAFAK VAKTİNDE KOCATEPE: 26 AĞUSTOS SABAHI

    26 Ağustos 1922 sabahı Başkomutan Mustafa Kemal, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile Afyonkarahisar sınırlarındaki Kocatepe’de yerini aldı. Şafak vakti topçu atışlarıyla başlayan harekâtın ilk gününde Tınaztepe, Belentepe ve Kalecik Sivrisi düşmandan temizlendi. 27 Ağustos’ta Afyonkarahisar işgalden kurtarılırken, 29 Ağustos itibarıyla düşmanın 5’inci tümeni etkisiz hale getirildi.

    30 Ağustos sabahı Zafertepe Çalköy’de verilen nihai taarruz emriyle Dumlupınar’da Yunan birlikleri çembere alınarak tamamen imha edildi. Yunan ordusunun üst düzey isimleri General Trikopis ve General Diyenis esir düştü veya bölgeden kaçtı.

    TARİHE GEÇEN EMİR: İLK HEDEFİNİZ AKDENİZ’DİR!

    Büyük Zafer’in hemen ardından 31 Ağustos’ta Zafertepe Çalköy’de kırık bir kağnı arabasının üzerinde haritayı açan komuta kademesi, düşmanın yeniden toparlanmasını engellemek için hedefi İzmir olarak belirledi. Mustafa Kemal Paşa, 1 Eylül’de Dumlupınar’da yayımladığı bildiride ordulara tarihi hedefini gösterdi: “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!”

    Bu emrin ardından üç koldan ilerleyen Türk birlikleri; 1 Eylül’de Gediz ve Uşak’ı, 2 Eylül’de Eskişehir’i, 6 Eylül’de Balıkesir’i, 8 Eylül’de Manisa’yı geri aldı ve 9 Eylül’de İzmir’de düşmanı denize dökerek harekâtı başarıyla tamamladı.

    ÇİĞİLTEPE’NİN KAHRAMANI: ALBAY REŞAT BEY’İN AĞIR BEDELİ

    Taarruzun en dramatik anlarından biri 57’nci Tümen Komutanı Albay Reşat Bey’in yaşadıkları oldu. 27 Ağustos’ta Çiğiltepe’yi yarım saat içinde alacağına dair Mustafa Kemal Paşa’ya söz veren Reşat Bey, hedefine zamanında ulaşamayınca derin bir üzüntü yaşadı. Başkomutanlık makamına “Yarım saat zarfında o mevkiyi almaya size söz verdiğim halde, sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam” notunu bırakan Albay Reşat Bey, yaşamına son verdi. Bu acı olaydan sadece 15 dakika sonra Çiğiltepe Türk askerleri tarafından ele geçirildi.

    “CUMHURİYETİN TEMELİ BURADA SAĞLAMLAŞTIRILDI”

    Zaferden iki yıl sonra, 30 Ağustos 1924’te Şehit Sancaktar Mehmetçik Anıtı’nın temel atma töreni için Zafertepe Çalköy’e dönen Büyük Önder Atatürk, 30 Ağustos’un tarihi misyonunu şu sözlerle özetledi:

    “Besbellidir ki yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti’nin temeli burada sağlamlaştırıldı, ölümsüz yaşayışı burada taçlandırıldı. Bu alanda akan Türk kanları, bu göklerde uçuşan şehit ruhları, devletimizin, Cumhuriyet’imizin ölümsüz koruyucularıdır.”

    İlk kez 1926 yılında Zafer Bayramı olarak kutlanmaya başlanan 30 Ağustos, bağımsızlık mücadelesinin en büyük sembolü olarak 104. yılında da aynı coşkuyla yaşatılmaya devam ediyor.

  • Büyükgümüş: Terörsüz Türkiye kardeşlik için zaruret

    Büyükgümüş: Terörsüz Türkiye kardeşlik için zaruret

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, “Terörsüz Türkiye’ye ulaşmayı kardeşliğimiz için, birlik beraberliğimiz için büyük bir zaruret olarak görüyoruz.” dedi.

    Büyükgümüş, Sivas Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde düzenlenen Mahalle ve Köy Başkanları İstişare Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, mahallelerdeki teşkilat çalışmalarının ivmesinin artırılması için bu yılı “Mahalle Teşkilatları Yılı” ilan ettiklerini söyledi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın makam ve mevki için değil, millete, memlekete ve dünya mazlumlarına hizmet etmek için siyaset yaptığını belirten Büyükgümüş, “Bizim gönlümüzde hizmet aşkı, mücadele aşkı vardır. Siyasetin de pusulasını biz burada görürüz.” dedi.

    AK Parti’nin gücünü mahalle teşkilatlarından aldığını vurgulayan Büyükgümüş, “Bugün yasaklarla mücadele etmiş ve başarmış, vesayeti ortadan kaldırmış, tüm dünyaya adaletin, hakkaniyetin, insanlığın sesi olmuş bir AK Parti, bir Türkiye ve lideri Recep Tayyip Erdoğan varsa bunun en büyük gücü mahalle teşkilatlarımızdır.” ifadesini kullandı.

    Büyükgümüş, dünyanın büyük değişimler geçirdiği, insanlığın büyük sınamalarla karşılaştığı bir zaman diliminde olunduğunu dile getirdi.

    Yarınların büyük ve güçlü Türkiye’si için çalıştıklarını vurgulayan Büyükgümüş, Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşmak için bu istikamette ilerlemeye devam edeceklerini belirtti.

    “Türk ve Kürt’ün kardeşliğinin arasına hiç kimse girememiştir”

    “Terörsüz Türkiye” sürecine de vurgu yapan Büyükgümüş, şöyle konuştu:

    “Ne olursa olsun PKK terör örgütünün hendek, çukur eylemlerine rağmen Allah’a şükürler olsun Türk ve Kürt’ün kardeşliğinin arasına hiç kimse girememiştir. Emperyalizmin oyunlarına rağmen, bizi bölmeye, parçalamaya çalışan türlü girişimlere rağmen Allah’a şükürler olsun ki bu birliktelik, bu kardeşlik sürmüştür ve güçlenerek devam etmektedir. Malazgirt’te Sultan Alparslan bundan 1000 yıl önce hangi ufukla, vizyonla, gayretle, emekle o ovada ordusuyla bir araya gelmişse bugün de bizler AK Parti teşkilatları olarak o ruh ve heyecanın bugünkü temsilcileri olarak çalışıyoruz. İlk başardığımız en önemli hususlardan biri bu memleketin birliği, beraberliği, kardeşliği, AK Parti’mizin çalışmalarıyla, emeğiyle, Cumhur İttifakı’mızla perçinlenmiştir, güçlenmiştir. İktidara geldiğimizde yüzde 20’lerde olan yerlilik oranını yüzde 80’lere kadar çıkarttık. Terör olaylarının en yoğun olduğu günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız, ‘Biz onların inlerine gireceğiz’ demişti ya Allah’a şükürler olsun terör örgütünün inlerinin hepsine girildi ve terörün beli, Mehmetçiğimizin cesaretiyle, fedakarlığıyla ve milli savunma sanayimizin gücüyle büküldü.”

    “Terörsüz Türkiye bir devlet projesidir”

    Büyükgümüş, PKK’nın terör devleti kurma hedefinin hüsranla sonuçlandığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

    “Terör örgütü PKK artık varlığını sürdüremeyeceğini, varlığını tasfiye edeceğini tüm dünyaya ilan etti. Şimdi TBMM’de oluşturduğumuz komisyonla, ilgili istihbarat ve güvenlik birimlerimiz burada silah bırakmaları safahatını, burada örgütün tasfiyesine dönük çalışmaları sahada günbegün takip ediyorlar. Terörsüz Türkiye bir devlet projesidir ama milletin denetimi ve gözetimi altında bir devlet projesidir. TBMM çatısı altında da tüm siyasi partilerden milletvekillerimiz anbean istihbarat ve savunma birimlerimizin çalışmalarını takip ediyorlar. Yasada ifade edilen tüm düzenlemelerin gerçekleşmesi için kritik eşik terör örgütü PKK’nın silahları bırakarak varlığını tüm şube ve uzantılarıyla birlikte tasfiye etmesidir. Suriye’de YPG kendi varlığını tasfiye ettiğini açıkladı. Buradaki gelişmeleri anbean, günbegün dikkatle ve TBMM’nin denetimiyle takip ediyoruz. Şimdi geldiğimiz noktada ya silah bırakırlar varlıklarını tasfiye ederler, ya bu işi söz verdikleri gibi kendi varlıklarını sona erdirerek yok ederler. Bizim terörle mücadelemiz bitmemiştir, ara da verilmemiştir. Kimden nereye gelirse gelsin, bölgemizde emperyal birtakım planların aparatları şeklinde hareket eden, huzuru, kardeşliği, ülkemizde ve bölgemizde bozmaya dönük adımlar atan tüm terör örgütleriyle mücadelemiz Allah’ın izniyle sonuna kadar devam edecektir. Terörsüz Türkiye’ye ulaşmayı kardeşliğimiz için, birlik beraberliğimiz için büyük bir zaruret olarak görüyoruz.”

    Bölgede hain ve terör devletine dönüşmüş İsrail gerçeğinin olduğuna dikkati çeken Büyükgümüş, ülkenin birliğini ve beraberliğini parçalamaya dönük, bölgede savaştan, çatışmadan beslenen bu anlayışa karşı da tüm mazlumların, insanlığın yönünü Ankara’ya çevirdiği yepyeni bir geleceğin inşa edilmesi gerektiğini ifade etti.

    AK Parti TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler de krizlerin büyüdüğü bir bölgede Türkiye’nin güvenli bir liman olarak herkesin gıpta ile baktığı bir ülke olduğunu söyledi.

    Bunun yılların emeği, gayreti ve uykusuz gecelerle olduğunu belirten Güler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkeye dair hedefleri ve sevdasıyla çok fazla çalıştığını dile getirdi.

    Programa, AK Parti Sivas milletvekilleri Hakan Aksu ve Rukiye Toy ile partililer katıldı.

  • AİHM, Osman Kavala’nın Serbest Bırakılmasını İstedi

    AİHM, Osman Kavala’nın Serbest Bırakılmasını İstedi

    (ANKARA) – Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin (AKPM) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasından sorumlu Raportörü Sergiy Vlasenko, AİHM’in Osman Kavala kararına ilişkin, “Türk makamlarını karara tam olarak uymaya, Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını sağlamaya ve bu önemli kararın diğer yönlerini uygulamak için gerekli adımları atmaya çağırıyorum” dedi.

    AİHM Büyük Dairesi, Gezi Parkı davasında hükümlüsü Osman Kavala’nın, 2019 sonrasındaki tutukluluğu ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla sonuçlanan yargılamasına ilişkin yeni başvurusu hakkındaki kararını dün açıkladı. AİHM, Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin beş ayrı maddesini ihlal etmekten mahkum etti ve Kavala’nın derhal serbest bırakılması gerektiğine hükmetti.

    AKPM’nin AİHM kararlarının uygulanmasından sorumlu Raportörü Sergiy Vlasenko, karara ilişkin yazılı açıklama yaptı. Vlasenko açıklamasında şunları kaydetti:

    “Karar, Türkiye’nin insan hakları savunucularına, siyasi muhaliflere ve gazetecilere karşı ceza yargılamasının sistematik olarak kötüye kullanılması sorununu ele almasını, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını etkileyen yapısal eksiklikleri gidermesini, AİHM kararlarının ulusal düzeyde uygulanmasına öncelik vermesini ve indirilemez müebbet hapis cezaları gibi sistematik bir sorunu çözmesini gerektirmektedir.

    Bu yeni karar, yalnızca Osman Kavala davası açısından değil, Türkiye’de hukukun üstünlüğü açısından da bir uyarı niteliğinde olmalıdır. Türk makamlarını karara tam olarak uymaya, Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını sağlamaya ve bu önemli kararın diğer yönlerini uygulamak için gerekli adımları atmaya çağırıyorum.”

  • Kurtulmuş: Cumhuriyet’in ikinci asrında yeni bir kapı açıldı

    Kurtulmuş: Cumhuriyet’in ikinci asrında yeni bir kapı açıldı

    Kurtulmuş, Büyük Zafer’in 104. yıl dönümü kapsamında gerçekleştirilen Zafer Haftası kutlamaları dolayısıyla bulunduğu Afyonkarahisar’da, Şuhut Belediyesi Şehir Stadyumu’nda düzenlenen etkinliğe katıldı.

    Kurtulmuş, buradaki konuşmasında, Türkiye’nin tarihinin fevkalade büyük kahramanlıklarla, zengin destanlarla dolu olduğunu söyledi.

    30 Ağustos Haftası’nın, tam manasıyla bir zaferler haftası olduğunu dile getiren Kurtulmuş, 26 Ağustos’un aynı zamanda Malazgirt Zaferi’nin yıl dönümü olduğunu anımsattı.

    Kurtulmuş, 1071’de Malazgirt’in kapılarından Anadolu topraklarına giren Sultan Alparslan komutasındaki orduların, Anadolu’yu kıyamete kadar Türk milletinin yurdu kıldığını ifade etti.

    O günkü zor şartlar içerisinde, 25 Ağustos 1922’de, Şuhut’tan başlatılan yürüyüşle birlikte 26 Ağustos’ta Büyük Taarruz’un başlatıldığını ve 9 Eylül’de düşmanın denize döküldüğünü anlatan Kurtulmuş, “Malazgirt Anadolu’ya giriş kapısı ise Afyon da Anadolu’dan emperyalistlerin kovulduğu çıkış kapısıdır, onların dışarıya gönderildiği kapıdır. Ne Malazgirt kolaylıkla kazanılmış bir zaferdir ne 30 Ağustos kolayca kazanılmış bir zaferdir.” diye konuştu.

    Tarihin, dersler çıkarmak ve geleceğe daha güçlü hazırlanmak için manevi bir güç olduğunu belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:

    “30 Ağustos’a gelen şartlar içerisinde, 26 Ağustos ve daha öncesinde Sakarya Meydan Muharebesi ile başlayan süreç, aslında tam manasıyla bir yokluklar dönemiydi. Elde yok, avuçta yok. Bırakın topu tüfeği, bırakın kurşunu silahı, elinde doğru dürüst kazması küreği bile olmayan bir millet ‘Ya Allah’ diyerek ayağa kalktı ve Anadolu’yu işgalden kurtararak bu yurdumuzu ilelebet devlet-i ebed müddetin vatanı olması kararını bir kere daha tescilledi. Allah hepsinden razı olsun. O zor mücadelede emeği geçen herkesi rahmetle, şükranla anıyoruz. Başta Şuhut’taki evde son müzakerelerini yapan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bu büyük mücadeleyi veren ordunun kahraman her bir ferdine gerçekten rahmetle, minnetle, şükranla hislerimizi ifade ediyoruz.”

    Bu büyük zaferin vatan gibi bir miras olarak kaldığını vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Şöyle sormak lazım soruyu. Allah aşkına Yunan’ın ne işi vardı buralarda? Allah aşkına İngiliz’in ne işi vardı İstanbul’da? Fransız’ın ne işi vardı Antep’te, Hatay’da? İtalyan’ın ne işi vardı Anadolu topraklarında? Emperyalistler o zaman gözüne ‘hasta adam’ olarak kestirdikleri Osmanlı’yı tamamıyla yok etmek ve Türkleri bu topraklardan tamamen kazıyıp atmak için Akif’in tabiriyle, ‘Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela / Hani tauna da züldür bu rezil istila’ dedikleri istilayı yaparak Anadolu’dan bizi atmaya çalıştılar. Çok şükür, 104 sene evvel başlatılan bu mücadelenin sonunda, gelenler çıkış kapısından kaçıp giderek geldikleri gibi gittiler. Biz buradayız ve kıyamete kadar burada olmaya, daha güçlü bir şekilde olmaya devam edeceğiz.”

    Kurtulmuş, dün dünyanın en büyük devletlerinden birisi olan Osmanlı Devleti’ni paramparça edenlerin, etnik, mezhebi ve dini farklılıklar üzerinden çok kısa bir süre içerisinde darmadağınık edenlerin Anadolu’yu fitnenin üzerine kurdukları siyasetle işgal edebildiğini anlattı.

    “TERÖR ÖRGÜTLERİ VASITASIYLA CUMHURİYET’İMİZİN BİRİNCİ ASRININ YARISINI ÇALDILAR”

    TBMM Başkanı Kurtulmuş, 6 asır birlikte yaşayan bütün unsurların dağıtılarak etnik fitneyle birbirinden uzaklaştırıldığını anlatarak, şöyle devam etti:

    “Bir asır evvel etnik fitneyle ‘Sen Türk’sün, sen Kürt’sün, sen Bulgar’sın, sen Arnavut’sun, sen Acem’sin’ diyerek böldükleri bu coğrafyada oynadıkları oyunlar yetmediği gibi bir aparat haline getirdikleri terör örgütleri vasıtasıyla da neredeyse Cumhuriyet’imizin birinci asrının yarısını çaldılar. Türkiye maalesef ikinci asrına girdiğimiz Cumhuriyet’in ilk asrının yaklaşık 50 yılı terör belasıyla uğraşmak zorunda kaldı. Aranızda gazilerimizi görüyorum ve memleketin her yerine gittiğimizde, şehit cenazelerine katıldığımızda o acılara hayatı boyunca şahit olmuş birisi olarak ifade ediyorum. O mücadelede şehit olanların hiçbirisinin ailesinden biz bir isyan sözü duymadık. Herkes ‘Vatan sağ olsun, millet sağ olsun.’ dedi, dua etti. Şimdi Cumhuriyet’imizin ikinci asrımızın hemen başında yeni bir kapı önümüzde açılıyor. Artık bu milletin evlatlarını etnik aidiyetleri üzerinden birbirine düşman etmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Artık bu memleketin evlatlarını mezhep ve meşrep farklılıkları yüzünden birbirinden ayırt etmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Nasıl ilk asrımızın 50 yılı teröre heba edilmiş, binlerce canımız şehit olmuş, binlerce insanımız ölmüş, 2,3 trilyon dolar büyük bir kayba uğramışsak artık önümüzde yeni bir kapı açılmış, yeni bir yolun başlangıcındayız. Bu yol kardeşlik yoludur. Bu yol birlik ve beraberlik yoludur. Bu yol aynen 104 sene evvel burada Kocatepe’de bütün etnik unsurlarıyla birlikte ‘Ya Allah’ diyerek ay yıldızlı hilalin altında buluştuğu gibi atalarımızın, bu yol bizim de 86 milyon olarak buluşup yürüyeceğimiz bir yoldur. Bu yolda ayrılık gayrılık yok. Bu yolda ne ayrımcılığa yer var ne ayrılıkçılığa yer var. Bu yolda insanların hepsini, yurttaşlarımızın hepsini yaratılıştan eşitliğe sahip olan hazreti insan olarak görmek var. Artık hiçbir şehit cenazesinin gelmeyeceği bir Türkiye’yi inşallah hep beraber inşa ediyoruz ve sadece kardeşlik türküleri, sadece birlik ve beraberlik türküleri söylenecektir.”

    “ÖNÜMÜZDEKİ ASIR TÜRKİYE’NİN ÖNLENEMEZ YÜKSELİŞİNİN ASRI OLACAKTIR”

    Yeni yolun adının, “Türkiye’nin önlenemez yükselişi” olduğunu belirten Kurtulmuş, “Allah’ın izniyle Türkiye birlik ve beraberlik içerisinde, istikrar içerisinde, ekonomik gücüyle, etrafındaki bütün komşu halklarla birlikte çok güçlü bir coğrafyanın lideri ve inşallah küresel ölçekte de güçlü bir lider ülke olarak ikinci asrına damgasını vuracaktır. Buna yürekten inanıyorum. Ancak böyle yaptığımız takdirde şehitlerimizin kanının bereketinin karşılığını görmüş oluruz. Ancak böyle yaparsak tarih boyunca yaşadığımız bu kadar büyük zorlukların karşılığını vermiş oluruz. Sadece bir Zafer Haftası’nın vermiş olduğu haletiruhiye ile söylemiyorum, inanarak söylüyorum. Önümüzdeki asır Türkiye’nin önlenemez yükselişinin asrı olacaktır.” ifadelerini kullandı.

    Bir asır evvel Kocatepe’ye, İstanbul’a, Gaziantep’e kadar gelenlerin “hasta adam”ın artık tamamen ortadan kaldırılması için çalıştığını söyleyen Kurtulmuş, “Allah’a binlerce şükrederiz, bir asır sonra ‘hasta adam’ dedikleri Türkiye güçlü ve büyük bir Türkiye olarak ayağa kalkmış, bize ‘hasta adam’ diyenlerin çoğu da kendileri hastalıklı hale gelmişlerdir. Bu birliği, bu dirliği hep beraber inşallah sağlayacağız. Aramızda nefretin, kinin, ayrılıkçılığın ve ayrımcılığın hiçbirisine yer vermeyeceğiz.” diye konuştu.

    “NE ZAMAN AYRIŞTIYSAK GÜCÜMÜZ ORTADAN KALKTI”

    “Ne zaman parçalandıysak, ne zaman ayrıştıysak gücümüz ortadan kalktı.” diyen Kurtulmuş, Malazgirt Zaferi’nin birlik içerisinde olunduğunda, tefrikaya düşülmediğinde nelerin kazanılacağının ispatı olduğunu belirtti.

    TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasını şöyle tamamladı:

    “Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Kocatepe’de, Sakarya’da ne kadar etnik yapımız varsa hep beraber ‘Ya Allah’ diyerek ay yıldızlı bayrağın altında buluştuk. Bunu sağladığımızda bizden güçlüsü yok. Ayrılığa başladığımız zaman ayrılığın da duracağı yer yok. Bunu biliyoruz, tarih bize bunu öğretiyor. 26 Ağustos 1922’den 26 Ağustos 2026’ya çok büyük mesafeler katederek geldik. Vatanımız ilanihaye bize yurt olarak emanet edildi. Biz bu emaneti de kıyamete kadar, sonuna kadar taşıyacağız. Bu topraklarda birlik içinde, dirlik içerisinde vatansever olmayı ortak hedefimiz olarak kabul ederek, vatansever olmayı da vatan için en iyi çalışmak demek olduğunu bilerek tarımda, teknolojide, sanatta, yüksek teknolojilerde, her alanda dünya milletleriyle yarışta en önde olarak bu süreçte daha güçlü bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Hepinizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı, Büyük Taarruz’un yıl dönümünü kutluyorum. Büyük Taarruz’un Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bütün geçmişlerimizi şükranla, rahmetle yad ediyoruz. Onlara buradan saygılarımızı ifade ediyoruz.

    Bu millet, tarihin zor dönemlerini başarıyla geçmiş bir millettir. Anadolu topraklarına geldiğimiz zaman hiçbir zaman hiçbir günümüz böyle keyifle, yan gelip yatarak asla geçmemiştir. Hep mücadele ettik, hep uğraştık, hep kavga verdik, hep ayakta durmaya çalıştık ama bu milletin bir ortak özelliği de şudur, hiç geriye bakmaz, hep ileriye bakar. Bu millet, Malazgirt’ten bu topraklara girdiği günden beri sadece fiziken değil, aynı zamanda maddi ve manevi olarak da hep ileriye baktı ve bugünlere kadar geldi. Allah bu milletin yolunu açık etsin. Allah bu milletin ufkunu aydınlık etsin. Birliğimiz, dirliğimiz, kardeşliğimiz daim olsun. Aziz vatanımız kıyamete kadar payidar olsun diyorum.”

  • Aras Nal’dan İki Dünya Şampiyonluğu

    Aras Nal’dan İki Dünya Şampiyonluğu

    İzmir’de genç sporcu Aras Nal, Azerbaycan’da düzenlenen uluslararası güç sporları şampiyonasında iki farklı branşta dünya şampiyonu olarak Türkiye’nin gururu oldu.

    Azerbaycan’da, İPSU Federasyonu tarafından düzenlenen ve 8 ülkeden sporcuların katıldığı Euroasia Streetlifting ve Strict/Extreme Curl Şampiyonası, Türk sporcu Aras Nal’ın büyük başarısına sahne oldu. 18-23 yaş kategorisinde ve 125 kilogram sıkletinde mücadele eden Tireli Aras Nal, yarıştığı iki farklı kol hareketinde de rakiplerini geride bırakarak şampiyonluğa ulaştı. Nal, Extreme Strict Curl branşında 100 kilogram, Strict Curl branşında ise 75 kilogram kaldırarak iki ayrı kategoride zirvenin sahibi oldu. Genç sporcu, Azerbaycan’dan iki dünya şampiyonluğu madalyasıyla dönerek başarıya imza attı.

    İki farklı branşta iki şampiyonluk

    Uluslararası organizasyonda sergilediği performansla dikkat çeken Aras Nal, elde ettiği derecelerle Türkiye’yi de gururlandırdı. Türk bayrağını uluslararası arenada temsil eden genç sporcu, iki branşta birden dünya şampiyonluğuna ulaşmanın mutluluğunu yaşadı.

    Genç sporcu, geçen yıl Türkiye Güç Sporları Federasyonu tarafından düzenlenen organizasyonda Türkiye üçüncülüğü elde ederek dereceye imza atmıştı. Nal, bu kez uluslararası arenada zirveye çıkarak kariyerine iki dünya şampiyonluğu daha ekledi.

  • Küçük: Terörsüz Türkiye vizyon projesidir

    Küçük: Terörsüz Türkiye vizyon projesidir

    MHP Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük, “Terörsüz Türkiye, Türk Devleti’nin vizyon projesidir. Bir vizyon siyasetidir. Bunu İsrail’i biraz izlerseniz, PKK’yı destekleyen başkentleri biraz izlediğinizde görürsünüz” dedi.

    MHP Edirne Olağan Kongresi, Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan kongreye MHP Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba ile partililer katıldı. Tek liste ile gidilen ve İl Başkanlığı’na Ahmet Biçer’in seçildiği kongrede konuşan Milletvekili Musa Küçük, “Biz bu coğrafyayı vatan yaptık, üzerine bir imparatorluk kurduk. İnsanlık tarihinin en büyük medeniyetlerinden birini kurduk. Ama gün geldi, yedi düvele karşı mücadele etmek zorunda kaldık. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde bir Kurtuluş mücadelesi vermek zorunda kaldık. Bundan dolayı Türk milliyetçiliği, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktığı bu emanete sahip çıkmaktır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaseti budur. Önce koruyacağız, kollayacağız. Başbuğ’umuzun bize öğrettiği de budur. Milliyetçi Hareket Partisi’ni sandıkta tehdit ediyorlar. İşte, ‘Siz bu siyaseti yaparsanız sandıkta görürsünüz’ diyorlar. Değerli dava kardeşlerim, değerli ülküdaşlarım; biz canımızla, malımızla bu yola çıktık. Biz bu yolda hiç geri döndük mü? Onun için kimse bizi sandıkla tehdit edemez. Siyasetçi sorumluluk almak zorunda. Milli meselelerde kaçamak dövüşemez. Bunu millete anlatmak zorunda. Yani şu İsrail’in, Amerika’nın, Avrupa’nın, İngiltere’nin başta olmak üzere bu bölgeye yaptıklarını gördükten sonra Terörsüz Türkiye’ye Türk milliyetçileri sahip çıkmayacaksa kim çıkacak? Bunu kim anlatacak? Tabii ki biz anlatacağız. Tabii ki biz sahip çıkacağız” dedi.

    ‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE, TÜRK DEVLETİ’NİN BİR VİZYON PROJESİDİR’

    Küçük, Terörsüz Türkiye sürecine de değinerek, “Bugün Terörsüz Türkiye’nin sahibi, bu projeyi sahaya süren lider Devlet Bahçeli’dir. Allah razı olsun. Cumhurbaşkanımız da sahip çıktı ve bu mesele bir devlet politikası haline geldi. Devletimiz ve siyasetimizle birlikte bu işin üzerine gidiyoruz. Türk milliyetçilerinin lideri bir siyaseti sahaya sürdüğü zaman, bunu herkes bilsin ki millet için yapmıştır. Bu milletin geleceği için yapmıştır. Siyasi görüşü ne olursa olsun herkes ne diyor? ‘Devlet Bahçeli olmasa bu iş başarılı olmaz’ diyor. Herkes bunu kabul ediyor. Devlet Bahçeli partisi için, kendisi için hiçbir şey istemez. İsterse bu millet için ister, buna inanıyorum. Devlet Bahçeli’nin sözü bellidir. Devlet Bahçeli bir şey söylerse o sözün arkasında durur. İşte Ülkücülük budur. Ülkücü, hasmının bile sözüne itibar ettiği bir Türk evladıdır. Bundan dolayı Terörsüz Türkiye bu şekilde, sağlıklı bir şekilde devam ediyor. Tabii ki eleştirilecek. Laf söyleyen varsa eyvallah. Ama Milliyetçi Hareket Partisi’nin milliyetçiliğini, Devlet Bahçeli’nin milliyetçiliğini tartmak kimsenin haddi değildir” diye konuştu.

    Devlet Bahçeli’nin bir sorumluluk aldığını belirten Küçük, “Bu sorumluluğu yerine getirmek için gece gündüz çalışıyor. Terörsüz Türkiye, Türk Devleti’nin vizyon projesidir. Bir vizyon siyasetidir. Bunu İsrail’i biraz izlerseniz, PKK’yı destekleyen başkentleri biraz izlediğinizde görürsünüz” diye konuştu.

    ‘CUMHUR İTTİFAKI MAKAM VE MEVKİ İTTİFAKI DEĞİLDİR’

    Kongrede konuşan AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, birlik ve beraberlik vurgusu yaptı. Aksal, “Cumhur İttifakı, bir siyasi ittifak değildir; hele hele makam ve mevki ittifakı hiç değildir. Cumhur İttifakı, 15 Temmuz akşamı milletimizin yazdığı büyük destanın siyasi bir tezahürüdür. AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak farklı geleneklerden gelebiliriz. Ancak her zaman söylediğimiz gibi, söz konusu vatansa gerisi teferruattır. Evet, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin dik duruşuyla birlikte terörsüz, güçlü Türkiye idealine doğru kararlılıkla yürüyoruz” ifadelerini kullandı.

    MHP Edirne İl Başkanlığı’na seçilen Ahmet Biçer, “Genel Başkanımız, bilge lider Sayın Devlet Bahçeli’nin liderliğinde Milliyetçi Hareket Partimizin Türkiye’nin geleceği için üstlendiği tarihi sorumluluğun farkındayız. Biz de Edirne’de bu kutlu yürüyüşe daha güçlü katkı vermek istiyoruz. Bunun için aday oldum. Davanıza ve kutlu yürüyüşümüze destek istiyorum. Bu yolda omuz omuza yürüyelim, birlikte çalışalım, kutsal davamız için birlikte mücadele verelim. Sizlerin desteği olmadan bunları başaramayız. Bizi bu göreve layık gördüğünüz andan itibaren kimseyi dışarıda bırakmadan, ayrıştırmadan, teşkilatlarımızın her bir kademesini kucaklayarak çalışacağız” dedi.

  • Bakan Bolat: “Sanayilerimiz bütün sektörlerde dünya liginde ilk 10’un arasına girmeyi başardı”

    Bakan Bolat: “Sanayilerimiz bütün sektörlerde dünya liginde ilk 10’un arasına girmeyi başardı”

    Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Sanayilerimiz dünyada bütün sektörlerde dünya liginde ilk 10’un arasına girmeyi başardı” dedi.

    Ticaret Bakanı Ömer Bolat, çeşitli ziyaretlerde bulunmak üzere Bilecik’e geldi. Bakan Bolat ilk olarak Bozüyük Kaymakamlığı ziyaret ederek ardından iş adamlarıyla bir araya geldi. Ardından Bilecik Valisi Faik Oktay Sözer’i makamında ziyaret eden Bakan Bolat, kentle ilgili bilgi aldı.

    “3 yılda 25 milyar dolar mal ihracatımızı arttırdık”

    AK Parti Bilecik İl Başkanlığı ziyaret eden Bakan Bolat, “Anadolu’muzda, Türkiye’mizde terörle mücadelenin başarıyla sonlandırıldığı, huzur ve asayiş ortamının bütün vatan sathını kapladığı, ekonomide başta sanayi, tarım, hizmetler, ulaştırma sektörleri olmak üzere, ticaret olmak üzere harıl, harıl bir çalışmanın olduğu ortamı görmekten çok büyük memnuniyet duyuyoruz. Enflasyonla mücadelede yüzde 75-80’lerden yüzde 30’lara kadar gerilettik. Büyümemiz, dünya ekonomisi durgun bir ortamda gittiği halde, dünya ticareti büyük savaşlara sahne olduğu halde hamdolsun biz bu mevcut hükümetimiz döneminde 3 yılda 25 milyar dolar mal ihracatımızı arttırdık ve 43 milyar dolar da hizmetler ihracatımızı arttırdık. Milli gelirimiz ve kişi başına milli gelirimiz Türk Lirası demiyorum, dolar bazında bile 6 kat arttırılmıştır. 12 milyon insan yeni iş sahibi olmuştur. 21 milyondan 32 milyon 700 bine istihdam çıkarılmıştır. 36 milyar dolar mal ihracatı, 14 milyar dolar hizmet ihracatı, toplam 50 milyar dolarlık ihracat geçen ay sonu itibarıyla yıllıkta 401 milyar dolara çıkarılmıştır. İnsanımızın satın alma gücü ve hayat kalitesi, hayat standartları üst gelir ülkeler ortalamasına ulaştırılmıştır” dedi.

    “Sanayilerimiz dünyada bütün sektörlerde dünya liginde ilk 10’un arasına girmeyi başardı”

    Bakan Bolat, “Sanayilerimiz dünyada bütün sektörlerde dünya liginde ilk 10’un arasına girmeyi başardı. Teknolojimiz gelişti. Katma değerli üretim, katma değerli ihracatımız arttı. Türk malı demek artık dünyada kalitenin, teknolojik yüksekliğin sembolü oldu. Türk tarım ürünü demek lezzetin, tadın sembolü oldu. Hizmet sektörü demek Türkiye ile eşdeğer hale geldi. Havacılıkta, lojistik, kara taşımacılığında, gemi yapımında, makine üretiminde, otomotivde, savunma sanayi üretiminde, inşaat malzemelerinde, seramik, cam, porselen gibi taşa toprağa dayalı sektörlerde, mermerde, granitte Türk ürünleri markanın, kalitenin, itibarın sembolü haline geldi” dedi.

    “Milli gelirde dünyada 21’inci sıralardan 16’ncı sıraya yükseldik”

    Bakan Bolat, bütün sektörlerde dünya ile rekabeti önceleyen yatırımlar yapıldığı belirterek, “Sayısı 100’ü aşan teknoparklar, sayısı 450’ye ulaşan organize sanayi bölgeleri, organize tarım bölgeleri kurulduğu için bu sonuçlar elde edildi. Bölgemiz adeta yanıyor etrafımız; kuzeyimiz, doğumuz, güneyimizde ülkeler savaşı, bölgesel savaşlar, iç savaşlar var. Ama Türkiye böyle bir dönemi başarıyla Cumhurbaşkanımızın liderliğinde geçti, hala da başarıyla yönetiliyor. Onun için de dünyada 21’inci sıralardan 16’ncı sıraya yükseldik milli gelirde. O da cari fiyatlar, cari döviz kurları temelinde. Satın alma gücü paritesine göre dünyada 11’inci büyük ekonomi konumundayız. Günlük hayattaki insanlarımızın hayat kalitesinin yükselmesi de bu gelişmenin, bu ekonomik büyüme ve başarıların vatandaşlarımızın hayatına da dokunduğunu ve vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırdığını göstermektedir” ifadelerine yer verdi.

    “Bu tablo bile rüzgarın AK Parti’den yana nasıl kuvvetli esmeye başladığını göstermektedir”

    Bakan Bolat son olarak, “Saflarımızı sıklaştıracağız. Biliyorsunuz partimize yoğun katılımlar oluyor; milletvekillerinden, belediye başkanlarından, meclis üyelerinden. Bu tablo bile rüzgarın AK Parti’den yana nasıl kuvvetli esmeye başladığını göstermektedir. Türkiye’nin esenliği, bekası, birlik ve beraberliği için Cumhur İttifak’ımızla birlikte Cumhurbaşkanımızın liderliği ve hükümetimiz Türkiye’nin sigortasıdır. İnşallah sizlerin ve bizlerin birlikte büyük çalışmamızla, halkımızın dua ve desteğiyle Türkiye Yüzyılı kervanı yoluna devam edecektir” dedi.

  • Yabancı okullar için yeni adım. MEB’e bağlı okullara geçiş için denklik belgesi alınabilecek

    Yabancı okullar için yeni adım. MEB’e bağlı okullara geçiş için denklik belgesi alınabilecek

    MEB tarafından yasal statüsü olmaksızın Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı okullarda öğrenim gören öğrencilerden, ara sınıflardan ayrılarak resmi veya özel Türk okullarına geçme başvurusunda bulunanlara denklik belgesi düzenlenecek.

    Türkiye’de eğitim ve öğretim faaliyetlerinin ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda, bakanlığın izin ve denetimi altında yürütülmesi esas alınıyor.

    Bu kapsamda, gerekli izinleri bulunmaksızın faaliyet gösteren yabancı okulların ilköğretim ve ortaöğretim kademelerinde öğrenim gören öğrencilerin denklik işlemleri, yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendiriliyor.

    Mevcut uygulama kapsamında, Türkiye’de izinsiz faaliyet yürüten yabancı okulların ara sınıflarında öğrenim gören veya bu okullardan mezun olan öğrenciler adına denklik belgesi verilemiyordu.

    Edinilen bilgiye göre; bakanlıkça, izinsiz faaliyet yürüten yabancı okulların ara sınıflarında öğrenim gören öğrencilerin, bu okullardan ayrılarak öğrenimlerine Türk okullarında devam etmek istemeleri durumunda, eğitim hakkına erişimlerinin sağlanması, eğitim süreçlerinde kesinti yaşanmaması ve mevcut durumlarından kaynaklanabilecek mağduriyetlerinin önlenmesi amacıyla geçiş sürecine yönelik düzenleme yapıldı.

    Bu kapsamda, söz konusu okulların ara sınıflarından ayrılarak, MEB’e bağlı resmi veya özel Türk okullarında öğrenimlerine devam etmek üzere başvuruda bulunan öğrencilere denklik belgesi verilecek.

    Belge almak isteyen öğrenciler, velileriyle 31 Aralık 2026 saat 17.00’ye kadar denklik başvurusunda bulunabilecek.

    Öte yandan, düzenlenecek denklik belgeleri, izinsiz faaliyet yürüten yabancı okulların tanınması veya bu okulların faaliyetlerinin hukuka uygun kabul edilmesi anlamına gelmeyecek.

    Uygulamayla, öğrencilerin bakanlığa bağlı resmi veya özel Türk okullarına geçişlerinin sağlanması ve eğitimlerine kesintisiz şekilde devam edebilmeleri amaçlanıyor.

  • Kurtulmuş: Terör Meselesini Geride Bırakıyoruz

    Kurtulmuş: Terör Meselesini Geride Bırakıyoruz

    (İSTANBUL) – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Ülkemizde yaklaşık Cumhuriyetimizin ilk asrının yarısını heba ettiğimiz terör meselesini geride bırakıyoruz. Bu memlekette Türkler de Kürtler de diğer etnik yapılardan insanlar da bir ve beraber olarak Allah’ın izniyle yoluna devam edecektir” dedi.

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda düzenlenen “Bosphorus Diplomasi Forumu’26″nın kapanış törenine katıldı.

    Kurtulmuş, yaptığı konuşmada, “Türkiye yeni dünyanın, çok merkezli dünyanın en önemli ülkelerinden birisidir ve Türkiye’nin yakaladığı bu ivme, Allah’ın izniyle önlenemeyecek bir yükselişin henüz başlangıcı. Türkiye, bu yakaladığı ivmeyle hemen her alanda öne çıkan dünya çapındaki hamleleriyle fevkalade değerli bir sürecin başındadır” dedi.

    Kurtulmuş, Türkiye’nin son dönemdeki dış politikasına ilişkin şunları söyledi:

    “Türkiye müzakereci bir dış politika anlayışına sahiptir. Önümüzdeki mesele ne kadar zor olursa olsun hiçbir meselenin diplomasi masasında konuşulmaması mümkün değildir. En zor meseleyi diplomasi masasına getirip konuşabilecek, tartışacak ve buradan Türkiye’nin lehine sonuçlar değiştirebilecek bir dış politika algısına ve gücüne sahibiz. Bu sadece Türkiye’nin meseleleri değil, Türkiye’nin etrafındaki ülkeleri ilgilendiren meselelerde de böyledir. Örneğin, Rusya ile Ukrayna arasındaki meselede bütün Batı ülkeleri sorunu çözmek konusunda aciz kalırken, burada İstanbul’da, 2022 yılının Mart ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde iki taraf aynı masa etrafında toparladı ve müzakere etmeye başladılar. Hatta şunu da söyleyeyim, draft kopyası imzalanmış olan anlaşma o zaman başka ülkeler istemediği için gerçekleştirilemedi. Eğer o anlaşma gerçekleşseydi bugün Rusya-Ukrayna Savaşı çoktan sona ermiş olurdu. Ayrıca bölgemizdeki bütün meselelerde Türkiye, sorun çözücü, müzakereci diplomasi anlayışıyla masada her zaman olumlu katkı sunan ülkelerden birisi olmuştur.

    “TÜRKİYE, TÜRK DÜNYASIYLA İLİŞKİLERİNİ GELİŞTİRMEKTE OLAN BİR ÜLKE”

    Türkiye’nin dış politikasının bir diğer özelliği aktif bir dış politika olmasıdır. Yani Türkiye, aktif ve çok taraflı bir politikayla sadece dünyanın, bölge ülkelerinin, belli ülkeleri, belli çevreleriyle değil, başta içinde bulunduğumuz bu zor coğrafya, belki de açık söyleyelim, insanlığın en zor coğrafyasında sorunların her birinin devasa boyutlarda olduğu bu coğrafyada Türkiye aktif ve çok taraflı bir dış politikayı icra etmektedir. Türkiye daha birkaç gün evvel, birkaç hafta evvel NATO zirvelerine, hem parlamento başkanları hem liderler zirvelerine ev sahipliği yaptı. Türkiye NATO üyesi, Türkiye İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi, Türkiye Avrupa Birliği’nin aday ülkelerinden birisi, Türkiye Balkanların bir parçası, Türkiye Kafkasların parçası, Türkiye geniş coğrafyamızda Türk dünyasıyla ilişkilerini geliştirmekte olan bir ülke. Yani bir seferde saydığınızda onun üzerinde, Karadeniz Ekonomik İşbirliği grubundan tutun birçok Körfez İşbirliği’ne kadar birçok çevreyle ilişkisi olan bir ülke. Türkiye’nin yönü sadece bir tarafa dönük değildir.

    “KAPALI KAPILAR ARDINDA DA AYNI ŞEYİ SÖYLÜYOR, MEYDANLARDA DA AYNI ŞEYİ SÖYLÜYORUZ”

    Türkiye’de belli çevrelerin aklının almadığı, zaman zaman da bizi eleştirmeye girdiği nokta, ‘Türkiye’nin eksen kaymasına uğradığıdır.’ O beylerin eksenden anladığı, Batı’nın arkasında hizaya girmektir. Bizim eksenden anladığımız şey şudur: Türkiye’nin bir tane ekseni vardır. O da kendisinin milli, yerli eksenidir, Türkiye’nin eksenidir. Türkiye’nin dış politikasının bir başka önemli özelliği ise ilkeli olmasıdır. Yani biz bu kadar zor coğrafyada bir kapının arkasında başka bir ülkeye, bir başka kapının arkasında başka bir ülkeye tam tersi başka bir şey söylemiyoruz. Ne söylüyorsak kapalı kapılar ardında da aynı şeyi söylüyor, meydanlarda da aynı şeyi söylüyoruz. Böylece bu ilkeli tutumumuz, dünyanın birçok meselesine karşı ilkesi ve günübirlik yaklaşan ülkelere de bir şekilde onlara da hizalanma mecburiyetini getiriyor. Dolayısıyla Türkiye bu ilkeli dış politika duruşunu sürdürerek sorunların çözümüne de ciddi şekilde katkı sunacaktır. Türkiye’nin dış politikadaki bir başka yaklaşımı ise özellikle Osmanlı’nın çöküş döneminden itibaren sürekli parçalanma, bölünme sürecine girmiş olan geniş coğrafyamızda birleşmenin adresi olmak niyetimizdir. Bunu fevkalade güçlü bir şekilde de ortaya koyuyoruz.”

    “YENİDEN GÜÇLÜ BİR BÖLGE, YENİDEN TERÖRSÜZ BİR BÖLGE İNŞA EDİLECEKTİR”

    “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

    “Bu bölge halklarının Türkü ile Kürdü ile Arabı’yla Acemi’yle Sünnisi’yle Şii’siyle hep beraber bir ve bütün olduğu, bir ümmetin sağlam parçaları olarak bir araya geldiğini Allah’ın izniyle hepiniz göreceksiniz. Terörsüz Türkiye meselesi bu sürecin ilk adımıdır. Bu coğrafyada, bizim ülkemizde yaklaşık Cumhuriyetimizin ilk asrının yarısını heba ettiğimiz terör meselesini geride bırakıyoruz. 40 yılı aşkın süredir devam eden, binlerce insanımızın şehit olduğu, on binlerce insanımızın öldüğü, köylerin, kentlerin yıkıldığı, tarumar olduğu bu süreci artık geride bırakıyoruz. Bu memlekette Türkler de Kürtler de diğer etnik yapılardan insanlar da bir ve beraber olarak Allah’ın izniyle yoluna devam edecektir ve böylece sadece Türkiye’nin sınırları içinde değil, Türkiye’nin sınırları dışında da Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve diğer bütün unsurların bir ve beraber olduğu o güzel günler yeniden kurulacak, yeniden güçlü bir bölge, yeniden terörsüz bir bölge inşa edilecektir.”