Tag: Yaklaşık

  • Kasabanın nüfusu 10 binden 216’ya indi. Binlerce ev boş kaldı

    Kasabanın nüfusu 10 binden 216’ya indi. Binlerce ev boş kaldı

    33 yaşındaki öğretmen ve iki çocuk annesi Yulia Sadvakasova ise köyde yaşamayı sürdürenlerden.

    “Burası sakin ve huzurlu. Çocukları da her zaman gözümün önünde tutabiliyorum.” diyen Sadvakasova’nın yaşadığı köyü, ufukta yalnızca bir çimento fabrikasının kulesinin böldüğü geniş Kazak bozkırları çevreliyor.

    Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından hızla nüfus kaybeden Zaozerny’de geçmişin izleri de giderek siliniyor. Bir dönem kent tiyatrosu olarak kullanılan binanın içinde bugün inekler dolaşıyor. Eski hastane enkaza dönüşmüş durumda. Sovyet döneminden kalma dev bir mozaikte tasvir edilen uranyum madencisinin yüzünün ise yarısı artık yok.

    Köy, Sovyetler Birliği’nin dağıldığı dönemde yaklaşık 10 bin kişiye ev sahipliği yapıyordu. Nüfusun başlıca geçim kaynaklarından biri yakındaki uranyum madeniydi.

    Bugün ise köyde yalnızca 216 kişi yaşıyor.

    Dünyanın yüzölçümü bakımından dokuzuncu büyük ülkesi olan Kazakistan, kuzeyden güneye yaklaşık 1600, doğudan batıya ise 3 bin kilometre boyunca uzanıyor.

    Yaklaşık 20 milyon nüfusa sahip ülke, aynı zamanda dünyada nüfus yoğunluğunun en düşük olduğu ülkeler arasında bulunuyor.

    Yetkililere göre 2000 yılından bu yana ülkede yaklaşık 1800 yerleşim yeri tamamen ortadan kalktı. Bu köylerden geriye çoğu zaman harabeye dönmüş birkaç yapı ve haritalardaki isimleri kaldı.

    Nüfus kaybının en yoğun yaşandığı bölge ise ülkenin kuzeyi. Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasından bu yana kuzey bölgelerinden yaklaşık 1,2 milyon kişi ayrıldı.

    Göçün nedenleri arasında ekonomik imkanların yetersizliği, nüfusun yaşlanması ve Sovyet döneminde bölgeye zorla yerleştirilen insanların torunları dahil olmak üzere Slav kökenli nüfusun azalması gösteriliyor.

    Kazakistan nüfusunun yaklaşık yüzde 25 ila 30’u yalnızca üç büyük kentte yaşıyor: Başkent Astana ile ülkenin güneyindeki Almatı ve Çimkent.

    Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev de haziran ayında yaptığı açıklamada, “İnsanlar kitlesel olarak Astana ve Almatı’ya taşınıyor.” diyerek bölgelerdeki sosyal imkanların yetersizliğine dikkat çekmişti.

    Tokayev, daha önce yaptığı bir başka açıklamada ise yoğun göçün büyük kentlerin altyapısı üzerinde “muazzam bir baskı” oluşturduğunu belirtmişti.

    Astana’da okulların kapasitesinin aşıldığını, ısıtma ve su altyapısının da artan nüfusa yetişmekte zorlandığını ifade etmişti.

    Kazakistan hükümeti, hem büyük kentlerin üzerindeki nüfus baskısını azaltmak hem de kırsal bölgelerin tamamen boşalmasını önlemek için çeşitli önlemler almaya çalışıyor.

    İnsanların ülkenin kuzey bölgelerine taşınmasını teşvik etmek amacıyla sunulan devlet destekli mali teşvikler ise şimdiye kadar sınırlı başarı sağladı.

    Teşviklerden yararlanarak kuzeye taşınanların önemli bir bölümü, sert kış şartları ve düşük ücretler nedeniyle daha sonra eski yaşadıkları bölgelere geri döndü.

    Hükümet bunun üzerine daha sert önlemler almaya başladı.

    İlkbahardan bu yana ülkeye gelen yabancılar ile yurt dışından Kazakistan’a dönen etnik Kazakların ülkenin en büyük üç kentinde oturma izni almasına sınırlama getirildi.

  • Zhibao, 154,7 milyon dolarlık anlaşmayla 2.380 BTC aldı

    Zhibao, 154,7 milyon dolarlık anlaşmayla 2.380 BTC aldı

    Nasdaq’ta işlem gören Zhibao Technology, özel sermaye yatırım anlaşması kapsamında 154,7 milyon dolar değerindeki ödemenin tamamını 2.380 BTC olarak aldı.

    Şanghay merkezli sigorta teknolojisi şirketi Zhibao Technology Inc. (NASDAQ: ZBAO), daha önce duyurduğu özel sermaye yatırımı işlemini tamamladı. ABD dışındaki yatırımcılar, toplam 154,7 milyon dolarlık ödeme karşılığında şirkete 2.380 BTC gönderdi. İşlemde Bitcoin başına 65 bin dolarlık referans fiyat kullanıldı.

    Şirketin ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonuna (SEC) sunduğu Form 6-K belgesine göre Bitcoin’ler Zhibao’nun belirlediği cüzdan adresine aktarıldı. Referans fiyat, nihai menkul kıymet satın alma anlaşmasının imzalandığı 30 Temmuz 2026 tarihindeki piyasa koşullarına göre belirlendi.

    442 milyon adet birim ihraç edilecek

    Değiştirilen anlaşma kapsamında Zhibao, birim başına 0,35 dolar fiyatla toplam 442 milyon PIPE birimi ihraç edecek. Her birim, bir adet A sınıfı adi hisse ile şirketten ek bir A sınıfı hisse satın alma hakkı veren varanttan oluşuyor.

    Varantların kullanım fiyatı da hisse başına 0,35 dolar olarak belirlendi ve iki yıl boyunca kullanılabilecek.

    Birimlerin yatırımcılara teslimi iki aşamada gerçekleştirilecek. Şirket, 17 Ağustos’taki kapanışta 395 milyon 678 bin 152 birimi yatırımcılara teslim etti. Kalan 46 milyon 321 bin 848 birimin ise şirketin yetkilendirilmiş sermayesinin artırılması için hissedar onayı alınmasının ardından 30 gün içinde verilmesi planlanıyor.

    İkinci aşamadaki teslimat için yatırımcılardan ek ödeme alınmayacak.

    Tüm varantların kullanılması halinde işlem sonucunda toplam 884 milyona kadar yeni A sınıfı hissenin dolaşıma girmesi mümkün olacak. Anlaşma öncesinde Zhibao’nun yaklaşık 32,2 milyon A sınıfı ve 16,8 milyon B sınıfı hissesi bulunuyordu.

    İlk plan 3.500 BTC’yi kapsıyordu

    Tamamlanan işlem, şirketin temmuz ayında açıkladığı ilk plandan daha küçük kaldı. 22 Temmuz 2026 tarihli bağlayıcı olmayan ön anlaşmada yaklaşık 3.500 BTC ve 220 milyon dolar büyüklüğünde bir işlem öngörülüyordu.

    Nihai anlaşmada Bitcoin miktarı yaklaşık 1.120 BTC, toplam işlem büyüklüğü ise yaklaşık 65 milyon dolar azaltıldı.

    Haberde Bitcoin’in yaklaşık 64 bin dolar seviyesinde işlem gördüğü belirtilirken, bu fiyat anlaşmada kullanılan 65 bin dolarlık referans seviyenin altında kalıyor. Bu hesaplamaya göre Zhibao’nun aldığı Bitcoin’lerde yaklaşık 2,4 milyon dolarlık gerçekleşmemiş zarar oluşuyor.

    Yönetim yapısında değişiklik hazırlanıyor

    Bitcoin işlemi Zhibao’nun yönetim yapısında da kapsamlı değişiklikler öngörüyor. Daha önceki açıklamalara göre Joyertech ve Information OPC’nin de aralarında bulunduğu yatırımcı grubunun, şirketin beş yönetim kurulu üyesinden dördünü belirlemesi bekleniyor.

    Şirkete yeni bir CEO ve CFO atanması planlanırken, mevcut dört yönetim kurulu üyesi ile CEO ve CFO’nun görevlerinden ayrılması öngörülüyor. Yönetim kurulu üyesi Botao Ma ise görevini sürdürecek.

    ZBAO hisseleri 2026 boyunca baskı altında kaldı. Haberde paylaşılan verilere göre hisseler yakın dönemde 1,03 ila 1,14 dolar aralığında işlem gördü. Şirketin piyasa değeri yaklaşık 35 milyon dolar seviyesinde bulunurken, Bitcoin karşılığında gerçekleştirilen 154,7 milyon dolarlık finansman bunun birkaç katına ulaşıyor.

    Hisseler, temmuz ayında ilk ön anlaşmanın açıklanmasının ardından yaklaşık yüzde 24 yükseldi. Nihai menkul kıymet satın alma anlaşmasının duyurulmasının ardından ise yaklaşık yüzde 79’luk artış yaşandı, ancak kazançların bir bölümü daha sonra geri verildi.

    Nasdaq uyum süreci devam ediyor

    Zhibao, Nasdaq’ın minimum fiyat şartıyla ilgili bir uyum süreci de yürütüyor. Şirket, hisselerinin 27 Mayıs ile 9 Temmuz arasında 1 doların altında kapanması nedeniyle 10 Temmuz 2026’da Nasdaq’tan eksiklik bildirimi aldı.

    Şirketin yeniden uyum sağlayabilmesi için 6 Ocak 2027’ye kadar hisselerinin en az 10 iş günü boyunca 1 dolar veya üzerinde işlem görmesi gerekiyor.

    Zhibao, aldığı 2.380 BTC’yi genel şirket harcamaları ve iş geliştirme faaliyetleri ile sigorta teknolojisi iş modelini destekleyen yapay zekâ çalışmalarında kullanmayı planlıyor. Şirket aynı zamanda Bitcoin’i hazine varlığı olarak kullanan dijital varlık rezerv stratejisini büyütmeyi hedefliyor.

    Anlaşma kapsamında Zhibao, PIPE kapsamında ihraç edilen menkul kıymetlerin ve bazı yönetim hisselerinin yeniden satışını kapsayan Form F-1 kayıt belgesini 31 Temmuz 2026’dan itibaren 45 gün içinde sunmak için gerekli çalışmaları yürütmeyi de taahhüt etti.

  • 85. saniyede gelen felaketten günler sonra Çin yeniden uzayda

    85. saniyede gelen felaketten günler sonra Çin yeniden uzayda

    Çin, Long March 7A roketinin uçuş sırasında parçalanmasından yaklaşık bir hafta sonra uzay görevlerine devam etti. Ülke, 24 saatten kısa bir süre içinde iki farklı roket fırlattı ve her iki görevde de yüklerini planlanan yörüngelere ulaştırdı.

    Çin devletine bağlı China Aerospace Science and Technology Corporation (CASC), ilk olarak Long March 12 roketini Hainan’daki Wenchang Ticari Uzay Fırlatma Sahası’ndan gönderdi. 16 Ağustos’ta gerçekleşen görevde roket, internet bağlantısı sağlamak için tasarlanan 24 uyduyu alçak Dünya yörüngesine taşıdı.

    Bu görev, 10 Ağustos’taki Long March 7A kazasından sonra CASC’nin gerçekleştirdiği ilk fırlatma oldu.

    Long March 7A kalkıştan 85 saniye sonra parçalandı

    10 Ağustos’taki görevde Long March 7A, kalkıştan yaklaşık 85 saniye sonra ciddi bir sorun yaşadı. Görüntüler, roketin yük koruma bölümünün ve üst kısmının geriye doğru büküldüğünü gösterdi. Kaza sonucunda roket ile taşıdığı Zhongxing-4B iletişim uydusu kaybedildi.

    CASC henüz kazanın nedenini açıklamadı. Kurum, olayla ilgili incelemenin devam ettiğini belirtti.

    Ancak bu kaza Çin’in diğer roketlerle yürüttüğü görevleri uzun süre durdurmadı. Long March 12’nin başarılı uçuşundan 24 saat bile geçmeden ikinci bir fırlatma daha gerçekleşti.

    İkinci görevde BAE’nin uydusu uzaya çıktı

    Long March 2C roketi, Wenchang’ın yaklaşık 2.100 kilometre kuzeyindeki Shanxi eyaletinde bulunan Taiyuan Uydu Fırlatma Merkezi’nden havalandı.

    17 Ağustos’ta yerel saatle 11.02’de gerçekleşen görev, Birleşik Arap Emirlikleri için geliştirilen “SEO” uydusunu hedeflenen yörüngeye taşıdı.

    Böylece Çin, Long March 7A kazasının ardından birkaç gün içinde iki başarılı uzay görevini tamamlamış oldu.

    Üç roket farklı görevler için tasarlandı

    Long March 12 ile kazaya karışan Long March 7A boyut açısından birbirine yakın. Long March 12 yaklaşık 62 metre, Long March 7A ise yaklaşık 60 metre uzunluğa sahip. Ancak iki roket farklı görevleri hedefliyor.

    İki aşamalı Long March 12, daha ağır yükleri alçak Dünya yörüngesine ve Güneş eşzamanlı yörüngelere taşımak için geliştirildi. Üç aşamalı Long March 7A ise daha yüksek irtifalardaki görevlerde ve jeostatik transfer yörüngesine yapılacak uçuşlarda kullanılıyor.

    Long March 2C ise yaklaşık 43 metre uzunluğuyla diğer iki roketten daha küçük. Çin bu roketi çoğunlukla alçak Dünya yörüngesine daha hafif yükler göndermek için kullanıyor. Yaklaşık 3,9 ton taşıma kapasitesine sahip roketin uçuş geçmişi 1982’ye kadar uzanıyor.

    Long March 12 ise çok daha yeni. İlk kez 2024’te kullanılan roket şimdiye kadar yedi göreve çıktı ve bu görevlerin tamamını başarıyla sonuçlandırdı.

    Long March 7A’nın geçmişinde ise iki başarısız görev bulunuyor. Roket, 2020’deki ilk uçuşundan bu yana toplam 18 kez fırlatıldı.

    Çin’in sıradaki hedefleri Ay ve yeniden kullanılabilir roket

    Çin’in fırlatma takvimi önümüzdeki günlerde de devam edecek. Çinli LandSpace şirketinin yeniden kullanılabilir şekilde geliştirdiği Zhuque-3 roketinin ikinci uçuşu 18 Ağustos için planlanıyor.

    Daha büyük görev ise birkaç gün sonra gelecek. Çin, Chang’e 7 robotik Ay görevini taşıyan Long March 5 roketini 23 Ağustos’ta fırlatmayı planlıyor. Chang’e 7, Ay’ın güney kutup bölgesini araştıracak.

  • Haaland fotoğraflı sevkiyata polis baskını

    Haaland fotoğraflı sevkiyata polis baskını

    Norveçli futbol yıldızı Erling Haaland’ın yüzü bilboardlarda, koleksiyon kartlarında ve televizyon ekranlarında sıklıkla yer alırken, temmuz ayında Dünya Kupası’ndaki dört maçta yedi gol atmasının ardından futbolcu sosyal medyada da fenomene dönüştü.

    Ekvador polisi ise Haaland’ın fotoğrafını beklenmedik bir yerde buldu.

    Fotoğraf, Kolombiya sınırına yakın bir noktada bir kamyonda ele geçirilen büyük çaptaki kokain sevkiyatını oluşturan yeşil, dikdörtgen paketlerin üzerine basılmıştı.

    Polis tarafından yapılan açıklamada, çarşamba günü 469 kilogram kokainin ele geçirilmesinin ardından aracın sürücüsünün gözaltına alındığı bildirildi.

    Açıklamada, narkotik ekiplerinin salı sabahı erken saatlerde Pan-Amerikan Otoyolu üzerinde gelen isimsiz bir ihbar üzerine operasyon yürüttüğü sırada şüpheli bir kamyonu fark ettiği belirtildi.

    Kamyonda yapılan aramada, aracın tabanındaki gizli bölmeye saklanmış 370 paket uyuşturucu bulundu.

    Polisin paylaştığı videoda, hayranları tarafından sıklıkla “güzel prenses” ve “babygirl” olarak adlandırılan Haaland’ın etiketlerinin açıkça görüldüğü paketlerin kamyonun gizli tabanından çıkarıldığı anlar yer aldı.

    Meksika, ABD ve Kanada’da düzenlenen Dünya Kupası’nın en çok gol atan ve en karizmatik oyuncularından biri olan Haaland’ın heybetli fiziği, eğlenceli mizah anlayışı ve bitmek bilmeyen iştahı, internette çok sayıda yaratıcı viral videoya ve meme’e esin kaynağı olmuştu.

    Ekvador, uyuşturucuların stoklandığı, depolandığı ve Orta Amerika rotaları üzerinden başta ABD olmak üzere dağıtıldığı, aynı zamanda Avrupa’ya da sevk edildiği bir uyuşturucu kaçakçılığı lojistik merkezi olarak kabul ediliyor.

    Polis, başkent Quito’nun 246 kilometre kuzeyindeki sınır kenti Tulcan yakınlarındaki Guagua Negro bölgesinde çarşamba günü düzenlenen operasyonda, yalnızca María R. olarak tanımlanan ve Kolombiya kimlik belgelerine sahip olan bir kadının yakalandığını açıkladı.

    Ele geçirilen sevkiyatın tahmini değerinin yerel pazarda yaklaşık 842 bin dolar, ABD’de 11 milyon dolardan fazla ve Avrupa’da ise 19,6 milyon dolardan fazla olduğu belirtildi.

    Ekvador’da, Kolombiya ve Meksika kartelleriyle işbirliği yapan yerel suç çeteleri rotaları yönetiyor ve yüzde 80’i Kolombiya’dan, geri kalanı ise Peru’dan gelen uyuşturucuların sevkiyatını gerçekleştiriyor.

    Polis verilerine göre bu yılın ilk yarısında 80 ton uyuşturucu ele geçirildi.

    Yetkililer 2025 yılında başta kokain olmak üzere yaklaşık 215 ton, 2024 yılında ise yaklaşık 295 ton uyuşturucuya el koymuştu.

    Polis, sarı saçlı Norveçli forvetin fotoğrafının yer aldığı çıkartmalarla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı.

    Fakat uyuşturucu kaçakçılarının, sevkiyatları tanınmış sporcuların ve diğer ünlülerin adlarıyla etiketlemesi, ürünün hangi suç ağı tarafından üretildiğini ve hangi müşteriye ait olduğunu göstermek amacıyla sıklıkla başvurduğu bir yöntem olarak biliniyor.

    Haaland, uyuşturucu kaçakçılarının tercih ettiği tek futbol yıldızı değil; Arjantin milli takımı kaptanı Lionel Messi’nin fotoğrafı da daha önce ele geçirilen bir pakette yer almıştı.

    Uyuşturucu paketleri sıklıkla farklı tasarımlarla da hazırlanıyor.

    Geçen yıl Florida’da sahilde yürüyüş yapan bir kişi, kıyıya vuran ve üzerinde çizgi film karakteri “Yosemite Sam” görseli bulunan yaklaşık 500 bin dolar değerinde kokain bulmuştu.

    Ağustos 2024’te Florida’daki bir plajda turistler, üzerinde plaj arabası görseli bulunan paketlerde 16 kalıp şüpheli kokain bulmuştu.

    Haziran 2024’te Florida Keys açıklarında tekneyle gezen kişiler, okyanusta yüzen ve üzerinde kel kartal simgeleri yer alan paketler içinde yaklaşık 30 kilogram kokain tespit etmişti.

    Bundan yalnızca birkaç hafta önce dalgıçlar, Key West açıklarında suyun yaklaşık 30 metre altında yaklaşık 25 kilogram kokain bulmuştu.

    Emniyet tarafından yayınlanan görüntülerde, paketlerin üzerinde “Nike SB” ibaresinin ve ayakkabı markasının simgesi haline gelen swoosh logosunun taklitlerinin yer aldığı görülmüştü.

  • Avrupa’da 27 yıl sonra yaşanan ilk tam Güneş tutulmasını milyonlarca kişi izledi

    Avrupa’da 27 yıl sonra yaşanan ilk tam Güneş tutulmasını milyonlarca kişi izledi

    Avrupa’da 27 yıl sonra yaşanan ilk tam Güneş tutulması, milyonlarca kişi tarafından izlendi. Güneş tutulması yaklaşık 2 dakika 18 saniye ile en uzun süre İzlanda’nın batısında yaşandı.

    MİLYONLARCA KİŞİ İZLEDİ

    İzlanda’dan İspanya’ya uzanan “tam Güneş tutulması” güzergahında milyonlarca kişi; meydanlarda, gözlemevlerinde ve resmi gözlem noktası olarak belirlenen alanlarda bir araya geldi. Bilim insanları, nadir görülen gök olayını kayıt altına almak ve incelemek üzere uçaklar ve gözlem sistemleri kullandı.

    İKİ DAKİKAYA VARAN TAM BİR KARANLIK OLUŞTURDU

    Sınırı Türkiye’ye ulaşmayan güneş tutulması, Kuzey Kutbu çevresi ve Grönland’dan İzlanda’nın batısına, ardından Atlas Okyanusu üzerinden İber Yarımadası’na ilerledi. Tam Güneş tutulması, dar bir hat üzerinde yaklaşık iki dakikaya varan tam bir karanlık oluştururken, Avrupa’nın büyük bir bölümünde farklı oranlarda parçalı olarak izlendi. Tutulma, Grönland, İzlanda, İspanya, Portekiz’in küçük bir bölümü ve Rusya’nın kuzey kesimlerinden tam olarak izlendi. Avrupa’nın geri kalanı, Kuzeybatı Afrika, Kanada ve ABD’nin kuzeyinde ise parçalı tutulma gözlemlendi.

    İzlanda’da tutulma yerel saatle 16.47’de başlayarak 17.48 civarında tam evreye ulaştı. İspanya’da tutulmanın parçalı evresi yaklaşık 19.30’da başlarken, Ay’ın tam gölgesi ülkenin üzerinden yerel saatle 20.26 ve 20.33 arasında geçti. Tutulma, gözlem noktasına bağlı olarak yaklaşık 30 saniye ile yaklaşık 2 dakika arasında sürdü. Portekiz’de ise yalnızca kuzeydoğudaki küçük bir bölgede, 19.30 dolaylarında birkaç saniyelik bir tam tutulma yaşandı.

    EN UZUN TUTULMA İZLANDA’DA GÖZLEMLENDİ

    Tam tutulmanın en uzun sürdüğü nokta İzlanda’nın batısında oldu. Burada güneş, yaklaşık 2 dakika 18 saniye boyunca örtülü kaldı. İspanya beklenen yoğunluk nedeniyle 350 resmi gözlem alanı oluşturdu. Güneş tutulması gözlemi etkinliklerinin güvenliğini sağlamak için 33 binden fazla güvenlik personeli görevlendirildi.

    AVRUPA’DA BİRÇOK KENTTE PARÇALI TUTULMA GÖZLEMLENDİ

    Tam tutulma kuşağının dışında kalan İngiltere, İrlanda, Fransa, Almanya, İtalya ve İskandinav ülkelerinde tutulma, parçalı olarak izlendi. Londra’da 18.17’de başlayan tutulma, 19.13’te en yüksek seviyeye ulaştı ve Güneş’in yaklaşık yüzde 92’si örtüldü. Dublin’de örtülme yüzde 94, Paris’te yüzde 92, Berlin’de yüzde 85 ve Oslo’da yüzde 83 civarında gerçekleşti. Parçalı tutulma, Avrupa’nın yanı sıra Kanada ve ABD’nin bazı kesimleri ile Kuzeybatı Afrika’da da parçalı olarak görüldü.

    AVRUPA’DA 1999’DAN BU YANA GÖZLENEN İLK TAM TUTULMA

    Tam tutulma, Güneş’in ışığı Ay tarafından tamamen engellendiğinde, yani Ay’ın gölgesi dünya üzerindeki gözlemciler için Güneş’in önünü tamamen kapattığında görülüyor. Gün ışığının sadece bir kısmı engellendiğinde ise parçalı Güneş tutulması yaşanıyor. Bugünkü tutulma, Avrupa’da 1999’dan bu yana gözlenen ilk tam tutulma oldu.

    PERSEİD METEOR YAĞMURU

    Tam tutulma, aynı zamanda en düzenli ve gözlemciler tarafından en çok sevilen meteor yağmurlarından biri olan Perseid meteor yağmurunun zirveye ulaştığı döneme denk geldi.

  • Bitcoin (BTC) fiyat analizi: 65.600 dolar aşılırsa sırada ne var?

    Bitcoin (BTC) fiyat analizi: 65.600 dolar aşılırsa sırada ne var?

    Bitcoin, 64.000 dolar çevresinde yön ararken 65.600 dolar direnci kısa vadeli görünümün ana belirleyicisi haline geldi. BTC’nin bu bölgeyi aşması 70.000 dolara doğru alan açabilirken, 61.300 dolar desteğinin kaybedilmesi satış baskısını yeniden güçlendirebilir.

    Kripto para piyasasının lideri Bitcoin (BTC), 16 Temmuz 2026 tarihinde yaklaşık 64.100 dolar seviyesinde işlem görüyor. Fiyat 1 Temmuz’da 57.800 dolar çevresinde oluşturduğu dipten sonra toparlansa da 65.000–65.600 dolar bandında kalıcı olmayı henüz başaramadı. Bu nedenle kısa vadeli toparlanma sürerken orta ve uzun vadeli trend dönüşünün teyit edildiğini söylemek için erken görünüyor.

    Bitcoin 65.600 dolar direncini aşabilecek mi?

    BTC, temmuz ayı başından bu yana daha yüksek dipler oluşturarak kısa vadeli bir toparlanma yapısı kurdu. Buna karşılık 14 ve 15 Temmuz işlemlerinde 65.000–65.600 dolar aralığında yeniden satışlarla karşılaşılması, bu bölgenin güçlü bir arz alanı olduğunu gösteriyor.

    Yükseliş senaryosunun güç kazanabilmesi için yalnızca anlık fiyat hareketi değil, 65.600 dolar üzerinde dört saatlik kapanış ve ardından 65.000–65.300 dolar bölgesinin destek olarak doğrulanması gerekiyor. Bu şartların oluşması halinde ilk hedef 66.970 dolar, devamında 68.200 dolar ve psikolojik 70.000 dolar seviyesi olabilir.

    Kırılım sırasında işlem hacmi ile açık pozisyon büyüklüğünün birlikte artması, hareketin yalnızca kısa pozisyon tasfiyelerinden değil yeni alıcı katılımından destek aldığını gösterecektir. Hacimsiz bir kırılım ise yeniden bant içine dönüş ve sahte kırılım riskini artırabilir.

    Hareketli ortalamalar ne söylüyor?

    Bitcoin’in 21 günlük basit hareketli ortalaması yaklaşık 62.389 dolar, 50 günlük ortalaması ise 64.336 dolar seviyesinde bulunuyor. Fiyatın 21 günlük ortalama üzerinde ve 50 günlük ortalama çevresinde hareket etmesi, kısa vadeli toparlanmanın korunduğuna işaret ediyor.

    Buna karşılık 100 günlük ortalamanın yaklaşık 70.640 dolar, 200 günlük ortalamanın ise 73.746 dolar seviyesinde bulunması orta ve uzun vadeli görünümün henüz tamamen düzelmediğini gösteriyor. Fiyat 100 ve 200 günlük ortalamaların altında kaldığı sürece yükselişlerin ana trend dönüşünden ziyade toparlanma hareketi olarak değerlendirilmesi daha temkinli olacaktır.

    Fibonacci seviyeleri kritik bölgeleri doğruluyor

    16 Haziran’daki 66.969 dolar zirvesi ile 1 Temmuz’daki 57.833 dolar dibi arasındaki düşüş incelendiğinde, Fibonacci geri çekilme seviyeleri mevcut destek ve dirençlerle büyük ölçüde örtüşüyor.

    • Yüzde 38,2 Fibonacci seviyesi: 61.323 dolar
    • Yüzde 50 Fibonacci seviyesi: 62.401 dolar
    • Yüzde 61,8 Fibonacci seviyesi: 63.479 dolar
    • Yüzde 78,6 Fibonacci seviyesi: 65.014 dolar

    BTC’nin yüzde 61,8 seviyesini geri kazanmış olması kısa vadeli görünümü destekliyor. Ancak yüzde 78,6 seviyesi ile 65.600 dolar arasındaki direnç bölgesi geçilemediği sürece yükselişin ivme kazanması zor olabilir.

    Aşağı yönlü senaryoda hangi seviyeler izlenmeli?

    Bitcoin‘in 65.600 dolar direncinden bir kez daha reddedilmesi halinde ilk önemli savunma alanı 63.480–64.000 dolar bandı olacaktır. Bu bölgenin altında 62.200–62.500 dolar ve ardından 61.300–61.800 dolar aralığı öne çıkıyor.

    Özellikle 61.300 dolar altında dört saatlik kapanış ve başarısız geri kazanım, temmuz ayındaki toparlanma yapısını bozabilir. Böyle bir durumda 60.000 dolar, 57.800–58.000 dolar ve daha düşük olasılıkla 55.000 dolar bölgeleri gündeme gelebilir. BTC’nin 62.900 dolar üzerine hızlı biçimde dönmesi ise düşüş senaryosunu zayıflatacaktır.

    Hacim ve momentum görünümü

    Günlük RSI (Göreceli Güç Endeksi) yaklaşık 50 seviyesinde bulunuyor. Bu değer Bitcoin’in ne aşırı alım ne de aşırı satım bölgesinde olduğunu ve piyasanın yeni yön için teyit aradığını gösteriyor.

    14 Temmuz’daki yükseliş yaklaşık 65,96 bin BTC hacimle gerçekleşti ve son 21 günlük ortalama hacmin yaklaşık yüzde 15 üzerinde kaldı. Ancak takip eden seansta hacmin yeniden ortalamaya yaklaşması ve fiyatın 65.600 dolar üzerinde kalamaması, kırılımın henüz yeterli devam teyidi üretmediğine işaret ediyor.

    Bitcoin’in 14 günlük ATR değeri yaklaşık 2.357 dolar seviyesinde. ATR, fiyatın belirli bir dönemdeki ortalama hareket aralığını ölçer. Yaklaşık yüzde 3,7’lik günlük oynaklık, dar stop seviyelerinin normal piyasa hareketleri sırasında kolayca çalışabileceğini gösteriyor.

    Türev piyasasında kaldıraç azalıyor

    Bitcoin vadeli işlemlerindeki toplam açık pozisyon büyüklüğü yaklaşık 20,9 milyar dolar seviyesinde bulunurken son 24 saatte yüzde 2,25 azaldı. Fiyat gerilerken açık pozisyonların da azalması, ilk aşamada yeni agresif short birikiminden çok kaldıraçlı pozisyonların kapatıldığına işaret ediyor.

    Long ve short göstergelerinin yaklaşık dengede bulunması da türev piyasasında henüz belirgin, tek taraflı bir pozisyonlanma oluşmadığını gösteriyor. Bu nedenle bir sonraki yönlü harekette fiyat, open interest, funding ve kümülatif hacim deltasının birlikte izlenmesi önem taşıyor.

    Bitcoin dominansı altcoin’ler için ne anlatıyor?

    Toplam kripto para piyasa değeri yaklaşık 2,29 trilyon dolar seviyesinde bulunurken Bitcoin dominansı yüzde 56,18 civarında. Bitcoin ve Ethereum dışındaki piyasa değerini izleyen TOTAL3 göstergesi yaklaşık 783 milyar dolar, USDT dominansı ise yaklaşık yüzde 8 seviyesinde hesaplanıyor.

    BTC dominansının yüksek kalması, piyasa sermayesinin önemli bölümünün hâlâ Bitcoin’de yoğunlaştığını gösteriyor. Geniş tabanlı bir altcoin yükselişinden söz edebilmek için TOTAL3’te güçlenme görülürken BTC ve USDT dominanslarında aşağı yönlü teyit aranması gerekiyor. Aksi durumda altcoin hareketlerinin kısa süreli ve seçici kalması daha olasıdır.

    Makro tarafta olumlu ve olumsuz sinyaller birlikte geliyor

    ABD’de açıklanan görece yumuşak enflasyon verileri ve spot Bitcoin ETF’lerine gelen 181 milyon dolarlık günlük giriş, risk iştahını destekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Bununla birlikte tek günlük ETF girişinin kalıcı bir kurumsal talep eğilimine dönüşüp dönüşmediği henüz net değil.

    ABD 10 yıllık tahvil faizinin yaklaşık yüzde 4,56 seviyesinde kalması, jeopolitik gerilim ve enerji fiyatlarının yeniden enflasyon baskısı yaratma ihtimali kripto para piyasası açısından risk oluşturmaya devam ediyor. Bu nedenle teknik kırılımların makro veri ve ETF akışlarıyla desteklenmesi, yükselişin sürdürülebilirliği açısından kritik olacaktır.

    Teknik göstergeler ne söylüyor?

    • Günlük RSI: Yaklaşık 50 ile nötr bölgede.
    • 21 günlük ortalama: 62.389 dolar; kısa vadeli toparlanmayı destekliyor.
    • 50 günlük ortalama: 64.336 dolar; fiyat bu eşik çevresinde yön arıyor.
    • 100 ve 200 günlük ortalamalar: Fiyatın üzerinde; orta-uzun vadeli trend henüz zayıf.
    • Ana dirençler: 65.600, 66.970, 68.200 ve 70.000 dolar.
    • Ana destekler: 63.480, 62.400, 61.300, 60.000 ve 57.800 dolar.
    • Yükseliş teyidi: 65.600 üzerinde dört saatlik kapanış ve başarılı retest.
    • Düşüş teyidi: 61.300 altında kapanış ve seviyenin geri kazanılamaması.

    Sonuç: Bitcoin karar bölgesinde

    Bitcoin kısa vadede toparlanma eğilimini koruyor; ancak 65.600 dolar aşılmadan yeni ve güçlü bir yükseliş trendinden söz etmek erken olabilir. Bu seviyenin hacimli biçimde kırılması 66.970–68.200 dolar bandına, devamında 70.000 dolara doğru alan açabilir.

    Diğer taraftan 63.480 doların kaybedilmesi 62.400 ve 61.300 dolar desteklerini yeniden gündeme getirecektir. 61.300 dolar altında oluşabilecek yapı kırılımı ise toparlanma senaryosunu zayıflatarak 60.000–58.000 dolar aralığına doğru satış baskısını artırabilir.

    Mevcut görünümde fiyat hareketinin bant sınırlarına yaklaşması ve kırılımın hacim, open interest ve piyasa dominanslarıyla teyit edilmesi, bant ortasında acele pozisyon almaktan daha sağlıklı bir yaklaşım sunuyor.

    Bu makale yalnızca gözlem ve analiz içermektedir. Hiçbir şekilde yatırım tavsiyesi niteliği taşımamakta, herhangi bir alım-satım önerisi barındırmamaktadır. Kripto para piyasası yüksek volatiliteye sahiptir. Okuyucular karar verirken kendi araştırmalarını yapmalı ve kişisel risk toleranslarını dikkate almalıdır.

  • İçinde 18 ayar altın var. Dünya Kupası’nın değeri dudak uçuklatıyor

    İçinde 18 ayar altın var. Dünya Kupası’nın değeri dudak uçuklatıyor

    FIFA Dünya Kupası heyecanı sona yaklaşırken gözler sahalardaki oyunculara, takımlara ve küresel futbol şölenine çevrildi.

    Ancak bu büyük spor organizasyonunun arka planında, sporun ötesinde finans piyasalarının yön verdiği farklı bir gelişme yaşanıyor.

    Londra Menkul Kıymetler Borsası Grubu (LSEG) tarafından yapılan analiz, FIFA Dünya Kupası ödülünün altın değerinin 2022 yılındaki son turnuvadan bu yana yüzde 150’den fazla arttığını ortaya koydu.

    Dört yıl önce yaklaşık 277 bin dolar olan kupadaki altın içeriğinin maddi değeri, bugün yaklaşık 713 bin dolara ulaştı.

    Kupa, onu havaya kaldıran futbolcular için manevi olarak paha biçilemez olsa da erime değerindeki bu keskin artış, altın fiyatlarının son yıllardaki yükselişini ve bu değerli metalin belirsizlik dönemlerinde üstlendiği merkezi rolü somut şekilde gözler önüne seriyor.

    İlk kez 1974 yılında tanıtılan mevcut FIFA Dünya Kupası ödülü, 18 ayar altından üretildi ve 4,93 kilogram saf altın içeriyor. Kupa ilk üretildiğinde malzeme değerinin yaklaşık 25 bin dolar olduğu tahmin ediliyordu.

    Bugün ise bu miktar neredeyse otuz katına çıktı.

    Bu dramatik artış, altın piyasasındaki genel eğilimleri yansıtıyor. Son yıllarda yatırımcıların jeopolitik gerilimler, ticaret belirsizlikleri ve küresel büyümedeki yavaşlama sinyalleri karşısında güvenli liman arayışına girmesiyle altın fiyatları yükselişe geçti.

    Spor dünyasının en ikonik simgelerinden biri, bu yönüyle küresel ekonomik duyarlılığın anlık bir yansıması haline geldi.

    Altın fiyatları son dönemdeki zirve seviyelerinden bir miktar gerilemiş olsa da uzun vadeli değer artış trendi dikkat çekici boyutlarda kalmayı sürdürüyor.

    Büyük spor ödülleri arasında FIFA Dünya Kupası ödülü benzersiz bir konuma sahip.

    Küresel olarak tanınan ve ağırlıklı olarak altından üretilen tek büyük spor kupası olması, maddi değerinin diğer organizasyonların ödüllerinin çok üzerine çıkmasını sağlıyor.

    Buna karşın UEFA Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi kazananlarına verilen kupalar som gümüşten üretiliyor. Bu nedenle söz konusu kupaların erime değerleri çok daha düşük seviyelerde yer alıyor.

    Şampiyonlar Ligi kupasının gümüş değeri yaklaşık 16 bin 950 dolar, Avrupa Ligi kupasının gümüş değeri ise yaklaşık 22 bin 600 dolar olarak hesaplanıyor.

    LSEG Metal Araştırmaları Baş Analisti Debajit Saha konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Altından üretilen başka bir büyük spor kupası bulunmadığından, FIFA Dünya Kupası ödülünün içsel değeri rakipsizdir. Her kupa kendi prestijini ve tarihini taşısa da Dünya Kupası, sportif önemi altının kalıcı değeriyle birleştirmesiyle benzersiz kalmaya devam ediyor” dedi.

    Benzer bir dinamik, ABD’deki popüler spor kupalarında da görülüyor. Buradaki en tanınmış kupalar da altın yerine gümüş içeriklerine göre değerleniyor.

    Indianapolis 500 yarışının galibine verilen Borg-Warner Kupası, küresel sporun en büyük kupalarından biri olarak öne çıkıyor.

    Boyu 1,62 metre olan ve yaklaşık 69 kilogram som gümüş içeren kupanın erime değeri yaklaşık 156 bin doları buluyor. Bu miktar, kupayı Amerikan spor dünyasındaki en değerli ödül yapıyor.

    Preakness Stakes yarışında takdim edilen Woodlawn Vase kupasının gümüş değeri yaklaşık 24 bin 860 dolar seviyesinde yer alırken, Amerikan futbolu ligi şampiyonluk maçı olan Super Bowl kazananlarına verilen Vince Lombardi Kupası’nın gümüş değeri yaklaşık 7 bin 230 dolar olarak ölçülüyor.

    Diğer birçok kupanın aksine, her yıl yeni bir Lombardi Kupası üretiliyor.

  • Bitmine, ETH alımlarını hızlandırarak 41 milyon dolarlık yeni alım yaptı

    Bitmine, ETH alımlarını hızlandırarak 41 milyon dolarlık yeni alım yaptı

    Tom Lee’nin başkanlığını yaptığı Bitmine, 25 bin ETH daha satın alarak son üç günde gerçekleştirdiği toplam alımı 125 bin ETH’ye çıkardı.

    Tom Lee’nin başkanlığını yürüttüğü Bitmine, Ethereum hazinesini büyütme stratejisi kapsamında çarşamba günü yaklaşık 41 milyon dolar değerinde 25 bin ETH satın aldı. Zincir üstü verilere göre gerçekleşen işlem, şirketin son günlerde hızlanan ETH birikiminin devamı niteliğinde. Satın alımla birlikte Bitmine’ın son üç günde edindiği toplam ETH miktarı 125 bine ulaştı.

    Blockchain analiz platformu Lookonchain tarafından paylaşılan verilere göre alım işlemi çarşamba günü TSİ ile yaklaşık 18.22’de gerçekleşti. Paylaşıma eşlik eden Arkham Intelligence verileri, fonların Bitmine’ın saklama hizmeti sağlayıcısı BitGo’ya ait bir sıcak cüzdandan transfer edildiğini gösterdi. Şirket söz konusu işlemleri henüz resmî olarak doğrulamadı ancak Bitmine genellikle varlık alımlarını haftalık açıklamalarla kamuoyuna duyuruyor.

    Son üç günde 125 bin ETH toplandı

    Lookonchain verilerine göre Bitmine son üç gün içerisinde toplam 125 bin ETH satın aldı. Mevcut piyasa fiyatlarıyla bu alımların değeri yaklaşık 205 milyon dolar seviyesinde bulunuyor.

    Bu rakam, şirketin bir önceki hafta açıkladığı ETH alım miktarına oldukça yakın. Bitmine, pazartesi günü yaptığı açıklamada geçen hafta yaklaşık 207 milyon dolar karşılığında 126.971 ETH satın aldığını duyurmuştu.

    Şirketin son açıkladığı verilere göre toplam Ethereum rezervi 5.543.872 ETH seviyesine ulaştı. Bu miktar, dolaşımdaki yaklaşık 120,7 milyon ETH arzının yüzde 4,59’una karşılık geliyor. Böylece Bitmine, toplam Ethereum arzının yüzde 5’ine sahip olma hedefinin yaklaşık yüzde 92’sine ulaşmış durumda.

    Ethereum düşerken alımlar devam ediyor

    Bitmine’ın agresif alım stratejisi, Ethereum fiyatındaki sert geri çekilmenin yaşandığı bir dönemde sürüyor. Verilere göre ETH, 2026 yılının başından bu yana yüzde 44’ten fazla değer kaybetti ve haberin yayımlandığı sırada 1.642,7 dolar seviyesinde işlem görüyordu.

    DropsTab verilerine göre şirketin elindeki toplam ETH varlıkları üzerinde yaklaşık 9,9 milyar dolarlık gerçekleşmemiş zarar bulunuyor. Buna rağmen Bitmine yönetimi alımlarını yavaşlatmak yerine hızlandırmayı tercih ediyor.

    Şirket Başkanı Tom Lee daha önce yaptığı değerlendirmelerde Ethereum’daki fiyat düşüşünün ağın temel göstergelerini yansıtmadığını belirtmişti. Lee’ye göre mevcut geri çekilme, şirket açısından ETH birikimini artırmak için bir fırsat oluşturuyor.

    Bitmine yeni imtiyazlı hisse ihracına hazırlanıyor

    Bitmine, bu ayın başlarında finansman tarafında da yeni bir adım attı. Şirket, yıllık yüzde 9,5 temettü oranına sahip Seri A sürekli imtiyazlı hisselerden 3 milyon adet satışa sunmak için başvuruda bulundu.

    Hisse başına nominal değeri 100 dolar olarak belirlenen yeni ürünün, Strategy’nin STRC ürününe benzer bir yapıda olduğu belirtildi. Söz konusu hisselerin New York Borsası’nda BMNP koduyla işlem görmesi planlanıyor.

    Şirketin bu hamlesi, Ethereum odaklı hazine stratejisini destekleyecek ek sermaye kaynakları oluşturma çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

    Hisse fiyatında gerileme görüldü

    Bitmine’ın ETH birikimini sürdürmesine rağmen şirket hisseleri çarşamba gününü düşüşle tamamladı. Verilere göre BBMNR hisseleri günü yüzde 3,46 kayıpla 15,64 dolar seviyesinde kapattı.

    Şirketin son günlerde gerçekleştirdiği yüksek hacimli ETH alımları henüz resmî haftalık raporlarla doğrulanmış değil. Piyasa katılımcıları, Bitmine’ın bir sonraki açıklamasında son üç günde gerçekleştiği belirtilen 125 bin ETH’lik alımın ayrıntılarını ve toplam rezerv miktarındaki güncellemeleri takip edecek.

  • Nükleer alarm: Savaş başlıkları depolardan çıkarılıyor

    Nükleer alarm: Savaş başlıkları depolardan çıkarılıyor

    Merkezi İsveç’te bulunan Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), dünyadaki nükleer güçlerin toplam yaklaşık 12 bin 187 nükleer savaş başlığına sahip olduğunu açıkladı. Bunların yaklaşık 9 bin 745’inin ise gerektiğinde kullanılabilecek stoklarda tutulduğu belirtildi.

    Toplam savaş başlığı sayısında geçen yıla göre küçük bir düşüş yaşansa da SIPRI, bunun büyük ölçüde eski başlıkların sökülmesinden kaynaklandığını kaydetti. Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana eski başlıkların, yeni konuşlandırılanlardan daha hızlı şekilde devre dışı bırakılması toplam sayının azalmasını sağlamıştı.

    SIPRI Direktörü Karim Haggag, “Nükleer silahların sayısı azalıyor olabilir ancak nükleer tehlike ve risk seviyesi yükseliyor.” değerlendirmesinde bulundu. Enstitü, önümüzdeki yıllarda nükleer stoklardaki düşüş eğiliminin tersine dönebileceği uyarısında bulundu. Buna gerekçe olarak savaş başlıklarının sökülme hızının yavaşlaması ve yeni nükleer silahların konuşlandırılmasının hızlanması gösterildi.

    Haggag ayrıca silah kontrol anlaşmalarının zayıflaması ve nükleer güçler arasındaki rekabetin artmasını da kaygı verici gelişmeler arasında sıraladı.

    SAVAŞ BAŞLIKLARI DEPOLARDAN ÇIKARILIYOR

    SIPRI’ye göre dikkat çeken bir diğer eğilim ise nükleer silahlara sahip ülkelerin bu silahları depolardan çıkarıp nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip füze ve diğer sistemlere yerleştirmesi. Bu durum, aktif olarak konuşlandırılmış nükleer silahların sayısının artmasına yol açıyor.

    ABD ve Rusya, dünyadaki nükleer silah stoklarının yaklaşık yüzde 83’ünü elinde bulunduruyor. Her iki ülkenin de 5 binden fazla savaş başlığına sahip olduğu tahmin ediliyor. Washington ve Moskova cephaneliklerini modernize etmeye çalışırken çeşitli sorunlarla karşılaşıyor.

    SIPRI, ABD’nin nükleer modernizasyon programının bütçe ve planlama sorunları nedeniyle gecikmeler yaşadığını ve maliyetlerin arttığını belirtti. Rusya’nın programında ise kıtalararası balistik füze denemelerindeki başarısızlıklar ile Ukrayna savaşı nedeniyle uygulanan yaptırımların etkili olduğu değerlendirildi.

    ÇİN EN HIZLI BÜYÜYEN GÜÇ

    SIPRI’ye göre nükleer cephaneliğini en hızlı büyüten ülke Çin. Enstitü, Çin’in yaklaşık 620 nükleer savaş başlığına sahip olduğunu tahmin ediyor. Mevcut büyüme hızının sürmesi halinde Pekin’in 2030 yılına kadar ABD ve Rusya ile benzer sayıda kıtalararası balistik füzeye sahip olabileceği belirtiliyor.

    Buna rağmen Çin’in 2030’a kadar bin savaş başlığına ulaşması halinde bile bu rakamın ABD ve Rusya’nın stoklarının yaklaşık dörtte birine karşılık geleceği ifade edildi. Avrupa’da ise Fransa’nın 290, İngiltere’nin 225 nükleer savaş başlığına sahip olduğu tahmin edildi. SIPRI, Londra’nın ilerleyen yıllarda stoklarını artırmasının beklendiğini kaydetti. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da mart ayında ülkesinin nükleer kapasitesinin artırılması talimatını vermişti.

    Hindistan’ın nükleer cephaneliğini yaklaşık 190 savaş başlığına çıkardığı değerlendirilirken, rakibi Pakistan’ın yaklaşık 170 savaş başlığında kaldığı belirtildi. Ancak Pakistan’ın nükleer silah üretiminde kullanılan materyalleri biriktirmeyi sürdürdüğü ve önümüzdeki on yılda cephaneliğini büyütebileceği ifade edildi.

    Kuzey Kore’nin de nükleer kapasitesini “katlanarak artırma” hedefini sürdürdüğü kaydedildi. SIPRI, Pyongyang’ın yaklaşık 60 nükleer savaş başlığına sahip olduğunu tahmin ediyor.

    Nükleer silahlara sahip olduğunu resmi olarak kabul etmeyen İsrail’in de cephaneliğini modernize ettiği değerlendiriliyor. SIPRI, İsrail’in yıl başı itibarıyla yaklaşık 90 nükleer savaş başlığına sahip olduğunu tahmin etti.

  • Tüm kuralları yıkan kara delik keşfedildi

    Tüm kuralları yıkan kara delik keşfedildi

    Bilim insanları, James Webb Uzay Teleskobu kullanılarak yapılan gözlemlerde, mevcut kara delik oluşum teorilerine meydan okuyan sıra dışı bir süper kütleli kara delik keşfetti.

    Araştırmacılar, yaklaşık 50 milyon Güneş kütlesine sahip kara deliğin, içinde bulunduğu galaksiden daha önce oluşmuş olabileceğini düşünüyor.

    Keşif, kara deliklerin nasıl oluştuğuna dair uzun yıllardır kabul gören anlayışın yeniden değerlendirilmesine yol açabilecek bir gelişme olarak görülüyor.

    BÜYÜK PATLAMA’DAN SADECE 700 MİLYON YIL SONRA

    Araştırmanın odağındaki nesne, Büyük Patlama’dan yalnızca yaklaşık 700 milyon yıl sonraya tarihlenen Abell2744-QSO1 adlı bir gök cismi.

    Yaklaşık bin 300 ışık yılı genişliğindeki bu küçük yapı, “Little Red Dot” (Küçük Kırmızı Nokta) olarak sınıflandırılıyor.

    İlk gözlemler, bu yapının yaklaşık 40 milyon Güneş kütlesine sahip bir kara delik barındırdığını göstermişti. Ancak yeni ölçümler, kara deliğin kütlesinin yaklaşık 50 milyon Güneş kütlesi olduğunu ortaya koydu.

    MEVCUT TEORİLERE MEYDAN OKUYOR

    Astrofizikte uzun süredir kabul gören modele göre süper kütleli kara delikler, yıldızların çökmesiyle oluşan daha küçük kara deliklerin zaman içinde madde yutarak ve birleşerek büyümesiyle ortaya çıkıyor.

    Ancak yeni bulgular, bu düzenli büyüme modelinin her durumda geçerli olmayabileceğini gösteriyor.

    Araştırmacılar, söz konusu kara deliğin, galaksisinin toplam kütlesinin olağan dışı derecede büyük bir bölümünü oluşturduğunu belirtti. Bu durum, yakın evrendeki galaksilerde gözlemlenen kara delik-galaksi ilişkileriyle uyuşmuyor.

    Araştırmanın başyazarlarından Roberto Maiolino, keşfi “paradigma değişimi” olarak nitelendirerek, “Bu, kara deliklerin nasıl oluştuğu ve büyüdüğüne ilişkin klasik senaryoların tamamen yeniden değerlendirilmesi anlamına geliyor.” dedi.

    İLK MİLYAR YIL İÇİNDEKİ İLK DOĞRUDAN ÖLÇÜM

    Araştırmacılar, kara deliğin çevresindeki gaz üzerindeki kütleçekim etkisini doğrudan ölçtü.

    Bilim insanları, bunun Büyük Patlama’dan sonraki ilk milyar yıl içinde bir kara deliğin kütlesine ilişkin yapılan ilk doğrudan ölçüm olduğunu belirtiyor.

    Yeni ölçümler, erken evrende dev kara deliklerin varlığına dair önceki gözlemleri doğrularken, bu cisimlerin beklenenden çok daha hızlı oluşmuş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

    Araştırmacılar, keşfin erken evren ve kara delik oluşumuna ilişkin yeni sorular ortaya çıkardığını vurguluyor.