Tag: İsrail

  • Dışişleri Bakanlığı’ndan İsrail’e sert tepki: Korkak ve çürümüş zihniyet

    Dışişleri Bakanlığı’ndan İsrail’e sert tepki: Korkak ve çürümüş zihniyet

    Dışişleri Bakanlığı, İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan açıklamalara tepki gösterdi. Bakanlık, İsrail yönetiminin açıklamalarını “yalan ve iftira” olarak nitelendirirken, Netanyahu hükümetine yönelik sert ifadeler kullandı.

    “YALAN VE İFTİRALAR KORKAK VE ÇÜRÜMÜŞ ZİHNİYETİ YANSITIYOR”

    Bakanlıktan yapılan açıklamada, İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan ifadelerin, İsrail hükümetinde görev yapanların zihniyetini ortaya koyduğu belirtildi.

    Açıklamada, “Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan yalan ve iftiralar, Netanyahu başta olmak üzere İsrail hükümetinde görev yapan suçluların içinde bulunduğu korkak ve çürümüş zihniyeti yansıtmaktadır” denildi.

    “NETANYAHU HÜKÜMETİNİN DOKUNULMAZLIKLARI ORTADAN KALKIYOR”

    İsrail hükümetinin Gazze’deki politikalarına da tepki gösterilen açıklamada, Netanyahu yönetiminin hem Gazze’deki eylemleri hem de bölgedeki yayılmacı politikaları nedeniyle eleştirildi.

    Bakanlık, “Gazze’de soykırım işleyerek tüm İsrail halkına tarihi bir utanç yaşatan, ayrıca modern Orta Doğu tarihinde görülmemiş bir yayılmacılık sergileyerek bölgesel ve küresel istikrarsızlığın başlıca sorumlusu olan Netanyahu ve suç şebekesinin sahip olduğu dokunulmazlıklar hem hukuki hem de siyasi bakımdan ortadan kalkmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “İSRAİL’İN PROPAGANDA ÇABALARI YETERLİ OLMUYOR”

    Açıklamada, İsrail kurumlarının uluslararası kamuoyuna yönelik çalışmalarına da değinilerek, bu çabaların artık karşılık bulmadığı savunuldu.

    Dışişleri Bakanlığı, İsrail kurumlarının faaliyetlerini “Goebbels’in propaganda makinesine benzer biçimde çalışan” ifadeleriyle tanımlayarak, uluslararası toplumun Netanyahu hükümetinin açıklamalarına inanmadığını ileri sürdü.

    “GERÇEKLERİ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Türkiye’nin İsrail hükümetine yönelik tutumunun sürdürüleceği belirtilen açıklamada, “Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Netanyahu döneminde işlenen suçların karşısında dürüst ve kararlı bir duruş sergilemiştir. Bundan sonra da gerçekleri savunmaya ve dile getirmeye devam edeceğiz” denildi.

  • Lübnan: İsrail İhlalleri Hesap Vermeli

    Lübnan: İsrail İhlalleri Hesap Vermeli

    Lübnan Başbakan Yardımcısı Tarık Mitri, İsrail’in Lübnan’daki suç ve ihlallerinin belgelenmesinin İsrail’in yargı önünde hesap vermesi için zemin oluşturacağını belirterek, bu alanda resmi ve sivil çabaların birleştirilmesi çağrısında bulundu.

    Mitri, Arap Araştırmaları ve Politika Çalışmaları Merkezi’nin Beyrut’ta düzenlediği “İsrail’in Uluslararası İnsancıl Hukuk İhlalleri” başlıklı oturumda konuştu.

    İsrail’in Lübnan’daki ihlallerinin belgelenmesi ve bu kapsamda bilgi toplanıp doğrulanmasının ele alındığı oturumda Mitri, belgelenen suç ve ihlallerin İsrailli yetkililerin yargılanması amacıyla kullanılacağını söyledi.

    Sivil toplum kuruluşları ve söz konusu ihlalleri belgeleyen kurumlara ellerindeki araştırma ve raporları Lübnan hükümetiyle paylaşmaları çağrısında bulunan Mitri, bu alandaki “çabaların ve girişimlerin birleştirilmesi” gerektiğini ifade etti.

    Mitri, Uluslararası İnsancıl Hukuk Ulusal Komitesinde görev yapan gönüllülerin çalışmalarını takdir ederek, Lübnan hükümetinin ihlallerin belgelenmesi için sürekli faaliyet gösterecek bir merkez kurmaya çalıştığını aktardı.

    Lübnan’ın UCM’ye başvuru imkanı

    İsrailli yetkililerin Uluslararası Ceza Mahkemesinde (UCM) yargılanma ihtimaline ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Mitri, Lübnan’ın UCM’yi kuran Roma Statüsü’ne taraf olmadığını, mevcut hukuki koşullar altında Lübnan devletinin İsrail’i mahkemeye taşımasının mümkün olmadığını belirtti.

    Mitri, UCM’nin belirli koşullar ve mekanizmalar çerçevesinde, Roma Statüsü’ne tam olarak taraf olmayan ülkelerde belirli bir dönem içinde işlenen suçları da inceleyebileceğini kaydetti.

    Önceki Lübnan hükümetinin Roma Statüsü’ne katılım kararı aldığını ancak daha sonra bu karardan vazgeçildiğini aktaran Mitri, bu nedenle gerekli işlemlerin tamamlanamadığını söyledi.

    Mitri, mevcut hükümetin de geçen yıl bu süreci yeniden başlatamadığını ifade etti.

    Lübnan devletinin şu aşamada UCM’ye başvuru yapamamasının, Lübnan vatandaşlarının İsrailli yetkilileri İspanya, Belçika ve Fransa gibi Avrupa ülkelerindeki mahkemelerde, ilgili ülkelerin yasal şartları çerçevesinde yargı önüne çıkarma hakkını ortadan kaldırmadığını belirten Mitri, bireysel başvuruların mümkün olduğunu dile getirdi.

    Lübnan’daki savaşın bilançosu

    Arap Araştırmaları ve Politika Çalışmaları Merkezi Beyrut Direktörü Nasır Yasin de merkezin İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının başlamasından bu yana ihlallere, savaşın maliyetine ve eğitim, sağlık ve tarım gibi temel sektörlerde meydana gelen zararlara dikkati çekmeye çalıştığını söyledi.

    İsrail ile Hizbullah arasında son aylarda ilan edilen ateşkesler ve 26 Haziran 2026’da ABD arabuluculuğunda Beyrut ile Tel Aviv arasında imzalanan “çerçeve anlaşmasına” rağmen İsrail, Lübnan topraklarına yönelik saldırılarını sürdürüyor.

    Lübnan makamlarına göre saldırılarda en az 4 bin 335 kişi hayatını kaybetti, 12 bin 277 kişi yaralandı ve 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi.

  • İsrail’de Netanyahu ile aşırı sağcı bakan Ben-Gvir arasında sosyal medyada ‘ortak liste’ tartışması

    İsrail’de Netanyahu ile aşırı sağcı bakan Ben-Gvir arasında sosyal medyada ‘ortak liste’ tartışması

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yayınladığı videoda, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in Yahudi Gücü Partisi ile aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in Dini Siyonizm Partisi’ni seçimlere ortak listeyle girmek zorunda olduğunu söyledi.

    NETANYAHU’DAN “ORTAK LİSTE” ÇAĞRISI

    Sağ kanadın birlikte hareket ettiğinde kazandığını, bölündüğünde ise kaybettiğini ileri süren Netanyahu, 1992’deki seçimlerde İsrail sağının, soldan daha fazla oy almasına rağmen bölündüğü için kaybettiğini ve Oslo Anlaşmalarının bu nedenle imzalandığını savundu.

    Netanyahu, aynı senaryonun bu seçimde de yaşanabileceğini ileri sürerek Ben-Gvir ve Smotrich’i önümüzdeki günlerde bir araya getireceğini belirterek aralarındaki anlaşmazlıkları bir kenara bırakarak seçimlere ortak listeyle katılma çağrısı yaptı.

    Dini Siyonizm Partisi lideri Smotrich, Netanyahu’nun çağrısına “Milli kampta birlik ve sorumluluk zamanı.” ifadesiyle yanıt verdi.

    BEN-GVİR, NETANYAHU’YU EİSENKOT İLE “ULUSAL BİRLİK HÜKÜMETİ” KURMAYA ÇALIŞMAKLA SUÇLADI

    Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir, Netanyahu’ya X hesabından yanıt vererek “Sayın Başbakan, Videonuzu anlamadım.” ifadesini kullandı.

    Netanyahu’yu Eisenkot ile geniş bir “ulusal birlik hükümeti” kurmak için “güçlü Yahudi Gücü Partisi”ni zayıflatmaya çalışmakla suçlayan Ben-Gvir, Netanyahu ile son haftalarda birkaç kez görüştüklerini belirterek kamuoyu araştırmalarına göre, Smotrich ile birleşmesi durumunda 3-4 sandalye kaybedeceğini kaydetti.

    Ben-Gvir, sağ oyların en iyi kullanılma şeklinin Ofer Winter ile Smotrich’in ortak liste ile seçime girmesi olduğunu ileri sürerek “İsrail toprakları tehlikede. İsrail halkı tehlikede. İsrail devleti tehlikede. Eisenkot ile hükümet kurmaman için her şeyi yapacağım!” yazdı.

    NETANYAHU, BEN-GVİR’E CEVAP VERDİ

    Ben-Gvir’e X hesabından cevap veren Netanyahu, aynı sözlerle cevap vererek “Videonu anlamadım. Smotrich ile birleşmen için sana çağrı yaptığım için ‘zayıf Yahudi Gücü’ istediğimi mi söylüyorsun? Tam tersi.” ifadesini kullandı.

    Netanyahu, Ben-Gvir-Smotrich ittifakının sağ kanadı güçlendireceğini, seçim barajının sınırında olan Smotrich ile birleşmemesi durumunda Eisenkot’un Yair Golan ve Arap partileriyle koalisyon kuracağını savundu.

    Ben-Gvir gibi “İsrail toprağı tehlikede. İsrail halkı tehlikede. İsrail devleti tehlikede.” yazan Netanyahu, Ben-Gvir’i kişisel hırsları nedeniyle ülkeyi riske atmakla suçladı.

  • Netanyahu: Seçimi kaybedeceğiz endişesi

    Netanyahu: Seçimi kaybedeceğiz endişesi

    İsrail kamu yayın kuruluşu KAN’ın haberine göre Netanyahu, 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler öncesinde düzenlediği basına kapalı toplantılarda partisinin durumunu değerlendirdi.

    Haberde, Netanyahu’nun “10 sandalye kaybettik ve bunları nasıl geri kazanacağımızı bilmiyorum.” ifadelerini kullandığı ve durum değişmediği takdirde iktidardaki Likud Partisinin seçimleri kaybedeceğini dile getirdiği aktarıldı.

    Netanyahu’nun yürütülecek seçim kampanyasının niteliğini henüz belirleyemediği kaydedilen haberde, İsrail Başbakanı’nın kendi lehine görünen kamuoyu araştırmalarına şüpheyle yaklaştığı ve partisinin durumunun anketlere yansıyandan daha kötü olduğuna inandığı belirtildi.

    LİKUD PARTİSİ’NDEN İDDİALARA YALANLAMA

    Söz konusu iddialarla ilgili KAN’a açıklamada bulunan Likud Partisi ise haberin gerçeği yansıtmadığını savundu.

    Açıklamada, “Yalan haber. Yanlış anketlere bakıyorsunuz. Likud, Binyamin Netanyahu liderliğinde seçimleri kazanacaktır.” değerlendirmesine yer verildi.

    İsrail basınında yer alan farklı anketler, Gadi Eisenkot liderliğindeki “Yashar” Partisinin öne çıktığını ve Likud’un gerilediğini gösterirken, sağ kanada yakın yayın organlarının anketlerinde ise Netanyahu lehine sonuçlar yer alıyor.

    ANKETLERE GÖRE MUHALEFET ÖNDE

    İsrail’deki Kanal13 televizyonu tarafından yapılan son ankete göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Eisenkot’un partisi 24, Netanyahu’nun Likud Partisi ise 19 milletvekili çıkarıyor.

    Anket sonuçları, Eisenkot liderliğindeki muhalefet blokunun 57, Netanyahu liderliğindeki koalisyon blokunun 48 ve İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden partilerin 15 sandalyeye ulaşacağını gösteriyor.

    İsrail’de hükümet kurabilmek için 120 sandalyeli mecliste en az 61 milletvekilinin desteği gerekiyor.

    Aynı ankette yer alan “Başbakanlığa uygunluk” sorusuna katılanların yüzde 46’sı Eisenkot yanıtını verirken, Netanyahu’ya destek yüzde 35’te kaldı.

    Katılımcıların yüzde 19’u ise kararsız olduğunu belirtti.

    Hakkında yolsuzluk iddiaları ve Gazze Şeridi’nde işlenen savaş suçları nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) çıkardığı tutuklama talebi bulunan 76 yaşındaki Netanyahu, Aralık 2022’den bu yana İsrail tarihinin “en aşırı sağcı” hükümetine başkanlık ediyor.

  • İsrail’in E1 planına ortak kınama: ”İki devletli çözümü tehdit ediyor”

    İsrail’in E1 planına ortak kınama: ”İki devletli çözümü tehdit ediyor”

    Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün’ün dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında devam eden hukuk dışı yerleşim politikalarını kınadı.

    İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında devam eden hukuk dışı yerleşim politikalarına ilişkin, Türkiye ve 7 ülkenin dışişleri bakanları ortak açıklama yayımladı.

    Açıklamada, “İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında devam eden hukuk dışı yerleşim politikalarını kınamakta ve ‘E1’ yerleşim planını ve işgal altındaki Doğu Kudüs’ün doğusunda bununla bağlantılı yerleşim faaliyetlerini kategorik olarak reddetmektedir.” ifadesi kullanıldı.

    İsrail işgal makamlarının desteğiyle yerleşimciler tarafından Filistin halkına ve mülklerine karşı gerçekleştirilen ihlal ve şiddet eylemlerinin kınandığı vurgulanan açıklamada, söz konusu eylemlerin, Filistin halkının devredilemez haklarını hiçbir şekilde ortadan kaldırmadığı ve uluslararası hukuk ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının ihlalini teşkil ettiği belirtildi.

    Açıklamada, bu eylemlerin bölgesel ve uluslararası barış ile güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunun altı çizilerek, “Bakanlar, ‘E1’ yerleşim planının, yerleşimlerin genişletilmesini ve ilhakı daha da ilerleten ve başta Batı Şeria ile Doğu Kudüs arasında olmak üzere İşgal Altındaki Filistin Toprakları’nın coğrafi bütünlüğünü zedeleyen tehlikeli bir tırmanış teşkil ettiği ve bu suretle, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin Devleti’nin kurulmasını ve yaşayabilirliğini tehdit ettiği uyarısında bulunmaktadır.” ifadeleri kullanıldı.

    Bu tür eylemlerin, barışın sağlanmasına yönelik uluslararası çabalara doğrudan bir meydan okuma olduğu belirtilen açıklamada, şu değerlendirmede bulunuldu:

    “Bunların başında, ilhak ve zorla yerinden edilmeyi kesin bir dille reddeden ABD Başkanı Donald Trump’ın Kapsamlı Planı ve Barış Kurulu aracılığıyla da dahil olmak üzere planın uygulanması için öngörülen mekanizmalar gelmektedir. Ayrıca, istikrarın sağlanması ve çatışmanın sona erdirilmesi amacıyla Batı Şeria’nın ilhakına izin vermeme yönündeki Başkan Trump’ın kararlı taahhüdü de bu çabaların en önemlilerindendir.”

    Açıklamada bakanların, uluslararası hukuka ve ilgili BM kararlarına uygun olarak iki devletli çözümün, adil, kapsamlı ve kalıcı bir barışa giden tek uygulanabilir yol olduğunu yeniden teyit ettiği vurgulanırken, bu çözümü baltalamayı amaçlayan eylemlerin gerilimin daha da tırmanmasına yol açabileceği, bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği tehdit edebileceği ve bölgede kalıcı barış ve istikrar umutlarını tehlikeye atabileceği belirtildi.

    Bu bağlamda, “E1” yerleşim planı da dahil olmak üzere yasa dışı yerleşim faaliyetlerinden sorumlu kuruluşlara ve kişilere, ayrıca yerleşim genişletme ve ilhak politikalarını destekleyen, kolaylaştıran veya uygulayanlara karşı uygun uluslararası tedbirler ve yaptırımlar da dahil olmak üzere, hesap verebilirliği sağlamaya yönelik tüm çabaların desteklendiği açıklamada, yasa dışı yerleşim yerlerinin kurulmasına, genişletilmesine veya kalıcı hale getirilmesine katkıda bulunan her türlü destek veya finansmanın sona erdirilmesi çağrısında bulunuldu.

    Açıklamada, hesap verebilirliğin eksikliğinin ihlallerin devam etmesine katkıda bulunduğu, adil ve kapsamlı bir barışın sağlanması ihtimalini daha da zayıflattığı vurgulanırken, “E1” yerleşim planını durdurmak, bu planla bağlantılı olarak alınan tüm tedbirleri iptal etmek ve işgal altındaki Filistin topraklarının coğrafi ve demografik yapısını değiştirmeyi amaçlayan tüm yerleşim faaliyetlerini ve diğer tedbirleri sonlandırmak için acil önlemler alınması talep edildi.

    BM Güvenlik Konseyi, tüm devletler ve ilgili uluslararası aktörlere, uluslararası hukuk kapsamındaki sorumluluklarını yerine getirme ve yasa dışı yerleşim yerlerinin genişlemesini durdurmak için acil ve etkili önlemler alma çağrısında bulunulan açıklamada, Filistin halkının korunmasının sağlanması, kendi kaderini tayin hakkı da dahil olmak üzere vazgeçilmez haklarının güvence altına alınması ve uluslararası hukuka ve ilgili BM kararlarına uygun olarak bağımsız devletlerini kurmalarının sağlanması istendi.

    FİLİSTİN’DEKİ İŞGALİ GENİŞLETECEK ”E1 PROJESİ”

    Tarihsel olarak Doğu Kudüs’ün bir parçası olan ancak Ayrım (Utanç) Duvarı’nın Batı Şeria kısmında kalan Filistin mahallesi Ayzeriye’nin yakınına inşa edilmiş “Maale Adumim” Yahudi yerleşim birimini, Batı Kudüs’e giden yola bağlamak için “E1 Projesi” başlatılmıştı.

    Bu kapsamda, bölgeye 4 binden fazla yasa dışı konut ve oteller inşa etmek için 1999 yılında 12 bin dönüm Filistin toprağı gasbedilmişti.

    İsrail yönetimi, Filistin Devleti’nin kurulmasını önleyeceği söylenen “E1 Projesi”ni önceki ABD yönetimlerinin baskıları nedeniyle dondurmuştu.

    Başbakan Binyamin Netanyahu, işgal altındaki Batı Şeria’yı fiilen ikiye bölecek “E1 Projesi”ni Eylül 2025’te onaylamıştı.

    İsrail “E1 Projesi” ile işgal altında tuttuğu Doğu Kudüs ile Batı Şeria’daki Filistin toprakları arasındaki bağlantıyı kesmeyi hedefliyor.

    İsrail hükümeti, “E1” Yahudi yerleşim projesine ilişkin verdiği taahhüdü ihlal ederek itirazda bulunan taraflara önceden bildirimde bulunmaksızın 1234 konutluk ilk ihale ilanını yayımlamıştı.

  • Ömer Çelik’ten Netanyahu’ya Batı Şeria tepkisi: “Bu işgalcilik, hırsızlık ve soykırımcı şiddettir”

    Ömer Çelik’ten Netanyahu’ya Batı Şeria tepkisi: “Bu işgalcilik, hırsızlık ve soykırımcı şiddettir”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail yönetimine sert sözlerle tepki gösterdi.

    “Netanyahu şebekesinin Batı Şeria’yı ‘Gazzeleştirme’ye dönük soykırım politikası devam ediyor.” diyen Çelik “İsrail’in yasa dışı yerleşim yerlerini genişleterek Filistinlileri vatansızlaştırmaya dönük saldırganlığı mekansal soykırımdır. ‘Yerleşim’ ve ‘yerleşimci’ kavramları yanlıştır; bu işgalcilik, hırsızlık ve soykırımcı şiddettir.” şeklinde konuştu.

    İsrail’in Batı Şeria’da yürürlüğe koymaya çalıştığı E1 planının soykırımcı şiddetin yeni ve tehlikeli bir aşaması olduğunu belirten Ömer Çelik “İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’nın bir bölgesinde daha yeni işgalci-yerleşimci konut inşaatı için ihale açma planını şiddetle kınıyoruz. Bu saldırganlık, Batı Şeria’yı fiilen ikiye bölmeyi ve Doğu Kudüs’ü izole etmeyi hedeflemektedir. Bu da iki devletli çözüm perspektifini yok etme amacı taşımaktadır.” dedi.

    Çelik şöyle devam etti:

    “Cumhurbaşkanımız yıllardır BM başta olmak üzere pek çok zeminde “İsrail’in sınırları neresidir?” diye sorarak bu işgalciliğe tüm dünyanın dikkatini çekmektedir. İsrail uluslararası toplumun tüm kurallarını çiğnemektedir. İsrail’in adımları sadece Gazze ve Batı Şeria’yı değil, tüm insanlığı ve kuralları hedef almaktadır. Adına ‘yerleşim’ ve ‘yerleşimci’ denilen işgalcilik, hırsızlık ve soykırımcılığa herkes karşı çıkmalıdır. Buna karşı tüm ülkeler ortak ve somut adımlar atmalıdır.”

  • Türkiye, Mısır ve Katar’dan Gazze’ye ortak kınama

    Türkiye, Mısır ve Katar’dan Gazze’ye ortak kınama

    Türkiye, Mısır ve Katar tarafından İsrail’in Gazze’deki son saldırılarına ilişkin ortak açıklama yayımladı.

    SON SALDIRILAR EN GÜÇLÜ BİÇİMDE KINANDI

    Arabulucu ülkeler olarak, İsrail’in Gazze Şeridi’nde kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan son saldırılarını en güçlü biçimde kınadı.

    BÖLGESEL VE ULUSLARARASI ÇABALARI SEKTEYE UĞRATTI

    Arabulucu ülkeler, Barış Kurulu ile İsrailli yetkililer arasında gerçekleştirilen görüşmede dahil olmak üzere, Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planın uygulanmasına yönelik yoğun çabaların sürdüğü ve müzakere sürecinde yapıcı adımların atıldığı kritik bir aşamada, İsrail’in saldırılarının yoğunlaşmasının cğının altını çizdi.

    Arabulucu ülkeler, İsrail’in ateşkes anlaşması kapsamındaki tüm yükümlülüklerine tam olarak riayet etmesinin ve ateşkesi daha da zedeleyebilecek ve gerilimi tırmandırabilecek eylemlerden kaçınmasının zaruri olduğunu vurguladı.

    ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI

    Bölgede devam eden İsrail saldırganlığının yol açtığı yıkıcı sonuçlar karşısında arabulucu ülkeler; uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararıyla desteklenen, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Trump’ın liderliğindeki Barış Kurulu’na, ateşkese uyulmasını teminen gerekli adımların atılması ve daha fazla tırmanmanın önlenmesi için baskı yapılması yönündeki çağrılarını yineledi.

  • ABD basını: Trump, Netanyahu’dan Suriye ve Lübnan’dan çekilmesini istedi

    ABD basını: Trump, Netanyahu’dan Suriye ve Lübnan’dan çekilmesini istedi

    Axios’un ABD’li ve İsrailli yetkililere dayandırdığı haberine göre Trump, geçen perşembe Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinde, İsrail askerlerinin Suriye topraklarındaki varlığının gerilimi artırdığını ve yeni bir tırmanmaya yol açabileceğini söyledi.

    Haberde, Trump’ın Netanyahu’ya, “Sizi orada istemiyorlar. Yeniden konuşlanmalısınız.” dediği aktarıldı.

    Trump’ın İsrail’in Lübnan’daki askeri varlığı konusunda da benzer bir talepte bulunduğu belirtilirken, Netanyahu’nun İsrail’in sınırları boyunca güvenlik bölgelerine ihtiyaç duyduğunu savunduğu kaydedildi.

    Axios’a göre telefon görüşmesi, Trump’ın Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir araya gelmesinden bir gün sonra gerçekleştirildi. Görüşme, Washington yönetiminin İsrail ile Suriye arasında yeni bir güvenlik düzenlemesi oluşturma yönündeki girişimlerini sürdürdüğü bir dönemde yapıldı.

    İSRAİL’İN SURİYE’DEKİ VARLIĞI

    İsrail ordusu, Suriye’de Esad yönetiminin devrilmesinin ardından iki ülke arasındaki tampon bölgeye ve çevresindeki stratejik noktalara asker konuşlandırmıştı.

    İsrail yönetimi, bu bölgelerdeki askeri varlığını sınır güvenliği ve silahlı gruplardan gelebilecek tehditlerle gerekçelendirirken, Şam yönetimi İsrail güçlerinin Suriye topraklarından tamamen çekilmesini istiyor.

    ABD yönetimi ise İsrail’in Suriye’deki askeri varlığının kalıcı hale gelmesinin, yeni Suriye yönetimiyle yürütülen diplomatik süreci zorlaştırabileceği ve bölgede yeni çatışmalara yol açabileceği görüşünde. Axios’un haberine göre Washington, bu nedenle İsrail güçlerinin geri çekilmesini ya da daha sınırlı bir bölgede yeniden konuşlandırılmasını istiyor.

    LÜBNAN DOSYASI

    Trump yönetimi son aylarda İsrail ile Lübnan arasındaki gerilimi azaltmaya yönelik girişimlerini de artırdı.

    ABD’nin arabuluculuğunda İsrail ile Lübnan arasında gelecekte kapsamlı bir anlaşmanın önünü açmayı amaçlayan bir çerçeve üzerinde uzlaşı sağlandı. Ancak Hizbullah’ın silahlı varlığı ve İsrail’in Lübnan topraklarındaki askeri faaliyetleri, sürecin önündeki başlıca sorunlar arasında bulunuyor.

    Trump daha önce de Netanyahu’ya Lübnan’da geniş çaplı askeri operasyonlardan kaçınılması ve yalnızca sınırlı, hedef odaklı saldırılar düzenlenmesi gerektiğini söylemişti.

    Trump’ın son talebinin, ABD yönetiminin İsrail’in bölgedeki askeri hareket alanını sınırlandırarak Suriye ve Lübnan’da diplomatik düzenlemelerin önünü açma çabasının bir parçası olduğu değerlendiriliyor.

  • Netanyahu Mecliste Protesto Edildi

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, asker kaçağı Ultra Ortodoks (Haredi) Yahudilerin tutuklanmasını donduran yasa tasarısı lehine oy kullanmak için geldiği İsrail Meclisi’nde protesto edildi.

    SALON “UTAN” SLOGANLARIYLA

    İsrail’in Haaretz gazetesinin haberinde göre, oy kullanmak için meclise gelen Netanyahu, muhalefet milletvekillerinin hedefi oldu.

    Zorunlu askerliği reddeden Haredilerin siyasi baskılarının ardından meclise getirilen yasalardan biri olan Haredi asker kaçaklarının tutuklanmasını dondurmayı öngören tartışmalı yasa tasarısı lehine oy kullanmak için İsrail Meclis’i genel kuruluna giriş yapan Netanyahu’ya, muhalefet milletvekilleri “utan” sloganlarıyla tepki gösterdi.

    Netanyahu, tepkiler üzerine oylamaya katılmadan İsrail Meclisi’ni terk etmek zorunda kaldı.

    TASARI ONAYLANDI

    İsrail Meclisi, İsrail Başsavcılığının ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in itirazlarına rağmen, tartışmalı yasa tasarısının ikinci ve üçüncü okumalarda oylamak üzere toplandı.

    İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre, tasarı İsrail Meclisi’nde yapılan ikinci ve üçüncü okumalarda 54 “hayır” oyuna karşı, 58 “evet” oyuyla onaylandı.

    İktidar bloğundan Likud’dan Yuli Edelstein ve Dan Iluz ile Dini Siyonizm’den Moshe Solomon yasanın aleyhine oy kullandı.

    HAREDİLERİN EN AZ 6 AY BOYUNCA TUTUKLANMASININ ÖNÜNE GEÇECEK

    Tasarı, askerlik yükümlülüğü bulunan Yeşiva (Tevrat okulu) öğrencilerinin tutuklanması, hakkında soruşturma yürütülmesi ve yaptırım uygulanması işlemlerinin 30 Kasım’a kadar dondurmayı öngörüyor. Tasarı, İsrail’de 27 Ekim’de seçimlerin yapılacağı için bir sonraki dönemin ilk 3 ayında da uzayacak olması nedeniyle Haredilerin en az 6 ay boyunca tutuklanmasının önüne geçecek.

    GENELKURMAY BAŞKANI TEPKİ GÖSTERMİŞTİ

    İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, asker kaçağı Ultra-Ortodoks (Haredi) Yahudilerin gözaltına alınmasını engelleyen yasa tasarısına tepki göstermişti.

    Zamir, Başbakan Netanyahu’ya gönderdiği mektupla asker kaçağı Haredilerin gözaltına alınmasını donduracak yasa tasarısına karşı olduğunu belirtmişti.

  • ABD Senatörü Lindsey Graham’ın ani ölümünün nedeni belli oldu

    ABD Senatörü Lindsey Graham’ın ani ölümünün nedeni belli oldu

    Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın ofisi, sosyal medyada spekülasyonlara neden olan ölümüne ilişkin adli tıp kurumunun ön bulgularını açıkladı.

    Açıklamada, Senatör Graham’ın ölümünün kalpten çıkan ana atardamarda meydana gelen iç duvar yırtılmasından (aort diseksiyonu) kaynaklandığı belirtildi.

    Bu durumun damar sertliği kaynaklı kalp ve damar hastalığından meydana geldiği aktarılan açıklamada, tüm toksikoloji ve mikroskobik testler tamamlanınca ölüm belgesinin güncelleneceği kaydedildi.

    Axios muhabiri Barak Ravid de Graham’ın ölümünden hemen önce kendisine yaptığı açıklamada, Senatör’ün, İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik bir girişim için temel atmaya hazırlandığını öne sürdü.

    71 YAŞINDA HAYATINI KAYBETTİ

    Senatoda 2003’ten bu yana görev yapan 71 yaşındaki Graham’ın 11 Temmuz’da “kısa süreli ve ani gelişen bir rahatsızlık” sonucu yaşamını yitirdiği açıklanmıştı.

    Aralarında aşırı sağcı aktivist Laura Loomer’ın da bulunduğu bazı sosyal medya kullanıcıları, Graham’ın öldürülmüş olabileceğini iddia etmişti.

    GRAHAM’IN İSRAİL VE UKRAYNA’YA DESTEĞİ

    Özellikle Tel Aviv yönetimine verdiği güçlü ve koşulsuz destekle tanınan ve İsrail’in Gazze’ye saldırılarını açık biçimde savunan Graham, birçok kez ABD’nin bu ülkeye askeri ve diplomatik desteğinin artırılması çağrısında bulunmuştu.

    “Biz İkinci Dünya Savaşı’nda ne yaptık? Almanları aç bırakmamız hakkında bir anlığına bile olsa hiç düşündük mü? Tüm kentleri tamamen yıkana kadar bombalamadık mı?” diye ABD’nin yaptıklarını hatırlatan Graham, İsrail’in de bir savaşın içinde olduğunu, ülkesi gibi benzer şeyleri yapabileceğini ileri sürmüştü.

    Graham, İkinci Dünya Savaşı ile Ekim 2023’teki İsrail’in Gazze’ye saldırılarını birbirine benzeterek, “7 Ekim’de yaşananların Yahudiler için kesinlikle varoluşsal bir tehdit olduğunu” iddia etmişti.

    İRAN SAVAŞI’NIN BÜYÜK DESTEKÇİSİYDİ

    İran’ın nükleer programına yönelik yaptırımların artırılmasını destekleyen Graham, açıklamalarında Tahran’a karşı askeri seçeneğin de masada tutulması gerektiğini savunmuştu.

    Graham, İran’a karşı “askeri bir müdahaleye ihtiyacımız var.” ifadesini kullanmış ve “ABD ile İsrail arasındaki (İran’daki protestolara gönderme yaparak) İran’ın kendi halkını öldürme kapasitesini zayıflatmaya yardımcı olacak ortak bir girişimin memnuniyet verici bir gelişme olacağını” öne sürmüştü.

    SIK SIK İSRAİL’İ ZİYARET EDİYORDU

    İsrail’i sık sık ziyaret eden Graham, son olarak 16 Şubat’ta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve üst düzey İsrailli yetkililerle bir araya gelmişti.​​​​​​

    Senatör ​​​​​​​Graham, 10 Temmuz’da Ukrayna’nın başkenti Kiev’i ziyaret ederek Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile görüşmüştü.