Tag: İddia

  • Ahbap Derneği soruşturmasında “4 milyar TL” ayrıntısı. Haluk Levent neyle suçlanıyor?

    Ahbap Derneği soruşturmasında “4 milyar TL” ayrıntısı. Haluk Levent neyle suçlanıyor?

    Sanatçı Haluk Levent’in başkanı olduğu Ahbap Derneği’ne yönelik soruşturma sürüyor.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada şu ana kadar 36 şüpheli gözaltına alındı.

    Gözaltına alınan isimlerde biri, derneğin başkanı ünlü sanatçı Haluk Levent.

    Soruşturmanın temelini Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları oluşturuyor.

    Şüphelilere Dernekler Kanunu’na muhalefet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve örgüt üyeliği suçlamaları yöneltiliyor.

    Peki dosyada şu ana kadar bilinenler neler? Suçlamaya konu olan tutar ne kadar ve hangi isim neyle suçlanıyor?

    Kahramanmaraş’ta 2023 yılında yaşanan deprem felaketinin ardından kamuoyunun gündemine gelen Ahbap Derneği’ne yönelik soruşturmanın geçmişi dosyadaki yazışmalara göre 2024 yılında başlamış.

    Elde edilen bilgilere göre soruşturmanın üç ayağı var.

    – Bunlardan biri Haluk Levent’in kardeşi Berkant Acil’e dayanıyor.

    – Diğer ayak ise iş insanı Hüseyin Başaran’ın yaptığı bir suç duyurusu.

    – Son olarak hesaplardaki para trafiği ve bahis faaliyetleri mercek altına alınmış durumda.

    Berkant Acil, Cumhuriyet Halk Partili Şile Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk soruşturmasında geçen ay tutuklanmıştı.

    Acil, belediye tarafından düzenlenen etkinliklerde rüşvet, usulsüzlük ve yolsuzlukla suçlanıyor. Levent’in kardeşinin maliyetleri yüksek gösteren sahte faturalar kullandığı öne sürülüyor.

    Berkant Acil ile Ahbap Derneği’nin ilişkisi ise 125 milyon liralık bir para transferine dayandırılıyor.

    Soruşturma dosyasında yer alan iddialara göre Ahbap Derneği’nde toplanan bağışların bir bölümünün Haluk Levent’in asistanı üzerinden Acil’in hesaplarına aktarıldığı iddia ediliyor.

    Söz konusu transferde bu paraların “organizasyon bedeli” adı altında dört şirkete aktarıldığı öne sürülürken, dün bu şirketlere kayyum atanması kararlaştırılmıştı.

    Dosyanın ikinci ayağı ise iş insanı Hüseyin Başaran’ın yaptığı suç duyurusu. Türkiye, Başaran’ı kızı Mina Başaran’ın 2018 yılında geçirdiği uçak kazasıyla tanımıştı.

    Başaran bu dosyanın ilk şikayetçisi olarak görünüyor. Soruşturma dosyasındaki iddialara göre Haluk Levent ie Başaran, geçen şubat ayında bir görüşme gerçekleştirdi.

    İddiaya göre Haluk Levent bu görüşmede üniversitede okuyan kimsesiz kızlar için yurt yapılmasını teklif etti.

    Başaran bu teklifi kabul ederken, iddiaya göre Başaran Holding bünyesindeki bazı taşınmazlar bu projede kullanılmak istendi.

    İş insanının avukatının verdiği dilekçedeki iddialara göre, dernek bu taşınmazlar için ödemeyi önce senetle yapmak istedi. Ancak reddedildi.

    Bunun üzerine ABD ve Avrupa Birliği’nden temin edilecek yardım fonları ile ödeneceği vaadi masaya getirildi. Bu sırada “prosedür gereği” denilerek tapuların Haluk Levent’in asistanı Yeliz Kaya’ya devri istendi.

    Yine şikayet dilekçesinde alan iddialara göre, 16 yıllık holding çalışanı F.A. tapuların devrini gerçekleştirdi. Karşılıksız yapılan bu devrin, yoğun baskı altında ve iş yoğunluğu sırasında gerçekleştiği öne sürüldü.

    Toplam değerinin 60 milyon dolar olduğu savunulan bu gayrimenkullerin, bir süre sonra üçüncü kişilere devredildiği iddia edildi.

    Soruşturmanın üçüncü ayağı ise hesaplardaki şüpheli para transferleri ve bahis iddiaları üzerine kuruldu.

    Dosyadaki iddialara göre derneğin hesapları başkaları tarafından kullanıldı. MASAK’ın hazırladığı raporda, para transferi açıklamalarında “borç, borç iadesi” ve “Ahbap faaliyetleri” ile “Haluk için” gibi ifadelere dikkat çekildi.

    Levent’in sosyal medyada paylaştığı ifade tutanağına göre 6 Şubat depremleri sonrası dernekte toplanan bağış miktarı 4 milyar lirayı bulmuştu.

    İşte tam da bu noktada savcılık, depremzedeler için halktan toplanan insanı yardım bağışlarının dernekle bağlantılı şüphelilerin mali profillerine tamamen aykırı şekilde şahsi hesaplara geçirildiği tespitini yaptı.

    Soruşturmanın şüpheli para trafiğine ilişkin bölümündeki en dikkat çekici iddialar ise bahis şüphesine ilişkin.

    Savcılığın tespitlerine göre Haluk Levent ile yakın ekibiyle ilişkilendirilen banka hesapları üzerinden 2020 ila 2026 yılları arasında 990 milyon lira tutarında bahis oynandığı iddia edildi.

    Yapılan bahis işlemleri sonucu hesaplardan 390 milyon lira değerinde net para kaybı yaşandığı belirtildi.

  • Trump’ın uçak değişikliğiyle ilgili çarpıcı iddia: Füze savunma sistemi bulunmuyor

    Trump’ın uçak değişikliğiyle ilgili çarpıcı iddia: Füze savunma sistemi bulunmuyor

    ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO Zirvesi dönüşünde Türkiye’den İngiltere’ye giderken eski Air Force One’a geçmesi dikkat çekmişti. Gündem olan bu değişikliğin ardından ABD basınında, Katar’ın hediye ettiği yeni başkanlık uçağında füze savunma sistemi dahil bazı kritik güvenlik donanımlarının bulunmadığı yönünde çarpıcı bir iddia ortaya atıldı.

    NATO DÖNÜŞÜNDE UÇAĞINI DEĞİŞTİRMİŞTİ

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde Ankara’da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi’nin ardından ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptığı uçak değişikliği günlerce konuşulmuştu.

    Trump, Türkiye’den İngiltere’ye giderken Katar’ın hediye ettiği ve modernize edilen yeni Boeing 747 tipi Air Force One yerine eski başkanlık uçağını kullanmış, İngiltere’deki RAF Mildenhall Üssü’ne indikten sonra yeniden yeni Air Force One’a geçmişti.

    Trump, o dönemde uçak değişikliğinin güvenlik nedeniyle değil, yeni uçağı İngiltere’deki ABD askerlerine göstermek amacıyla yapıldığını söylemişti.

    YENİ AIR FORCE ONE HAKKINDA DİKKAT ÇEKEN İDDİA

    ABD basınında yer alan haberlere göre ise uçak değişikliğinin ardından dikkat çeken yeni bir iddia gündeme geldi.

    İddiaya göre, Katar tarafından hediye edilen ve başkanlık uçağı olarak hizmete alınan Boeing 747 tipi yeni Air Force One, önceki başkanlık uçağında bulunan füze savunma sistemi dahil bazı kritik savunma donanımlarına sahip değil.

    “TÜM GÜVENLİK SİSTEMLERİ YERLEŞTİRİLEMEDİ”

    Eski ABD’li askeri yetkililer, modernizasyon çalışmalarının hızlandırılmış takvimle yürütülmesi nedeniyle başkanlık uçağında bulunması gereken tüm güvenlik sistemlerinin entegre edilemediğini öne sürdü.

    Haberde ayrıca, eski Air Force One’da kanat ve kuyruk bölümünde yer alan savunma sistemi parçalarının yeni uçağın dış görünümünde bulunmadığı iddiasına da yer verildi.

    35 YILLIK FİLO YERİNİ YENİ UÇAĞA BIRAKIYOR

    Yaklaşık 35 yıldır ABD başkanlarına hizmet veren VC-25A tipi Boeing 747-200B uçakları yaşları nedeniyle emekliye ayrılıyor.

    Yerlerini ise Pentagon ve yüklenici firma L3Harris tarafından modernize edilen, Katar’ın hediye ettiği Boeing 747 tipi yeni Air Force One alıyor. Ancak yeni uçakla ilgili ortaya atılan güvenlik iddiaları, ABD’de tartışmaları da beraberinde getirdi.

  • Telif davasında tansiyon yükseldi: OpenAI’nin milyonlarca sohbet kaydı tartışma yarattı

    Telif davasında tansiyon yükseldi: OpenAI’nin milyonlarca sohbet kaydı tartışma yarattı

    OpenAI ile The New York Times ve The Daily News arasındaki telif hakkı davasında yeni bir gelişme yaşandı. İki yayın kuruluşu, OpenAI’nin hem ChatGPT sohbet kayıtlarında hem de yapay zeka eğitim verilerinde telifli içerikleri arama konusunda mahkemeye doğru bilgi vermediğini öne sürdü.

    Yaklaşık iki yıldır devam eden davada gazeteler, OpenAI’nin yapay zeka modellerini kendi haber içerikleriyle eğittiğini ve bazı ChatGPT yanıtlarında bu içerikleri yeniden ürettiğini iddia ediyor.

    Eğitim verileriyle ilgili yeni iddialar gündemde

    Dava boyunca OpenAI, eğitim verilerini doğrudan arayamadığını savundu. Şirket ayrıca milyonlarca ChatGPT sohbet kaydını incelemenin teknik açıdan zor olduğunu ve kullanıcı gizliliğini riske atacağını söyledi. OpenAI’ye göre bu kayıtların tek tek alınması, işlenmesi ve kimlik bilgilerinden arındırılması gerekiyordu.

    Davacı taraf ise eğitim verilerinde kendi haberlerinin bulunup bulunmadığını ve ChatGPT’nin bu içerikleri ne sıklıkla kullandığını öğrenmek için bu verilere erişmek istedi.

    Mahkemedeki ifade yeni tartışma başlattı

    Davaya sunulan iddiaya göre, OpenAI’de veri gizliliği mühendisi olarak görev yapan Vinnie Monaco, nisan ayında verdiği ifadede şirketin eğitim verileri üzerinde daha önce dahili aramalar yaptığını söyledi. Bu çalışmaların telif hakkıyla korunan haber içeriklerini tespit etmeyi amaçladığı öne sürüldü.

    Aynı ifadede OpenAI’nin, New York Times dava açmadan önce kimlik bilgilerinden arındırılmış yaklaşık 78 milyon ChatGPT konuşmasını içeren bir veri tabanı oluşturduğu da iddia edildi. Bu veri tabanının, şirket içinde olası telif ihlallerini ölçmek için kullanıldığı öne sürülüyor.

    Bunun yanında OpenAI’nin, dava açıldıktan kısa süre sonra “Project Giraffe” adlı araç kapsamında “Bloom” filtresini devreye aldığı da iddialar arasında yer aldı. Bu sistemin, ChatGPT’nin telifli içerikleri tekrar ettiği durumları tespit edip kayıt altına aldığı öne sürülüyor.

    20 milyon sohbet kaydı da tartışma konusu oldu

    Davacılar ilk aşamada 120 milyon ChatGPT sohbet kaydından örnek talep etti. Taraflar daha sonra bu sayıyı 20 milyona düşürdü.

    OpenAI geçen aralık ayında bu örneği mahkemeye sundu. Ancak davacılar, belgelerde çok fazla sansür bulunduğunu ve bu nedenle kayıtların kullanılamaz hale geldiğini savundu.

    Bununla birlikte OpenAI’nin dava açıldıktan sonra milyarlarca ChatGPT çıktısını sildiği, mahkemenin delilleri koruma kararını ihlal ettiği ve istenen örneklerdeki milyonlarca kaydı değiştirdiği de iddialar arasında yer aldı.

    Davacı tarafın temel iddiası, OpenAI’nin zaten elinde bulunan bilgilerin incelenmesini gereksiz şekilde zorlaştırdığı yönünde.

    Davacıların baş avukatı Ian B. Crosby, yaptığı açıklamada, “OpenAI müşterilerimizin gazetecilik içeriklerini kullanmanın yasal olduğuna gerçekten inanıyorsa, bunu yaptığı gerçeğini gizlemeye çalışmazdı.” ifadelerini kullandı.

    OpenAI suçlamaları reddetti

    New York Times ve The Daily News şimdi mahkemeden OpenAI hakkında yaptırım uygulanmasını talep ediyor.

    Davacılar, sunulan 20 milyon sohbet kaydının güvenilir delil olarak kabul edilmemesini istiyor. Ayrıca mahkemenin, ChatGPT kayıtlarının davacıların içeriklerinin önemli ölçüde tekrar edildiğini gösterdiğini kabul etmesini, OpenAI’nin bunun aksini savunmasının engellenmesini ve ortaya çıkan ek hukuki masrafların şirket tarafından karşılanmasını talep ediyor.

    OpenAI ise iddiaları kabul etmiyor. Şirket sözcüsü Drew Pusateri, New York Times’ın davadaki iddiaları zayıfladığı için kullanıcıların özel sohbetlerine erişmeye çalıştığını savundu.

    Pusateri, OpenAI’nin kullanıcı gizliliğini korumaya devam edeceğini ve adil kullanım ilkesini savunacağını söyledi.

  • HSK, Ankara Cumhuriyet Savcısı Yıkılmaz hakkında inceleme başlattı

    HSK, Ankara Cumhuriyet Savcısı Yıkılmaz hakkında inceleme başlattı

    Ankara eski Cumhuriyet Başsavcı Vekili, halen Ankara Batı Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan Ahmet Yıkılmaz hakkındaki iddialara ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi tarafından inceleme başlatıldı.

    RÜŞVET İDDİASI İDDİANAMEYE GİRDİ

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik soruşturmaların itirafçısı Aziz İhsan Aktaş’a suikast girişimi iddiasıyla hazırlanan iddianamede, Ankara Batı Cumhuriyet Savcısı Ahmet Yıkılmaz hakkında rüşvet iddialarına yer verildi.

    300 BİN DOLARLIK RÜŞVET

    Sabah’ta yer alan habere göre; iddianamede, “Demir Yumruk” soruşturmasını yürüten Yıkılmaz’ın, aynı dosyada yargılanan Çağrı Silahtaroğlu’nun mal varlığı üzerindeki tedbir kararının kaldırılması karşılığında 300 bin dolar rüşvet aldığı ve tedbir kararının bu şekilde kaldırıldığı iddia edildi.

    HSK İNCELEME BAŞLATTI

    Söz konusu iddiaların ardından HSK Birinci Dairesi tarafından Ahmet Yıkılmaz hakkında inceleme başlatıldığı, sürecin titizlikle sürdürüldüğü öğrenildi.

    Yıkılmaz, daha önce Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği görevinde bulunmuştu.

  • Oğuz Murat Aci davasında ilk duruşma. Timur Cihantimur’un yargılanmasına başlanıyor

    Oğuz Murat Aci davasında ilk duruşma. Timur Cihantimur’un yargılanmasına başlanıyor

    Eyüpsultan’da 1 Mart 2024’te 17 yaşında olan Timur Cihantimur seyir halindeyken yol kenarında arıza nedeniyle park halinde bulunan 3 adet ATV tipi araca çarpmış, kaza sonucu 29 yaşındaki Oğuz Murat Acı hayatını kaybetmişti.

    Kazanın ardından anne Eylem Tok, aralarında baba Bülent Cihantimur’un da bulunduğu kişilerle iş birliği halinde oğlu Cihantimur’u yurt dışına çıkarmıştı.

    Olaya ilişkin davanın görülmesine bugün başlanacak.

    Gaziosmanpaşa 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 13.30’da görülecek olan duruşmaya, iade süreci henüz tamamlanmayan sanık Cihantimur’un katılamazken, mahkemede bir kısım şahısların ‘”tanık’” sıfatıyla dinleneceği bilgisine ulaşıldı.

    ABD’de süren iade işlemlerinin tamamlanması ve Türkiye’ye getirilmesi halinde anne Eylem Tok dahil 5 sanığın 13 Temmuz tarihinde İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.

    Eylem Tok ve Bülent Cihantimur hakkında “suçluyu kayırma” ve “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlarından 10’ar yıla hapis cezası talep ediliyor.

    Timur Cihantimur hakkında ise “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan olay tarihinde 17 yaşında olduğu da dikkate alınarak 1 yıl 9 aydan 12 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

    Timur Cihantimur ve Tok hakkında ABD’de Türkiye’ye iade kararı verilmesinden sonra Eylem Tok’un avukatı iade sürecinin durdurulması için başvurmuş ve mahkeme, Tok’un Türkiye’ye iadesini geçici süreyle erteleme kararı almıştı.

    Tok, cezaevinden yazdığı mektupta Aci ailesiyle sulh anlaşması yaparak helalleştiklerini ileri sürmüştü.

    3 sayfalık mektubunda uzun süre sessiz kalmayı tercih ettiğini, ancak olayla ilgili eksik ve önyargılı yorumların artması nedeniyle konuşma ihtiyacı hissettiğini belirten Tok, oğlunun kötü biri olmadığını savunmuş, kaza anında bir anne olarak sağlıklı değerlendirme yapamadığını, içgüdüsel şekilde oğlunu koruma refleksiyle hareket ettiğini iddia etmişti.

    Tok, ayrıca yasal varislerle de anlaştığını da mektubunda dile getirmişti.

    “Bu olayda en büyük acının, hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin ailesine ait olduğunu biliyorum. Bir anne olarak, onların yaşadığı acının tarifi olmadığını tüm kalbimle hissediyorum. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyorum.” ifadelerini kullanan Tok, “Bu kaybın telafisi yok, biliyorum. Ancak yasal varislerle bir sulh anlaşması yaparak helalleştiğimizi de belirtmek isterim.” açıklamasında bulunmuştu.

    Tok’un “Varislerle helalleştik” iddiasına baba Özer Aci de “Yasal varisler dediği 1,5 yaşındaki çocuk ve 1,5 yıllık evli eşi. Biz kan bağı varisleriyiz. Benimle bir anlaşma veya insani bir davranış olarak benimle bir irtibat geçmediler. Bu saatten sonra geçemezler de.” dedi.

    İddianamede, 1 Mart 2024’te şüpheliler Eylem Tok ve Bülent Cihantimur’un oğlu olan ve yaşı küçük olması nedeniyle cumhuriyet başsavcılığının 2024/56530 soruşturma numaralı dosyasında “hakkında taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan ayrı soruşturma yürütülen Timur Cihantimur’un, kullanımında olan araç ile trafik kazası yaptığı öne sürüldü.

    Kaza sonucunda Oğuz Murat Aci’nin hayatını kaybettiği aktarılan iddianamede, Süleyman Keçici, İbrahim Gümüş, Hasan Topal ve Tahsin Arslan’ın yaralandığı aktarıldı.

    İddianamede, ifadeleri alınan bilgi sahiplerinin, olay günü Timur Cihantimur’un kullandığı araçla seyir halinde olduklarını, aracı hızlı kullandığını, kazanın ardından olay yerinden ayrıldıklarını, Timur’un sürekli telefonla konuştuğunu ve sonrasında yaşananları görmediklerini söyledikleri öne sürüldü.

    Şüpheli Cihantimur’un öncelikle şoförü olan şüpheli Adem Kızıltepe ile irtibata geçtiği, sonrasında annesi Eylem Tok ile irtibat kurduğu iddia edilen iddianamede, şüpheli Tok’un kaza haberini aldığında yanında şüpheli Ayşe Ceren Saltoğlu’nun bulunduğu kaydedildi.

    İddianamede, Tok’un eski eşi şüpheli Bülent Cihantimur’a haber verdiği, böylelikle şüphelilerin kaza gerçekleştikten sonra kazadan haberlerinin olduğu iddialar arasında yer aldı.

    Şüpheliler Eylem Tok, Bülent Cihantimur, Adem Kızıltepe ve Ayşe Ceren Saltoğlu’nun, Timur Cihantimur’un kaza yaptığını ve yurt dışına çıkacağını en başından itibaren bildikleri ileri sürülen iddianamede, ifadelerinin suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, böylelikle suç işleyen bir kişiyi yakalanmaktan kurtarmak için imkan sağladıkları öne sürüldü.

  • Tanju Özcan: “Bu suçlamadan karşınızda olmaktan utanıyorum”

    Tanju Özcan: “Bu suçlamadan karşınızda olmaktan utanıyorum”

    Bolu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan’ın da aralarında bulunduğu 19 sanığın yargılandığı davanın ikinci duruşması, sanık savunmalarıyla devam etti. Özcan, bir kafeye usulsüz ruhsat verildiği ve bu süreçte rüşvet alındığı iddialarına ilişkin, “İddianamenin en zayıf yönü burası. Ben bu suçlamadan karşınızda olmaktan utanıyorum” dedi.

    Bolu Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında açılan davanın ikinci duruşması Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın ihbarı üzerine başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan 178 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle başlayan davada, Bolu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan’ın da aralarında bulunduğu 19 sanık hakim karşısına çıktı.

    Sanıklar hakkında “icbar suretiyle irtikap”, “irtikaba teşebbüs”, “rüşvet”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “Vakıf ve Dernekler Kanunu’na muhalefet” suçlamaları yöneltildi. Duruşmada, kafe ruhsatı için rüşvet alındığı iddiası kapsamında Tanju Özcan olayla ilgili savunma yaptı.

    Ruhsat iddialarına ilişkin savunma yaptı

    İddianamede yer alan bilgilere göre, Bolu Pazarcılar ve Manavlar Esnaf Odası Başkanı ile Bolu Köroğlu Kredi, Esnaf ve Kefalet Odası Başkanı Mustafa Altındal’ın, Bolu’daki bir kafenin ruhsatının alınması için devreye girdiği belirtildi. Ruhsatı almak isteyen M.K. ve ruhsatı teslim etmek isteyen E.Y. ile birlikte Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın ziyaret edildiği ifade edildi.

    İddianamede, görüşmede Mustafa Altındal’ın ruhsat işlemleri için M.K.’nin BOLSEV’e 500 bin TL bağış yapacağını söylediği, bu bağış miktarından 100 bin TL’nin daha sonra Altındal tarafından rüşvet olarak alındığı iddia edildi. Söz konusu iddialar üzerine soruşturma dosyası açıldı. Görevden uzaklaştırılan tutuklu sanık Tanju Özcan, bu iddialara ilişkin mahkemede savunma yaptı.

    “Bu suçlamadan karşınızda olmaktan utanıyorum”

    Özcan, hakkındaki suçlamayı kabul etmediğini belirterek, “İddianamenin en zayıf yönü burası. Ben bu suçlamadan karşınızda olmaktan utanıyorum. Bundan dolayı bana dava açılıyorsa, Türkiye’de dava açılmayan idareci kalmaz” dedi.

    Ruhsat sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan Özcan, “Eksik evrakla ruhsat versek yargılanacağız suç, bir şey istense vermesek yine suçlanacağız” diye konuştu.

    “Bu vakfı küçük esnaftan para alalım diye kurmadık”

    BOLSEV üzerinden bağış istendiği iddialarını da reddeden Özcan, vakfın kuruluş amacının dar gelirli ailelerin çocuklarına destek olmak olduğunu ifade etti. Özcan, “Biz bu vakfı küçük esnaftan para alalım diye kurmadık. Küçük esnafın çocuğuna para vermek için kurduk. Küçük esnaftan 1 kuruş para istemedik. Biz dar gelirli insanların çocuklarına sahip çıkalım diye vakfı kurduk. Ben onlardan bir şey istemem, beklemem” şeklinde konuştu.

    Kendisinden iş çözümü karşılığında vakfa katkı istenmesinin mümkün olmadığını savunan Özcan, “Gelecek benim odama, ‘Vakfa katkı vereyim, benim işimi çöz’ Bırakın çözmeyi, odadan kovarım. Ben böyle bir konuya girmem” dedi.

    “Toplantı olmadı, görüşme 2-3 dakika sürdü”

    Söz konusu görüşmenin uzun bir toplantı olmadığını belirten Özcan, görüşmenin kısa sürdüğünü söyledi. Özcan, “Toplantı olmadı zaten. 2-3 dakika görüşme sürdü. Büyük ihtimalle oturun bile demedim. Sadece ben onları dinleyip, not almışımdır. ‘Emre’ye sorulacak, zabıta müdürüne sorulacak.’ Çözüm olacak bir konu varsa, siz arayın vatandaşı derim. Oturup onlarla 20-30 dakika bekleyecek durumum yok. Öyle bir konuşma olmadı, olamaz” diye konuştu.

    “7 ay boyunca bana niye hiç sormamışlar?”

    Görüşmenin ardından uzun süre kendisine herhangi bir dönüş yapılmadığını belirten Özcan, iddiaların hayatın olağan akışına uygun olmadığını savundu. Özcan, “Ağustos, eylül ayında bu görüşmenin olduğu söyleniyor. Ben aralık ayında umreye gittim. Aradan 7 ay geçiyor ben tutuklanmadan önce. Ben ulaşılmaz birisi değilim. 7 ay boyunca bana niye hiç sormamışlar, ‘Biz vakfa paranın şu kadarını verdik, bizim ruhsat işinde bir gelişme yok mu?’ diye soramazlar mı? Kimse sormadı. Sadece ayaküstü söylenmiş, bir oda başkanı bugün de beni ziyaret etse, bir şey anlatma istese hayır diyemem” şeklinde konuştu.

    Duruşma, sanık savunmalarıyla devam ediyor. – BOLU

  • Kolombiya’da seçim krizi büyüyor! İsrail müdahalesi iddiası

    Kolombiya’da seçim krizi büyüyor! İsrail müdahalesi iddiası

    Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, 21 Haziran’da yapılan cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turunu kazanan ve 7 Ağustos’ta görevi devralacak seçilmiş Cumhurbaşkanı Abelardo de la Espriella’nın meşruiyetini tanımayacağını açıkladı. Petro, seçimlerde hile yapıldığını öne sürerek sonuçların şaibeli olduğunu savundu.

    ABD merkezli X hesabından açıklama yapan Petro, Espriella’nın seçimi kazanmadığını iddia ederek, oy sayım sistemine müdahale edildiğini ileri sürdü.

    “OY SAYIM SİSTEMİNE ALGORİTMALAR ENTEGRE EDİLDİ”

    Petro, Los Angeles merkezli ve Bautista kardeşlere ait bir IP sunucusu üzerinden oy oranlarını Espriella lehine değiştirmek amacıyla algoritmaların devreye sokulduğunu öne sürdü.

    Seçim sonuçlarını şaibeli hale getiren bu algoritmaların, hiç oy kullanmayan kişilerin nüfus kayıtlarını kullanarak devreye alındığını iddia eden Petro, bu kayıtların yerine ya birden fazla kez oy kullanabilen seçmenlerin geçirildiğini ya da sandıklarda seçmen bulunmamasına rağmen oy üretildiğini savundu.

    “YURT DIŞINDAKİ SANDIKLARDA USULSÜZLÜK VAR”

    Petro, Espriella’nın iktidar partisinin adayı Ivan Cepeda’ya karşı 177 bin oy farkı elde ettiği yurt dışındaki sandıklarda da usulsüzlük yapıldığını öne sürdü.

    Jüri üyelerinin ABD veya İspanya’da yaşayan kişiler yerine Kolombiya’dan götürülen kişilerden oluşturulduğunu iddia eden Petro, bunun yasa dışı olduğunu belirtti.

    Petro ayrıca, Dünya Kupası için yurt dışında bulunan bazı kişilerin, hiç oy kullanmayan seçmenlerin kimlik bilgileriyle birden fazla kez oy kullandığını öne sürdü.

    İSRAİLLİ ŞİRKETİ İŞARET ETTİ

    Cumhurbaşkanı Petro, seçimlerde kullanılan iddia edilen algoritmaların arkasında İsrailli özel istihbarat şirketi Black Cube’un bulunduğunu ileri sürdü.

    Petro, “Bautista kardeşlere bu şaibeli algoritmaları ve diğer destekleri sağlayan şirket Black Cube’dur.” ifadelerini kullanırken, “Balart” isimli bir lobi şirketinin de Espriella’nın imajını düzeltmek ve ABD Başkanı Donald Trump’ın desteğini sağlamak amacıyla milyonlarca dolar karşılığında çalıştığını iddia etti.

    TRUMP İLE GÖRÜŞMESİNİ HATIRLATTI

    ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesine de değinen Petro, Trump’ın Espriella’nın geçmişi hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını öne sürdü.

    Petro, Espriella’nın uyuşturucu kaçakçılığı ve soykırım bağlantıları bulunduğunu iddia ederek, Trump’ın kendi istihbarat birimlerinden Espriella hakkında bilgi almasını umduğunu söyledi.

    “YENİ HÜKÜMETİN MEŞRUİYETİNİ TANIMIYORUM”

    20 Temmuz’da halkı meydanlara çıkmaya çağıran Petro, görevi devralacak yeni yönetimin meşruiyetini tanımadığını yineledi.

    “Abelardo seçimleri kazanmadı. Seçimleri siz kazanmadınız. İsrailli özel istihbarat şirketi Black Cube’deki arkadaşlarınız, hiç oy kullanmayanların nüfus kayıtlarını kullanarak Los Angeles’taki bir sunucu üzerinden seçim sonuçlarını değiştirecek algoritmaları mı devreye soktu?” ifadelerini kullandı.

    ESPRİELLA 7 AĞUSTOS’TA GÖREVİ DEVRALACAK

    Ulusal Seçim Konseyi (CNE) tarafından resmen cumhurbaşkanı seçilen Abelardo de la Espriella’nın, 7 Ağustos’ta görevi Gustavo Petro’dan devralması bekleniyor.

    ABD Başkanı Donald Trump’a yakınlığıyla bilinen 47 yaşındaki avukat ve iş insanı Espriella, ikinci tur seçimlerinde oyların yüzde 49,66’sını alırken, iktidar partisi Tarihsel Pakt İttifakı’nın adayı Ivan Cepeda yüzde 48,70 oy aldı.

    Petro, seçimlerin ardından sonuçların yeniden araştırılmasını talep etmişti.

    Espriella ise seçim kampanyası boyunca İsrail ile ilişkileri “daha önce hiç olmadığı kadar güçlendireceği” vaadinde bulunmuştu.

  • ”Ölmüş annesine küfür edildi” iddiasına Gustavo Alfaro’dan çok sert yanıt

    ”Ölmüş annesine küfür edildi” iddiasına Gustavo Alfaro’dan çok sert yanıt

    FIFA 2026 Dünya Kupası son 16 turunda Fransa’nın Paraguay’ı 1-0 mağlup ettiği karşılaşmanın yankıları, saha içindeki futboldan çok saha kenarında yaşanan gerginlikle devam ediyor. Maç sonu yapılan açıklamalar ve ortaya atılan iddialar, turnuvanın en çok konuşulan olaylarından biri haline geldi.

    FİTLİ DESCHAMPS ATEŞLEDİ, FRANSIZ BASINI İDDİAYI BÜYÜTTÜ

    Karşılaşmanın ardından basın mensuplarının karşısına geçen Fransa Teknik Direktörü Didier Deschamps, Paraguay yedek kulübesinden kendi ekibine ve şahsına yönelik kabul edilemez hakaretler yükseldiğini belirtmişti. Yaşananlar hakkında detay vermekten kaçınan deneyimli teknik adamın bu sözleri üzerine Fransız basını ortalığı sarsacak bir iddia ortaya attı. Haberlere göre, Paraguay kulübesinden Deschamps’ın geride bıraktığımız günlerde hayatını kaybeden annesine yönelik ağır küfürler edildi.

    PARAGUAY’DAN BU İDDİALARA YALANLAMA

    Gündeme bomba gibi düşen bu iddialara Paraguay cephesinden yanıt gecikmedi. Paraguay Teknik Direktörü Gustavo Alfaro, bu iddialar karşısında sinirlenerek suçlamaları reddetti ve “Futbolda bu kadar alçalamazsınız. Didier Deschamps’a ve kariyerine büyük bir saygı duyuyorum. Kendi teknik ekibimden herhangi birinin böyle bir ahlaksızlık yapacağına asla inanmıyorum. Eğer kulübede böyle bir söz işitseydim, buna ilk ve en sert tepkiyi bizzat ben gösterirdim.” sözlerini sarf etti.

  • Dünya Kupası sonrası bomba iddia! Milli Takım’da Hakan-Orkun krizi

    Dünya Kupası sonrası bomba iddia! Milli Takım’da Hakan-Orkun krizi

    2026 FIFA Dünya Kupası’nda grup aşamasında elenen A Milli Futbol Takımı’nda dikkat çeken bir iddia ortaya atıldı. İddiaya göre kamp sürecinde takımın kaptanı Hakan Çalhanoğlu ile Orkun Kökçü arasında yaşanan gerginlik, takım içinde huzursuzluğa neden oldu.

    BABASININ DA DAHİL OLDUĞU İDDİA EDİLDİ

    Öne sürülen iddiaya göre Orkun Kökçü’nün babası, kamp yapılan otelde Hakan Çalhanoğlu’na sert eleştiriler yöneltti. Yaşanan bu gelişmenin ardından Hakan Çalhanoğlu’nun teknik direktör Vincenzo Montella’ya ABD maçında forma giymek istemediğini ilettiği iddia edildi. Montella’nın da milli futbolcuyu riske atmamak adına mücadelede ilk 11’de tercih etmediği öne sürüldü.

    TFF’DEN YENİ KARAR İDDİASI

    İddiaların devamında, yaşanan gelişmeler sonrası TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun milli takım kamplarına futbolcu ailelerinin alınmaması yönünde karar aldığı ileri sürüldü. Taraflardan ve Türkiye Futbol Federasyonu’ndan söz konusu iddialarla ilgili resmi bir açıklama yapılmadı.

  • Cemil Tugay neden istifa etti? CHP Genel Merkezi’yle sert tartışma iddiası

    Cemil Tugay neden istifa etti? CHP Genel Merkezi’yle sert tartışma iddiası

    CHP’den istifa ederek görevine bağımsız devam edeceğini açıklayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın, istifa öncesinde CHP Genel Merkezi ile kritik bir atama konusunda görüş ayrılığı yaşadığı iddia edildi. Tugay’ın, Çağatay Güç’ün görevden alınmasına ve yerine Utku Gümrükçü’nün atanmasına karşı çıkarak kararın geri çekilmesini istediği öne sürüldü.

    İSTİFA KARARININ ARDINDAN DİKKAT ÇEKEN İDDİA

    Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ettiğini açıklayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın kararı siyaset gündemindeki yerini korurken, istifa öncesinde yaşananlara ilişkin dikkat çeken gazeteci Barış Yarkadaş tarafından kritik bir iddia ortaya atıldı.

    Tugay’ın, CHP Genel Merkezi ile İzmir’deki parti yönetimine ilişkin alınan bir karar nedeniyle görüş ayrılığı yaşadığı öne sürüldü.

    İddiaya göre Cemil Tugay, CHP Genel Merkezi’ni arayarak Çağatay Güç’ün görevden alınmasını ve yerine Utku Gümrükçü’nün atanmasını doğru bulmadığını ifade etti.

    Tugay’ın görüşmede, “Keşke bizimle de istişare etseydiniz. Burada biz de siyaset yapıyoruz, bizim de fikrimizi alsaydınız” dediği ileri sürüldü.

    ATAMANIN GERİ ÇEKİLMESİNİ İSTEDİĞİ ÖNE SÜRÜLDÜ

    İddiaya göre Tugay, Genel Merkez’den Utku Gümrükçü’nün atanmasına ilişkin kararın durdurulmasını ve geri alınmasını talep etti. Ancak CHP yönetiminin bu talebe olumlu yanıt vermediği öne sürüldü.

    Tugay’ın söz konusu atamanın İzmir teşkilatında ve yerel siyasette karşılıklarının dikkate alınması gerektiğini savunduğu, alınan kararın yeniden değerlendirilmesini istediği iddia edildi.

    “MYK KARARLARININ DEĞİŞMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

    İddiaya göre görüşme sırasında CHP Parti Meclisi Üyesi Müslim Sarı da devreye girerek CHP’nin kurumsal bir parti olduğunu vurguladı. Sarı’nın, Merkez Yönetim Kurulu tarafından alınan kararların değiştirilmesinin mümkün olmadığını ifade ettiği öne sürüldü. CHP yönetiminin kararın arkasında durmasıyla birlikte taraflar arasındaki görüş ayrılığının daha da derinleştiği iddia edildi.

    TUGAY İSTİFA AÇIKLAMASINDA DA TEPKİ GÖSTERMİŞTİ

    Cemil Tugay, CHP’den istifa ettiğini duyurduğu açıklamada parti içinde yaşanan gelişmelere sert eleştiriler yöneltmişti. Tugay açıklamasında, son dönemde alınan ihraç kararlarının endişe verici olduğunu belirtirken, İzmir İl Başkanı’nın görevden alınmasını ise “İzmir’in siyasi iradesine yapılmış büyük bir haksızlık ve kabul edilemez bir yanlış” olarak değerlendirmişti.

    Parti üyeleri ve seçmenlerden gelen siyasi iradenin göz ardı edildiğini savunan Tugay, bu durumun gelecekte benzer kararların alınacağının işareti olduğunu ifade etmişti.

    Tugay ayrıca, ülkenin her türlü vesayet ve manipülasyondan uzak, halkın hakları ve refahı için çalışan bir CHP’ye ihtiyaç duyduğunu belirterek, mevcut yapının bu mücadelenin çatısı olmadığını düşündüğü için partiden istifa ettiğini açıklamıştı.

    İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, bundan sonraki süreçte görevini bağımsız olarak sürdüreceğini ve İzmirlilere hizmet etmeye devam edeceğini duyurmuştu.