Tag: Süre

  • ABD’den öğrenci ve gazetecilere vize kısıtlaması

    ABD’den öğrenci ve gazetecilere vize kısıtlaması

    ABD İç Güvenlik Bakanlığı, başta yabancı öğrenciler olmak üzere belirli göçmenlik harici vizelerle ülkeye gidenlerin kalabileceği süreye sınırlama getiriyor.

    Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, ABD’ye F (öğrenciler), J (kültürel değişim programıyla ülkeye gidenler) ve I (yabancı gazeteciler) tipi göçmenlik dışı vizeyle girenlerin ülkede kalma sürelerine ilişkin nihai kural belirlendi. Eski sistemde bu kişilerin ABD’de “rutin hükümet denetimi olmadan kalmalarına olanak sağlayan” maddeler kaldırılarak sabit süre sınırlaması getirildi.

    Yeni düzenlemeyle öğrenci olarak veya değişim programıyla ABD’ye giden vize sahipleri, ülkede mevcut programlarının süresi kadar kalabilecek ve bu süre 4 yılı geçemeyecek. Öte yandan, akademik programlarını tamamlamak için ek süreye ihtiyaç duyan vize sahipleri, federal mercilerden uzatma talep edecek.

    Düzenleme gelecek günlerde resmen yayımlanacak ve yayın tarihinden itibaren 60 gün içinde yürürlüğe girecek.

    Açıklamaya göre ABD İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin “Yıllar boyunca yabancı öğrenciler ABD’ye süresiz kabul edildi ve bu da binlerce kişinin ABD’den ayrılmamak için sürekli derslere kaydolarak göçmenlik sistemimizi kötüye kullanmasına olanak sağladı.” değerlendirmesinde bulundu. Mullin, vize sürelerine getirilen yeni sınırlamalarla ABD’de bulunan yabancıların “etkin şekilde taranması, incelenmesi ve izlenmesi” imkanını yeniden kazandıklarını belirtti.

  • Zendaya’dan hayranlarını üzen karar! Bir süre gözlerden uzak kalacak

    Zendaya’dan hayranlarını üzen karar! Bir süre gözlerden uzak kalacak

    Son yılların en başarılı oyuncuları arasında gösterilen Zendaya, kariyerinin en yoğun dönemlerinden birini geride bırakmaya hazırlanıyor. 2026 boyunca The Drama, Euphoria’nın üçüncü sezonu, Christopher Nolan imzalı The Odyssey, Spider-Man: Brand New Day ve Dune: Part Three projelerinde yer alan oyuncu, yoğun temponun ardından dinlenmek istediğini açıkladı.

    New York’ta gerçekleştirilen The Odyssey filminin galasında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Zendaya, tanıtım maratonu sona erdikten sonra nasıl bir planı olduğu sorusuna dikkat çeken bir yanıt verdi. Ünlü oyuncu, “Hiçbir şey yapmayacağım. Kendi halimde olacağım ve biraz geri planda kalacağım.” ifadelerini kullandı.

    Sürekli şehir değiştirmek ve aralıksız seyahat etmenin zihinsel olarak yorucu olduğunu belirten Zendaya, bu yoğun dönemin ardından “Bir süre ortadan kaybolmam gerekiyor.” diyerek gözlerden uzak kalmak istediğini söyledi. Daha önce de hayranlarının kendisini sürekli ekranda görmekten sıkılmasını istemediğini dile getiren oyuncu, beş büyük projesinin vizyon ve yayın süreci tamamlandıktan sonra kendisine zaman ayırmayı planladığını ifade etti.

    Emmy ödüllü oyuncunun açıklamaları kısa sürede sosyal medyada da gündem olurken, birçok hayranı yoğun geçen yılın ardından bu molayı fazlasıyla hak ettiğini belirten yorumlar yaptı. Zendaya’nın kısa aranın ardından Shrek 5 başta olmak üzere yeni projeleriyle yeniden izleyici karşısına çıkması bekleniyor.

    Öte yandan Zendaya, uzun yıllardır birlikte olduğu oyuncu Tom Holland ile bu yıl düzenlenen sade bir törenle dünyaevine girmişti. Yoğun geçen çalışma temposunun ardından oyuncunun vereceği aranın, özel hayatına daha fazla zaman ayırmasına da olanak sağlayacağı konuşuluyor.

  • Yeni Başlangıçlarla Hedeflerinizi Kalıcı Hale Getirin

    Yeni Başlangıçlarla Hedeflerinizi Kalıcı Hale Getirin

    İster bir doğum günü, ister yılın ortası ya da bir pazartesi sabahı olsun, psikologlar bu tür “yeni başlangıç” anlarının davranışlarımızı değiştirme konusunda bizi motive edebileceğini ve hedeflerimizin peşinden gitme olasılığımızı artırabileceğini söylüyor.

    Yılın başında daha fazla kuvvet antrenmanı yapmak ve yeni bir kitap önerisi üzerinde çalışmak gibi niyetlerle yola çıktım, ancak diğer sorumluluklar kısa sürede araya girdi.

    Yılın ikinci yarısına girmişken, bu hedeflere nasıl ulaşacağımı düşünmek için kendimi motive etmek çok zor geliyor. Hayat yoğun ve yeni bir şeye başlamak genellikle başka bir şeyden vazgeçmek anlamına geliyor.

    Eğer sizin de Yeni Yıl kararlarınız yavaş yavaş etkisini kaybediyorsa, yalnız değilsiniz. Yeni bir yılın başlangıcı, yeni hedefler koymak ve alışkanlıklarımızı değiştirmek için iyi bir dönem olsa da araştırmalar, kendimizi yeni hedefler için teşvik etmenin ve bunlara ulaşmamıza yardımcı olacak alışkanlıklar geliştirmenin, istediğimiz anda değişim yaratmanın etkili bir yolu olduğunu gösteriyor.

    Peki aldığımız kararları nasıl kalıcılaştırabiliriz?

    Konuştuğum dört uzman, temel başlangıç noktalarından birinin, iyi alışkanlıklar geliştirmek ve gerçekçi hedefler oluşturmakla birlikte, “yeni başlangıç etkisi”nden yararlanmak olduğunu söylüyor.

    Kanıtlar, bunların birlikte bizi kalıcı değişiklikler yapmaya teşvik edebileceğini gösteriyor.

    ‘Yeni başlangıç etkinizi’ yaratın

    Anlamlı değişiklikler yapabilmek için öncelikle kendinize hedefler belirlemeniz faydalı olur.

    Araştırmalar, birçok Yeni Yıl kararının hayal kırıklığıyla sonuçlandığını ve bazı kaynaklara göre insanların %92’sinin hedeflerine hiçbir zaman ulaşamadığını gösteriyor.

    ABD’deki Pennsylvania Üniversitesi Wharton School’da davranışsal ekonomi profesörü olan ve ‘How to Change’ (Nasıl Değişilir) adlı kitabın yazarı Katy Milkman, bunun yanıltıcı olduğunu söylüyor.

    Ona göre, aynı anda çok sayıda insan değişim yapmaya çalıştığı için başarısızlık oranı gerçekte olduğundan daha yüksek görünebiliyor.

    ABD’de yakın zamanda yapılan bir ankete göre, yeni kararlar alan kişilerin %87’si birkaç hafta sonra bile bu kararların en azından bir kısmını halen sürdürüyordu; yalnızca %13’ü hiç sürdürememişti.

    Birleşik Krallık’ta yapılan bir anket ise Britanyalıların %38’inin 2025 yılında aldığı kararların tamamını yerine getirdiğini, %33’ünün ise bir kısmını yerine getirdiğini ortaya koydu.

    Milkman’a göre bu, belli br zaman için konulan hedefin şaşırtıcı derecede etkili olabileceğini gösteriyor. Ancak bundan yararlanmak için Yeni Yıl’ı beklemeniz gerekmediğini söylüyor; yılın ortası da kendi yeni başlangıç etkinizi yaratmak için iyi bir dönem.

    Aslında haftanın başlangıcı, bir doğum günü ya da yeni bir yıl gibi anlam taşıyan herhangi bir tarih, değişime daha açık olmamızı sağlayabilir.

    Milkman bunu, hedef belirlemeye yönelik bir internet sitesindeki aramaları incelerken keşfetti. Çalışma arkadaşlarıyla birlikte, “diyet” ve ” spor salonuna gitme” gibi aramaların haftanın başlangıcı, ayın başlangıcı veya yeni bir akademik dönemin başlangıcı gibi belirli zamanlarda zirve yaptığını buldu.

    Önemli olan, değişiklik yapmak istediğiniz zamanı belirlemek için belirli bir anı beklemek zorunda olmamanız.

    Milkman’ın ekibi, rastgele bir günü (örneğin pazartesi) olarak değil de, yeni bir zaman diliminin başlangıcı (örneğin ilkbaharın ilk günü) olarak tanımlamanın, insanların bir hedefin peşinden gitmeye başlama olasılığını ve motivasyonunu artırdığını ortaya koydu.

    Bu nedenle, yeni taahhüdünüzü ilişkilendirebileceğiniz bir gün belirlemek, geçmişteki başarısızlıklardan uzaklaşma hissi kazanmamıza yardımcı olabilir. “Yeni başlangıçlar gibi hissettiren bu anlarda, kendimizi geçmişteki halimizden sıyrılmış hissediyoruz. O bölüm kapandı; bu bölüm ise yeni açılıyor.”

    Yeni alışkanlıkların kalıcı olması için istikrarlı olun

    “Yeni başlangıç etkisi” bizi yeni bir hedefe başlamak için harekete geçirebilir, ancak olumlu alışkanlıklar geliştirmek uzun vadeli hedeflerimize ulaşmanın ve bunları sürdürmenin temel bir parçasıdır.

    Birleşik Krallık’taki Surrey Üniversitesi’nde davranış değişikliği konusunda uzmanlaşmış psikoloji profesörü Benjamin Gardner’a göre, hedefler sürekli bilinçli çaba gerektirirken, alışkanlıklar genellikle belirli bir tetikleyicinin etkisiyle fazla düşünmeden gerçekleşir.

    Bu, işe giderken her gün aynı kahveyi sipariş etmek ya da her sabah kahvaltıdan önce 20 dakika egzersiz yapmak gibi davranışları içerebilir.

    Gardner, alışkanlıkların avantajının sürekli irade gücüne duyulan ihtiyacı ortadan kaldırması olduğunu söylüyor:

    “Alışkanlıklar, yapmamız gereken şeyleri tekrar tekrar, üzerinde düşünmek zorunda kalmadan yapmamıza yardımcı olmak için vardır.”

    Ancak iyi alışkanlıkların oluşabilmesi için istikrar kritik önem taşır. Belirli bir davranışın alışkanlık hâline gelmesi ortalama olarak yaklaşık 66 gün sürer; ancak bu süre, söz konusu alışkanlığa bağlı olarak 18 ila 265 gün arasında değişebilir.

    Örneğin, düzenli olarak spor salonuna gitmenin rutin hâline gelmesi yaklaşık altı ay alır.

    Kötü alışkanlıkların yerine daha iyi olanları koyun

    Hedeflerinizi basitleştirmek de yardımcı olabilir. Bir çalışmada araştırmacılar, koşmak, meyve yemek veya mekik çekmek gibi yeni bir günlük alışkanlık edinmeye çalışan katılımcıları takip etti.

    Araştırma, belki de şaşırtıcı olmayan bir şekilde, bir bardak su içmek gibi basit davranışların, 50 mekik çekmek gibi daha zor görevlerden daha kolay uygulanabildiğini ortaya koydu.

    Aynı derecede önemli olan bir diğer nokta da hedeflerinizin önünde engel oluşturan alışkanlıklardan vazgeçmektir. Gardner bunun şaşırtıcı derecede zor olduğunu söylüyor; ancak yerine yenisini koyarak, bırakmak istediğimiz alışkanlıklarımız üzerinde çalışabileceğimizi belirtiyor.

    Ben de altı hafta boyunca şekeri bıraktığımda tam olarak bunu yaptım. Günlük tatlı alışkanlığımın yerine daha sağlıklı bir atıştırmalık koydum ve bunu, şeker isteğim azalıncaya kadar sürdürdüm.

    Gardner, “Kötü bir alışkanlığın yerine daha iyisini benimsemek oldukça faydalı olabilir; çünkü bir süre sonra eski kötü alışkanlığınız yerine yenisini sürdürmeye istekli olursunuz” diyor.

    Bu strateji oldukça etkili olabilir; çünkü yeni alışkanlıkları sürdürme olasılığımız, kaçınmak istediğimiz alışkanlıkları tamamen bırakma olasılığımızdan daha yüksektir.

    Sonuca değil, sürecin kendisine odaklanın

    Yıl ortasındaki yeni bir başlangıç, ilk başta güçlü bir motivasyon sağlayabilir. Ancak uzun vadeli başarı, gerçekten istediğiniz hedefler seçmeye bağlıdır.

    Bu, ABD’de bir yıl boyunca 2.000’den fazla kişiyi takip eden yakın tarihli bir çalışmada ortaya kondu.

    Araştırmacılar, hedeflerine ulaşmak için gereken günlük faaliyetler konusunda heyecan duyan katılımcıların, çabalarını sürdürme olasılığının belirgin biçimde daha yüksek olduğunu tespit etti.

    Chicago Üniversitesi Booth School of Business’ta davranış bilimleri profesörü olan ve çalışmanın ortak yazarları arasında yer alan Ayelet Fishbach, nihai sonuca aşırı odaklanmanın başarıyı baltalayabileceğini söylüyor.

    İnsanların, yapmayı sabırsızlıkla bekledikleri bir şey bulmalarını; sadece sonucu elde etmiş olmayı arzu ettikleri bir şeye yönelmemelerini tavsiye ediyor. “Bu biraz içe bakmayı gerektiriyor” diyor.

    Değişme isteğini kalıcı hâle getirmekte zorlananlar için fiziksel çevremizin etkisini anlamak önemli bir adım.

    East Anglia Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Felix Naughton da “Motivasyon, davranışlarımızı belirleyen unsurlardan yalnızca biridir ve tek başına yeterli değildir” diyor.

    “Örneğin, arkadaşlarınız sigara içmeye devam ediyorsa sigarayı bırakmak son derece zordur” diye ekliyor.

    Naughton, sigara isteğinizin en yoğun olduğu zamanları belirlemeyi öneriyor.

    Aynı yaklaşım, başka alışkanlıklardan kurtulmaya çalışan kişiler için de geçerli olabilir: Kötü alışkanlığınıza dönmeye en yaklaştığınız anları takip edin ve önceden müdahale etmek için planlar yapın.

    Ayrıca hedefleri ölçülebilir hâle getirmenin ve gözden geçirilebilecek somut eylem planları oluşturmanın da faydalı olduğunu söylüyor.

    Ölçülmesi zor bir hedefe kıyasla, 30 günlük bir hedef daha az göz korkutabilir.

    Naughton, “Daha aktif olmak gibi bir hedef oldukça belirsizdir” diyor. “Ancak kendinize önümüzdeki bir hafta boyunca her gün 8.000 adım yürüme hedefi koymanız çok daha ölçülebilir bir hedeftir.”

    Alışkanlık oturduktan sonra, daha ulaşılabilir görünmeye başlar ve bu süreçte beyniniz yeniden şekillenir. “Eğer yemek yedikten sonra sigara içiyorduysanız ve bunu bırakırsanız, zamanla yemek yemek ile sonrasında nikotinin sağladığı ödül arasındaki bağlantıyı zayıflatır ya da ortadan kaldırırsınız” diyor.

    Keyif almanın yollarını arayın

    Milkman, hedeflerimize ulaşma sürecinden keyif almıyorsak, nasıl keyif alabileceğimiz hale getirebileceğimizi düşünmemiz gerektiğini söylüyor.

    “Eğer hedefe ulaşma sürecini keyifli hâle getirmenin bir yolunu bulabilirsek, bu süreç korktuğumuz bir şey olmaktan çıkar ve sabırsızlıkla beklediğimiz bir şeye dönüşür; böylece devam etme olasılığımız önemli ölçüde artar.”

    Bu, daha az keyif aldığımız bir şeyi, sevdiğimiz bir şeyle birlikte yapmak anlamına gelebilir. Örneğin televizyon izlerken kondisyon bisikletine binmek ya da bir arkadaşla birlikte egzersiz yaparak onu sosyal bir etkinliğe dönüştürmek buna örnek olabilir.

    Milkman bir çalışmasında, bir arkadaşla birlikte egzersiz yapmanın, egzersiz yapma olasılığını %35 artırdığını buldu.

    Bir başka çalışmada ise öğrencilerin, egzersiz yaparken sesli kitap dinlemeleri durumunda, spor yapma olasılıklarının daha yüksek olduğunu tespit etti. (Sohbet etmek amacıyla koşmaya gitmekte ısrar etmemin bilimsel bir dayanağı olduğunu artık arkadaşlarıma açıklayabilirim.)

    Motivasyonun düşmesini bekleyin

    Fishbach’ın “orta nokta sorunu” olarak adlandırdığı bir durum var:

    Süreçten keyif alıyor olsanız bile, uzun vadeli bir hedefe yönelik motivasyonunuzu yolun yarısında kaybetmeniz son derece olasıdır.

    Bunun önüne geçmek için, uzun vadeli hedefleri haftalık, hatta günlük hedeflere bölmeyi düşünün.

    İlerlemeyi takip etmek de faydalı. Benim için bu, hâlâ ne kadar yazma ve araştırma yapmam gerektiğine odaklanmak yerine, her gün ulaşılan kelime sayısını fark etmek anlamına geliyor. Aksi hâlde yapılacak işin büyüklüğü moral bozucu gelebiliyor.

    Fishbach’a göre, hedefinize ulaşamadığınız günlerde bunu kişisel bir başarısızlık olarak görmek yerine, neyi değiştirmeniz gerektiğini anlamak için bir öğrenme fırsatı olarak değerlendirmelisiniz.

    Motivasyonumuz düştüğünde bizi ileri taşıyan şey her zaman irade gücü olmayabilir; bunun yerine, süreç boyunca geliştirdiğimiz alışkanlıklar devreye girer.

    Bir şeyi ne kadar sık yaparsak, o davranışın alışkanlık hâline gelme olasılığı o kadar artar. Bunu yapmayı seviyorsak daha da iyi sonuç alırız.

    Benim için bu, sonuca odaklanmak yerine, ağırlık kaldırmayı yavaş yavaş sevmeyi öğrenmek ve zor bilimsel kavramları anlamayı değerli bulmak anlamına geliyor.

  • Başkan Senal’dan devam kararı: “Artık geçmişi geride bırakalım”

    Başkan Senal’dan devam kararı: “Artık geçmişi geride bırakalım”

    Karacabey Belediyespor’da başkanlık krizi beklenenin aksine noktalandı. Bir süre önce görevi bırakmaya hazır olduğunu açıklayan Kulüp Başkanı Ekrem Senal, camiada somut proje sunan ciddi bir aday çıkmayınca görevine devam kararı aldı.

    Ekrem Senal, kişisel ve ailevi yıpranmaya rağmen kulübün belirsizliğe sürüklenmemesi için yönetim kurulunun ortak talebi ve Belediye Başkanı Fatih Karabatı’nın desteğiyle yoluna devam edeceğini duyurdu. Başkan, ortaya atılan iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Artık geçmişi geride bırakıp geleceğe odaklanma zamanıdır” ifadelerini kullandı.

    Başkan Senal, “Bir süre önce, camiamızın bir bölümünün beklentisine saygı duyarak kulüp başkanlığı görevini bırakmaya hazır olduğumu ve bu göreve talip olacak kişi ya da kişilerle görüşmeye açık olduğumu kamuoyuyla paylaşmıştım. Geçen süreçte, Karacabey Belediyespor’umuzu daha ileriye taşıyacak, somut bir proje ve güçlü bir irade ortaya koyan ciddi bir adayın çıkmadığını üzülerek görmüş bulunuyoruz. Yaşanan süreç şahsımı ve ailemi yıpratmış olsa da, kulübümüzün içinde bulunduğu belirsizlik ortamının şehrimize zarar vermemesi adına; yönetim kurulu üyelerimizin ortak talebi ve Karacabey Belediyemizin her zaman olduğu gibi kulübümüzün yanında olduğunu hissettiren Belediye Başkanımız Sayın Fatih Karabatı’nın destek ve iş birliği anlayışı doğrultusunda görevime devam etme kararı aldım. Bugün gelinen noktada, ortaya atılan birçok söylem ve iddianın gerçeği yansıtmadığı, beklentilerin karşılık bulmadığı hep birlikte görülmüştür. Artık geçmişi geride bırakıp geleceğe odaklanma zamanıdır. Bu süreç boyunca bana güvenen, inanan ve desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen tüm Karacabeyli sporseverlere, büyük taraftarımıza ve yönetim kurulu arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum. Şimdi ayrışma değil, birlik olma zamanıdır. Karacabey Belediyespor hepimizin ortak değeridir. Belediye Başkanımız Fatih Karabatı ile el ele, omuz omuza; Yönetimimiz, taraftarımız, iş insanlarımız ve tüm Karacabey olarak tek hedefimiz kulübümüzü hak ettiği noktalara taşımaktır. Tüm şehrimizi, hiçbir bahane üretmeden Karacabey Belediyespor’umuza sahip çıkmaya ve destek vermeye davet ediyorum” dedi. – BURSA

  • Kütahya Belediye Başkanı Kahveci’den mısır büfeleriyle ilgili açıklama

    Kütahya Belediye Başkanı Kahveci’den mısır büfeleriyle ilgili açıklama

    Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, mısır satış büfeleriyle ilgili son günlerde kamuoyunda yaşanan tartışmalarıyla ilgili açıklamasında, belediye tarafından yürütülen işlemlerin hukuka uygun şekilde gerçekleştirildiğini belirtti.

    Başkan Kahveci, Cumhuriyet Caddesi (Sevgi yolu) üzerinde faaliyet gösteren mısır satış büfelerinin farklı hukuki statülerde bulunduğunu belirterek, bir bölümünün belediye tarafından ihale usulüyle kiraya verildiğini, diğer bölümünün ise 10 Temmuz 2007 tarihli ve 1894 sayılı Belediye Encümeni Kararı doğrultusunda yalnızca işgaliye harcı ödeyerek faaliyet göstermeye başladığını hatırlattı. İlerleyen yıllarda bu satış noktaları için büfelerin oluşturulduğunu ve kullanım hakkının işletmecilere verildiğini ifade eden Kahveci, aynı cadde üzerinde benzer faaliyet gösteren işletmelerin farklı hukuki statülerde bulunmasının uygulamada eşitsizlik oluşturduğunu söyledi.

    “Yalnızca işgaliye bedeli ödeyerek faaliyet gösteren bazı büfe işletmecileri alanı tahliye etmedi”

    Bu farklılığın giderilmesi amacıyla harekete geçtiklerini belirten Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, ihale usulüyle kiralanan büfelerin sözleşmelerinin 30 Haziran 2026 tarihi itibarıyla sona erdiğini ve bu işletmelerin tahliye sürecinin herhangi bir sorun yaşanmadan başlatıldığını, yalnızca işgaliye bedeli ödeyerek faaliyet gösteren bazı büfe işletmecilerinin alanı tahliye etmediğini dile getirdi. Cumhuriyet Caddesi için kapsamlı bir çevre düzenleme ve kent estetiği projesi hazırlandığını açıklayan Kahveci, Fen İşleri Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında caddenin daha modern, düzenli ve estetik bir görünüme kavuşturulmasının hedeflendiğini söyledi. Bu projelerin hayata geçirilebilmesi için mevcut kullanım durumunun yeniden değerlendirilmesi ve gerekli idari işlemlerin başlatılmasının zorunlu hale geldiğini ifade etti.

    “Konunun çözümü için birçok kez görüşme yapıldı”

    Başkan Kahveci, belediyenin büfe sahipleriyle uzun süredir diyalog içerisinde olduğunu da belirterek, Şubat 2026’dan bu yana konunun çözümü için birçok kez görüşmeler yapıldığını, işletmecilere süreç hakkında ayrıntılı bilgi verildiğini ve mağduriyet yaşanmaması adına çeşitli alternatif çözümler sunulduğunu açıkladı. Ancak geçen süre içerisinde uzlaşma sağlanamadığını ve belediyenin iyi niyetli girişimlerinin sonuçsuz kaldığını belirtti. Uzlaşı yollarının tükenmesi ve ihale süresi dolan büfelerin de tahliye sürecine girmesi üzerine Kütahya Belediye Encümeni’nin 9 Haziran 2026 tarihli ve 959 sayılı kararıyla, 2007 yılında verilen kullanım izninin kaldırıldığını aktaran Kahveci, söz konusu büfelerin işgal durumunun sonlandırılmasına karar verildiğini bildirdi. Alınan kararın ilgili işletmecilere yasal süreler içerisinde tebliğ edildiğini de sözlerine ekledi.

    Başkan Kahveci açıklamasında, belediyenin yürüttüğü tüm işlemlerin kamu yararını gözetmek, şehir estetiğini sağlamak, hukuki eşitlik ilkesini tesis etmek ve planlanan kentsel düzenleme çalışmalarını hayata geçirmek amacıyla yürürlükteki mevzuata uygun şekilde gerçekleştirildiğini vurguladı. Kütahya’nın daha düzenli, daha adil ve daha estetik bir kent kimliğine kavuşması için çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini belirten Kahveci, süreç boyunca anlayış gösteren ve belediyeye destek veren vatandaşlara teşekkür etti. – KÜTAHYA

  • Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Yönetmeliği Yürürlüğe Girdi

    Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Yönetmeliği Yürürlüğe Girdi

    Sağlık Bakanlığınca ‘Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik’ Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme ile tıbbi bakım sürekliliğini esas alan bütünleşmiş bir hizmet modeli belirlenmiş; evde sağlık, palyatif bakım, aile hekimliği ve yataklı tedavi hizmetlerinin bir arada sunulması hedefleniyor.

    PALYATİF BAKIM HASTALARININ TEDAVİLERİ EV ORTAMINDA SÜRDÜRÜLEBİLECEK

    Yeni düzenleme ile hastaların ev ortamında sürdürülebilir ve güvenli tedavi alabilmesini sağlayacak kapsamlı hizmetler de sisteme dahil edildi. Düzenli ve uzun süre tedavi gerektiren palyatif bakım hastalarının (Yaşamı tehdit eden, kronik, ilerleyici veya tedavisi tamamen mümkün olmayan bir hastalığı bulunan hastalara sunulan hizmetler) tedavi süreçlerinin kesintisiz şekilde sürdürülmesi hedefleniyor. Bu kapsamda; yatışı gerekmeyen hastalarda palyatif bakım hizmetleri, yara ve yanık bakımı, sonda uygulamaları, hastadan gerekli tetkiklerin alınması ve değerlendirilmesi, mama, ilaç, bez raporlarının yenilenmesi, reçetelerin düzenlenmesi ve mümkün olan girişimsel işlemler evde sağlık hizmetleri kapsamında sunulabilecek.

    DÜZENLİ TIBBİ TAKİP İHTİYACI OLAN HASTALARA EVDE SAĞLIK HİZMETİ VERİLEBİLECEK

    Ayrıca sağlık tesislerinde tedavi planı oluşturulan ve ilk uygulaması gerçekleştirilen hastaların, ilgili hekim tarafından uygun görülmesi halinde evde yapılması mümkün olan tıbbi işlemleri sağlık personeli tarafından ev ortamında sürdürülmesine imkan tanındı.

    Böylece kardiyovasküler ve nörolojik hastalıklar, ileri evre kronik hastalıklar, nadir hastalıklar ve benzeri sağlık sorunları nedeniyle düzenli tedavi ihtiyacı bulunan bireylerin tıbbi süreçlerinin kendi yaşam ortamlarında devam ettirebilmesi amaçlamıyor.

    EVDE SAĞLIK HİZMETLERİ İÇİN BAŞVURU KANALLARI ARTIRILDI

    Yönetmelik kapsamında; evde sağlık hizmetlerine başvuru kanalları genişletilmiş, başvuruların hasta veya hasta yakını tarafından ESHİM’e (Evde Sağlık Hizmetleri İletişim Merkezi- 444 3833) ve Bakanlık tarafından belirlenen diğer iletişim kanalları üzerinden kolaylıkla yapılabilmesine imkan tanındı.

    Düzenleme ile evde sağlık hizmeti için ilk kez yapılan başvuruların elektronik bilgi sistemi üzerinden ESKOM’a (Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi) ve eş zamanlı olarak aile hekimliğine iletilmesi amaçlandı. Aile hekimleri uzaktan sağlık hizmeti kullanarak veya hastanın tıbbi geçmişlerini esas alarak talebin evde sağlık veya palyatif bakım kapsamında olup olmadığına karar veriliyor.

    PALYATİF BAKIM VE EVDE SAĞLIK KOORDİNASYON BİRİMLERİ OLUŞTURULACAK

    Sağlık tesisleri bünyesinde palyatif bakım ve evde sağlık koordinasyon birimleri oluşturularak organizasyon süreçleri güçlendirilecek. Koordinasyon birimlerinin Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi ile entegresi sağlanacak hastanelerde palyatif bakım ihtiyacı bulunan hastalar için yer temini ve ihtiyaç duyan hastalara evde sağlık hizmeti ekiplerinin yönlendirilmesi mümkün hale getirilecek.

    Yönetmelik ile palyatif bakım hizmetleri açık şekilde tanımlanarak; hizmet türleri, servis yapılanması, planlama ilkeleri ve hasta yönetim süreçleri ele alındı. Sevk, kabul, taburculuk ve bakım geçiş süreçleri için de uygulamaya yönelik usul ve esasların belirlenmesi sağlandı.

    SAĞLIK BİLGİ SİSTEMLERİ ARASINDA DİJİTAL ENTEGRASYON SAĞLANACAK

    Yönetmelik ile sağlık bilgi sistemleri arasında teknik bağlantılar kurulacak ve elektronik ortamda bütüncül bir hizmet bilgi sistemi oluşturulacak. Bu kapsamda, evde sağlık hizmetlerinin yürütüldüğü ESYS (Evde Sağlık Yönetim Sistemi) merkezli olarak; Aile Hekimliği Bilgi Sistemi (AHBS), Hastane Bilgi Yönetim Sistemi (HBYS), Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi (UHDS) entegrasyon sağlanacak.

    Ayrıca uzaktan sağlık hizmetleri bütünleşmiş bakım modelinin bir parçası haline getirilerek aile hekimleri, evde sağlık ekipleri ve hastaneler arasında dijital iletişim imkanları güçlendirilecek. Bu kapsamda sağlık hizmet sunumunda etkinliğin artırılması, bakım sürekliliğinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir bir sağlık hizmet modelinin oluşturulması hedefleniyor.

  • Şirket resmen duyurdu: GTA 6’nın çıktığı gün tatil yapacaklar!

    Şirket resmen duyurdu: GTA 6’nın çıktığı gün tatil yapacaklar!

    Yıllardır süren büyük bekleyiş nihayet son buluyor ve oyun dünyası tarihinin en büyük çıkışlarından birine sahne olmaya hazırlanıyor. Rockstar Games imzalı GTA 6 için geri sayım sürerken, takvimler 19 Kasım tarihini işaret ediyor.

    Oyun dünyasının dışındaki sektörler bile şimdiden bu büyük güne göre pozisyon almaya başladı. Otomotiv yedek parça ve modifiye alanında faaliyet gösteren Burger Motorsports firması, yayınladığı şirket içi genelgeyle oyunun çıkacağı gün operasyonlarına geçici olarak ara vereceğini duyurdu. Gerekçe ise oldukça tanıdık: Çalışanların önemli bir kısmının o gün işe gelmeyecek olması…

    Şirketin yayınladığı duyuru metnine göre müşteri destek, nakliye, sosyal medya ve sipariş işleme gibi kritik departmanlarda 19 Kasım günü gecikmeler yaşanabilir. Firma, hayatın normale dönmesi için de ilginç bir kıstas belirledi. Yapılan açıklamada, çalışanların haritayı ilk keşif turlarını tamamlaması, en az bir görevi bitirmesi ve ardından gerçek dünyaya dönmesiyle birlikte işleyişin eski haline kavuşacağı belirtiliyor. Bu hamlenin oyunun etrafındaki muazzam heyecana ortak olmak için yapılmış bir espri mi yoksa tamamen gerçek bir kapatma kararı mı olduğunu kestirmek şimdilik güç. Ancak karar gerçek olsa bile bu durum pek şaşırtıcı sayılmaz.

    Şirketlerin iş durdurma planı

    Dünya genelinde milyonlarca insan bu oyunu beklediği için çıkış gününün hayatı adeta durma noktasına getirmesi sürpriz olmayacak. Pek çok çalışanın şimdiden 19 Kasım için izin planları yaptığı bilinen bir gerçek. Dolayısıyla, Burger Motorsports firmasının bu adımı bir şaka olsa bile, önümüzdeki süreçte diğer şirketlerin de benzer kararlar alması ihtimal dahilinde görünüyor.

    Geliştirici ekipten gelen son bilgiler de oyuncuların yüreğine su serpiyor. Yayıncı kuruluş Take-Two Interactive‘in tepe yöneticisi Strauss Zelnick, kısa süre önce yaptığı açıklamada çıkış tarihini yeniden onayladı. Sektörün güvenilir isimlerinden Nate The Hate de beklenmedik ve çok büyük bir felaket yaşanmadığı sürece oyunun kasım ayında raflarda olacağını belirtiyor. Serinin bir önceki oyunu GTA 5’in üzerinden geçen 13 yılın ve 2022’deki resmi duyurunun ardından yaşanan bu uzun bekleyiş, umuyoruz ki yeni bir erteleme haberiyle gölgelenmez.

  • Merakla beklenen 12. Yargı Paketi Meclis’e geliyor. Af olacak mı, işte son durum

    Merakla beklenen 12. Yargı Paketi Meclis’e geliyor. Af olacak mı, işte son durum

    Türkiye’de hukuk sisteminde köklü değişiklikler öngören ve on binlerce kişiyi doğrudan ilgilendiren 12. Yargı Paketi için geri sayım başladı.

    AK Parti milletvekilleri, Grup Başkanı Abdullah Güler başkanlığında, kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen kanun teklifinin çalışmalarını tamamladı.

    Gelecek hafta TBMM Başkanlığı’na sunulması beklenen kanun teklifiyle, Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan’ın açıkladığı 4. Yargı Reformu Strateji Belgesindeki hedef ve faaliyetlere yönelik düzenlemelere gidilecek.

    DURUŞMALAR ARASINDA 3 AYDAN FAZLA SÜRE OLMAYACAK

    Teklifle yargılamaların hızlandırılması, usul ekonomisinin sağlanması ve makul sürede yargılanma hakkının daha etkin biçimde temini amacıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yapılacak değişikliğe göre hukuk yargılamalarında duruşmalar arası süre 3 aydan fazla olamayacak. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek daha uzun süre belirleyebilecek.

    E-DURUŞMA SİSTEMİ

    Yargıda, bilişim teknolojilerinin sağladığı faydalardan daha fazla yararlanılması amacıyla e-Duruşma sisteminin kapsamı genişletilecek, ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma ile yapılacak.

    IBAN PAYLAŞANA HAPİS CEZASI

    Türk Ceza Kanunu’ndaki değişiklikle ise haksız menfaat için hesap bilgilerini başkalarıyla paylaşmak müstakil suç olarak düzenlenecek ve hapis cezası verilecek. Yeni suç ihdası dolayısıyla hesap bilgilerini başkalarıyla paylaşanlar ve bu hesapları dolandırıcılıkta kullanılanlar “nitelikli dolandırıcılık” yerine yeni suç kapsamında cezalandırılacak.

    Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması amacıyla bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin sadece görevsiz veya yetkisiz olduğu gerekçesiyle Yargıtay’ın bozma kararı veremeyeceğine yönelik düzenleme yapılacak.

    Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları doğrultusunda, hukuki boşlukların doldurulması amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılacak.

    İNFAZ DÜZENLEMESİ OLACAK MI?

    Kamuoyunda en çok merak edilen ” Genel af çıkacak mı?” sorusuna ilişkin daha önce Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten yanıt gelmişti.

    Gürlek, “İnfazla ilgili bir düzenleme yok.” demişti.

  • Jüpiter’in uydusunda tespit edilen yaşam, Dünya’dan mı gitti?

    Jüpiter’in uydusunda tespit edilen yaşam, Dünya’dan mı gitti?

    Yaşamın milyarlarca yıl önce okyanus tabanındaki hidrotermal bacalarda filizlendiği fikri, bilim dünyasında uzun süredir kabul görüyor. Ancak bazı araştırmacılar, hayatın kökenini sadece kendi gezegenimizle sınırlandırmak istemiyor.

    Kozmik tozlar, asteroitler ve kuyruklu yıldızlar vasıtasıyla mikroorganizmaların uzayda seyahat edebileceğini öne süren panspermia hipotezi, son dönemde ilginç bir yön değişimi yaşadı. Genelde yaşamın dışarıdan dünyamıza yaşam taşındığı düşünülürken, yeni bir matematiksel modelleme tam tersi bir senaryoyu gündeme getirdi. Tiflis Özgür Üniversitesi’nden araştırmacı Zaza Osmanov, International Journal of Astrobiology dergisinde yayımlanan çalışmasında, Jüpiter’in uydusu Europa’daki olası mikrobiyal hayatın kaynağının doğrudan Dünya olabileceğini iddia ediyor.

    Peki dünyadaki organizmalar milyonlarca kilometre ötedeki bir uyduya nasıl ulaşabilir? Geçmiş çalışmalar, atmosferin üst katmanlarındaki toz taneciklerinin, uzaydan gelen kozmik parçacıklarla çarpışarak gezegenin kütle çekiminden kurtulabileceğini kanıtlamıştı. Profesör Osmanov, Dünya üzerinde yaşamın en az 3,55 milyar yıldır var olduğunu hatırlatarak gezegenimizin bu süre boyunca uzay boşluğuna sürekli biyolojik materyal fırlattığını hesapladı. Kalın buz kütlesinin altında devasa okyanuslar barındıran Europa ise bu transfer için en uygun hedef olarak seçildi. Bilim insanı, bakterileri içinde koruyabilecek büyüklükteki tozların yörünge rotalarını ve Jüpiter sistemine varış sürelerini içeren kapsamlı bir simülasyon hazırladı. Hesaplamalarda, çarpışma sırasındaki aşırı ısınmaya rağmen mikropların canlı kalabileceği kritik dengeler de tek tek formüle edildi.

    Komşu gök cisimleri arasında mikrobiyal takas

    Hazırlanan matematiksel modelleme, Europa’nın 30 ila 80 milyon yıl yaşındaki dinamik yüzeyine bu dönemde Dünya kaynaklı katrilyonlarca parçacığın çarptığını gösteriyor. Osmanov’un teorisine göre, bu organik maddeler buz çatlaklarından sızıp alttaki okyanusa ulaştıysa, şu an o karanlık sularda tamamen Dünya kökenli bir mikrobiyal yaşam gelişmiş olabilir.

    Tabii ki bu durum, bakterilerin uzay radyasyonuna ve dondurucu soğuğa ne kadar dayanabileceği sorusunu da beraberinde getiriyor. Yine de uzmanlar Güneş Sistemi içindeki bu yerel biyolojik transferi imkansız görmüyor. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) bünyesinde çalışan gezegen bilimci Profesör Ben Weiss, gezegenlerin biyolojik olarak birbirine tamamen kapalı olmadığını belirtti. Hatta Mars’tan Dünya’ya milyarlarca ton kaya parçasının taşındığı, bazen yumruk büyüklüğündeki bir Mars taşının sadece bir yılda dünyamıza ulaştığı biliniyor. Gezegenimizin kendi yaşamını dışarıya ihraç edip etmediği, önümüzdeki yıllarda Europa’ya düzenlenecek yeni uzay seferleriyle kesin olarak anlaşılacak.

  • Adana’da Karabağ Filmiyle Kardeşlik Vurgusu

    Adana’da Karabağ Filmiyle Kardeşlik Vurgusu

    ADANA’da, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Milli Kurtuluş Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte, yönetmenliğini Saida Hakverdiyeva’nın yaptığı ve Karabağ’da yaşananları anlatan ‘Eski Bavullar’ filminin gösterimi yapıldı.

    Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Milli Kurtuluş günü dolayısıyla Polis Eşleri Derneği Adana Şube Başkanı Sanem Arıkan’ın koordinasyonunda, Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Adana İl Emniyet Müdürlüğü’nün iş birliğinde hazırlanan kültür ve sanat etkinliği düzenlendi. Çeşitli kurum ve kuruluşların da katkı sunduğu, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki köklü kardeşlik bağlarını pekiştiren etkinliğe Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mevlüt Karakaya, Türkiye-Azerbaycan Dostluk, İş Birliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) Başkanı Prof. Dr. Aygün ATTAR, Azerbaycanlı yönetmen Saida Hakverdiyeva, Polis Eşleri Derneği üyeleri, şehit ve gazi ailelerinin eşleri ve çocukları, Adana Emniyet Müdürlüğünde görevli personeller ile Azerbaycan’dan gelen konuklar katıldı.

    Programda konuşan Polis Eşleri Derneği Adana Şube Başkanı Sanem Arıkan, ‘Eski Bavullar’ filmini gözyaşlarıyla izlediğini ifade etti. Filmde emeği geçen herkese teşekkür eden Arıkan, “Azerbaycan da yaşayan kardeşlerimiz ve biz aynı tarihten beslenen, aynı dili aynı kültürü paylaşan, aynı acılarda gözyaşı döken ve aynı sevinçlerde tek yürek olan bir millet iki devletiz. Karabağ da birinin ayağına taş değse burada bizim yüreğimiz yanar gözümüz yaşarır. Çünkü biz başka bayraklar altında yaşasak da Bahtıyar Vahapzade’nin şiirlerinde söylediği gibi aynı kökten filiz veren bir çınarın dallarıyız.” diye konuştu.

    Etkinlikte, Saida Hakverdiyeva’nın yönettiği, Karabağ’da yaşanan işgal süreci, Azerbaycan halkının yıllar süren mücadelesi ve topraklarını yeniden özgürlüğüne kavuşturma süreci, kadınların gözünden etkileyici bir anlatımla beyaz perdeye yansıtıldı. Filmde, 30 yılı aşkın süre devam eden işgalin Azerbaycan halkı üzerinde bıraktığı izleri ve elde edilen zaferin anlamını duygu yüklü sahnelerle izleyicilere aktarıldı. Katılımcılar, film gösterimi boyunca duygu dolu anlar yaşarken, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki dostluk, kardeşlik ve dayanışma ruhunu bir kez daha hissetme imkanı buldu.

    MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Mevlüt Karakaya, yaptığı konuşmada, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki sarsılmaz kardeşliği, ortak hafızayı ve kader birliğini bir daha yaşamak anmak için bir araya geldiklerini söyledi. Karabağ’ın acısını birlikte hissettiklerini ve zaferini de birlikte yaşadıklarını belirten Karakaya, şunları kaydetti:

    “Şuşa’da dalgalanan bayrak yalnızca Azerbaycan’ın değil bütün Türk dünyasının ortak gururudur. Bu film bize şunu hatırlatır, bir millet toprağını kaybedebilir fakat hafızasını inancının özgürlük iradesini kaybetmediği sürece yeniden ayağa kalkar, toprağını da alır. Her şeyine yeniden sahip olur. 30 yılı aşkın hasretin ardından Karabağ yeniden özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu zafer sabrın inancın ve birlik ruhunun destanıdır.”

    Program sonunda filmin yapımında emeği geçen kişilere plaket takdim edilirken, Hakverdiyeva’ya kültürler arası diyalog, kardeşlik ve barışın güçlendirilmesine sunduğu katkılar dolayısıyla ‘2026 Küresel Barışa Katkı Ödülü’ verildi. Ödül töreninin ardından Korolar Federasyonuna bağlı Nazende Çoksesli Türk Müziği Derneği Korosu tarafından seslendirilen eserler büyük beğeni topladı.

    Kültür ve sanatın birleştirici gücünün ön plana çıktığı etkinlik, günün anısına çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.