Tag: Yüz

  • Bakırhan’dan Çerçeve Yasa Çağrısı

    Bakırhan’dan Çerçeve Yasa Çağrısı

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili yürütülen çalışmalara ilişkin, “Meclis kapanmadan çerçeve yasa kesinlikle çıkarılmalıdır. Oyalanmadan, yokuşa sürülmeden, yeni belirsizlikler yaratılmadan bu adımlar artık atılmalıdır.” dedi.

    Bakırhan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda, ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı “olumlu karşıladıklarını” bildirdi.

    Türkiye’nin sorunlarının yüzyıllardır katman katman biriktiğini, ertelendiğini, bazen bastırıldığını bazen de yok sayıldığını ileri süren Bakırhan, “Üstü örtülen her mesele gün geldi daha ağır bir fatura olarak topluma geri döndü. Bugün ödediğimiz fatura adeta yüz yılın birikmiş faizi gibidir.” diye konuştu.

    CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararına değinen Bakırhan, “Bugün muhatap Cumhuriyet Halk Partisi olabilir ama refleks tanıdıktır. Bu kararı bir partinin iç meselesi olarak hiçbir zaman okumadık. Bu karar, siyasi çoğulculuğa tahammülsüzlüğün yeni bir halkasıdır.” ifadesini kullandı.

    “Hukuk sopaya çevrildiğinde bir gün herkesi döveceğini” iddia eden Bakırhan, “Yargı, siyaseti dizayn etme laboratuvarı değildir. Mahkeme salonları halkın iradesinin yerine geçirilemez. Hukuk eğilip, bükülemez. Adalet Kürt’e, muhalife başka, iktidara başka işleyemez. Biz bu düzene itiraz ediyoruz. Hukukun olmadığı, adaletin olmadığı, hukukun muhalife ve Kürt’e, Alevi’ye, Roman’a farklı işlediği bir hukuk kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

    Türkiye’nin son yüz yılının “aynı istasyonlarda dönüp duran bir treni andırdığını” savunan Bakırhan, “Vagonlar değişiyor, yolcular değişiyor, zaman değişiyor fakat siyaset aynı duraklarda bekleyip duruyor. Türkiye’yi bu hale getiren 3 tarzı siyaset var. Bunlar korku siyaseti, erteleme siyaseti ve tekrar siyasetidir.” görüşünü paylaştı.

    Tuncer Bakırhan, Türkiye’de Cumhuriyet’in ilk yıllarında parçalanma korkusuyla, soğuk savaş boyunca komünizm tehdidiyle, 1990’larda Kürt meselesiyle, sonrasında irtica, dış güçler, göçmenler ve toplumsal hareketler adıyla tehditler üretildiğini iddia ederek, korku üzerine kurulan siyasetin ülkeye daha fazla güvensizlik, sefalet ve hukuksuzluk getirdiğini kaydetti.

    İç barışını kuramamış, kendi yurttaşıyla kavgalı bir devletin dışarıdan esen her rüzgarda savrulacağına işaret eden Bakırhan, “Yaklaşık 2 yıldır süren bu sürecin artık somut, hukuki ve demokratik zemine kavuşması gerekiyor. Bunun yolu çerçeve yasadır. Kürt meselesini çatışma zemininden çıkarıp siyaset ve hukuk zeminine taşıyacak bir çerçeve yasa artık ertelenemez.” sözlerini sarf etti.

    Kalıcı çözüm için “çerçeve yasa”, “demokratik toplum yasası”, “genişletilmiş yerel demokrasi yasası” ve “özgür yurttaş yasası” düzenlemelerini zorunlu gördüklerini belirten Bakırhan, şöyle devam etti:

    “Meclis kapanmadan çerçeve yasa kesinlikle çıkarılmalıdır. Oyalanmadan, yokuşa sürülmeden, yeni belirsizlikler yaratılmadan bu adımlar artık atılmalıdır. Bu Meclis önümüzdeki günlerde çerçeve yasayı çıkararak tarih yazmalıdır, ikinci yüzyıla güçlü bir damga vurmalıdır. Hepimizin ortak ihtiyacı hukuka dayalı bir düzen, işleyen bir demokrasi, onurlu bir yaşam ve kalıcı bir barıştır. Birinci yüzyılın paslı sarkacını kırmanın zamanı geldi. İkinci yüzyılı yasaklarla, kayyumlarla, butlan kararlarıyla, yoksullukla değil barışla, eşitlikle ve emekle yazalım.”

    Toplantının ardından gazetecilerin seçim tarihiyle ilgili sorusu üzerine Bakırhan, Türkiye’nin ne zaman seçime gireceğini halkın ve seçmenin belirleyeceğini dile getirdi.

  • Suların altındaki iki asırlık sır: Amerika’nın Nessie’si kameraya yakalandı

    Suların altındaki iki asırlık sır: Amerika’nın Nessie’si kameraya yakalandı

    Kanada ile Amerika Birleşik Devletleri sınırını oluşturan Champlain Gölü, yüzyıllardır çözülemeyen bir doğa gizemiyle gündemde. Yaklaşık 200 kilometre uzunluğundaki bu su kütlesi, derinliklerinde saklandığı ileri sürülen devasa bir yaratık hikayesiyle biliniyor.

    Bölge sakinlerinin “Champ” adını verdiği, İskoçya’daki meşhur Loch Ness Canavarı’na benzerliğinden ötürü “Amerika’nın Nessie’si” olarak anılan bu canlı, genellikle prehistorik bir sürüngen olan plesiosaur gibi tasvir ediliyor. Bugüne kadar çok sayıda insan bu canlıyla karşılaştığını iddia etse de somut bir delil sunulamamıştı. Ancak iki film yönetmeninin kurgu esnasında tesadüfen yakaladığı bir detay, siber dünyada ve bilim çevrelerinde büyük bir heyecan yarattı.

    Kelly Tabor ve Richard Rossi, göldeki efsaneyi temel alan bir çocuk filminin çekimlerini tamamladı. Çekimlerden yaklaşık iki yıl sonra, 2025 yılındaki montaj sürecinde görüntüleri dev ekranda inceleyen Tabor, 11 metrelik ahşap teknelerinin arkasında sıra dışı bir hareketlilik fark etti. Suyun hemen altında, teknenin halatını takip eden devasa bir siluet açıkça görülüyordu. Çocukluğundan beri bu kıyılarda büyüyen ve su canlılarını çok iyi tanıyan yönetmen, ekrandaki cismin kesinlikle sıradan bir balık olmadığını fark etti. Görüntü büyütüldüğünde, suyun altında zikzaklar çizerek ilerleyen ince uzun bir boyun ve arkaya doğru genişleyen büyük bir gövde açığa çıktı.

    İki asırlık efsane yeniden canlandı

    Gölün çamurlu tabanı sebebiyle suları genelde bulanıktır. Buna rağmen Champlain Gölü bu tür sıra dışı iddialara hiç de yabancı değil. Bölgedeki ilk resmi canavar raporu 1819 yılına uzanıyor. Kaptan Crum isimli bir denizci, Bulwagga Koyu yakınlarında yaklaşık 57 metre uzunluğunda, yılan benzeri ve gözleri soyulmuş bir soğanı andıran devasa siyah bir yaratık gördüğünü kayıt altına almıştı. O dönemden beri yüzlerce benzer iddia ortaya atıldı. Kimileri bu canlının nesli tükenmiş bir deniz sürüngeni olduğunu düşünürken, kimileri ise milyonlarca yıl önce yaşayan balina atası “zeuglodon” türünün günümüze ulaşan bir örneği olduğu görüşünü savunuyor. Tabii ki tüm bu yaşananların sadece dalgalardan, su yüzeyindeki tomruklardan veya optik yanılsamalardan ibaret olduğunu söyleyen şüpheciler de var.

    Yönetmen Kelly Tabor için bu durum bir film senaryosundan çok daha fazlası demek. Çocukken yaz aylarını hep bu gölde geçiren Tabor, üniversite yıllarında arkadaşlarıyla otururken suyun üzerinde hiçbir yöne sapmadan doğrudan üzerlerine gelen büyük bir dalga izi gördüklerini anlatıyor. Gizemli cisim tam kıyıya yaklaşmışken aniden 90 derecelik keskin bir dönüşle körfezin diğer ucuna yönelmiş ve yüzeye hiç çıkmadan kaybolmuştu.

    Bilim dünyasını ikiye bölen video kaydı

    Yeni elde edilen video kaydı, kişisel anıların ötesine geçerek bilimsel bir tartışmanın fitilini ateşledi. Yönetmen Richard Rossi, görüntüleri incelenmesi amacıyla uzman araştırmacılara ulaştırdı. Kısa sürede televizyon dünyasının da ilgisini çeken bu kayıt, ünlü aktör William Shatner‘ın sunduğu bir gizem belgeseline konu oldu. Program yapımcıları, bu son videonun, 1977 yılında çekilen ve o döneme kadar en büyük kanıt kabul edilen ünlü “Sandra Mansi fotoğrafından” beri elde edilmiş en güçlü Champ kanıtı olduğunu düşünüyor.

    Eski fotoğraflardan farklı olarak bu yeni kayıtta kadrajın içinde bir teknenin bulunması, canlının boyutlarını hesaplamak isteyen uzmanlar için harika bir referans noktası oluşturuyor. İnternette yüz binlerce kez izlenen görüntülerin ardından yönetmen ikili, bu yaz gölde düzenlenecek geleneksel festival için bölgeye dönmeye hazırlanıyor ve efsaneyi işleyen iki yeni film projesi üzerinde çalışıyor. Champlain Gölü’nün derinliklerinde tam olarak neyin yüzdüğü henüz netleşmedi ancak Champ, iki asırdır insanların hayal gücünü beslemeyi sürdürüyor.