Tag: Tarih

  • Menemen’de 15 Temmuz Anma Töreni

    Menemen’de 15 Temmuz Anma Töreni

    Hain darbe girişiminin bertaraf edilişinin 10. yıl dönümü’nde Menemen Yıldıztepe Şehitliği’nde tören düzenlendi. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu kararlı liderlik; meydanları dolduran milyonların cesareti, kahraman askerimizin, polisimizin ve güvenlik güçlerimizin vatan uğruna gösterdiği fedakarlıkla birleşince, o karanlık gece milletimizin destansı direnişi sayesinde aydınlığa kavuştu” dedi.

    Menemen’de 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü için düzenlenen programlarda ilk adres Yıldıztepe Şehitliği oldu. Hain girişimin bertaraf edilişinin 10. yıl dönümünde gerçekleştirilen anma programına Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ile birlikte Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, Menemen Garnizon Komutanı Topçu Albay Zekeriya Tosun, Menemen Cumhuriyet Başsavcısı Soner Erden, Menemen Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet Oğuz Ertaş, AK Parti Menemen İlçe Başkanı Hakkı Durmaz, MHP Menemen İlçe Başkanı Barbaros Çalışçı, kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri, gaziler ve vatandaşlar katıldı.

    “İhaneti unutmayacağız, unutturmayacağız”

    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından Kur’an tilaveti ve dualarla devam eden programda konuşan Başkan Pehlivan, “Bundan tam on yıl önce, aziz milletimiz tarihinin en karanlık gecelerinden birini yaşadı. Yıllardır ülkemizin büyümesini, güçlenmesini ve kendi kararlarını kendi veren bağımsız bir devlet olarak yoluna devam etmesini hazmedemeyen odaklar, içerideki ihanet şebekeleriyle el ele vererek Türkiye’yi diz çöktürmeye kalkıştı. Hedef alınan; bu milletin iradesiydi, bağımsızlığıydı, bayrağıydı, ezanıydı ve geleceğiydi.Ama hesap edemedikleri bir gerçek vardı. Bu millet, tarih boyunca hiçbir zaman esareti kabul etmedi o gece de etmedi. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu kararlı liderlik; meydanları dolduran milyonların cesareti, kahraman askerimizin, polisimizin ve güvenlik güçlerimizin vatan uğruna gösterdiği fedakarlıkla birleşince, o karanlık gece milletimizin destansı direnişi sayesinde aydınlığa kavuştu. 15 Temmuz; tankların değil inancın, silahların değil millet iradesinin, korkunun değil cesaretin kazandığı gecenin adıdır. Bizler de ihaneti unutmayacağız, unutturmayacağız. Devletimize, demokrasimize ve milli iradeye uzanacak her kirli niyet karşısında daima uyanık olacağız. Çünkü hafızasını kaybeden milletler, geleceklerini de koruyamazlar. Erol Olçok’u, İlhan Varank’ı, Ömer Halisdemir’i, dört evladını geride bırakarak Boğaziçi Köprüsü’nde şehadet şerbetini içen Ayşe Aykaç’ı ve vatan uğruna canını feda eden bütün şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve sonsuz bir şükranla yad ediyoruz. Onların emanetine sahip çıkmak, hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.

    “Demokrasi zaferine imza atılmıştır”

    Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz ise, “Tarihe altın harflerle nakşedilecek bir demokrasi zaferine imza atılmıştır. 15 Temmuz 2016 günü, Fethullahçı Terör Örgütü’nün habis ve kirli emellerini gerçekleştirmek için, seçilmiş hükümetimize ve Gazi Meclis’imize karşı gerçekleştirdiği darbe girişimi ve beraberinde uygulanmak istenen işgal planlarına karşı Türkiye, devleti ve milletiyle omuz omuza verdiği mücadeleyle tüm dünyaya örnek olmuştur. Demokrasimizi hedef alan bu hain girişim, destansı bir direnişle geri püskürtülmüştür. Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla sokağa dökülen Türk Milleti’nin darbeye karşı gösterdiği cesaret ve kararlılıkla elde edilen bu zafer, yakın tarihimizde milli birlik ve beraberlik ruhunun ve demokrasi bilincinin birbirleriyle perçinlendiği, iftihar duyduğumuz tarihi bir olaydır. Milli birlik ve beraberlik irademize her zaman sahip çıkacağız” ifadelerini kullandı.

    Öğrenciler tarafından kürsüden okunan şiirlerle devam eden program, şehitlerin kabirlerine gerçekleştirilen ziyaretle son buldu. – İZMİR

  • KPSS tercih sonuçları ne zaman açıklanacak? 2026 KPSS/1 tercih sonuçları tarihi

    KPSS tercih sonuçları ne zaman açıklanacak? 2026 KPSS/1 tercih sonuçları tarihi

    2026/1 KPSS tercih sonuçlarının ne zaman açıklanacağı, kamuda görev almak için heyecanla bekleyen adayların gündeminde yer alıyor. KPSS merkezi atama tercih işlemleri 16 Temmuz’da sona erecek ve heyecanlı bekleyiş başlayacak. Peki, KPSS tercih sonuçları ne zaman açıklanacak? İşte 2026 KPSS/1 tercih sonuçları tarihi.

    Adaylar tercihlerini, 9-16 Temmuz 2026 tarihleri arasında yapacak. Tercih işlemleri 9 Temmuz 2026 tarihinde saat 09.00’da başlayan tercih dönemi, 16 Temmuz 2026 tarihinde saat 23.59’da sona erecek.

    Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından KPSS-2026/1 tercih sonuçlarının ilan edileceği tarih henüz belli olmadı.

    Geçen yıl KPSS-2025/1 kapsamında tercihler 10-17 Temmuz tarihleri arasında alınmış, yerleştirme sonuçları ise 24 Temmuz’da açıklanmıştı. Bu yıl da benzer takvimin izlenmesi halinde tercih sonuçlarının 23-24 Temmuz 2026 tarihlerinde açıklanması bekleniyor.

  • MEB LGS sonuçları sorgulama 2026: LGS sonuçları açıklandı mı, ne zaman, saat kaçta açıklanacak?

    MEB LGS sonuçları sorgulama 2026: LGS sonuçları açıklandı mı, ne zaman, saat kaçta açıklanacak?

    2026 LGS sonuçları sorgulama ekranı için heyecanlı bekleyiş başladı. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yayımlanan takvim doğrultusunda LGS sonuçlarının açıklanacağı ve tercih işlemlerinin başlayacağı tarih belli olmuştu. Peki, 2026 LGS sonuçları açıklandı mı, ne zaman, saat kaçta açıklanacak?

    LGS kapsamındaki merkezî sınav sonuçları 10 Temmuz 2026 tarihinde açıklanacak. Ortaöğretime Geçiş Tercih ve Yerleştirme Kılavuzu da aynı tarihte yayımlanacak olup tercih süreci başlatılacak.

    LGS sonuçları, MEB’in resmî internet sitesi olan MEB Sonuç Açıklama Sistemi veya Millî Eğitim Bakanlığı ana sayfası üzerinden T.C. kimlik numarası, doğum tarihi ve güvenlik kodu ile sorgulanabilmektedir. Ayrıca e-Devlet Kapısı veya e-Okul sistemleri üzerinden de sınav puanınızı ve yerleştirme bilgilerinizi öğrenebilirsiniz.

    LGS sınav sonuçları, 10 Temmuz 2026 tarihinde “www.meb.gov.tr” adresinden ilan edilecek. Sınav sonuç belgeleri posta yoluyla gönderilmeyecek. Tercihlere esas kontenjan tabloları da aynı tarihte yayımlanacak. Tercih işlemleri, 13-24 Temmuz 2026 tarihleri arasında yapılacak.

  • Donald Trump’ın yapay zekalı eski ABD başkanı ile sohbeti herkesi şaşırttı

    Donald Trump’ın yapay zekalı eski ABD başkanı ile sohbeti herkesi şaşırttı

    Kuzey Dakota’nın Medora kentinde kapılarını açan Theodore Roosevelt Başkanlık Kütüphanesi, oldukça ilginç bir teknolojik deneyime ev sahipliği yaptı. Kütüphanenin resmi açılışı için bölgeye giden ABD Başkanı Donald Trump, sadece kurdele kesmekle kalmadı; aynı zamanda yapay zeka tarafından canlandırılan 26. Başkan Theodore Roosevelt ile de bir araya geldi.

    Microsoft ve yapay zeka laboratuvarı LemonSlice iş birliğiyle hazırlanan “Talk With TR” adlı sergi, ziyaretçilere sanal bir başkanla konuşma imkanı sunuyor. Ziyaretçiler, kendilerine özel tanımlanan bir RFID bileklik aracılığıyla sistemi kullanabiliyor. Trump da kontrol paneline yaklaşarak dijital Roosevelt ile sohbet etti. Görüşmede ağırlıklı olarak Panama Kanalı’nın inşası ve bu başarının tarihsel önemi masaya yatırıldı.

    Yapay zeka modeli, Roosevelt’in tarihi konuşmaları, yazdığı mektuplar ve kitaplardan elde edilen verilerle eğitildi. Sistemin seslendirmesi için profesyonel bir aktör görev alırken, karakterin görsel sunumu da gerçek zamanlı interaktif avatar teknolojisiyle sağlandı.

    Teknoloji ve tarih tartışmaları

    LemonSlice CEO’su Lina Colucci, sistemin ziyaretçilerin merakına göre şekillendiğini belirtiyor. Çocuklar genellikle Roosevelt’in sevdiği renkleri ya da yemekleri sorarken, yetişkinler daha karmaşık konuları irdeleyebiliyor. Ancak Trump, sohbeti farklı bir boyuta taşıyarak kanalın kontrolünün Demokratlar tarafından Panama’ya devredilmesi konusunu gündeme getirdi.

    Her ne kadar bu teknoloji, geçmişle bağ kurmak adına yenilikçi bir adım gibi görünse de bazı soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Tarihi figürlere, gerçekte asla kurmadıkları cümlelerin söyletilmesi, müze deneyimlerinde tarihsel doğruluğun nasıl korunacağı tartışmalarını tetikliyor. Yine de geliştirici ekip, bu yöntemin genç nesillere tarihsel kişilikleri tanıtmak için eşsiz bir fırsat sunduğu görüşünde ısrarcı.

  • Geleceği tahmin eden 30 yıllık kitap: Büyük kırılma yılı 2026 mı?

    Geleceği tahmin eden 30 yıllık kitap: Büyük kırılma yılı 2026 mı?

    İnsanlık, geleceğin getireceği belirsizliklerle baş edebilmek adına tarih boyunca hep geçmişin izlerini sürmenin yollarını aradı. Bu arayışın en çarpıcı ürünlerinden biri olan ve bundan yaklaşık otuz yıl önce kaleme alınan bir eser, içinde bulunduğumuz 2026 yılına dair sunduğu öngörülerle bugün dünya gündeminde yeniden tartışılmaya başlandı.

    William Strauss ve Neil Howe tarafından 1997 yılında okurla buluşturulan “Dördüncü Dönüş” (The Fourth Turning) adlı kitap, Amerikan tarihinin yaklaşık 80 yıllık periyotlarla kendini tekrarlayan döngülerden oluştuğunu ileri sürüyor. Popüler kültürde “Millennials” (Milenyum Kuşağı) kavramını da literatüre kazandıran yazarlar, bu döngülerin her birinin “Kriz” olarak adlandırılan büyük bir toplumsal altüst oluşla kapandığını savunuyor. Yazarlara göre bu çalkantılı dönem, tam olarak 2026 yılı civarında büyük bir kırılma ve nihai bir çözülmeyle sonuçlanacak. Son yıllarda küresel ölçekte yaşanan salgınlar, ekonomik buhranlar ve siyasi çalkantılar, kitabın destekçileri tarafından bu kehanetlerin birebir gerçekleşmesi olarak yorumlanıyor.

    Teoriye göre, 2000’li yılların ortalarında baş gösteren huzursuzluk dalgası, 2020 civarında zirve noktasına ulaştı ve bundan altı yıl sonra, yani içinde bulunduğumuz günlerde nihai bir finale doğru ilerliyor. Pek çok kişi bu zamanlamayı doğrudan COVID-19 küresel salgınıyla bağdaştırırken, kimileri ise son yirmi yıla damgasını vuran küresel ekonomik istikrarsızlığa işaret ediyor. Ancak kitabın bu aşamadan sonrası için çizdiği senaryo pek de iç açıcı değil. Strauss ve Howe, bu döngüsel kırılmanın Amerika’yı kökten değiştirebileceğini, hatta ülkenin bir bütün olarak varlığını bile tehlikeye atabileceğini açıkça ilan ediyor.

    Kitapta yer alan “Krizden çıktığımızda Amerika nasıl bir yer olacak? Tarih bu konuda hiçbir garanti sunmuyor” ifadesi, ulusal masumiyetin ve toplumsal yapının bir daha asla eski haline dönemeyeceği bir çöküş riskini gözler önüne seriyor.

    Tarihin dört mevsimi ve büyük hesaplaşma

    “Dördüncü Dönüş” teorisinin temelinde, tarihin tıpkı mevsimler gibi birbirini izleyen dört ana evreden geçtiği inancı gizli: Yükseliş, Uyanış, Çözülme ve son olarak Dördüncü Dönüş adı verilen kriz dönemi. Yazarlara göre Amerika şu sıralar, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından başlayan döngünün tam sonuna doğru ilerliyor. Tarihteki önceki döngülerin ise Amerikan Devrimi, İç Savaş ve İkinci Dünya Savaşı gibi ulusu sıfırdan inşa eden ya da yıkımın eşiğine getiren devasa kırılmalarla tamamlandığı belirtiliyor.

    Kitap her ne kadar 11 Eylül saldırılarını, 2008 ekonomik krizini veya küresel salgını net bir şekilde tahmin etmiyor olsa da, destekçileri kitabın genel gidişatı kusursuz öngördüğünü savunuyor. Ekonomik türbülans, siyasi kutuplaşma ve kurumlara olan güvenin dibe vurması gibi günümüz modern dünyasını esir alan birçok sorun, onlarca yıl öncesinden bu sayfalarda kendilerine yer buluyor.

    Eleştirmenler ise bu teorinin fazlasıyla esnek ve genel ifadeler barındırdığını, bu sayede yaşanan her büyük felaketin geriye dönük olarak bir şekilde bu kalıba uydurulduğunu iddia ediyor. Ancak yazarların toplum psikolojisine dair yaptığı bazı tespitler, kehanetlerden çok daha gerçekçi bir şekilde karşımızda. Örneğin, insanların kendi kişisel geleceklerine dair umut beslerken, çocuklarının ve ülkelerinin yarınlarına olan güvenlerini kaybetmesi, bugün modern hayatın en belirgin karakteri haline gelmiş durumda.

    William Strauss’un 2007 yılındaki ölümünün ardından Neil Howe, 2023 yılında teoriyi yeniden masaya yatırarak “Dördüncü Dönüş Burada” isimli yeni bir çalışma sundu. Bu yeni değerlendirmede büyük hesaplaşma ve zirve noktasını 2030’lu yıllara doğru biraz esnetmiş olsa da, mevcut istikrarsızlığın aynı kaçınılmaz tarihsel çarkın bir parçası olduğunu savunmaya devam ediyor. Yine de tüm bu karanlık ve ürkütücü uyarılara rağmen, teorinin aslında umut dolu bir mesaj barındırdığını da ekliyor. Nasıl ki geçmişteki her büyük kriz dönemi eninde sonunda yerini küllerinden doğuşa, yeniden yapılanmaya ve toplumsal kenetlenmeye bıraktıysa, günümüzdeki bu sancılı sürecin de 2030’ların ortalarına doğru yerini çok daha istikrarlı ve güven dolu yepyeni bir dünyaya bırakacağına inanıyor.

  • KPSS başvuru takvimi 2026: KPSS başvuruları ne zaman başlayacak?

    KPSS başvuru takvimi 2026: KPSS başvuruları ne zaman başlayacak?

    2026 KPSS başvurularının ne zaman başlayacağı, memur olabilmek için sınavlara katılım sağlayacak olan adayların gündeminde yer alıyor. ÖSYM tarafından yayımlanan 2026 KPSS sınav ve başvuru takvimi sonrasında başvuruların başlayacağı tarih belli oldu. Peki, 2026 KPSS başvuruları ne zaman başlayacak?

    Bu yıl KPSS oturumları lisans düzeyinde Eylül ayında, ön lisans ve lise düzeyinde ise Ekim ayında gerçekleştirilecek. Başvuru işlemleri ise yaz aylarından itibaren kademeli olarak başlayacak.

    Dört yıllık üniversite mezunlarının ve mezun olabilecek durumdaki adayların katılacağı lisans oturumları için süreç Temmuz ayında başlıyor.

    Başvuru Tarihleri: 1 – 13 Temmuz 2026

    Geç Başvuru Tarihleri: 22 – 23 Temmuz 2026

    Genel Yetenek-Genel Kültür Sınav Tarihi: 6 Eylül 2026

    Alan Bilgisi Sınav Tarihleri: 12 – 13 Eylül 2026

    Sonuç Açıklama Tarihi: 7 Ekim 2026

    İki yıllık meslek yüksekokulu mezunları ile adli/idari süreçlerini sürdüren adayların heyecanla beklediği ön lisans takvimi şu şekilde belirlendi:

    Başvuru Tarihleri: 29 Temmuz – 10 Ağustos 2026

    Geç Başvuru Tarihleri: 19 – 20 Ağustos 2026

    Sınav Tarihi: 4 Ekim 2026

    Sonuç Açıklama Tarihi: 30 Ekim 2026

    Lise mezunları ile sınavın geçerlilik süresi içinde mezun olabilecek durumda olan adayların katılacağı ortaöğretim oturumu sonbaharda gerçekleştirilecek.

    Başvuru Tarihleri: 27 Ağustos – 8 Eylül 2026

    Geç Başvuru Tarihleri: 15 – 16 Eylül 2026

    Sınav Tarihi: 25 Ekim 2026

    Sonuç Açıklama Tarihi: 19 Kasım 2026

  • Tarihin en tuhaf takvim olayı: Bir gecede 12 gün nasıl kayboldu?

    Tarihin en tuhaf takvim olayı: Bir gecede 12 gün nasıl kayboldu?

    Bir sabah uyandığınızı ve takvimin bir gecede tam 12 gün ileri sardığını düşünün. Üstelik haftanın günü de değişmiyor. Kulağa zaman yolculuğu hikayesi gibi gelse de, Alaska’da yaşayan insanlar 1867 yılında tam olarak bunu yaşadı.

    Rus İmparatorluğu’nun Alaska’yı Amerika Birleşik Devletleri’ne satmasıyla ortaya çıkan bu sıra dışı durum, tarihin en ilginç takvim karmaşalarından biri olarak kayıtlara geçti. Yaklaşık 7,2 milyon dolar karşılığında gerçekleşen anlaşma, dönemin şartlarında iki taraf için de mantıklı görünüyordu. ABD, Pasifik’te güç kazanmak ve topraklarını genişletmek istiyordu. Rusya ise merkezden çok uzak olan Alaska’yı savunmanın giderek zorlaştığını düşünüyordu.

    Ancak resmi devir teslim süreci başladığında beklenmedik bir sorun ortaya çıktı. Çünkü iki ülke yalnızca farklı yönetim sistemlerine değil, tamamen farklı zaman hesaplarına da sahipti. Rusya o dönemde hala Julian takvimini kullanıyordu. Kökeni Julius Caesar dönemine uzanan bu sistem, yüzyıllar boyunca Dünya’nın gerçek dönüş süresinden küçük sapmalar biriktirmişti. ABD ve Avrupa’nın büyük kısmı ise çok daha önce Gregorian takvimine geçmişti.

    1867 yılına gelindiğinde iki takvim arasındaki fark 12 güne kadar çıktı. Yani Rusya’nın kullandığı tarih sistemi, Batı dünyasının yaklaşık 12 gün gerisinden ilerliyordu. İşin daha da ilginç kısmı haftanın günlerinde ortaya çıktı. Çünkü iki takvim arasında tarih farkı bulunsa da gün isimleri aynı şekilde ilerliyordu. Gregorian takvimine göre 18 Ekim 1867 Cuma günü olan tarih, Julian sisteminde yine cuma gününe denk gelen 6 Ekim 1867 olarak görünüyordu.

    Sorun sadece takvim değildi

    Karışıklığı büyüten bir diğer detay ise uluslararası tarih çizgisiydi. Rus yönetimi sırasında Alaska, zaman hesaplaması açısından Asya tarafında kabul ediliyordu. Bu nedenle bölge, Amerika kıtasına göre bir gün ileriden gidiyordu. Alaska ABD’ye geçince tarih çizgisi Bering Boğazı tarafına kaydırıldı ve bölge resmi olarak Amerika kıtasının zaman sistemine dahil edildi. Böylece hem takvim sistemi değişti hem de tarih çizgisi aynı anda yeniden düzenlendi.

    Alaskalılar 6 Ekim 1867 Cuma gecesi uykuya daldı. Ertesi sabah uyandıklarında ise takvimler 18 Ekim 1867 Cuma gününü gösteriyordu. Aradaki günler resmen atlandı ama haftanın günü değişmedi. Böylece insanlar aynı hafta içinde ikinci kez cuma gününü yaşamış oldu.

    Rusya, Julian takvimini kullanmayı Alaska satışından sonra da uzun süre bırakmadı. Ülke ancak 1918 yılında Gregorian sisteme geçti. Bu durum tarihin en bilinen olaylarından birinin adını da etkiledi. Çarlık rejimini sona erdiren Bolşevik Devrimi, Rus takvimine göre Ekim 1917’de gerçekleştiği için “Ekim Devrimi” adıyla anıldı. Ancak bugün kullanılan modern takvime göre olayın tarihi aslında 7 Kasım 1917’ye denk geliyor.

  • ALES sonuçları ne zaman açıklanacak? 2026-ALES/1 sonuç tarihi belli oldu

    ALES sonuçları ne zaman açıklanacak? 2026-ALES/1 sonuç tarihi belli oldu

    2026 ALES/1 sonuçları ne zaman açıklanacak? Sorusunun yanıtı, yüksek lisans yapmak isteyen 4 yıllık üniversite mezunlarının gündeminde yer alıyor. ÖSYM tarafından yayımlanan takvim sonrasında ALES sonuçlarının açıklanacağı tarih belli oldu. Peki, 2026 ALES sonuçları ne zaman açıklanacak?

    Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yayımlanan yıllık sınav takvimine göre, Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES/1) sonuçlarının ilan edileceği tarih netleşti.

    Buna göre; ALES/1 sonuçları 5 Haziran 2026 tarihinde duyurulacak.

    10 Mayıs 2026 tarihinde uygulanan 2026 Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı’nın (2026-ALES/1) Temel Soru Kitapçığı ile Cevap Anahtarı’nın yüzde 10’u erişime açıldı.

    Sınava başvuran adaylar; Temel Soru Kitapçığı diziliminde verilen sınav sorularının tamamına 10 Mayıs 2026 tarihinde saat 13.20’den itibaren ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr adresinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle 10 gün erişebilecek.

  • “Güneşin günü” gizemi: Antik Roma’dan kalan en eski tam tarih kaydı

    “Güneşin günü” gizemi: Antik Roma’dan kalan en eski tam tarih kaydı

    Antik Roma’dan günümüze kalan duvar yazıları genellikle kaba şakalar veya günlük hayata dair basit notlarla doludur. Ancak Pompeii’de, Gümüş Düğün Evi olarak adlandırılan geniş bir malikanenin bahçesinde bulunan sütun üzerindeki bir karalama, arkeologların zaman algısını bambaşka bir boyuta taşıdı.

    Bu taşın üzerine kazınan ifadeler, tarihte hem günü hem ayı hem de haftanın gününü içeren ilk tam kayıt olma özelliğini taşıyor. Geçmişin tozlu sayfalarında sivil bir el tarafından atılan bu tarih imzası, antik dünyanın zamanı nasıl ölçtüğüne dair paha biçilemez bir kanıt sunuyor.

    Söz konusu yazı incelendiğinde, İmparator Neron ve Cossus Lentulus’un konsüllük yaptığı dönemden bahsedildiği görülüyor. Bu siyasi detay, tarihçilerin yazının MS 60 yılına ait olduğunu kesinleştirmesine yardımcı oldu. Romalıların kendine has takvimleme yöntemi günümüz sistemine uyarlandığında, karşımıza MS 60 yılının 6 Şubat tarihi çıkıyor. Yazıyı asıl eşsiz kılan detay ise tarihin hemen yanında yer alan “dies Solis” ifadesi. Türkçesiyle “Güneşin günü” anlamına gelen bu tabir, bugün kullandığımız Pazar gününe işaret ediyor. Böylece, haftanın gününün belirtildiği tarihteki en eski sivil kayıt bu sütun üzerinde vücut buluyor.

    Takvimdeki iki günlük sapma

    Modern matematiksel hesaplamalar işin içine girdiğinde ise, MS 60 yılının 6 Şubat tarihinin aslında bir Çarşamba gününe denk geldiği anlaşıldı. Bu durum, o gün o duvara notu düşen kişinin bir hata mı yaptığı yoksa farklı bir takvim mi kullandığı sorusunu akıllara getiriyor. Tarihçiler ve dil uzmanları bu tutarsızlığı açıklamak için iki temel teori üzerinde duruyor. Bazı uzmanlara göre bu bir hata değil, günün başlangıç saatiyle ilgili bir algı farkıydı. Antik dönemdeki bazı topluluklar günü gün doğumuyla değil, gün batımıyla başlatıyordu. Bu tür köklü yöntem farkları, takvim hesaplamalarında bazen birkaç günlük kaymalara yol açabiliyordu.

    Haftanın yedi gün olarak standartlaşması o dönemde henüz çok taze bir gelişmeydi. Romalılar geleneksel olarak “nundinae” denilen dokuz günlük pazar döngülerini takip ederken, astrolojik inançlarla beslenen yedi günlük sistem topluma yavaş yavaş nüfuz etmeye başladı. Gün isimleri de o dönem bilinen yedi gök cisminin; Güneş, Ay, Mars, Merkür, Jüpiter, Venüs ve Satürn’ün hareketlerine göre belirlendi. Bu geçiş evresinde farklı bölgelerin farklı gün sayımları yapmış olması oldukça muhtemel.

    Pompeii’deki bu basit yazı, insanların zamanı sadece yaşamakla kalmayıp onu bölümlere ayırarak mühürleme ihtiyacının en somut örneği olarak tarihe geçti.