Tag: Yönelik

  • İnan’dan İzmir Gazeteciler Cemiyeti’ne Sert Tepki

    İnan’dan İzmir Gazeteciler Cemiyeti’ne Sert Tepki

    AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin kendisine yönelik açıklamasına sert sözlerle karşılık verdi. Menemen’de konuşan İnan, cemiyet yönetimine yönelik, “Sen kimsin de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde İzmirlilerin sesi olan vekillere bildiri yayınlama hadsizliğini gösteriyorsun?” ifadelerini kullandı.

    İNAN’DAN “PAÇAVRA HABER” TEPKİSİ

    Menemen Belediyesi tarafından düzenlenen 6. Bozalan İncir Festivali’nde konuşan İnan, Bergama Belediyesi ziyareti öncesinde yaptığı açıklamalar nedeniyle İzmir Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu tarafından kendisine yönelik yayımlanan tepkiye değindi.

    Seçilmiş siyasetçilere yönelik haber ve açıklamalarda aynı hassasiyetin gösterilmesi gerektiğini savunan İnan, kendilerine yönelik “itibar suikastı” girişimlerine sessiz kalmayacaklarını söyledi.

    İnan, “Biz gücümüzü o karanlık odalardan, o masa başı senaryolardan değil, doğrudan milletin sinesinden, Menemenli hemşehrilerimizden, mübarek sandıktan alırız” dedi.

    “KOSKOCA BİR ŞEHRİN İRADESİNE AYAR VEREMEZSİN”

    İzmir Gazeteciler Cemiyeti yönetimine doğrudan seslenen İnan, seçilmiş milletvekillerinin arkasında İzmir halkının iradesinin bulunduğunu belirtti.

    İnan, şöyle konuştu:

    “Sen kimsin? Sen kimsin de milletin iradesine, bu milletin vekaletini aldığı temsilcilere parmak sallıyorsun? Sen kimsin de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde İzmirlilerin sesi olan vekillere, arkasında koskoca bir şehrin iradesi bulunan bir siyasi harekete bildiri yayınlama hadsizliğini gösteriyorsun?”

    Cemiyet başkanının, dernek kongrelerinde aldığı oylarla İzmir’in siyasi iradesine yön veremeyeceğini savunan İnan, “O devirler kapandı” ifadelerini kullandı.

    “BİZ İŞ ÜRETİYORUZ, ONLAR YALAN ÜRETİYOR”

    Bergama Belediyesi üzerinden yapılan haber ve açıklamalara da değinen İnan, söz konusu haber için daha önce kullandığı “paçavra” ifadesinin arkasında olduğunu söyledi.

    İnan, milletvekilleriyle birlikte Bergama Belediyesi’ni ziyaret ettiklerini ve İzmir’e yapılacak 140 milyon liralık kredi desteğini duyurduklarını belirterek, “Çünkü biz iş üretiyoruz, onlar yalan üretiyor” dedi.

    “CEMİYET KOLTUĞUNU TERK EDİN”

    İzmir Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu’na yönelik eleştirilerini sürdüren İnan, cemiyet başkanına özür çağrısında bulundu.

    İnan, “Eğer siyasete bu kadar hevesliyseniz, işgal ettiğiniz o tarafsız cemiyet koltuğunu derhal terk edin. Siyasi cübbenizi giyip açıkça karşımıza çıkın” diye konuştu.

    “İZMİR SEVDAMIZI ÇÜRÜTEMEZSİNİZ”

    Konuşmasının sonunda kendilerine yönelik eleştiri ve iddiaların İzmir’e hizmet etme iradelerini değiştirmeyeceğini belirten İnan, milletvekilleri olarak kentin ihtiyaçlarına odaklandıklarını söyledi.

    İnan, “Sizin iftiralarınız, bizim İzmir sevdamızı, eser üretme heyecanımızı çürütemez! Biz kimin ne söylediğine değil, İzmirlinin neye ihtiyaç duyduğuna bakarız” ifadelerini kullandı.

  • Dört suç örgütüne darbe. 818 şüphelinin mal varlığına el konuldu

    Dört suç örgütüne darbe. 818 şüphelinin mal varlığına el konuldu

    Adalet Bakanı Akın Gürlek, organize suç örgütleriyle mücadeleye ilişkin yeni bir açıklama yaptı.

    Gürlek açıklamasında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, son dönemde öne çıkan yeni nesil suç örgütlerine yönelik yürütülen soruşturmalar yürütüldüğünü belirtti.

    4 YENİ NESİLŞ SUÇ ÖRGÜTÜNE YÖNELİK SORUŞTURMA

    Bu kapsamda Daltonlar, Gündoğmuşlar, Şapkalılar ve Barış Boyun Grubu olarak bilinen 4 ayrı yapılanmanın finansal faaliyetlerine yönelik de kapsamlı bir mali soruşturma yürütüldü.

    Soruşturma kapsamında, söz konusu örgütlerle bağlantılı olduğu değerlendirilen 818 şüphelinin kiralık kasaları dahil tüm banka hesapları ile kripto varlıklarına el konuldu.

    Açıklamada, yeni nesil suç örgütlerinin ekonomik varlıklarını sürdürebilmek, örgüt mensuplarını yapı içerisinde tutabilmek ve suç faaliyetlerini finanse edebilmek amacıyla organize finansal yöntemlere başvurabildikleri; suçtan elde edilen gelirlerin gizlenmesi ve aklanmasında kripto varlık ticareti, yasa dışı bahis, kumar ve benzeri yöntemlerden yararlanabildikleri değerlendirildi.

    Bakan Gürlek, “Bu kapsamda, suç örgütlerine yönelik soruşturmalarda yalnızca örgütsel yapı ve işlenen öncül suçlar değil, bu suçlardan elde edilen gelirlerin kaynağı, transfer edildiği hesaplar, dönüştürüldüğü finansal araçlar ve nihai olarak ulaştığı malvarlığı değerleri de eş zamanlı olarak araştırılmaktadır. 23 Şubat 2021 tarihli ve 155/1 sayılı “Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerinin Aklanmasının ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesi” konulu Genelge doğrultusunda, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanmasına yönelik mali soruşturmaların, öncül suçlara ilişkin soruşturmalarla koordineli ve eş zamanlı biçimde yürütülmesi esastır.” dedi.

    Gürlek, söz konusu tedbirlerle, örgütlerin suçtan elde ettikleri gelirlerin kullanımının, transferinin, saklanmasının ve yeniden suç faaliyetlerinin finansmanında değerlendirilmesinin önüne geçilmesi, böylelikle örgütlerin ekonomik hareket alanlarının sınırlandırılması amaçlandığını belirtti.

    Bakan Gürlek, suç örgütleriyle mücadelede, örgüt mensuplarının adalet önüne çıkarılmasının yanı sıra suçtan elde edilen gelirlerin tespit edilmesi, finansal kaynakların kesilmesi ve suç ekonomisinin ortadan kaldırılmasına yönelik adli ve mali soruşturmaların kararlılıkla sürdürüleceği mesajını verdi.

  • Türkiye dahil 8 ülkeden İsrail’e tepki

    Türkiye dahil 8 ülkeden İsrail’e tepki

    Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün Dışişleri Bakanları, İsrail’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararıyla onaylanan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze ihtilafını sona erdirmeye yönelik Kapsamlı Barış Planı kapsamında hazırlanan Yol Haritası’nı ve Filistin Devleti’ni tanımayı reddetmesini kınadı.

    Ortak açıklamada, İsrail’in tutumunun Kapsamlı Barış Planı’nın doğrudan reddi anlamına geldiği ve planın uygulanmasını tehlikeye attığı belirtildi. Bu tutumun, adil ve kalıcı barışın sağlanmasına yönelik ortak çabaları da baltaladığı ifade edildi.

    Açıklamada, Filistinli gruplar tarafından kabul edilen Yol Haritası’nın Mısır, Katar, Türkiye, ABD, Gazze Yüksek Temsilcisi ve Barış Kurulu’nun yoğun çabaları sonucunda oluşturulduğu kaydedildi. Yol Haritası’nın; İsrail güçlerinin Gazze’den çekilmesi, Uluslararası İstikrar Gücü’nün konuşlandırılması, idari yetkinin Gazze Ulusal Yönetim Komitesi’ne devredilmesi, silahların bırakılması ve Gazze’nin yeniden inşası açısından kritik önem taşıdığı vurgulandı. İsrail’in Yol Haritası’nı reddetmesinin, Kapsamlı Barış Planı’nın uygulanmasına devam edilmesini açıkça reddetmek anlamına geldiği belirtilen açıklamada, ABD’nin İsrail’in plan kapsamında öngörülen taahhütlere uymasını sağlamak için aktif ve kesintisiz angajmanının önemine dikkat çekildi. Bakanlar, İsrail’in devam eden ret, engelleme, erteleme veya yükümlülüklere uymama eylemlerinden doğabilecek sonuçlardan doğrudan ve tamamen sorumlu olduğunu ifade etti.

    ‘FİLİSTİN DEVLETİ’NİN ENGELLENMESİNİ REDDEDİYORUZ’

    Açıklamada, Gazze’deki ağır insani durumun giderilmesi, güvenlik ve istikrarın sağlanması, yeniden inşa ve toparlanma sürecinin başlatılması için Kapsamlı Barış Planı’nın eksiksiz ve ivedi şekilde uygulanmasının zorunlu olduğu belirtildi. Bakanlar, Filistin Devleti’nin inkâr edilmesine veya kurulmasının engellenmesine yönelik tek taraflı eylemler dahil her türlü girişimi kesin bir şekilde reddettiklerini bildirdi. Adil, kalıcı ve kapsamlı barışın ancak iki devletli çözümün hayata geçirilmesiyle mümkün olacağı vurgulanan açıklamada, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin uluslararası hukuk ve ilgili Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda kurulması gerektiği belirtildi.

    Açıklamada ayrıca, Filistin Devleti’nin reddedilmesi veya engellenmesine yönelik herhangi bir adımın bölgedeki barış, güvenlik ve istikrar umutlarını doğrudan baltaladığı ifade edildi. Bakanlar, Barış Kurulu’nun rolünün önemine işaret ederek tüm tarafları Yol Haritası’nın uygulanması ve Trump’ın Kapsamlı Barış Planı’nın ikinci aşamasının ilerletilmesine yönelik çabaları desteklemeye çağırdı. ABD’nin aktif desteği ve katılımıyla Barış Kurulu’ndan, planın bütünlüğünü korumak ve herhangi bir tarafın uygulanmasını engellemesini önlemek amacıyla yetkisi çerçevesinde derhal somut tedbirler alması istendi.

  • Çiftçi: Terörsüz Türkiye Süreci Başladı

    Çiftçi: Terörsüz Türkiye Süreci Başladı

    İÇİŞLERİ Bakanı Mustafa Çiftçi, “Geçtiğimiz günlerde Alihan Kuriş çıkar örgütlü suç şebekesine de örgütüne de İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı olarak bir operasyon yaptık. AK Parti iktidarları zamanında, döneminde hiçbir dindar insanımıza, hiçbir cemaate, hiçbir muhafazakar kesime kesinlikle operasyon yapılmamıştır. Burada alt kısımdaki inanan insanlarla yukarıdaki bunu çıkar örgütüne dönüştüren insanların ayrımının iyi yapılması gerekiyor. Burada üst yönetimine yapılan bir operasyon var. Yani geniş kesimlere yönelik olarak yapılan bir operasyon yok” dedi.

    İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Diyarbakır’da oynanacak Amed Sportif Faaliyet ve Erzurum spor maçını izlemek ve bazı ziyaretlerde bulunmak üzere kente geldi. Diyarbakır Valiliği’ni ziyaret eden Bakan Çiftçi, valilik önünde Vali Murat Zorluoğlu ve kent protokolü tarafından karşılandı. Karşılamanın ardından şeref defterini imzalayan Bakan Çiftçi, Vali Zorluoğlu ve kurum amirleriyle basına kapalı bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda Çiftçi, kentte devam eden kamu yatırımları, güvenlik hizmetleri ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Valilik programının ardından AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı’nı ziyaret eden Bakanlar Çiftçi ve Bak, teşkilat mensuplarıyla bir araya geldi. Burada Bakan Çiftçi’ye, önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Suna Kepolu Ataman, Mehmet Sait Yaz ve Galip Ensarioğlu ile İl Başkanı Hamit Sümer eşlik etti.

    ’50 YILLIK PRANGALARDAN KURTULACAĞIZ’

    Burada açıklamalarda bulunan Bakan Çiftçi, Terörsüz Türkiye kapsamında Türkiye’nin 50 yıllık prangalarından kurtulacağını ifade ederek, “Son dönemde Türkiye’miz, ülkemiz artık ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine girdi. Geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden bununla ilgili kanun da yüksek bir oyla, rekor bir oyla geçti. Artık yeni bir aşamadayız. Burada biz İçişleri Bakanlığı olarak süreci dört kelimeyle özetliyoruz. Bir, tasfiye. İki, teyit. Üç, denetim. Dört, normalleşme. Artık yeni bir boyuta geçtik. Biz de İçişleri Bakanlığı olarak inşallah bundan sonraki süreçte, bu Terörsüz Türkiye dönemine güçlü bir destek vereceğiz. Bununla ilgili süreci dikkatle izliyoruz. Akamete uğramaması noktasında elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz. Bugün de burada bulunmamızın bir sebebi, Diyarbakır-Erzurum Spor maçı var. İnşallah bugün saat 21.30’da güzel bir maç olacak. Birliğe, beraberliğe, kardeşliğe vesile olacak. Bunu temin etmek için, buna şahitlik etmek üzere bugün sizlerle beraberiz. İnanıyorum ki bu süreci iyi yönetebilirsek, bu maç burada güzel başlar, bundan sonra da devam ederse Terörsüz Türkiye sürecine mutlaka olumlu yönde biz katkı sunacağına inanıyoruz. Onun için de bu süreç sadece siyasilerin yönetmesi gereken bir süreç değil. Burada spor kulüplerine de görev düşüyor. Sivil toplum örgütlerine de görev düşüyor. Üniversitelere de görev düşüyor. Vatandaşlarımıza da görev düşüyor. İnşallah tarihi bir dönemece girdik. 50 yıllık prangalardan kurtulacağız ve Türkiye bir seviyeyi daha atlamış olacak. Bir eşiği daha atlamış olacak, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde. Onun için hepimizin bu konuda elinden geleni yapmasında devlet-millet açısından fayda var” dedi.

    ‘BÜYÜK PARA HAREKETLERİ, MAL VARLIĞI HAREKETLERİ VAR’

    Alihan Kuriş suç şebekesine yönelik gerçekleştirilen operasyonun üst yönetime yönelik olduğunu belirten Bakan Çiftçi, “Geçtiğimiz günlerde Alihan Kuriş çıkar örgütlü suç şebekesine de, örgütüne de İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı olarak bir operasyon yaptık. Burada şunu açıklıkla ifade etmek istiyorum. AK Parti iktidarları zamanında, döneminde hiçbir dindar insanımıza, hiçbir cemaate, hiçbir muhafazakar kesime kesinlikle operasyon yapılmamıştır. Burada alt kısımdaki inanan insanlarla yukarıdaki bunu çıkar örgütüne dönüştüren insanların ayrımının iyi yapılması gerekiyor. Burada üst yönetimine yapılan bir operasyon var. Yani geniş kesimlere yönelik olarak yapılan bir operasyon yok. Bunu da burada açıklıkla ifade etmemizde fayda var. Alihan Kuriş, 2016 yılında örgütün başına geçiyor. Akımın başına geçiyor. Geçmesiyle beraber de şu son zamanlarda hepiniz seyrediyorsunuz, görüyorsunuz. Büyük para hareketleri var, mal varlığı hareketleri var. Bir dini cemaat, bir akım. Örnek veriyorum, mesela gizli bir yazılım kullanır mı? Önceden FETÖ’cüler biliyorsunuz Bylock uygulamasını kullanıyorlardı. Bu akımın da şu anda kullandığı, örgüt üst yönetiminin kullandığı Blopper diye bir uygulama var. Üç kademeli doğrulamayla uygulamaya girilebiliyor. Şu anda Almanya’nın Köln şehrinde 7 milyon euroya büyük bir genel merkez yapıyorlar. Yaptıkları zaman örgütün bütün faaliyetleri oraya kayacaktı. Biz bunları zaten öteden beri dikkatle izliyorduk. Bununla ilgili çalışmalar da yürütülüyordu. Uygun zamanda örgütün üst yönetimine yönelik bir operasyon yapıldı. Burada kesinlikle dindarlara, muhafazakarlara, dini cemaatlere herhangi bir operasyon yok” diye konuştu.

    ‘AK PARTİ’NİN İKTİDARA GELMESİYLE BERABER DİNİ CEMAATLERE YÖNELİK BİR ÖZGÜRLÜK ORTAMI OLUŞTU’

    Bakan Çiftçi, AK Parti döneminde dini cemaatlere yönelik özgürlük ortamı oluştuğunu belirterek, şöyle dedi:

    “Bakınız ben 30 senedir İçişleri Bakanlığı teşkilatının içindeyim. Kaymakam olarak, Vali olarak, mecliste görev yaptım. Mesela 2003 yılında Nevşehir’in Derinkuyu ilçesinde kaymakamdım. Bu Alihan Kuriş, çıkar amaçlı suç örgütünün o dönemlerde bir yurduna gittik, denetleme maksadıyla. İlçe kaymakamı olarak ben gidiyorum. İlçe jandarma, ilçe emniyet, mal müdürü, yazı işleri müdüründen müteşekkil bir komisyonumuz vardı. Binayı dolaşıyoruz. Öğrenci yurdu olarak kullanılan binayı dolaşıyoruz. Bir salonun önüne geldik katları dolaşırken. Diğer yerlerinde hepsinde mutlaka bir tabela var, ne maksatla kullanıldığını gösteren tabelalar var. Böyle büyük bir salon, genişçe bir salon. Herhangi bir şey yok. Belli ki orası mescit olarak kullanılıyor. Ben yurdun sorumlusuna veya müdürüne sordum, ‘Burası ne?’ diye. ‘Çok amaçlı salon’ dediler. Yani düşünün 2003 yılında mescit olarak kullanılan yere mescit diyemiyorlar. Çok amaçlı salon diyorlardı. AK Parti’nin iktidara gelmesiyle beraber bütün dini cemaatlere yönelik bir özgürlük ortamı oluştu. Rahat rahat faaliyetlerini yürütebildiler. Ama bugün gelinen noktada, ‘Süleymancılar’ diyelim veya Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü, kesinlikle işi farklı bir noktaya götürdüler. Burada örgütün mali kaynaklarına, finansman kaynaklarına yönelik olarak yapılan bir operasyon var. Bugün maçın da inşallah güzel bir şekilde neticelenmesini, Terörsüz Türkiye sürecine olumlu katkılar sunmasını niyaz ediyorum, talep ediyorum. Buna da hepimiz inşallah el birliğiyle destek vereceğiz.”

  • Kral Selman’dan Mekke Savunma Anlaşması’na Övgü

    Kral Selman’dan Mekke Savunma Anlaşması’na Övgü

    Suudi Arabistan’ın El-İhbariyye kanalının haberine göre, Kral Selman, ülkenin batısındaki Cidde kentinde düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. Toplantıda bölgesel ve uluslararası gelişmelerin yanı sıra çeşitli konular ele alındı.

    Kral Selman, Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’e Mekke Ortak Savunma Anlaşması’ndaki çalışmalarından dolayı teşekkür etti.

    “İSTİKRARIN KORUNMASINA YÖNELİK ÇABALARA KATKI SAĞLAYACAK”

    Üçlü zirvede elde edilen sonuçları öven Kral Selman, zirvenin Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında uzun vadeli savunma ortaklığının temellerini güçlendirdiğini belirtti. Kral Selman, bu ortaklığın üç ülke arasındaki işbirliği, koordinasyon ve entegrasyonun geliştirilmesine, bölgesel tehditlerle mücadele ile uluslararası güvenlik ve istikrarın korunmasına yönelik çabalara katkı sağlayacağını ifade etti.

    Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu da toplantının ardından yayımladığı sonuç bildirisinde, “Mekke Zirvesi”nin üç ülke arasındaki köklü tarihi ilişkilerin derinliğini ortaya koyduğunu belirtti. Bildiride, zirvenin kardeşlik ve İslami dayanışma bağlarının güçlendirilmesi ile ortak stratejik çıkarların korunmasına yönelik iradeyi teyit ettiği kaydedildi.

    MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos’ta Mekke’de “Ortak Savunma Anlaşması”na imza atmıştı.

    Anlaşma, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.

    Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

    Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.

  • Trump istedi, saldırı planı durdu. “Netanyahu ABD’ye bağımlı oldu”

    Trump istedi, saldırı planı durdu. “Netanyahu ABD’ye bağımlı oldu”

    ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in Beyrut’a yönelik yeni saldırı planlarını durdurduğunu açıklamasının ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülke içinde sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

    Muhalefet, Netanyahu’yu ulusal güvenlik konusunda Washington’un baskısına boyun eğmekle suçladı.

    NETTANYAHU’YA TRUMP FRENİ

    Trump, pazartesi günü yaptığı açıklamada İsrail ile Hizbullah’ın karşılıklı saldırıları durdurma konusunda anlaştığını duyurdu.

    Açıklama, Netanyahu’nun Beyrut’un güney banliyölerine yönelik yeni saldırılar emri vermesinden saatler sonra geldi.

    Daha sonra Lübnan hükümeti, İsrail ile Hizbullah arasında yeni bir ateşkes sağlandığını açıkladı. Buna göre İsrail Beyrut’un güneyine yönelik saldırıları durduracak, Hizbullah da İsrail’e yönelik saldırılarını sonlandıracak.

    MUHALEFETTEN NETANYAHU’YA SERT TEPKİ

    Ekim ayına kadar yapılması beklenen seçimler öncesinde Netanyahu’nun rakipleri, başbakanı ABD’ye bağımlı hale gelmekle suçladı.

    Eski başbakanlardan Naftali Bennett, sosyal medya paylaşımında, “Yer farklı ama hikaye aynı. İsrail egemenliğinin kontrolünü kaybetmiş bir hükümet.” ifadelerini kullandı.

    Yaklaşan seçimlerde Bennett’in ittifak ortağı olan merkez siyasetçi Yair Lapid ise Netanyahu yönetimini daha sert sözlerle hedef aldı.

    Lapid, “Tam anlamıyla bir himaye yönetimi” diyerek Netanyahu’nun İsrail’in askeri kararlarının Washington tarafından yönlendirilmesine izin verdiğini savundu.

    SAVUNMA BAKANI: BEYRUT’U ABD İSTEDİĞİ İÇİN VURMADIK

    Trump’ın açıklamasına rağmen İsrail ordusu güney Lübnan’daki saldırılarını sürdürdü.

    İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, bugün yaptığı açıklamada Beyrut’a yönelik saldırıların ABD’nin talebi üzerine durdurulduğunu doğruladı.

    Ancak Katz, İsrail’in kuzeyine yönelik yeni Hizbullah saldırılarının Beyrut’un güney banliyölerine yönelik yeni operasyonları tetikleyeceğini söyledi.

    Netanyahu da Trump’ın açıklamalarının ardından yaptığı açıklamada İsrail’in çatışmalardaki tutumunun “değişmediğini” savundu.

    TRUMP’IN BASKISI HEDEFTE

    Eski Genelkurmay Başkanı ve başbakan adaylarından Gadi Eisenkot da Trump’ın İsrail’e yönelik baskısını sert sözlerle eleştirdi.

    Eisenkot, “Hiçbir İsrail başbakanı bu kadar aşağılayıcı bir talebi kabul etmemişti.” ifadelerini kullandı.

    Tartışmalar, İsrail’de askeri kararların ne ölçüde ABD ile koordineli alınması gerektiğine ilişkin siyasi gerilimin daha da büyüdüğüne işaret ediyor.

  • İsrail ordusunda cinsel saldırı bildirimleri 2025’te 2 bin 420’ye yükseldi

    İsrail ordusunda cinsel saldırı bildirimleri 2025’te 2 bin 420’ye yükseldi

    Filistinlilere yönelik tecavüz haberleriyle sık sık gündeme gelen İsrail ordusunun parlamentoya sunduğu raporunda, 2025 yılında ordu içinde toplam 2 bin 420 cinsel saldırı yaşandığı belirtildi.

    İSRAİL ORDUSUNDA CİNSEL SALDIRILAR ARTTI

    Haaretz gazetesinin haberine göre, İsrail ordusunun, Meclis Dışişleri ve Güvenlik Komitesine sunduğu raporda, orduda cinsel saldırı vakalarına ilişkin bildirimlerde önceki yıllara kıyasla ciddi artış yaşandığı ifade edildi.

    Rapora göre, 2025 yılında ordu içinde 2 bin 420 cinsel saldırı bildirimi alındı. Bu sayı, İsrail’in Ekim 2023’te bölgede çeşitli ülkelere başlattığı saldırılar öncesinde 2022 yılında 1744 olarak kayıtlara geçmişti.

    “ASKERİ DİSİPLİN ZAYIFLADI”

    Raporda, İsrail ordusundaki tecavüz bildirimlerindeki artışın, “diğer faktörlerin yanı sıra askerlerin yeterli şekilde taranmadan geniş çaplı yedek kuvvetlerin seferber edilmesi ve askeri disiplinin zayıflamasıyla bağlantılı olabileceği” değerlendirmesine yer verildi.

    İsrail ordusu, Gazze’deki saldırıları sırasında sık sık hem Filistinlilere hem de kendi askerlerine yönelik cinsel şiddet haberleriyle gündeme geliyor.

    İSRAİL ASKERLERİ, FİLİSTİNLİLERE DE CİNSEL SALDIRILARDA BULUNUYOR

    Birçok uluslararası insan hakları kuruluşu ve sivil toplum örgütü, İsrail askerlerinin özellikle Filistinli esir ve mahkumlara yönelik işkence ve ağır hak ihlallerine ilişkin çok sayıda rapor yayımlamıştı.

    New York Times gazetesi de İsrail’de askerler, yerleşimciler ve yetkililer tarafından Filistinli erkek, kadın ve hatta çocuklara yönelik sistematik bir cinsel şiddet modelinin geliştiğini ortaya koyan bir haber yayımlamıştı.

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Filistinlilere yönelik cinsel şiddetin “standart prosedür” haline geldiğini ortaya koyan 11 Mayıs tarihli araştırma haberi nedeniyle New York Times gazetesine dava açacaklarını bildirmişti.