Tag: Çocuk

  • Kırklareli’nde Çocuk Hakları Ziyareti

    Kırklareli’nde Çocuk Hakları Ziyareti

    Kırklareli Çocuk Hakları İl Komitesi üyeleri, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Eda Kumaş’ı makamında ziyaret etti.

    İl Müdürlüğünde gerçekleşen görüşmede, çocukların üstün yararını esas alan çalışmalar, kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi ve il genelinde çocuk hakları alanında yürütülebilecek faaliyetler hakkında karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu.

    Komiteden ziyarete ilişkin yapılan açıklamada, İl Müdürü Kumaş’a nazik ev sahipliği, samimi karşılaması ve çocuk haklarının korunması ile geliştirilmesine yönelik yapıcı değerlendirmelerinden dolayı teşekkür edildi.

    Açıklamada ayrıca, çocukların haklarını korumak ve onların güvenli, sağlıklı ve mutlu bir geleceğe ulaşmalarını sağlamak amacıyla iş birliği içerisinde yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

    Sivrisinek ve uçkunlara karşı ilaçlama çalışması

    Kırklareli Belediyesi, yaz mevsimiyle birlikte artış gösteren sivrisinek ve uçkunlara karşı vektörle mücadele çalışmalarını sürdürüyor.

    Belediyeden yapılan açıklamada, Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerince yürütülen ilaçlama çalışmalarının il merkezindeki tüm mahallelerde düzenli olarak devam ettiği belirtildi.

    Biyosidal Ürünlerin Kullanım Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince gün batımından sonra gerçekleştirilmesi uygun görülen sivrisinek ve uçkun ilaçlama çalışmalarının, son olarak Karakaş ve İstasyon mahallelerinde yapıldığı kaydedildi.

    Açıklamada, halk sağlığını korumaya yönelik yürütülen vektörle mücadele mesaisinin periyodik olarak devam edeceği ifade edildi.

    15 Temmuz temalı boyama etkinliği düzenlendi

    Vize ilçesinde, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında çocuklar için boyama etkinliği gerçekleştirildi.

    Vize Kaymakamlığından yapılan açıklamaya göre, Vize Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü personeli, Hz. Ömer Camisi’nde açılan yaz kursuna katılan çocuklarla bir araya geldi.

    Etkinlik kapsamında çocuklara, milli birlik ve beraberlik bilincinin küçük yaşlarda aşılanması amacıyla hazırlanan 15 Temmuz temalı resimler boyatıldı.

  • TBMM Komisyonu: Okul Güvenliği ve Dijital Riskler Masaya Yatırıldı

    TBMM Komisyonu: Okul Güvenliği ve Dijital Riskler Masaya Yatırıldı

    TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Risklerini Araştırma Komisyonu toplandı.

    TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Risklerini Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı. Komisyon toplantısının açılışında konuşan Beyazıt, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün yalnızca bir anma günü olmadığını belirterek, “15 Temmuz, milli iradenin, demokrasiye bağlılığın, birlik ve beraberlik ruhunun nesilden nesile aktarılmasının en güçlü sembollerinden biridir. Bu vesileyle 15 Temmuz hain darbe girişiminde canlarını hiçe sayarak milli iradeye ve demokrasiye sahip çıkan kahraman şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum” dedi.

    Komisyonun çalışma alanının aile yapısını, eğitim sistemini, çocuk güvenliğini ve dijital egemenliği doğrudan ilgilendiren stratejik bir konu olduğunu ifade eden Beyazıt, dijital platformların artık yalnızca içerik sunan yapılar olmadığını, kullanıcı davranışlarını şekillendiren ve tercihleri etkileyen küresel sistemlere dönüştüğünü söyledi. Özellikle gelişim çağındaki çocukların dijital platformlardan etkilendiğine dikkat çeken Beyazıt, “Sadece ekrana bakılan süre değildir mesele. Çocuğun dikkatini, zamanını, düşünce dünyasını ve gelişimini şekillendiren görünmez algoritmik sistemlerin nasıl çalıştığıdır” diye konuştu.

    ‘2 ADET UZUN NAMLULU SİLAH, 150 ADET TÜFEK, 46 ADET TABANCA ELE GEÇİRİLDİ’

    Komisyonda ilk sunumu gerçekleştiren Emniyet Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanı Tarıkhan Çetiner, “2021-2026 yılları arasında; çocuğun cinsel istismarı, çocuk polisi temel eğitimi, çocuk mevzuatı, çocukla iletişim teknikleri, suç önleme ve çocukların suçtan korunması vb. konularda çocuk birimlerinde görevli 19 bin 717 personele hizmet içi eğitim verilmiş olup eğitimlerimiz devam etmektedir. İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) iş birliği ile ‘Eğitim ve Güvenlik Projesi’ kapsamında hazırlanan ‘Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin Koruyucu ve Önleyici Hizmet ve Tedbirlerin Artırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü’ 20 Haziran 2022 tarihinde imzalanarak yürürlüğe konulmuştur. Protokol ile bakanlıklar arası iş birliği ve koordinasyonun daha etkin hale getirilerek çocuk ve gençlerin suça sürüklenmesinin önlenmesi, her türlü suçtan uzak tutulması, öğrencilerin eğitim ve öğretimlerini daha güvenli ortamda sürdürmelerinin sağlanması amaçlanmıştır. ‘Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin Koruyucu ve Önleyici Hizmet ve Tedbirlerin Artırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü’ kapsamında 2025-2026 eğitim-öğretim yılında; 1134 okulda 951 okul kolluk görevlisi okullarda sabit olarak görev almıştır. 24 bin 216 okulda 20 bin 15 güvenli okul koordinasyon görevlisi okul yönetimleri ile sürekli iletişim halinde görev yapmıştır. 21 bin 103 okulda 6 bin 105 ekip okullarda, öğrencilerin giriş-çıkışlarını takip etmiştir. 14 Nisan 2026 tarihinde Şanlıurfa Siverek ve 15 Nisan 2026 tarihinde Kahramanmaraş Onikişubat ilçelerinde meydana gelen olaylar sebebiyle yürütülen operasyonlarda; 2 adet uzun namlulu silah, 150 adet tüfek, 46 adet tabanca, işlem yapılan 77 adet kurusıkı tabanca, 46 adet oyuncak tabanca ve tüfek, 996 adet cep telefonu, 221 adet kesici-delici alet, 7 bin 16 adet fişek ve çok sayıda bilgisayar ve dijital materyal, ele geçirilmiştir” ifadelerini kullandı.

    ’10 MİLYON 283 BİN 839 ÖĞRENCİYE ULAŞILMIŞTIR’

    Jandarma Genel Komutanlığı Asayiş Daire Başkanı Tuğgeneral Murat Evren, çocukların korunmasına yönelik yürütülen çalışmaları anlattı. Tuğgeneral Evren, 2021-2026 yılları arasında Çocuk Koruma Kanunu, çocukların suçtan korunma yöntemleri, çocukla iletişim teknikleri ve görüşme usulleri, çocuk teslimi ile çocuk istismarı ve ihmalinin önlenmesi gibi başlıklarda çocuk birimlerinde görev yapan 9 bin 650 personele hizmet içi eğitim verildiğini söyledi. Evren, “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) iş birliği ile Eğitim ve Güvenlik Projesi kapsamında, eğitim güvenliği alanında yaşanan sorunlara yönelik bütüncül stratejiler geliştirilerek, çocuklarımızın bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal ve ahlaki yönden nitelikli eğitim almış sağlıklı bireyler olarak yetiştirilmesi amacıyla hazırlanan ‘Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin Koruyucu ve Önleyici Hizmet ve Tedbirlerin Arttırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü’ 20 Haziran 2022 tarihinde imzalanarak yürürlüğe konulmuştur. Protokol kapsamında; okulların öncelik durumlarına göre belirlenen periyotlarda güvenli eğitim koordinasyon görevlileri tarafından okul yönetimleri ile düzenli olarak görüşülmekte, bildirilen sorunlar jandarma birimlerimizce takip edilerek çözümler sağlanmaktadır. 2025-2026 Eğitim Öğretim Döneminde okul görüşmelerine ilişkin toplam 148 bin 438 okul gözlem formu düzenlenmiştir. 2025-2026 Eğitim Öğretim Dönemi’nde toplam 20 bin 550 okulda 13 bin 315 jandarma personeli Güvenli Eğitim Koordinasyon Görevlisi olarak görevlendirilmiştir. Öğrencilere yönelik ‘Suçtan Korunma Yöntemleri’, ‘Kişisel Güvenlik’ ve ‘Trafik Güvenliği’ vb. konularda suçtan korunma yöntemleri ve suçla karşılaşması durumunda ne yapmaları gerektiği anlatılmaktadır. Bu kapsamda son 5 yıl içerisinde; 74 bin 607 bilgilendirme faaliyeti düzenlenmiş, 10 milyon 283 bin 839 öğrenciye ulaşılmıştır” dedi.

    Ardından katılımcılar, milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Bir vekilin radikalleşmeye yönelik sorusuna cevap veren Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Çorumlu, “Türkiye’de, FETÖ’nün radikalleştiğini en iyi emniyet raporlamıştır. En iyi emniyet uyarmıştır. Radikalleştiğini görmüştük ve söylemiştik. ve neticede sadece FETÖ’cüler değil, diğer grupları da söylüyoruz. Onları da takip ediyor emniyet ve jandarma. Aşırılık ve radikalleşme, devlete karşı ciddi bir tehditle tehlike halini oluşturabileceğini düşündüğümüz ihtimaller dahi takip ediyoruz” diye konuştu.

  • Çocuklar arasında kavga: Acımasızca saldırdılar

    Çocuklar arasında kavga: Acımasızca saldırdılar

    Olay, Arnavutköy’de vatandaşlar arasında “Uçurum Parkı” olarak bilinen alanda meydana geldi. İddiaya göre yaşları 18’den küçük bir grup çocuk arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyen tartışma kavgaya dönüşürken, gruptaki çocuklar bu kez tek başına kalan arkadaşlarına toplu halde saldırdı.

    Tekme ve yumrukların havada uçuştuğu kavga sırasında çocukların birbirlerine ağır küfürler ettiği görüldü. Olay anlarını ise gruptaki bazı çocukların cep telefonlarıyla kayda aldığı görüldü.

    Akran zorbalığına maruz kalan çocuğun annesinin ihbarı üzerine Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı. Yapılan incelemelerde olaya karışan çocukların kimlikleri tespit edilerek yakalandı. Çocuklar hakkında adli işlem başlatıldığı öğrenildi.

  • ABD’de dehşet evi. 4 yıl boyunca odada tutulan 16 çocuk kurtarıldı

    ABD’de dehşet evi. 4 yıl boyunca odada tutulan 16 çocuk kurtarıldı

    Vinton County Şerifi Ryan Cain, çocukların aynı aileden olduğunu, evde yoğun çöp ve insan dışkısı bulunduğunu söyledi. Cain, düzenlenen basın toplantısında, “Hayvanlarımızın çoğu çocuklardan daha iyi koşullarda tutuluyordu.” ifadelerini kullandı.

    Yetkililere göre çocukların bazıları konuşamıyordu. Gelişimsel engeli bulunan 18 yaşındaki bir çocuğun ise adını dahi heceleyemediği belirtildi.

    Çocukların anne ve babası ile iki büyükanne/büyükbabası hakkında, “ciddi fiziksel zarara yol açan çocukları tehlikeye atma” suçlamasıyla 16’şar ayrı dava açıldı. Vinton County Savcısı William Archer, olayın insan kaçakçılığı değil, “aile içi bir durum” olduğunu vurguladı.

    Ohio Başsavcısı Andy Wilson, çocukların, başka bir soruşturma kapsamında eve düzenlenen arama sırasında bulunduğunu söyledi. Wilson, “Orada 16 çocuk olduğunu bilmiyorduk.” dedi. Hamden köyündeki evde gördüğü manzarayı “saf kötülük” sözleriyle tanımlayan Wilson, olay yerinin kariyeri boyunca karşılaştığı en korkunç manzara olduğunu ifade etti.

    Şerif Cain, çocukların zamanlarının büyük bölümünü yaklaşık 3,6 metreye 3,6 metre büyüklüğündeki bir odada geçirdiğinin düşünüldüğünü söyledi. Evde kafes bulunmadığını belirten Cain, çocukların evin içinde nasıl tutulduğuna ilişkin ayrıntı paylaşmadı.

    Çocuklardan yedisi Columbus’taki hastanelere götürülürken, ikisi helikopterle birinci seviye travma merkezlerine sevk edildi. Yetkililer, çocuklardan birinin salı günü kritik durumda olduğunu ve solunum desteğine alındığını açıkladı.

    Gary Siders Jr., Gary Siders Sr., Christina Siders ve Elizabeth Siders çarşamba günü hakim karşısına çıkarıldı. Hakim, sanıklar adına suçlamaları reddeden beyan kayda geçirirken, her biri için 300 bin dolar kefalet belirlendi.

    Soruşturmacılar, ailenin son 20 yılda Ohio’nun güneyinde farklı yerlere taşındığını ve çocuklara ilişkin sağlık ya da resmi kayıt oluşturulmasından kaçınmış olabileceğini belirtti. Çocukların okula da kayıtlı olmadığı bildirildi.

    Başsavcı Wilson, ailenin çocukları gözlerden uzak tutma konusunda “oldukça becerikli” davrandığını söyledi. Komşular ise evde çocuk yaşadığını bilmediklerini anlattı.

    Nüfusu 1000’den az olan Hamden köyünde yaşayan komşular, olay karşısında şoke olduklarını söyledi. Altı yıldır aynı sokakta yaşayan Joseph Stewart, aile taşındığından beri “hiç çocuk görmediğini” belirterek, “Çok üzücü bir durum” dedi.

    Savcı Archer, eyaletin çocukların tamamı için geçici velayet talebinde bulunduğunu açıkladı. Başsavcı Wilson ise “Bu çocuklar için adalet yerini bulacak.” dedi.

  • Okul Saldırıları İçin Araştırma Komisyonu Toplandı

    Okul Saldırıları İçin Araştırma Komisyonu Toplandı

    TBMM Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırma Komisyonu, İstanbul Aile Vakfı, Sosyoloji Derneği, Türkiye Psikiyatri Derneği, Türkiye Yeşilay Cemiyeti ve Hukuki Araştırmalar Derneği temsilcilerini dinledi.

    Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen olaylar ile çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları riskler ve olumsuz etkilerin tüm yönleriyle ele alınarak araştırılması, çözüm önerileri geliştirilmesi ve benzer olayların önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı.

    Toplantının açılışında konuşan Beyazıt, komisyonun, 25 Haziran’da İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına çalışma ziyareti gerçekleştirdiğini belirtti.

    Beyazıt, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığınca özellikle çocuk ve gençler üzerinde teknoloji bağımlılığı ve siber zorbalığı önlemek, güvenli ve bilinçli internet kullanımı sağlamak amacıyla kurulan SİBERAY Programı kapsamında yapılan çalışmalar, bilinçlendirme faaliyetleri ve hedeflenen çalışmalar hakkında da bilgi aldıklarını kaydetti.

    “Ailede mutluluk, huzur ve güven oranı yüzde 94”

    İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık, Vakfın çalışmaları ve okul saldırılarının ardından attıkları adımlara ilişkin bilgi verdi.

    Okullarda yaşanan saldırıların okulda başlamadığını söyleyen Karabıyık, “Bu hadiseler çoğu zaman önce ailede, akran çevresinde, dijital mecralarda, medya içeriklerinde, toplumsal iklim içerisinde şekillenen uzun bir sürecin görünür hale gelmiş son aşamasıdır. Bu nedenle, komisyonumuzun önünde duran mesele yalnızca okul güvenliği meselesi değildir. Aynı zamanda çocukların korunması, gençlik politikaları, dijital riskler, rehberlik sistemi ve toplumsal dayanıklılık meselesidir.” diye konuştu.

    Sundukları verilerin masa başında geliştirilmiş teorik tespitler olmadığını kaydeden Karabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “2025 yılında 26 ilde 4 bin 202 kişinin katılımıyla yapılan siyasi ve demografik kota uygulanan saha çalışmasında katılımcıların yüzde 82,9’u dijital medyanın çocuklar üzerindeki zararının faydasından fazla olduğunu, yüzde 80,7’si ise dijital medyanın toplumsal değerleri aşındırdığını ifade etmiştir. Bu oranlar bize çok önemli bir hususu göstermektedir. Toplum, çocuklarımızın karşı karşıya olduğu dijital risklerin farkındadır. Dolayısıyla çocukların korunmasına yönelik düzenlemeler yalnızca teknik bir mesele değil, aynı zamanda güçlü bir toplumsal beklentidir. Bugün çocuklarımız yalnızca fiziksel dünyada yaşamıyor. Aynı anda medya ve sosyal medyada, dijital oyunlarda, video platformlarında, yapay zeka destekli ortamlarda varlık gösteriyorlar.”

    Karabıyık, insanların en yüksek mutluluk, huzur ve güven duygusunu aile içerisinde yaşadığının araştırmalarda göründüğünü kaydederek, “Araştırmalarımıza göre ailede mutluluk, huzur ve güven oranı yüzde 94, yakın çevrede yüzde 76, şehir ölçeğinde yüzde 67, ülke ölçeğinde ise yüzde 56’ya düşmektedir. Bir başka ifadeyle, insanımız şahitlik alanında daha fazla güven, huzur ve aidiyet hissederken, haberdarlık alanında baskı, sıkıntı ve kaygı seviyesi artmaktadır. Bu artışta haber kaynakları etkilidir. Bununla birlikte baskı, sıkıntı ve kaygı üreten içeriklere maruziyet arttıkça aidiyet duygusu da zayıflamaktadır. Bu bulgu bizim için son derece önemlidir çünkü okul saldırıları yalnızca bireysel öfke patlamaları olarak değil, aynı zamanda aidiyet, güven ve toplumsal dayanıklılık bağlamında da değerlendirilmelidir.” ifadelerini kullandı.

    Sosyal medya şirketlerine yönelik davalar açtıklarını anlatan Karabıyık, “Bu hukuki süreçleri başlatırken amacımız herhangi bir platformun yasaklanması değil, çocukların yaşlarına uygun olmayan içeriklere erişimine, bağımlılık oluşturan algoritmik tasarım özelliklerine ve ebeveynlerin giderek artan güçlüklerine dikkati çekmek, alınması gereken tedbirleri tespit etmekti. Son dönemde atılan adımları kıymetli buluyoruz. Bununla birlikte sahadaki tecrübemiz, çocukların korunmasında yalnız yaş tespitine dayalı mekanizmaların yeterli olmadığını göstermektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

    Özellikle kimlik arayışı içindeki çocuklar ve gençler açısından dijital ortamların, rol modellerin davranış kalıplarının ve aidiyet alanlarının yeniden üretildiğine, güçlü sosyalizasyon mecralarına dönüştüğüne işaret eden Karabıyık, “Bu nedenle çocuk koruma politikalarını yalnız içerik denetimiyle sınırlı düşünemeyiz. İhtiyacımız, aileyi, okulu, medyayı, dijital platformları ve kamu kurumlarını birlikte kapsayan, çok boyutlu bir toplumsal dayanıklılık yaklaşımıdır.” diye konuştu.

    “Okul aidiyetindeki zayıflama şiddeti artırıyor”

    Sosyoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Nilay Kaya, okul aidiyetinin zayıflaması, sosyal eşitsizlik, şiddetin süreklilik kazanması ve yetişkin gözetiminin gecikmesi nedeniyle son dönemde okuldaki şiddetin arttığını söyledi.

    Kaya, çocukların çatışma deneyiminin artık sadece okul koridorlarında yaşanmadığını, dijital mecralarda başlamış bir dışlanma, aşağılanma ya da tehdidin okulda fiziksel gerilime dönüştüğünü vurgulayarak, “Okul şiddetinin son yıllarda artmasına yol açan sosyolojik dinamiklere baktığımızda okul aidiyetindeki zayıflama olduğunu yapılan araştırmalarda da uluslararası çalışmalarda da destekleyen veriler var karşımızda. Çalışmalar, okulda güvenlik riskleri arttıkça öğrencilerin kendilerini daha az güvende hissetmeleri ya da öğretmen desteğinin zayıflamasıyla aidiyet duygusunun gerilediğini göstermekte.” ifadelerini kullandı.

    Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Selçuk Candansayar, okulların güvenli alan olmaktan çıktığını savundu.

    Okul saldırılarının eskiden sadece Amerika’ya özgü bir şey sanıldığını kaydeden Candansayar, Brezilya, Rusya ve Sırbistan gibi ülkelerde okul saldırılarının çok arttığını belirtti.

    Çocuğun kişiliğinde en belirleyici etkenin aileden çok akran ve okul ilişkileri olduğunu kaydeden Candansayar, “Eğer okulun içerisi çocuğun bu denetlenemez, denetlemekte zorluk çeken yıkıcı dürtülerini anlamlı deneyimlere dönüştüremezse bu kurumlar, okul işlevini yitirirse şiddet artıyor.” diye konuştu.

    Siber zorbalık ve dijital dışlanmanın, depresyon, anksiyete ve intihar düşüncesi riskini yükselttiğini ancak saldırganlığın da arttığını vurgulayan Candansayar, şöyle devam etti:

    “Türkiye’de yakın arkadaşı olmayan ergen oranı 1990’da yüzde 7 iken bugün yüzde 19. Yani her 5 ergenden 1’ine sorduğunuzda ‘benim hiç yakın arkadaşım yok’ diyor. Bu, bu kadar büyük bir yalnızlaşma olduğunu gösteriyor. Dijital platform şirketleri bu krizin yapısal üreticileri, bile isteye yapıyorlar. İşte, hepimizin bildiği sonsuz kaydırma hareketi beynimizde sürekli dopamin salgılatır ve kaydırmadan duramayız, uykumuz kaçar, saatlerce bu hareketi yapmak zorunda hissederiz kendimizi çünkü gördüğümüz görüntü değil, parmağımızdaki hareket aslında beynimizi uyarır. Mutlaka okullarda medya okuryazarlığı dersleri yeniden müfredatla entegre edilmeli, nefret söylemi ve şiddet içeriği için çocuk hakları odaklı yaş filtreleme zorunlu hale gelmeli, çocuklar nefret söylemiyle medyada ve sosyal medyada karşılaşamamalılar bile.”

    “İnternet bağımlılığıyla ilgili sorun yaşayan kişilerin aktif yasal süreçlerinin olma olasılığı artıyor”

    Türkiye Yeşilay Cemiyeti Akademi Direktörü Hakan Çetin, daha önce sadece kimyasal bağımlılıklar ağırlıklı şekilde konuşulurken son yıllarda kumar ve oyun bağımlılığından bahsedilir olduğunu söyledi.

    Çetin, alkol ve madde bağımlılığından daha çok kumar bağımlılığı konusunda müracaat aldıklarını kaydederek, “Okul şiddeti konusu aslında bir neden değil, bir sonuç olarak ele alınması gerekiyor çünkü bağlam bazen yanlış yerden tutulabiliyor, bağımlılık sanki bu sürecin tek nedeniymiş gibi gösterilebiliyor fakat daha yapısal süreçler devrede olabiliyor yani genetik faktörler, dürtüsellik problemleri, depresyon, anksiyete olabiliyor.” diye konuştu.

    “İnternetle ilişkili bağımlılıklar konusunda başvuranların yüzde 64’ü 12-18 yaş grubunda geliyor yani en yüksek oran orada geliyor. Dolayısıyla bu kritik. Bir de suç ilişkisini ortaya koymak açısından bence önemli bir veri var” diyen Çetin, “Alkol-maddede, tabii, bir suç ilişkisi daha kuvvetli ama ondan sonraki en kuvvetli ilişki internet bağımlılığıyla ilgili. Yani internet bağımlılığıyla ilgili sorun yaşayan kişilerin aktif yasal süreçlerinin olma olasılığı da bir miktar artış gösteriyor.” şeklinde konuştu.

    Hukuki Araştırmalar Derneği Konya Şubesi Başkan Yardımcısı Fatih Ruşen, Türkiye’nin çocuk koruma konusunda ciddi bir mevzuat eksikliği bulunmadığını söyledi.

    Çocukları korumaya yönelik çok sayıda düzenleme bulunduğunu anlatan Ruşen, “Peki, o halde bu acıları neden yaşıyoruz veya yaşama ihtimalimiz neden bu kadar yüksek? Çünkü sorunlar yalnızca mevzuat değildir. Sorun, mevcut kurumların aynı hedef doğrultusunda eş zamanlı hareket edememesidir. Bir başka ifadeyle, Türkiye’de çocuk koruma problemi değil, çocuk koruma koordinasyon problemi bulunmaktadır.” sözlerini sarf etti.

    Komisyon toplantısına, Hukuki Araştırmalar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Oymak, İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyd Altıparmak, İstanbul Aile Vakfı Genel Sekreteri Serdar Eryılmaz, İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Sema Karagöz ve İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Yedek Üyesi Menşure Şuşoğlu ile bürokratlar da katıldı.

    Komisyon Başkanı Beyazıt, bu hafta sunum yapmak üzere davet edilen sosyal medya temsilcilerinin, “sunumlarını hazırlayamamalarını” gerekçe gösterdiklerini söyleyerek, söz konusu toplantının 16 Temmuz’da gerçekleştirileceğini bildirdi.

  • Spor Okulları Yaz Dönemi Başladı

    Spor Okulları Yaz Dönemi Başladı

    Kırşehir ve Niğde’de, Gençlik ve Spor Bakanlığı (GSB) Spor Okulları’nda yaz dönemi törenle başladı.

    Kırşehir Ahi Stadyumu’nda düzenlenen açılış programında konuşan Vali Murat Sefa Demiryürek, GSB Spor Okulları’na tüm gençleri davet etti.

    Sporu, spor ahlakını ve kültürünü teşvik etmenin, geniş kitlelerle tanıştırmanın, yeni sporcular yetiştirmenin yollarından birisi olarak GSB Spor Okulları’nı gördüklerini söyleyen Demiryürek, “Birçok gencimiz spor kültürüyle tanışmış olacak. İnanıyorum ki spor şehri olarak Kırşehir, geçmişte nasıl sporcular yetiştirdiyse gelecekte de kıymetli sporcular yetiştirecektir.” dedi.

    Kent genelinde spor tesislerini yenilemenin ve inşa etmenin kararlılığı içinde olduklarını belirten Demiryürek, çocuklara destek olan ailelere, onlara eğitim verecek antrenörlere ve kurum personeline teşekkür etti.

    Gençlik ve Spor İl Müdürü Yasin Çakmakçı da çocukların dijital ekran karşısında durmayıp spor yapmalarını, kendilerini geliştirmelerini istediklerini ve spor okullarının onlara hizmet vereceğini ifade etti.

    Farklı yaş gruplarındaki çocuk ve gençlerin katılımıyla gerçekleştirilen programda, çeşitli branşlarda sportif etkinlikler ve halk oyunları gösterisi düzenlendi.

    Kırşehir’de “geleceğin şampiyonları yaza hazır” sloganıyla yapılacak GSB Spor Okulları’na, 32 branşta, 13 farklı merkezde 15 bini aşkın gencin katılması bekleniyor.

    Niğde

    Niğde Valisi Nedim Akmeşe, 5 Şubat Stadyumu’nda gerçekleştirilen programın açılışına katıldı.

    Akmeşe, konuşmasında, çocukların yaz spor okulları sürecini verimli şekilde değerlendirmelerine imkan sunan önemli bir gelişim ortamı olduğunu söyledi.

    Okullarda çocukların farklı branşlarla tanışacağını belirten Akmeşe, çocukların spor yapmanın yanında emeği, birlikte hareket etmenin önemini, centilmence mücadele etmeyi ve sorumluluk almayı öğreneceklerini ifade etti.

    Sporun yalnızca bedeni güçlendiren bir faaliyet olmadığını dile getiren Akmeşe, şunları kaydetti:

    “Spor aynı zamanda karakteri şekillendiren, insanları ortak değerler etrafında buluşturan, birbirine ilham veren ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren evrensel bir dildir. İllimizde yaz spor okullarımız 23 farklı branşta, 45 antrenörümüzün rehberliğinde ve 20 spor tesisinde faaliyet gösterecektir. Spor salonlarından futbol sahalarına, bireysel branş tesislerinden olimpik ve yarı olimpik yüzme havuzlarına kadar uzanan güçlü altyapımızla çocuklarımıza hizmet vermeye devam edeceğiz.”

    Belediye Başkanı Emrah Özdemir de spor faaliyetlerine sürekli destek vereceklerini belirtti.

    Gençlik ve Spor İl Müdürü Yüksel Dorul ise farklı branşlarda açacakları kurslarla binlerce çocuğa ücretsiz spor eğitimi sunacaklarını ifade etti.

    Konuşmaların ardından mahalli liglerde dereceye giren takımlara ödülleri verildi.

    Programa, Vali Yardımcısı Baha Büyükkaymakcı, AK Parti Niğde İl Başkanı Hacı Mehmet Eren, kurum müdürleri ve vatandaşlar katıldı.

  • AVM’deki kanlı suikasttan kan donduran ayrıntılar. Telegram’daki “infaz grubu”ndan 200 bin liraya tetikçi olarak kiralanmış

    AVM’deki kanlı suikasttan kan donduran ayrıntılar. Telegram’daki “infaz grubu”ndan 200 bin liraya tetikçi olarak kiralanmış

    İstanbul’da bir AVM’deki kafeteryada oturan galerici ve iş insanı Barış A. yanına yaklaşan E.T. tarafından silahlı saldırıya uğrayarak bacağından yaralandı.

    Olayın ardından dikkat çeken ayrıntılar ortaya çıktı.

    Saldırıyı gerçekleştiren 16 yaşındaki şüpheli, polisteki ifadesinde azmettiricilerin kendisine Telegram’da üye olduğu “infaz grubu” isimli bir sohbet kanalından ulaştığını öne sürdü.

    Yurt dışı numaraları üzerinden kendisiyle iletişim kurulduğunu anlatan şüpheliye iddiaya göre saldırı düzenlenecek iş insanının fotoğrafları, kullandığı araç ve konum bilgileri gönderildi.

    Soruşturma kapsamında şüphelinin iddialarının doğruluğu, olası bağlantılar ve saldırının arkasındakilerin kimlikleri araştırılıyor.

    Ayrıca, saldırı için çocuk tetikçiye 200 bin lira da verildiği iddialar arasında yer alıyor.

    Yaşanan olay çocuk suçlularla ilgili sosyal medyadaki tetikçi sitelerini bir kez daha gündeme getirdi.

    Çocuk tetikçilerin kullanıldığı bu karanlık düzenin arkasından ise genellikle yeni nesi suç örgütleri çıkıyor.

    Uzmanlar, suç örgütlerinin sosyal medyayı kullanarak çocukları ağına düşürdüğüne dikkat çekip Türk Ceza Kanunu’nda çocuk suçluların cezasında 4’te 3 oranına indirime girildiğini bildiriyor.

    Olay 13 Haziran’da İstanbul’un Sarıyer ilçesine bağlı Ayazağa Mahallesi’nde bulunan bir alışveriş merkezinde meydana geldi.

    Galerici Barış A., AVM’nin kafeteryasında otururken yanına 16 yaşındaki E.T. geldi. Çocuğun “Dövmen çok güzel” abi” dedikten sonra uzaklaştığı, sonra yeniden gelerek silahla ateş ettiği öğrenildi.

    Barış A., sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Barış A.’nın hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.

    Saldırgan ise tutuklandı.

  • Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde çocuk politikalarına eğitimci dokunuşu

    Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde çocuk politikalarına eğitimci dokunuşu

    Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın kararıyla, Menteşe İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Eylen Terzi, Çocuk Politikaları Şube Müdürü olarak görevlendirildi.

    Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, kent genelinde çocuklara yönelik yürütülen hizmetlerin daha etkin, verimli ve bilimsel temeller üzerine inşa edilmesi amacıyla önemli bir görevlendirmeye imza attı. Menteşe İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Eylen Terzi, Muğla Büyükşehir Belediyesi Çocuk Politikaları Şube Müdürü olarak atandı. Muğla Büyükşehir Belediyesi, çocukların sosyal, kültürel ve eğitsel gelişimlerine katkı sunacak projeleri hayata geçirmeyi sürdürürken, bu alandaki çalışmaların daha profesyonel bir yapıyla yürütülmesi amacıyla Çocuk Politikaları Şube Müdürlüğü’nün başına deneyimli bir eğitimci getirildi. Uzun yıllardır eğitim alanında görev yapan ve çeşitli projelerde aktif rol üstlenen Eylen Terzi’nin yeni görevi, eğitim camiasında ve kamuoyunda memnuniyetle karşılandı. İdari tecrübesi ve çocuk odaklı çalışmalarıyla bilinen Terzi’nin, belediyenin çocuklara yönelik politikalarına önemli katkılar sunması bekleniyor. Başkan Ahmet Aras’ın vizyonu doğrultusunda gerçekleştirilen görevlendirmenin, çocukların yalnızca sosyal yaşamlarına değil, kültürel ve eğitsel gelişimlerine yönelik çalışmaların da güçlendirilmesine katkı sağlayacağı ifade edildi. Büyükşehir Belediyesi’nin çocuk odaklı hizmetlerini daha kapsamlı ve sürdürülebilir hale getirmeyi hedeflediği belirtildi. – MUĞLA

  • Koruyucu Aileler Çocukların Geleceğine Dokunuyor

    Koruyucu Aileler Çocukların Geleceğine Dokunuyor

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “9 bin 277 koruyucu ailemiz, 11 bin 22 çocuğumuzun hayatına dokunuyor, onların kalplerine güveni, emeği ve sevgiyi dokuyor. Her bir evladımızın kendi biricik yolunu çizmesine, daha güçlü adımlarla yürümesine destek oluyor” dedi.

    Koruyucu Aile ve Çocuk Derneği ile İstanbul Ticaret Üniversitesi tarafından Aile Olmanın Değeri, “Yuva Olmak Koruyucu Aileliğin Psikososyal, Hukuki ve İnanç Temelli Boyutları” programının kapanış toplantısı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla gerçekleşti. Programa Bakan Göktaş’ın yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül ve akademisyenler, öğrenciler ve davetliler katıldı.

    Programda konuşan Vali Gül, “Yaptığımız ziyaretlerde mutlaka 10 evin içinden 1 tanesi koruyucu aile. Biyolojik ailelerde daha fazla, abartarak söylemiyorum. Çocuklarımıza özen gösterdiklerini memnuniyetle görüyorum. Bizde şunu oluşturuyor. Çocuğu teslim ederken Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın o hassas süzgecinden geçmeleri. Doğru ailelerin seçilmesi, kendi evladımızı nasıl temsil ediyorsak devlete teslim edilen çocukları aynı hassasiyetle teslim ettiğimiz koruyucu ailelerde gözümüz arkada kalmıyor” dedi.

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Türkiye’deki koruyucu aile sayısından bahsederek, “Bugün aynı şekilde, 9 bin 277 koruyucu ailemiz, 11 bin 22 çocuğumuzun hayatına dokunuyor. Onların kalplerine güveni, emeği ve sevgiyi dokuyor. Her bir evladımızın kendi biricik yolunu çizmesine, daha güçlü adımlarla yürümesine destek oluyor. ‘Gönül Elçileri Projesi’ ile koruyucu ailelik güçlü bir iyilik seferberliğine dönüştü. Öyle ki, Gönül Elçileri Projesi, yalnızca ülkemizde değil, uluslararası platformlarda da ilgiyle karşılanan bir iyilik hareketine dönüştü. ve aslında gönül elçilerimiz, vali, kaymakam eşlerimizle beraber filizlendi. Kapı kapı dolaşarak vatandaşlarımıza bu güzel hizmeti, anlatmaya vesile oldular. Ben bir kez daha bu güzel emeğin parçası olan Vali eşimiz Gülden Hanıma bütün kaymakam eşlerimize gönülden tebrik etmek istiyorum” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’de filizlenen bu iyilik hareketi; bugün sadece kendi çocuklarımıza değil, kardeş coğrafyalardaki, çocuklara da umut oluyor, ışık oluyor”

    Koruyucu aile projesini daha güçlü bir yapıya kavuşturacaklarını belirten Bakan Göktaş, “UNICEF tarafından umut vadeden projeler arasında gösterilen bu çalışma, sevginin ve dayanışmanın sınır tanımadığını bizlere bir kez daha gösteriyor. Türkiye’de filizlenen bu iyilik hareketi, bugün sadece kendi çocuklarımıza değil, kardeş coğrafyalardaki, çocuklara da umut oluyor, ışık oluyor. Tabii, bu güçlü birikimi daha ileriye taşımak, daha fazla çocuğumuzu sıcak bir yuvayla buluşturmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu anlayışla, UNICEF ile iş birliğinde “Türkiye’de Koruyucu Aile Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi’ni yürütüyoruz. Projeyle, koruyucu aile hizmetimizi daha güçlü bir yapıya kavuşturuyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Bugüne kadar, 269 çocuğumuz bu hizmetten yararlandı”

    Türkiye genelinde 269 çocuğun koruyucu aile hizmetinden yararlandığını söyleyen Göktaş, “Hem meslek elemanlarımız hem koruyucu aile eğitimlerimizle bu alandaki kapasitemizi güçlendirerek bu iyilik hareketini büyütmeye devam ediyoruz. Modelimizi özellikle 0-6 yaş grubu çocuk kuruluşlarının yoğun olduğu illerde yaygınlaştırıyoruz. Bugüne kadar, 269 çocuğumuz bu hizmetten yararlandı. Biz, her bir çocuğumuzun aile sıcaklığında, sağlıkla ve umutla büyümesi için bu iyilik hareketini ülkemizin dört bir yanında büyütmeye devam edeceğiz. Bunu yaparken sizlerin desteğine ihtiyacımız var. Çünkü bu ufak hareketler, sadece bir komşu da görkemle bile başka iyiliklere vesile oluyor. Koruyucu ailelikte şunu görüyoruz: Bir yerde olduğu müddetçe gerçekten başka ailelerinde ilham aldığını ve bizde nasıl koruyucu aile olabiliriz isteği o anda doğuyor” dedi.

    “Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda, bu büyük aile ruhunu daha da güçlendireceğiz” ifadelerini kullanan Göktaş, “Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda, bu büyük aile ruhunu daha da güçlendireceğiz. Çocuklarımızın aile ortamında büyümesini önceleyen hizmetlerimizi, sizlerin kıymetli desteğiyle daha da yaygınlaştıracağız. Çocuklarımızın doluştuğu sofraları yaşatan koruyucu ailelerimiz iyi ki var. Bu vesileyle, sevgisini, emeğini ve yuvasını çocuklarımızla paylaşan tüm koruyucu ailelerimize gönülden teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Program hediye takdimi ve fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. – İSTANBUL

  • Bakan Göktaş: Koruyucu aileler 11 bin 22 çocuğun hayatına dokunuyor

    Bakan Göktaş: Koruyucu aileler 11 bin 22 çocuğun hayatına dokunuyor

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Bugün 9 bin 277 koruyucu ailemiz, 11 bin 22 çocuğumuzun hayatına dokunuyor, onların kalplerine güveni, emeği ve sevgiyi dokuyor. Her bir evladımızın kendi biricik yolunu çizmesine, daha güçlü adımlarla yürümesine destek oluyor.” dedi.

    Bakan Göktaş, Koruyucu Aile ve Çocuk Derneği ile İstanbul Ticaret Üniversitesi işbirliğinde, üniversitenin Ahi Çelebi Kampüsü’nde gerçekleştirilen “Aile Olmanın Değeri: Yuva Olmak” panelinin kapanış programına katıldı.

    Burada konuşan Göktaş, panelde uzman isimlerin koruyucu aile olmayı, psikososyal, hukuki ve inanç temelli boyutlarıyla ele aldıklarını belirterek, ??????”Burada ele alınan her bir konunun ailesinden ayrı düşen evlatlarımız için açılacak yeni yuvalara vesile olmasını diliyorum.” dedi.

    Yuvanın bir çocuk için ne ifade ettiğini anlatan Göktaş, “Şüphesiz sadece başını soktuğu bir çatı değildir. Yuva, bir çocuğun kendisini değerli, güvende ve ait hissetmesidir. Biz bunun etkilerini, koruyucu ailelerimizde görüyoruz. Onların yanında büyüyen evlatlarımızın hayatındaki dönüşümü de gözlemliyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Göktaş, koruyucu aile yanında büyüyen çocukların başarılarından örnekler vererek, bir çocuğun hayatını değiştiren şeylerin çoğu zaman büyük imkanlar değil, sevgiyle kurulan bir yuva, güven veren bir aile ve yanında olduğunu hissettiren bir el olduğunu söyledi.

    Ailenin yalnızca çocukların büyüdüğü bir çatı değil, potansiyelin filizlendiği, yaralarının sarıldığı ve hayallerinin kanatlandığı ilk yer olduğunu dile getiren Göktaş, “Bugün 9 bin 277 koruyucu ailemiz, 11 bin 22 çocuğumuzun hayatına dokunuyor, onların kalplerine güveni, emeği ve sevgiyi aşılıyor. Her bir evladımızın kendi biricik yolunu çizmesine, daha güçlü adımlarla yürümesine destek oluyor.” diye konuştu.

    “Her çocuğun bir yuvaya, ufak bir kucağa ihtiyacı olduğuna inanıyoruz”

    Bakan Göktaş, UNICEF işbirliğinde Türkiye’de Koruyucu Aile Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi yürüttüklerini belirterek, “Projeyle, koruyucu aile hizmetimizi daha güçlü bir yapıya kavuşturuyoruz. Böylece, koruyucu aile yanında büyüyen çocuklarımızı, onları sevgiyle büyüten ailelerimizi, biyolojik aileleri ve sosyal hizmet çalışanlarımızı daha etkin biçimde destekleyen adımlar atıyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Geçici Koruyucu Aile Modelinin projenin en kritik başlıklarından biri olduğunu vurgulayan Göktaş, şunları söyledi:

    “Her çocuğun bir yuvaya, her çocuğun ufak bir kucağa ihtiyacı olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle hem meslek elemanlarımız hem koruyucu aile eğitimlerimizle bu alandaki kapasitemizi güçlendirerek, bu iyilik hareketini büyütmeye devam ediyoruz. Modelimizi özellikle 0-6 yaş grubu çocuklara önceliklendirdik. Bugüne kadar 269 çocuğumuz bu hizmetten yararlandı. Her bir çocuğumuzun aile sıcaklığında, sağlıkla ve umutla büyümesi için bu iyilik hareketini ülkemizin dört bir yanında büyütmeye devam edeceğiz.”

    Göktaş, koruyucu ailelere, sabırları, emekleri ve gönül genişlikleri için teşekkür ederek, bu ailelerin desteğiyle çocukların kurum bakımına ihtiyaç duymadan aile ortamında büyüme imkanı bulduğunu dile getirdi.

    Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda, bu büyük aile ruhunu daha da güçlendireceklerini vurgulayan Göktaş, “Çocuklarımızın aile ortamında büyümesini önceleyen hizmetlerimizi, sizlerin kıymetli desteğiyle daha da yaygınlaştıracağız.” dedi.

    Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Devletimizin kanatları altındaki çocuklarımız 86 milyon vatandaşımızın ortak evladıdır.” sözünü hatırlatarak, “Bu söz, bize şunu hatırlatıyor. Her çocuk milletimizin merhametiyle büyüyen, devletimizin şefkatiyle güçlenen ve büyük Türkiye ailemizin istikbaline yön veren birer emanettir. Bu anlamda koruyucu ailelik, bu emaneti sevgiyle sahiplenmenin, bir çocuğun bugününü güvenle, yarınını umutla inşa etmenin en kıymetli yollarından biridir.” ifadelerini kullandı.

    “Her ilçedeki 10 evden 1’inin koruyucu aile olduğunu görüyoruz”

    İstanbul Valisi Davut Gül de hafta sonları kaymakamlarla birlikte aile ziyaretleri yaparken, her ilçedeki 10 evden 1’inin koruyucu aile olduğunu gördüklerini söyledi.

    Bu ailelerin çocuklarına gösterdikleri özen ve sevgiden memnuniyet duyduklarını kaydeden Gül, Valilik olarak koruyucu aile yanında kalan çocuklara eğitim hayatları boyunca kantin kartı desteği sağladıklarını dile getirdi.

    İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek’in ev sahipliğinde düzenlenen panele, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ömer Turan, Koruyucu Aile ve Çocuk Derneği Başkan Yardımcısı Serap Eşit Elveren, eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, İstanbul Valisi Gül’ün eşi Gülden Gül ile akademisyenler, koruyucu aileler ve ebeveynler katıldı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gönderdiği telgrafın okunduğu panelde, koruyucu aileliğin hukuki, psikososyal ve toplumsal boyutları alanında uzman isimlerce ele alındı.