Tag: Şirket

  • Apple iş görüşmelerini gösterdi, OpenAI’a dava açtı

    Apple iş görüşmelerini gösterdi, OpenAI’a dava açtı

    Apple, çalışanlarıyla yapılan iş görüşmeleri aracılığıyla şirketin araçları, süreçleri ve henüz piyasaya çıkmamış ürünleri hakkındaki gizli bilgilere erişmeye ve bunları çalmaya çalışmakla suçladığı OpenAI’a karşı dava açtı.

    Dün California’daki bir federal mahkemede açılan davada Apple, OpenAI ile iki eski çalışanını şirketin gizli bilgilerini çalmakla suçladı. Dava dilekçesine göre bu çalışanlar, OpenAI’a katıldıklarında söz konusu bilgileri ChatGPT’nin geliştiricisine aktardı.

    Eski çalışanlardan Tang Yew Tan, Apple’da 24 yıl görev yaptı. iPhone ve Apple Watch ürün tasarımından sorumlu başkan yardımcısı olarak çalışan Tan, daha sonra OpenAI’a katılarak şirketin donanımdan sorumlu üst yöneticisi oldu.

    Davada adı geçen diğer eski çalışan Chang Liu ise Apple’da sekiz yıl kıdemli sistem elektrik mühendisi olarak çalıştıktan sonra OpenAI’a geçti.

    Apple’ın avukatları, cuma günü sundukları dava dilekçesinde OpenAI’ın Apple çalışanlarına iş görüşmelerine tasarım prototipleri, araçlar veya tedarikçilerle yapılan yazışmalar gibi şirkete ait bilgileri getirmeleri yönünde “talimat verdiğini” belirtti.

    Avukatlara göre bunun amacı, çalışanların yaptıkları işlerin ayrıntılarını “açıklamalarını” sağlamaktı.

    Apple’ın avukat ekibi dilekçede şu ifadelere yer verdi:

    “Apple bu davayı hafife alarak açmıyor. Apple, dünyanın en rekabetçi pazarlarında faaliyet gösteriyor ve yeniliklerini somutlaştıran en iyi ürün ve hizmetleri yaratmaya ve piyasaya sunmaya odaklanıyor. Ancak ticari sırlarının çalınmasına göz yumamaz. Apple, şu ana kadar gördüğü kaygı verici kanıtlar karşısında başka seçeneği olmadığı sonucuna vardı.”

    Apple’ın avukatları, öne sürülen bilgi hırsızlığı nedeniyle OpenAI’ın donanım faaliyetlerinin “artık en dayanıksız temeller üzerinde durduğunu ve hukuka aykırı biçimde ele geçirilen ticari sırlara dayanması nedeniyle özüne kadar çürüdüğünü” savundu.

    Apple’a göre şirketin 400’den fazla eski çalışanı OpenAI bünyesinde görev yapıyor.

    OpenAI sözcüsü, şirketin “başka şirketlerin ticari sırlarıyla ilgilenmediğini” söyledi.

    Sözcü sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dünyanın her yerindeki insanlara güç kazandıran yenilikçi teknolojiler geliştirmeye odaklanmayı sürdürüyoruz.”

    Dava, ilk kez 2024’te ChatGPT’yi Apple cihazlarına entegre etmek amacıyla ortaklık kuran iki teknoloji şirketi arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde açıldı.

    Mayıs ayında yayımlanan haberlerde, Apple ile OpenAI arasındaki ortaklığın gerildiği ve OpenAI’ın anlaşmadan beklediği yararları elde edemediği gerekçesiyle hukuki girişimde bulunmayı değerlendirdiği belirtilmişti.

    Apple’ın dava dilekçesine göre Liu, geçen ocak ayında şirketten ayrılırken cihazlarını iade ettiğini teyit etmedi ve bu konuda görüşme planlamadı.

    Apple’ın avukatları, Liu’nun şirket tarafından verilen iş dizüstü bilgisayarını yanında götürdüğünü belirtti. Dilekçeye göre Liu, OpenAI’da çalışmaya başladıktan sonra da bilgisayara erişti ve eski bir Apple çalışma arkadaşına gönderdiği mesajda bunu “kutladı.”

    Apple, Liu’nun sonraki haftalarda OpenAI için geliştirme çalışmaları yürütürken donanımla ilgili onlarca gizli Apple dosyasına eriştiğini ve bu dosyaları indirdiğini öne sürdü.

    Dava dilekçesine göre Liu ayrıca Apple’dan ayrılmaya hazırlanan eski bir çalışma arkadaşına, şirketin incelemesinden nasıl kaçınabileceği konusunda yol gösterdi.

    Apple, yürüttüğü soruşturmada başka eski çalışanların da OpenAI’a geçerken şirkete ait gizli bilgileri kişisel e-posta hesaplarına gönderdiğini belirtti. Şirkete göre bazı eski çalışanlar, ticari sır niteliğindeki bu bilgileri donanım geliştirme çalışmalarında kullandı.

    Dava dilekçesinde Tan, Apple’dan ayrılmadan önce OpenAI veya şirketin iş birliği yaptığı taraflarla görüşmekle suçlandı.

    Apple ayrıca Tan’ın bir tedarikçiyle yapılan şirket toplantılarını görüştüğünü ve Apple’ın tedarikçileri hakkındaki bilgileri kendi e-posta hesabına gönderdiğini öne sürdü.

    Dilekçeye göre Tan, OpenAI’da çalışmaya başladıktan sonra ChatGPT’nin geliştiricisindeki görevler için görüştüğü Apple çalışanlarından şirket içi bilgiler edinmeye çalıştı.

    Apple, Tan’ın adaylara henüz duyurulmamış Apple ürünlerinin hangi aşamada olduğunu sorduğunu belirtti. Dilekçeye göre Tan ayrıca adaylardan “gösterip anlatma” oturumları için “gerçek parçalar” getirmelerini istedi.

    Dava dosyasında, Apple’ın soruşturmasının ilk aşamalarında, şubat ayında OpenAI’a kaygılarını ilettiği de belirtildi.

    Apple, OpenAI’ın bu kaygılara yanıt vermediğini öne sürdü.

  • Anthropic ilaç geliştirmeye başladı: İlk hedef kimsenin yatırım yapmadığı hastalıklar

    Anthropic ilaç geliştirmeye başladı: İlk hedef kimsenin yatırım yapmadığı hastalıklar

    Yapay zekâ şirketi Anthropic, sağlık alanındaki çalışmalarını yeni bir aşamaya taşıdı. Şirket, ilaç sektörüne yönelik yapay zekâ araçları geliştirmenin yanında kendi ilaç keşif programını da başlattığını duyurdu. Böylece sağlık pazarına giren teknoloji şirketleri arasına bir yenisi daha eklendi.

    İlk hedef göz ardı edilen hastalıklar

    San Francisco’da düzenlenen etkinlikte konuşan Anthropic Yaşam Bilimleri Başkanı Eric Kauderer-Abrams, şirketin ilk olarak büyük ilaç firmalarının yeterince ilgi göstermediği hastalıklara odaklanacağını söyledi.

    Şirket, ticari açıdan öncelikli görülmeyen alanlarda yeni tedavi seçenekleri bulmayı amaçlıyor.

    “Doğru araçları geliştirmek için sürecin içinde olmalıyız”

    Kauderer-Abrams, yalnızca yapay zekâ modeli geliştirmekle yetinmek istemediklerini belirtti. Şirketin ilaç geliştirme sürecine doğrudan katılarak deneyim kazanacağını ifade etti.

    Anthropic’e göre bu yaklaşım, ilaç şirketlerinin ihtiyaçlarını daha iyi anlamayı ve geliştirilen yapay zekâ araçlarını gerçek kullanım senaryolarına göre şekillendirmeyi sağlayacak.

    Bulunan aday ilaçlarla ne yapılacak?

    Anthropic, keşfedilecek olası ilaç adaylarının nasıl değerlendirileceğine ilişkin henüz bir açıklama yapmadı. Normal şartlarda umut veren ilaç adayları, güvenlik ve etkinliklerinin ölçülmesi için klinik deneylerden geçiyor.

    Şirket sözcüsü ise Anthropic’in kamu yararı odaklı bir şirket olduğunu belirterek, ticari açıdan geri planda kalan ancak hastalara fayda sağlayabilecek projeleri seçebildiklerini söyledi.

    Anthropic, çalışmaların henüz başlangıç aşamasında olduğunu ve ilerleyen dönemde daha fazla bilgi paylaşacağını da ekledi.

    Teknoloji şirketleri sağlık alanında büyümek istiyor

    Teknoloji şirketleri uzun süredir sağlık sektöründe yer almaya çalışıyor. Google’ın çatı şirketi Alphabet, Apple ve Amazon bu alanda farklı yatırımlar yaptı. Amazon, One Medical ve PillPack satın almalarının ardından sağlık hizmetlerini Amazon Health Services çatısı altında toplamıştı.

    Claude Science ile bağlantılı olacak

    Anthropic’in yeni girişimi, kısa süre önce tanıtılan Claude Science platformuyla da bağlantılı olacak. Şirket, ilaç firmalarına yapay zekâ çözümleri sunarken aynı zamanda kendi yürüttüğü araştırmalardan elde ettiği deneyimi bu ürünlere yansıtmayı planlıyor.

    Anthropic yetkilileri, hedeflerinin hem göz ardı edilen hastalıklar üzerinde çalışmak hem de yaşam bilimleri şirketlerine yönelik yapay zekâ araçlarını geliştirmek olduğunu söylüyor.

  • Yapay zekanın yeni çılgınlığı: Havuzda ultrason taraması

    Yapay zekanın yeni çılgınlığı: Havuzda ultrason taraması

    Bir dönem herkesin sosyal medyada profil fotoğrafı yaptığı Midjourney yapay zekasını hatırlarsın. Şirket şimdi tamamen kabuk değiştiriyor ve rotasını sağlık sektörüne çeviriyor. Yayınladıkları yeni blog yazısında, kulağa çılgınca gelen yeni bir proje açıkladılar: MR cihazlarından çok daha hızlı çalışan bir vücut tarama teknolojisi.

    Havuzda dinlenirken vücudunuzu taratın

    Midjourney, bu teknolojiyi San Francisco’da açacağı lüks bir spada kullanmak istiyor. Şirketin hayalindeki sistem geleneksel tıbbi cihazlara hiç benzemiyor. Şirket, loş ışıklı bir havuzun içine girmenizi ve suyun altındaki yarım milyon küçük sensörün ses dalgalarıyla vücudunuzu bir dakikadan kısa sürede taramasını planlıyor. Bu minik sensörler, tıpkı yunusların yön bulma yöntemi gibi ses dalgaları yayarak çalışacak ve içeride ne var ne yoksa 3 boyutlu bir haritaya dönüştürecek.

    Henüz fikir aşamasında

    Tabii ki buradaki anahtar kelime “planlıyor”. Şirket, bu projenin şu an tam olarak hangi aşamada olduğunu net şekilde açıklamıyor. Hatta ortada büyük bir yazılım ve hesaplama sorunu olduğunu da kabul ediyorlar. Çünkü sensörlerin topladığı saniyelerce süren devasa veriyi anlamlı ve sabit bir görüntüye dönüştürmeyi henüz tam olarak çözebilmiş değiller.

    Gelecek planları

    Şirket, insanların korkutucu ve gürültülü MR cihazları yerine rahatlatıcı spa ortamlarını tercih edeceğini düşünüyor. San Francisco’daki ilk merkezlerini önümüzdeki yılın sonuna kadar açmayı hedefliyorlar. Sonraki adımda ise bu cihazlardan elde edecekleri ilk test sonuçlarını Amerikan Gıda ve İlaç Dairesine (FDA) sunarak resmi onay almayı ve 2028’den itibaren diğer şehirlere de yayılmayı planlıyorlar.

  • Can Holding soruşturması. Remzi Sanver tahliye edildi

    Can Holding soruşturması. Remzi Sanver tahliye edildi

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Can Holding yetkilileriyle ilgili “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “yönetme”, “kurulan örgüte üye olma”, “suçtan elde edilen mal varlığı değerlerini aklama” ve “nitelikli dolandırıcılık” suçlarına yönelik başlatılan soruşturma sürüyor.

    Can Holding soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve tutuklanarak cezaevine gönderilen eski Bilgi Üniversitesi Rektörü Remzi Sanver hakkında tahliye kararı verildi.

    NE OLMUŞTU?

    Soruşturmanın ikinci dalga operasyonunda gözaltına alınan aralarında Remzi Sanver’in de olduğu 26 şüpheliden 11’i tutuklanmıştı.

    Hakimlik, şüphelilerden 11’i hakkında “yurt dışı çıkış yasağı” ve “imza atma” şeklinde, 3 şüpheli hakkında ise “konutu terk etmeme” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetmişti.

    SORUŞTURMANIN GEÇMİŞİ

    Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Can Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirketler üzerinden suç işlemek amacıyla örgüt kurulduğu, bu örgüt aracılığıyla “nitelikli dolandırıcılık”, “vergi kaçakçılığı”, “kaynağı belirsiz gelirlerin şirket hesaplarına sokulması”, “suçtan elde edilen gelirlerin aklanması”na yönelik çok yönlü eylemlerin gerçekleştirildiği öne sürülmüştü.

    Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları ile mali denetim birimlerinin düzenlediği inceleme raporlarıyla soruşturma başlatılmıştı.

    Soruşturma kapsamında Can Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirketler üzerinden kaynağı belirsiz yüklü tutarda para girişlerinin yapıldığı, bu paraların çeşitli şirketler arasında aktarılarak izlerinin gizlenmeye çalışıldığı, faturasız işlemler ve sahte belge düzenlemeleriyle vergi yükümlülüğünün azaltıldığı iddia edilmişti.

    Holding yapısı altında kurulan çıkar amaçlı suç örgütünün Kemal Can ve Mehmet Şakir Can liderliğinde hareket ederek aynı faaliyet alanlarında çok sayıda şirket kurmak suretiyle denetim ve takip mekanizmalarını zorlaştırdığı, yönetim kurullarında değişiklikler yapıp sorumluluğu örgüt üyeleri arasında dağıttığı ve bu yolla hukuki yaptırımlardan kaçmayı hedeflediği ileri sürülmüştü.

    Ayrıca ticari faaliyeti bulunmayan şirketlerde nakit sermaye artırımı yapıldığı, sermaye artırımlarının kaynağı olarak ortaklara borçlar hesabının gösterildiği, bu borçların gerçeği yansıtmadığı, ortaklara borçlar hesabında görülen tutarların 7256 sayılı “Varlık Barışı Kanunu” kapsamında şirkete yeniden yatırıldığı, gerçekleştirilen bu işlemlerin, kanunun amacına aykırı şekilde suçtan sağlanan gelirin sisteme dahil edilmesi ve aklanması niteliğinde olduğu iddiasında bulunulmuştu.

    MASAK raporlarıyla elde edilen bulgular doğrultusunda suç örgütünün “nitelikli dolandırıcılık”, “kaçakçılık” ve “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” gibi öncül suçlardan elde ettiği yasa dışı gelirler aracılığıyla ticari hacmini genişlettiği, eğitim, medya, finans ve enerji gibi stratejik sektörlerde şirket alımları, hisse devirleri ve yatırım faaliyetlerinin doğrudan suç gelirleriyle finanse edildiği, bu yolla örgütün hem ekonomik gücünü artırmayı hem de kamuoyu nezdinde meşruiyet kazanmayı hedeflediği kaydedilmişti.

    121 ŞİRKETİN MAL VARLIĞINA EL KONULDU

    Soruşturma kapsamında 121 şirketin mal varlığına el konulmuş ve TMSF kayyum olarak atanmış, 10 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti. İstanbul Jandarma Komutanlığı ekipleri, düzenledikleri operasyonda aralarında Can Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kenan Tekdağ’ın da bulunduğu 6 şüpheliyi gözaltına almıştı.

    Adliyeye gönderilen ve savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden D.Ç, D.C, M.K. ve K.Ç. “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” ve “kara para aklama” suçlarından, C.C. ise “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçundan tutuklanmış, şüpheli Tekdağ ise aynı suçlardan “ev hapsi” ve “yurt dışı çıkış yasağı” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle hakimliğe gönderilmişti.

    Hakimlik, D.Ç, D.C, M.K, K.Ç. ve C.C’nin üzerine atılı suçlardan tutuklanmasına, şüpheli Kenan Tekdağ hakkında ise “ev hapsi” ve “yurt dışı çıkış yasağı” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.

    Öte yandan Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma dosyasını yetkisizlik nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na göndermişti.

    Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Can Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Can da “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme” ve “malvarlığı değerlerinin gayrimeşru kaynağını gizlemek” suçlarından sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.

  • Taşeron İşçiler İBB’yi Protesto Etti

    Taşeron İşçiler İBB’yi Protesto Etti

    Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonuna (TÜRK-İŞ) bağlı Tüm Taşıma İşçileri Sendikası (TÜMTİS) üyeleri, taşeron işçilerin toplu iş sözleşmesinden doğan haklarının ödenmediği gerekçesiyle yaptığı eylemde İstanbul Büyükşehir Belediyesini (İBB) protesto etti.

    İBB’nin cenaze hizmetleri, süt dağıtımı, servis ve makam gibi alanlarında şoförlük yapan alt işveren şirketi Platform Turizm AŞ’de çalışan işçiler, belediyenin Saraçhane’de bulunan Başkanlık binasının yanındaki 50. Yıl Parkı’nda bir araya geldi.

    “Toplu iş sözleşmesi eksiksiz uygulansın, taşeron işçiler kadroya alınsın” pankartı açan işçiler, “Taşeronun kölesi olmayacağız” ve “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” sloganları attı.

    İşçilerin bağlı olduğu TÜMTİS İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Ersin Türkmen, yaptığı açıklamada, alt işveren şirketi işçisi şoförlerin, belediye işçileriyle yıllardır aynı işi yapmalarına rağmen “üvey evlat” muamelesi görmeye devam ettiğini söyledi.

    İBB bünyesinde yaklaşık 100 bin çalışan bulunduğunu, bunların bir bölümünün memur, bir bölümünün kadrolu işçi olduğunu, bir bölümünün ise belediye iştiraki şirketlerde görev yaptığını hatırlatan Türkmen, şöyle devam etti:

    “Ancak hala az sayıda bir grup çalışan da taşeron şirketlerin kadrosunda gösterilmektedir. Platform Turizm AŞ bünyesinde çalışan ve sendikamız üyesi olan 524 işçi de bu taşeron şirket çalışanı olanlar arasındadır. İçlerinde 20 yılı aşkın süredir İBB hizmetinde çalışan arkadaşlarımız bulunmaktadır. Yıllardır verilen sözlere rağmen taşeron işçiler, belediye şirketleri bünyesine alınmamış, aynı işi yaptıkları çalışma arkadaşlarından farklı uygulamalara maruz bırakılmıştır.”

    Taşeron işçilerin, yıllardır hak ettikleri değeri görmediğini ve emeklerinin karşılığını alamadığını belirten Türkmen, “İş yerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesine rağmen, işçilerin hakları sistematik biçimde ihlal edilmektedir. Sendikamızın yetkili olduğu iş yerinde ikinci yıl ücret zamları eksik uygulanmaktadır. Toplu iş sözleşmesi gereğince gece çalışmasından sayılan saatlerin ücretinin yüzde 10 zamlı ödenmesi gerekirken yaklaşık 8 aydır bu ödeme yapılmamaktadır.” ifadelerini kullandı.

    Fazla mesai uygulamalarında da ciddi hak kayıpları yaşandığına işaret eden Türkmen, “İşçiler yoğun şekilde fazla mesai yapmalarına rağmen şirket tarafından keyfi sınırlar belirlenmekte ve fazla çalışma ücretleri eksik ödenmektedir. Toplu iş sözleşmesinde ‘hafta sonu çalışmalarının yüzde 100 zamlı ödeneceği’ açıkça belirtilmesine rağmen, hafta sonu yaptırılan fazla mesailer için yüzde 60 olan hafta içi mesai ücreti ödenmektedir.” diye konuştu.

    “Eksik ödenen ücretler ve alacaklar derhal işçilere ödenmelidir”

    Belediye işçilerinin haftada 40 saat, taşeron işçilerinin ise haftada 45 saat çalıştığına değinen Türkmen, buna karşın taşeron işçilerinin, belediye şirketi çalışanlarının ücretlerinin yarısını aldığını vurguladı.

    Türkmen, şunları kaydetti:

    “Kimi 20 yıllık kimi daha kısa süreli olmak üzere yıllardır İBB bünyesinde çalışan bu işçilere defalarca kadro sözü verilmiştir. Ancak verilen sözler tutulmamış, taşeron işçiler yıllardır belirsizlik ve eşitsizlik içerisinde çalışmaya mahkum edilmiştir. Sendikamız tarafından, Platform Turizm AŞ ve İBB yetkilileriyle defalarca görüşmeler yapılmış, sorunların çözümü ve toplu iş sözleşmesinin eksiksiz uygulanması talep edilmiştir. Ancak ne şirket yönetimi ne de belediye yetkilileri bugüne kadar kalıcı bir çözüm üretmemiştir. İşçilerin haklı talepleri görmezden gelinmiş, toplu iş sözleşmesinin hükümleri uygulanmamıştır.”

    Ayrıcalık değil eşitlik istediklerini, lütuf değil haklarını talep ettiklerini dile getiren Türkmen, “Taleplerimiz açıktır. Toplu iş sözleşmesinin tüm hükümleri eksiksiz uygulanmalıdır. Eksik ödenen ücretler ve alacaklar derhal işçilere ödenmelidir. Gece çalışma ücretleri, fazla mesai ücretleri ve geçici görev yollukları sözleşmeye uygun şekilde ödenmelidir. Platform Turizm işçileri banka promosyonu dahil diğer belediye çalışanlarının yararlandığı tüm haklardan eşit şekilde yararlanmalıdır.” dedi.

    Türkmen, taşeron işçilerin kadro sorunu çözülene ve hakları eksiksiz teslim edilene kadar mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini belirtti.

    TÜRK-İŞ İstanbul 1. Bölge Başkanı Halil Faki Erdal ise işçilerin haklarını alabilmesi için bugün basın açıklaması yaptıklarını, gerekirse oturma eylemi gerekirse de açlık grevi yapacaklarını söyledi.

  • Trump’ın telefon markasında skandal: Kişisel bilgiler sızdırıldı

    Trump’ın telefon markasında skandal: Kişisel bilgiler sızdırıldı

    ABD Başkanı Donald Trump’ın sahibi olduğu tepe şirket Trump Organization’ın çıkaracağı akıllı telefon “Trump Mobile”, daha piyasaya çıkmadan skandala karıştı. Akıllı telefonu satın almak isteyen yaklaşık 27 bin kişinin kişisel bilgilerinin güvenlik açığı ile sızdırıldığı ortaya çıktı.

    Telefon şirketi “Trump Mobile”, yaptığı açıklamada ön sipariş formlarını dolduran kişilerin tam adları, adresleri ve telefon numaralarının ifşa edildiğini sorunun “bağımsız siber güvenlik uzmanlarının yardımıyla” araştırıldığını duyurdu.

    Şirket, Trump Mobile’ın sistemlerinin ve altyapısının doğrudan tehlikeye atılmadığını iddia ederken soruşturmanın devam ettiğini belirtti. Kredi kartı ve bankacılık bilgileri gibi hassas verilerin sızan bilgiler arasında yer almadığı ifade edildi.

    Trump Mobile, müşterilerini ise uyardı. Siparişlerle ilgili şüpheli e-postalar, aramalar veya kısa mesajlar konusunda dikkatli olmaları gerektiği uyarısı yapılırken şirketin “müşterilerden ödeme bilgileri, şifreler veya diğer hassas bilgileri telefon ya da e-posta yoluyla vermelerini istemeyeceğini” belirtti.

    Trump Mobile’ın açığını keşfeden kişinin Avustralyalı bir programcı olduğu belirtilirken bu kişinin şirkete ulaşarak uyarıda bulunduğu ifade edildi. Buna göre Trump Mobile’ın web sitesi çok yaygın bir e-ticaret modeli kullandığı, sitede kullanılan kodlamanın açıklarının olduğu satın alma işlemine devam etmeyenlerin dahi verilerinin kaydedildiği ifade edildi.

    Altın renkli ve Trump isimli telefonun 2025 yılı sonuna kadar piyasaya sürülmesi bekleniyordu ancak şirketin bunu ABD hükümetinin kapanmasına bağlayarak ertelediği açıklanmıştı.

    Telefonun tamamen ABD yapımı olacağı lanse edilirken, teknoloji uzmanları, Android işletim sistemiyle çalışacak olan cihazın aslında Çin’de üretileceğini iddia etmişti.

    Trump’ın telefonu için 100 dolarlık depozito ödeyen bazı kullanıcıların ödemesinin üzerinden bir yıl geçtiği, ancak telefon teslimatının henüz yapılmadığı ifade edilirken kimi analistler bu telefon projesinin gerçeleşemeyeceğini savunuyor.

  • Take-Two, GTA 6 ile tarihinin en büyük gelirini bekliyor

    Take-Two, GTA 6 ile tarihinin en büyük gelirini bekliyor

    Take-Two Interactive, yeni mali yıl beklentilerini açıkladı. Şirketin tahminlerine göre bu yükselişin arkasındaki en büyük güç ise açık şekilde Grand Theft Auto VI olacak. Şirket, 2027 mali yılı içinde 7,9 milyar ila 8,1 milyar dolar gelir bekliyor.

    Bu tahminin merkezinde ise kasım ayında çıkacak olan GTA 6 yer alıyor. Oyun daha piyasaya çıkmadan bile şirketin finans beklentilerini yukarı çekmiş durumda.

    GTA 6 Take-Two için rekor beklentisi yarattı

    Take-Two’nun paylaştığı finans raporuna göre şirket, 2027 mali yılında 8 milyar ila 8,2 milyar dolar arasında net rezervasyon geliri bekliyor. Bu rakam, geçen yıla göre yaklaşık yüzde 20 büyüme anlamına geliyor.

    Şirket, bu artışın temel nedeninin 19 Kasım’da çıkacak GTA 6 olduğunu açık şekilde belirtti. Bunun yanında şirketin diğer oyunlarının da gelir tarafında katkı sağlaması bekleniyor.

    Raporda dikkat çeken bir başka detay ise oyuncu harcamaları oldu. Take-Two, yıl boyunca elde edeceği gelirin yaklaşık yüzde 65’inin oyun içi harcamalar ve tekrar eden tüketici ödemelerinden geleceğini düşünüyor. Bu da yaklaşık 5,2 ila 5,3 milyar dolarlık bir bölümü oluşturuyor.

    Şirket daha önce de benzer tahmin yapmıştı

    Take-Two aslında GTA 6 için ilk kez büyük gelir beklentisi açıklamıyor. Şirket birkaç yıl önce de oyunun çıkış dönemine denk gelen mali yıllar için yaklaşık 8 milyar dolarlık hedef koymuştu.

    Şimdi yayınlanan yeni tahminler, şirketin bu beklentilerden geri adım atmadığını gösteriyor.

    Öte yandan Take-Two, 2027 mali yılı içinde faaliyetlerden elde edilen net nakit akışının da 1 milyar doların üstüne çıkmasını bekliyor. Şirket geçen yıla göre yaklaşık 400 milyon dolarlık ek artış hedefliyor. Bu büyümede yeni oyunların büyük pay sahibi olacağı belirtiliyor.

    GTA 6 için pazarlama süreci başlıyor

    Take-Two Interactive, GTA 6’nın pazarlama çalışmalarının yakında başlayacağını da doğruladı. Oyunun ön sipariş sayfaları ise henüz açılmadı.

    Grand Theft Auto VI, 19 Kasım 2026 tarihinde PlayStation 5 ve Xbox Series X / Xbox Series S için çıkacak.

    Bu yazımız da ilginizi çekebilir: GTA 6 için geri sayım: Çıkış tarihi kesinleşti

  • SpaceX’ten rekor planı. Her saat başı roket fırlatılacak

    SpaceX’ten rekor planı. Her saat başı roket fırlatılacak

    Elon Musk uzay yarışında hedef büyüttü. SpaceX, uzaya “saat başı” roket göndermeyi planlıyor.

    Amerikan Federal Havacılık İdaresi ile yürütülen görüşmelerin ardından paylaşılan veriler, Musk’ın yeni stratejisini de gözler önüne serdi.

    KAPASİTE 5 YIL İÇİNDE 50 KAT ARTACAK

    SpaceX, 2025 yılında 170 olan yıllık fırlatma kapasitesini, önümüzdeki 5 yıl içinde 50 kat artırarak 10 bine çıkarmayı planlıyor.

    Amerikan Havacılık idaresi ise bu muazzam uçuş sayısına izin verilebilmesi için şirketin güvenlik karnesini iyileştirmesi gerektiğini vurguladı.

    ŞİRKET GEÇEN YIL KENDİ REKORUNU KIRDI

    Şirket geçen yıl, 165 yörünge fırlatması ve 5 Starship denemesiyle kendi rekorunu kırmıştı. Ancak bu hız, SpaceX’in halka arz süreciyle birlikte yeni bir boyuta evriliyor.

    Bir trilyon doların üzerindeki piyasa değeriyle dikkat çeken şirketin faaliyet planları son derece iddialı. Dünya yörüngesinde veri merkezleri kurulması, Ay ve Mars’ta fabrikalar inşa edilmesi, uzay turizmi ve göktaşı madenciliği yapılması hedefleniyor.

    STARSHIP’TE TEKNİK ARIZA

    Şirket bir yandan büyük vizyonunu açıklarken, diğer yandan teknik engellerle mücadele ediyor. Ay ve Mars görevleri için tasarlanan Starship’in 12’nci test uçuşu, teknik bir arıza nedeniyle fırlatmaya sadece 30 saniye kala iptal edildi.

    Üçüncü nesil roketle, Florida’daki bu kritik testinde yük kapasitesini sınamak amacıyla sahte Starlink uyduları taşınacaktı.

  • SpaceX tesisinde şok ölüm: Starship’in uçuş hazırlığına kaza gölgesi düştü

    SpaceX tesisinde şok ölüm: Starship’in uçuş hazırlığına kaza gölgesi düştü

    SpaceX’in Teksas eyaletinde yer alan Starbase üssü, tarihi bir fırlatma hazırlığı yürütürken üzücü bir gelişmeyle gündeme geldi. İnsanlığı farklı gezegenlere taşımak amacıyla kurulan bu devasa tesiste, cuma günü sabaha karşı yaşanan kazada bir işçi hayatını kaybetti.

    Amerika Birleşik Devletleri İş Sağlığı ve Güvenliği İdaresi OSHA olayla ilgili geniş çaplı bir inceleme başlattı. Yaşanan bu ölümcül kaza, şirketin iş güvenliği standartlarına yönelik eleştirileri yeniden alevlendirdi. Üstelik bu trajik kayıp, Ay ve Mars görevleri için kritik önem taşıyan Starship roketinin en gelişmiş versiyonu olan V3 modelinin ilk uçuş hazırlıkları sırasında gerçekleşti.

    Yerel kaynakların aktardığı bilgilere göre kaza, cuma günü sabaha karşı saat 04.00 sularında gerçekleşti. Yetkililer yaşamını yitiren çalışanın kimlik bilgilerini henüz kamuoyuyla paylaşmış değil. Ancak görgü tanıklarının ifadeleri, bu kişinin taşeron bir firmada görev yaptığını ve yüksekten düşerek can verdiğini ortaya koyuyor. Olayın meydana geldiği Starbase, yalnızca bir fırlatma merkezi olmanın ötesinde anlamlara sahip. Bölge, geçtiğimiz yıl mayıs ayında resmi olarak kurulan ABD’nin en yeni şehirlerinden biri konumunda. Dünyanın en büyük ve en güçlü roketi unvanına sahip olan 122 metrelik Starship’in tüm üretim, test ve uçuş süreçleri bu özel merkezden idare ediliyor.

    Ertelenen uçuşlar ve tesisin geçmişindeki karanlık tablo

    Üsteki mühendisler bir süredir yoğun bir mesai harcıyor. Ekip, Nisan 2023 döneminden bu yana toplamda 11 kez fırlatılan Starship’in, derin uzay yolculukları için tasarlanan daha güçlü V3 versiyonunu gökyüzüyle buluşturmak istiyor. Aslında bu önemli uçuşun planlanan tarihi 19 Mayıs’tı. Ancak SpaceX, yörünge altı uçuş takvimini son birkaç gün içerisinde iki kez erteleyerek perşembe akşamına çekti. Şirket bu takvim değişikliklerinin teknik nedenleri hakkında sessiz kalmayı tercih etti. Aynı sessizlik, cuma günü yaşanan iş kazası için de geçerliliğini koruyor.

    Bu ölümcül kaza, Starbase üssünün iş güvenliği geçmişini bir kez daha tartışmaya açtı. Resmi veriler incelendiğinde, bu tesisin SpaceX’e ait diğer tüm merkezler arasında en yüksek işçi yaralanma oranına sahip yer olduğu görülüyor. Tesis; roket üreten benzer firmaların ortalamasından neredeyse 6 kat, genel havacılık sektöründen ise yaklaşık 3 kat daha fazla yaralanma oranına sahip. Şirketin verileri kamuoyuyla paylaşmaya başladığı 2019 yılından bu yana bu riskli tablo maalesef değişmedi.

    Şirket yalnızca bu kazayla değil, farklı yasal süreçlerle de mücadele ediyor. SpaceX şu günlerde, Teksas’taki diğer test merkezine yakıt taşırken sıvı metan patlaması nedeniyle yaralandığını belirten bir tır şoförünün açtığı tazminat davasıyla karşı karşıya. Bunun yanı sıra, Starbase yakınlarında ikamet eden 50’den fazla bölge sakini de roketlerin yarattığı sarsıntıların evlerine zarar verdiğini iddia ederek şirkete ortak bir federal dava açtı. Milyarlarca dolarlık yatırımlarla Mars hedefine ilerleyen Elon Musk ve ekibinin, bu hukuki süreçler karşısında nasıl bir strateji izleyeceği merak konusu.

  • NİLBEL’in yeni başkanı Faruk Baykal oldu

    NİLBEL’in yeni başkanı Faruk Baykal oldu

    Nilüfer Belediyesi iştiraklerinden NİLBEL A.Ş.’de yeni dönem başladı. Yönetim yapısının yeniden düzenlendiği şirkette Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine geçmiş dönem Nilüfer Belediye Başkanı Faruk Baykal getirildi.

    CHP Genel Merkezi’nin belediye şirketlerinde sektör bazında daha profesyonel ve kurumsal bir yönetim anlayışının oluşturulmasına yönelik yaklaşımı doğrultusunda, Nilüfer Belediyesi’nin iştirak şirketlerinden NİLBEL A.Ş.’de yönetim yapısı yeniden düzenlendi. Belediye meclis üyelerinin şirket yönetimlerinde yer almamasına ilişkin düzenlemelerin de dikkate alındığı yeni yapılanma çerçevesinde, yönetim kadroları yenilenirken, şirketin yönetim kurulu başkanlığı görevine Nilüfer’in geçmiş dönem belediye başkanlarından Faruk Baykal getirildi.

    Nilüfer Belediyesi’nin sosyal belediyecilik hizmetlerini sahaya taşıyan önemli iştiraklerinden biri olarak, Kent Lokantaları’ndan sosyal tesislere kadar geniş bir alanda faaliyet yürüten NİLBEL A.Ş.’de gerçekleştirilen değişimin, kurumsal yapının güçlendirilmesi ve yeni dönem organizasyon süreci çerçevesinde hayata geçirildiği belirtildi.

    Tecrübeli isim yeni dönemde görev alacak

    1994-1999 yılları arasında Nilüfer Belediye Başkanlığı görevini yürüten Faruk Baykal’ın, belediyecilik deneyimi ve kurumsal hafızasıyla NİLBEL A.Ş.’nin yeni dönem çalışmalarına katkı sunması hedefleniyor. NİLBEL A.Ş.’de gerçekleştirilen yeni dönem yapılanmasına ilişkin değerlendirmede bulunan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, bugüne kadar şirkete emek veren önceki Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Mart’a ve yönetim kadrosuna teşekkür etti. Özdemir, “NİLBEL’in bugünlere gelmesinde emeği bulunan İbrahim Mart başta olmak üzere, görev alan tüm yönetim kurulu üyelerine ve çalışanlara katkıları için teşekkür ediyorum. Yeni dönemde de kurumsal yapımızı daha da güçlendirerek Nilüferlilere en iyi hizmeti sunmaya devam edeceğiz” dedi. – BURSA