Tag: Savaş

  • Fidan: Diplomasi Önceliğimiz

    Fidan: Diplomasi Önceliğimiz

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Moskova’da düzenlenen ortak basın toplantısında, “Trump bir irade ortaya koydu. İsrail’in bu konudaki itirazlarını dinlemedi. İran da bu iradeye olumlu cevap verdi ve bir neticeye ulaştılar” dedi.

    Bakan Fidan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında dünya gündemine ilişkin açıklama yaptı. Fidan, Lavrov ile en son Antalya diplomasi forumunda görüştüklerini belirterek, “Tabii ondan sonra sürekli bir telefon iletişimi içerisinde oluyoruz. Şartlar ortaya çıktıkça. Türk-Rusya ilişkilerindeki yoğunluk ve bölgesel gündem daha sık ve detaylı istişarelerde bulunmamızı açıkçası zorunlu kılıyor. Bugün de Sayın Lavrov’la ikili iş birliğimizi ilgilendiren birçok konu başlıklarını detaylı biçimde masaya yatırdık. Türkiye-Rusya ilişkileri köklü bir tarihi birikime, güçlü ekonomik temellere, en üst düzeyde liderlerimiz arasında tesis edilen siyasi diyaloğa ve karşılıklı güvene dayanmaktadır. Çoklu çatışmaların ve küresel barış ve refahı tehdit eden yapısal sınamaların neden olduğu tehlikelere rağmen ikili iş birliğimiz olumlu seyrini muhafaza etmekte” dedi.

    “Ülkemizin temel önceliği Rusya’yla Ukrayna’nın diplomasi masasına dönmesidir”

    Lavrov ile görüşmesinde enerjiden ticarete ikili gündemde yer alan birçok konu başlığında atılacak adımları ele aldıklarını aktaran Hakan Fidan, “Şüphesiz ikili ilişkilerimizdeki gerçek potansiyeli yakalamamız için bölgemizdeki çatışmaların sona erdirilmesi büyük bir önem arz etmekte. Bu çerçevede beşinci yılına giren Ukrayna’daki savaşın mümkün olan en kısa sürede ve barışçıl yollardan sonlandırılmasına yönelik arzumuzu ilettik. Kendisine müteakip müzakere turlarına ev sahipliği yapma hususunda hazır olduğumuzu ifade ettim. Ülkemizin temel önceliği Rusya’yla Ukrayna’nın diplomasi masasına dönmesidir. Taraflar mutabık kaldıkları takdirde müzakerelerin daha sonuç odaklı şekilde nasıl ilerletilebileceğini de ele almaya hazırız. Ukrayna Savaşı’nda son dönemde görülen tırmanma ve savaşın coğrafi olarak yayılması tehlikesi ciddi surette endişe vericidir. Özellikle cephe gerisindeki hedeflere yönelik saldırılardaki artış ve Karadeniz’de seyri sefer emniyetini tehdit eden saldırıların üçüncü tarafların çıkarlarına zarar veren etkileri gerilimi düşürücü bazı önlemler gerekli kılmaktadır” diye konuştu.

    Türkiye’nin Karadeniz’deki çıkarlarına halel getirebilecek hadiselere yönelik beklentilerini görüşmede Lavrov’a ilettiğini aktaran Bakan Fidan, “Bu çerçevede Karadeniz’de seyrüsefer emniyetinin teminat altına alınması için neler yapılabileceğine dair fikir teatisinde bulunduk” ifadelerini kullandı.

    “İsrail’in süreci rayından çıkarmayı hedefleyecek muhtemel sabotaj girişimlerinden mutlak surette kaçınılması elzemdir”

    ABD ile İran arasında anlaşmaya varılan mutabakata değinen Hakan Fidan, “ABD ile İran arasında var olan mutabakatı coğrafyamızda çatışma ikliminin kırılması için son derece kıymetli bir diplomatik eşik olarak görüyor ve memnuniyetle karşılıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da vurguladıkları üzere bölgemize ve tüm dünyaya nefes aldıran bu adımın geçici bir sükunetten ziyade yapısı yapısal ve kalıcı bir güvenlik mimarisine dönüşmesi en büyük temennimizdir. Bu mutabakatın nihai imza sürecine başarıyla taşınmasını, eksiksiz biçimde uygulanmasını ve kalıcı bir diplomatik zemine dönüşmesini temenni ediyoruz. Nihai imzalar atılana dek geçecek hassas süreçte barış iklimini zehirleyebilecek söylemlerden ve İsrail’in süreci rayından çıkarmayı hedefleyecek muhtemel sabotaj girişimlerinden mutlak surette kaçınılması elzemdir. Bu neticenin ortaya çıkmasında ABD ve İran liderliklerini sergilediği siyasi iradeyi çok önemli buluyoruz” şeklinde konuştu.

    “Savaş öncesinde olduğu gibi tüm gemilerin güvenli, serbest ve kesintisiz geçişine açık tutulması hayati önemde bulunmaktadır”

    Pakistan’ın ara buluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktaran Bakan Fidan, “Katar ve Suudi Arabistan’ın diplomatik girişimlere verdikleri desteği de memnuniyetle not ediyoruz. Hürmüz Boğazı’nın savaş öncesinde olduğu gibi tüm gemilerin güvenli, serbest ve kesintisiz geçişine açık tutulması, bölgesel istikrarın yanı sıra küresel enerji güvenliği ve uluslararası ticaret bakımından da hayati önemde bulunmaktadır. Önümüzdeki dönemde arzumuz bu mutabakatın daha geniş bir bölgesel barış perspektifine kapı aralamasıdır. Türkiye bunun için çalışmaktadır” dedi.

    “Yürütülen barış ve normalleşme süreçlerinin coğrafyamıza sağlayacağı bölgesel iş birliğinin önemini teyit ettik”

    Bugün yapılan görüşmede Güney Kafkasya’daki güncel gelişmeleri de etraflıca ele alma imkanları olduğunu söyleyen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Yürütülen barış ve normalleşme süreçlerinin coğrafyamıza sağlayacağı istikrar ve bölgesel iş birliğinin önemini bu vesileyle teyit ettik. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış ve normalleşme sürecinde kat edilen mesafeden memnuniyet duyuyoruz. Süreçte atılan adımlar bölgede fiilen tesis edilen barışın artık sahaya yansıdığını göstermektedir. Ekonomik etkileşimin artırılması ulaştırma ve ticaret hatlarını geliştirilmesi enerji ve lojistik alanlardaki karşılıklı fayda temelinde kurulacak iş birlikleri bölgesel istikrarın teminatı olacaktır. Güney Kafkasya’nın meselelerinin bölge ülkeleri ve yakın komşular tarafından diyalog ve iş birliği temelinde ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Meslektaşımın da ifade ettiği gibi üç artı üç bölgesel iş birliği platformunun bu kapsamda önemli bir iş birliği çerçevesi sunduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

    “Filistin meselesi Orta Doğu’daki tüm ihtilafların merkezinde yer almaktadır”

    Bakan Fidan, toplantıda Filistin meselesinin bölgesel barış, istikrar ve adaletin tesisi ekseninde çözüme kavuşturulması yönündeki tutumlarını tekrar belirtiklerini söyledi. Bakan Fidan, “Filistin meselesi Orta Doğu’daki tüm ihtilafların merkezinde yer almaktadır. Gazze’de ateşkesin korunması insani yardımlara kesintisiz erişimin sağlanması ve istikrarın tesisini teminen yeniden inşa faaliyetlerinin başlatılması için diplomatik girişimlere katkı sağlamayı sürdürmekteyiz. İsrail’in iki devletli çözümü baltalamaya yönelik yıkıcı eylemlerinin, Gazze’deki ateşkes ihlallerinin, Batı Şeria’daki yerleşimci terörünün ve Doğu Kudüs’teki provokasyonlarının önlenmesi için uluslararası çabaların artırılması gerektiği ortadadır. İsrail’in Lübnan ve Suriye’ye saldırıları ve işgalleri de bu ülkeleri zayıflatma ve bölgeyi istikrarsızlaştırma projesinin devamıdır. Bölgemize çatışma alanlarını genişleten değil, çözüm imkanlarını güçlendiren bir yaklaşımın hakim kılınması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

    “Orta Doğu’da kalıcı güvenliğin ancak tüm bölge ülkelerinin meşru güvenlik kaygılarının birlikte el alınmasıyla tesis edilebileceğine inanıyoruz”

    Bakan Fidan, “Türkiye olarak başından itibaren savunduğumuz ilke de açıktır. Bu coğrafya dış müdahalelerin ve yıkıcı jeopolitik rekabetlerin sahası olmaktan artık çıkarılmalıdır. Bölge ülkeleri ortak akıl, itidal ve sorumluluk duygusuyla kendi geleceklerine sahip çıkmalıdır. Bölgesel sahiplenme vizyonumuzun özü de tam da budur. Bu çerçevede Orta Doğu’da kalıcı güvenliğin ancak tüm bölge ülkelerinin meşru güvenlik kaygılarının birlikte el alınmasıyla tesis edilebileceğine inanıyoruz. Bu anlayışla bölge ülkeler arasında güven artırıcı mekanizmaların güçlendirilmesi siyasi diyalog kanallarının açık tutulmasını ve krizlerin diplomasi yoluyla yönetilmesini desteklemeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “Bölgesel istikrarın perspektifinin önemli başlıklarından biri de Suriye’dir”

    Türkiye’nin bölgede barış ve istikrarın güçlendirilmesi için inisiyatif almaktan hiçbir zaman geri durmayacağına vurgu yapan Bakan Fidan, “Nitekim bölgesel istikrarın perspektifinin önemli başlıklarından biri de Suriye’dir. Suriye’de istikrar, güvenlik ve birliğin tesis ve tahkimi yönünde kaydedilen ilerleme dünyanın çok sayıda bölgesel ve küresel krizle sınandığı bir dönemde umut kaynağı olmayı sürdürmektedir. Türkiye toprak bütünlüğü ve birliği temelinde Suriye’de istikrarın, güvenliğin ve ekonomik kalkınmanın tesisine yapıcı katkı sunmak isteyen tüm taraflarla iş birliği içinde hareket etmeye devam edecektir” dedi.

    “Bir savaşta sivillerin ve sivil yerleşim yerlerinin hedef alınmasını hiçbir zaman için tasvip etmedik”

    Türkiye ve Rusya olarak hem ülkelerin ortak çıkarları hem de bölgenin güvenlik, istikrar ve refahı için birlikte çalışmayı sürdüreceklerini vurgulayan Bakan Fidan, “Sayın Lavrov’a tarafıma gösterdiği sıcak misafirperverlik için tekrar teşekkür ediyorum. Etrafımızda yıllardır çok sayıda savaş ve çatışma olmakta. Bu savaş ve çatışmaların durdurulması için elimizden geleni yapıyoruz. Ama bu savaş ve çatışmalar devam ederken bir konuya çok ama çok dikkat ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın hassasiyetle üzerinde durduğu konu. Hangi nedenden çıkarsa çıksın bir savaşta sivillerin ve sivil yerleşim yerlerinin hedef alınmasını hiçbir zaman için tasvip etmedik. Baştan sona her zaman bunları bir prensip gereği kınadık. Dikkatimize getirilen gördüğümüz her türlü konuya da tepkiyi gösterdik. Göstermeye de devam edeceğiz. Çünkü baştan beri yanlış bulduğumuz bir husus” diye konuştu.

    “Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla beraber dünya gördü ki aslında bu mesele sadece bir bölgesel mesele değil”

    Uluslararası aktörlerin hemen hemen hepsinin bu barışa bir an önce ulaşılması yönünde baskısı olduğunu söyleyen Fidan, “Açıktan baskı koyanlar, gizlice baskı koyanlar. Çünkü Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla beraber dünya gördü ki aslında bu mesele sadece bir bölgesel mesele değil. İran’la Amerika, İran’la İsrail arasında bir konu değil. Bütün dünyanın bir meselesi oldu. Çünkü enerji fiyatlarına, gıda fiyatlarına, petrokimyadan etkileşen bütün sektörlere yönelik muazzam bir fiyat artışı, tedarik zincirlerinde ciddi sıkıntıların oluşması ve uzun vadede ekonomik istikrarsızlık ve bu ekonomik istikrarsızlığında yönetim istikrarsızlığına, güvenlikteki birçok problemi tetiklediğini gördük. Dolayısıyla bizim muhatap olduğumuz bütün devletler bu anlaşmanın bir an önce hayata geçmesini talep ediyorlardı ve herkese destek verdi. Biz de Cumhurbaşkanımızın liderliğinde başından itibaren inanılmaz bir tempoyla elimizden geleni yaptık. Çünkü bu mesele çözülecek ki sırada bekleyen diğer sorunlar var. Gazze’deki sorun, Ukrayna’daki sorun o konularda da Amerika’yla çalışabilelim. Şimdi ifade ettiğiniz İsrail’in bir istikrarsızlaştırma ve sabote etme rolü olabilir mi? Olabilir. Onun için biz hep şunu söylüyoruz: İsrail’in bölgedeki tavırları sadece birkaç ülkenin sorunu değil, bütün dünyanın sorunu. ve bütün dünya bunun farkında” ifadelerini kullandı.

    “Ülkelerin samimi olması, yanlışa yanlış demesi gerekir”

    İlk defa bütün dünyada İsrail’in oluşturduğu illüzyonun dağılmasına yönelik bir anlayış birliği oluştuğunu aktaran Fidan, “Bu anlayış birliğinin gerekli diplomatik yöntemler kullanarak bir eylem birliğine dönüşmesi gerekiyor artık. İsrail bütün dünyanın kendisine karşı bir diplomatik eylem çabası içinde olduğunu gördüğü zaman adım atması mümkün değildir. Ülkelerin samimi olması yanlışa yanlış demesi bir araya gelip yanlış adım attığı zaman da gerekli cevabı vermesi gerekir. Bu olduğu zaman İsrail adım atmayacaktır. Onun dışında falan ülke beni korur, filan ülke geçmişten dolayı bir şey demez, filan ülkeyle ticaret konusunda arkadan bağladım, filanı seçimlerde birçok konuda bu türden anlaşmalar olursa İsrail’in tabii bölgedeki kurmaya çalıştığı istikrarsızlaştırıcı oyun devam eder. Ülkeler, hep beraber zararı görmeye devam ederler. Bunun için biz uluslararası şeffaf açık bir diplomasiyle yanlışa yanlış diyen ve yanlışa tavır koyan diplomasiyi kurumsallaştırmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Bakan Fidan, bir gazetecinin Fransa’daki G7 Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen Ukrayna Zirvesi’ne Türkiye’nin davet edilip edilmediği sorusuna, “Bir davet gelmedi bize” cevabını verdi.

    “Bölgedeki genel arzu, bölge liderlerinin bir araya gelip Sayın Trump’la bir telekonferans yapması”

    “Türkiye, bölgesinin önemli bir ülkesi, güçlü bir ülkesi” ifadelerini kullanan Bakan Fidan, dolayısıyla Türkiye’nin alacağı tutumun her türlü meselede fark oluşturacak olan bir durum olduğuna vurgu yaptı. Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konan politikanın bölgede ve İran Savaşı’nda kendisini gösterdiğini söyledi. Bakan, “Bu konuda yaptığımız çabalar sadece bir kendi kişisel çabalarımızın bir ürününü ortaya koymadı. Aynı zamanda bizim duruşumuza, görüşümüze, eylemimize değer veren diğer ortaklarımızın kardeş ülkelerin bu konuda harekete geçmesini de sağladı. Bu konuda gerçekten ifade ettiğiniz gibi çok fazla temas var. Detaylarına girmek istemiyorum. Yani çok iniş ve çıkışlar oldu. Pakistanlı kardeşlerimizle Katarlı kardeşlerimizle Amerikalılarla, İranlarla gece gündüz iletişim halindeydik. Onlar çok ciddi çaba ortaya koydular. Pakistanlı ve Katarlı kardeşlerimiz. Ama bölgedeki genel arzu, bölge liderlerinin bir araya gelip Sayın Trump’la bir telekonferans yapması. Aslında önemli bir dönüm noktası, çünkü bölge ülkeleri artık bölgemize ilişkin ortak tutumumuzu, ortak diplomatik dille ifade etme konusunda da bir refleks geliştirmiş durumdalar. Bunu biliyorsunuz Gazze barış planı hayata geçmeden önce ilk ortaya koyduk” dedi.

    “Umudumuz 60 günlük dönem içerisinde de bu teknik müzakerelerin bir an önce nihayete ermesi”

    İran’la ilgili barış meselesi konusunda liderlerin Trump’la telekonferans aracılığıyla konuşması gerektiğini aktaran Fidan, “Barışı öncelediğimizi, bu konuda atılması gereken bütün adımların atılması gerektiğini, kendisinin bu konuyu yapabileceğini ve nitekim Sayın Trump bir irade ortaya koydu. İsrail’in bu konudaki itirazlarını dinlemedi. İran da bu iradeye olumlu cevap verdi ve bir neticeye ulaştılar. Umudumuz herhangi bir sabotajın etkisi altında kalmadan geri kalan 60 günlük dönem içerisinde de bu teknik müzakerelerin bir an önce nihayete ermesi ve bölgemizde artık bir barış ikliminin oluşması” diye konuştu.

    Savaş sonrası dönemde nasıl bir düzen oluşmalı sorusuna cevap veren Fidan, “Bu konuda yine bölge ülkeleriyle, bölge dışındaki diğer etkili aktörlerle bir araya gelerek herkesin üzerinde mutabık kalabileceği, herkesin çıkarını gözeten, sadece bölgeye değil, dünyaya istikrar üreten bir artık bölgenin oluşması gerekiyor. Bunun için şartlar müsait, zemin müsait. Sadece bir vizyona, cesarete ve biraz da iteklemeye ihtiyaç var. Türkiye’de bunu yapmaya inşallah muktedirdir” ifadelerini kullandı. – MOSKOVA

  • ABD ve İran anlaşmayı elektronik olarak imzaladı. Hürmüz’de normale dönüş aylar sürebilir

    ABD ve İran anlaşmayı elektronik olarak imzaladı. Hürmüz’de normale dönüş aylar sürebilir

    ABD ve İran arasında 107 gün süren savaşın sona ermesi için mutabakata varıldı. Cuma günü yetkililer İsviçre’de temsili imza töreni sonrası ileri müzakerelerin ilk toplantısını yapacak.

    Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, İran’la mutabakat zaptının elektronik olarak imzalandığını G7 Zirvesi için gittiği Fransa’da açıkladı.

    Trump, zirve öncesi Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşmesinde İran’ın nükleer silaha sahip olmayacağını tekrarladı. Tahran yönetiminin bunu kabul ettiğini söyledi.

    ABD Başkanı, İran ile iyi ilişkilere sahip olmak istediklerini belirtirken, aksi halde her şeyin başa döneceğini aktardı.

    Trump, anlaşmayı imzalamak için cuma günü İsviçre’nin Cenevre kentine Başkan Yardımcısı James David Vance’in gideceğini açıkladı ve kendisinin de katılabileceğini söyledi. Trump, “Metin imzadan sonra yayınlanacak” dedi.

    ABD Başkanı, İran’a yönelik yaptırımların kalkmasının da Tahran’ın sergileyeceği tavra bağlı olduğunu kaydetti.

    “İMZAYI GALİBAF ATTI”

    Amerikan basınına konuşan üst düzey bir ABD’li yetkili de mutabakat zaptını İran tarafından Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın imzaladığını açıkladı. ABD’li yetkili, “Galibaf’ın İran Dini Lideri Mücteba Hamaney tarafından imza için yetkilendirilidiği görüşündeyiz.” dedi.

    Yetkili, mutabakat metninin Hürmüz Boğazı’nın derhal açılması ve ABD’nin İran ablukasının kaldırılmasını öngördüğünü aktarırken, “Teknik müzakereler bu hafta başlayacak” açıklamasını yaptı.

    ABD’li yetkili, nihai anlaşmaya varılması halinde bölgedeki askeri güç sayısında düşüş öngörüldüğünü de açıkladı.

    Diğer yandan İsrail’in Lübnan’dan çekilmesinin anlaşma maddelerinden biri olmadığı vurgulandı.

    NETANYAHU’DAN LÜBNAN AÇIKLAMASI

    İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da “İsrail’i yok olmaktan kurtardık ancak mücadelemiz sona ermedi.” dedi.

    Netanyahu, Lübnan’daki güvenlik bölgesinde kalmayı sürdüreceklerini belirtirken, “Bölgedeki tehditleri engellemeye devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.

    İsrailli Başbakan, zaman zaman ABD Başkanı Trump’la aynı görüşte olmadıklarını da aktardı.

    HÜRMÜZ’DE NORMALE DÖNÜŞ AYLAR SÜREBİLİR

    Amerika Birleşik Devletleri ile İran anlaşmayı imzalamasıyla, Hürmüz Boğazı yeniden açılacak. Savaş süresince Körfez’deki enerji üretimi zarar gördü, boğaza mayınlar döşendi. Uzmanlara göre normale dönüş aylar alabilir.

    İngiltere Deniz Ticaret Örgütü verilerine göre, savaş öncesi Boğaz’dan her gün 140’a yakın gemi geçiyordu. Günlük geçiş rakamı, savaş sonrası aylık geçiş rakamına dönüştü.

    Hürmüz’de en büyük soru işareti mayınların nasıl ve ne zaman temizleneceği.

    Bunun yanında Körfez’deki enerji şirketlerinin yeniden üretim planlaması yapması gerekecek. Her şey yolunda giderse limanlar bir anda yoğunlaşabilir. Bu da gemilerin yine haftalarca beklemesine neden olabilir.

    “İRAN GEMİLERİ ABLUKA BÖLGESİNDEN SORUNSUZ GEÇTİ”

    Yarı resmi Fars Haber Ajansına göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın varılan mutabakatın ardından deniz ablukasının kaldırılması emrini verdiği ve birkaç İran gemisinin abluka bölgesinden sorunsuz geçtiği kaydedildi.

    Haberde bir İran VLCC tankeri ile canlı hayvan taşıyan başka bir geminin açık sulardan İran limanlarına doğru, İran petrolü taşıyan bir tankerin de Umman Denizi’ni geçerek ihraç edileceği limana doğru hareket ettiği bilgisi paylaşıldı.

    HÜRMÜZ BOĞAZI BASRA’YA KIYISI OLAN ÜLKELER İÇİN KRİTİK ÖNEMDE

    Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ile Umman Denizi arasında yer alıyor. Boğazın bir yakasında Umman, diğer yakasında İran bulunuyor. Boğaz’ın en dar yeri, 33 kilometre genişliğinde. Hürmüz Boğazı, dünyanın en önemli su yollarından biri. Petrol ticaretinin beşte biri Hürmüz Boğazı üzerinden yapılıyor.

    OPEC üyesi Suudi Arabistan, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Irak, Asya ülkelerine ham petrol ticaretinin önemli bölümünü Hürmüz’den ihraç ediyor.

    Dünyanın en büyük likit doğalgaz ihracatçılarından biri olan Katar, ticaretinin neredeyse tamamını Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriyor. İran, yıllarca Hürmüz Boğazı’nı kapatmakla tehdit etti ancak hiçbir zaman kapatmadı.

    ABD’nin Bahreyn’de konuşlu Beşinci Filosu, Hürmüz Boğazı’ndaki ticaretin güvenliğini sağlamakla görevli. 1973’te İsrail ile Mısır arasındaki savaşta Suudi Arabistan’ın başını çektiği Arap ülkeleri, İsrail’in Batılı destekçilerine petrol ambargosu uygulamıştı. O dönemde Batılı ülkeler, Körfez ülkelerinin en büyük petrol ihracatçısıydı.

    Bugünlerde OPEC’in en büyük müşterisini Asya ülkeleri oluşturuyor. Hürmüz Boğazı, 1980-1988 arasındaki İran-Irak Savaşı’nda da gündemden düşmedi. İki taraf, birbirinin petrol ticaretini engellemek için hamleler yaptı. Hürmüz’deki gerilim Tanker Savaşı olarak tarihe geçti

  • Ukrayna Başkonsolosu Kemer’de

    Ukrayna Başkonsolosu Kemer’de

    Ukrayna’nın Antalya Başkonsolosu Boğdan Konopliastyi, Kemer Belediyesine ziyaret gerçekleştirdi.

    Belediyeden yapılan açıklamaya göre, Konopliastyi, ziyarette Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu ve Belediye Meclis Üyesi Cansın Efir ile görüştü.

    Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Topaloğlu, Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce bitmesini temenni ederek, savaş başladığı zaman mağdur olan çocukları ve ailelerini Kemer’de ağırladıklarını belirtti.

    Savaşlardan en çok çocukların etkilendiğini dile getiren Topaloğlu, eski ismi Yuzhne iken Kemer ile kardeş şehir olan “Pivdenne” şehrinin kardeşlik protokolünün yenileneceğini ve ikili ilişkilerin kuvvetlendirileceğini ifade etti.

    Ukrayna’nın Truskavest şehri ile Kemer’in kardeş şehir olduğunu hatırlatan Topaloğlu, “Ukrayna ile her zaman ikili ilişkilerimiz çok iyi olmuştur. Her yıl çok sayıda Ukrayna vatandaşını Kemer’de ağırlıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

    Ukraynalı savaş mağduru çocuklara tatil hediyesi

    Topaloğlu, ziyaret sırasında Başkonsolos Konopliastyi’nin Ukraynalı savaş mağduru çocukları Kemer’de ağırlamak isteğini geri çevirmeyerek, Ukraynalı çocukları Kemer’de ağırlamaktan mutluluk duyacaklarını, bunun tatil hediyesi olduğunu bildirdi.

    Başkonsolos Konopliastyi ise savaşın başladığı anlarda Ukraynalı çocukların Kemer’de misafir edilmesine destek veren Belediye Başkanı Topaloğlu’na teşekkür etti.

    Misafirperverliğin önemini anlatan Konopliastyi, “Bu örnek davranış bizim için çok önemli. Aynı dili konuşmak yerine aynı duyguları paylaşmak çok kıymetli. Türkiye’nin verdiği Kurtuluş Savaşı’nı şu anda biz de veriyoruz. Bu anlamda Atatürk’ü örnek alıyoruz.” ifadelerini kullandı.

  • Senato’dan Trump’a İran engeli

    Senato’dan Trump’a İran engeli

    ABD Senatosu Genel Kurulu’nda, Donald Trump’ ın İran’a yönelik saldırılarını kısıtlayan “savaş yetkileri” tasarısı oylandı.

    47 senatör tasarı aleyhinde oy verirken, 50 senatör tasarının geçmesi yönünde oy kullandı. Böylece Trump’ın İran’a yönelik askeri güç kullanımını Kongre onayına bağlı kılması öngörülen “savaş yetkileri” tasarısı, yedinci oylamada bu kez kabul edilmiş oldu.

    Cumhuriyetçi senatörler Rand Paul, Susan Collins ve Lisa Murkowski ilk altı oylamada olduğu gibi “evet” oyu kullanırken, önceki oylamalardan farklı olarak Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy de tasarıya destek verdi. Öte yandan Demokrat Senatör John Fetterman da önceki oylamalarda olduğu gibi tasarıya hayır oyu veren tek Demokrat senatör oldu.

    ABD medyasına açıklama yapan bazı Temsilciler Meclisi üyeleri, benzer içeriğe sahip bir savaş yetkileri tasarısının bugün oylanmasını beklediklerini açıkladı.

    TRUMP VETO EDECEK

    Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisi’nden çıkacak sonuç merakla beklenirken, tasarı Temsilciler Meclisi’nden de geçmesi halinde Beyaz Saray’a gönderilecek. Trump’ın veto etmesine kesin gözüyle bakılan tasarı, bu haliyle dahi ABD Kongresindeki Cumhuriyetçiler arasında “İran’la savaşın uzamasından” duyulan rahatsızlığın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

    1973 tarihli “Savaş Yetkileri Yasası”, ABD Başkanının herhangi bir ülkeye savaş başlatma kararını Kongre onayına bağlarken, başkanın bu tür bir adımını önceden Kongre’ye bildirmesini zorunlu kılıyor. Aynı yasa, Kongre’nin onaylamadığı bir çatışmadan ABD güçlerinin 60 gün içinde geri çekilmesini de zorunlu kılıyor.

  • Trump: İran anlaşma yapmak için can atıyor

    Trump: İran anlaşma yapmak için can atıyor

    Körfez’de gerilim sürerken İran ve ABD arasında karşılıklı tehditler ve diplomatik çabalar sürüyor.

    Pakistan kaynakları, İran’ın savaşı sona erdirmek için revize edilmiş teklifinin ABD’ye iletildiğini açıkladı.

    İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü de hem İran’ın hem de ABD’nin İran’ın son teklifine ilişkin görüşlerini ilettiğini söyledi. Sözcü, Pakistan arabulucuğuyla görüşmelerin devam ettiğini belirtirken ABD ile müzakerelerde Tahran’ın dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılması ve yaptırımların kaldırılmasının yer aldığını söyledi.

    İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, İran’ın bu aşamada savaşı sonlandırmaya odaklandığını söyledi.

    İran’ın hemen ardından ABD Başkanı Donald Trump da İran’la olası anlaşmaya dair konuştu. Trump, “Anlaşmayı imzalamak için can atıyorlar” ifadelerini kullandı.

    Trump, dünya piyasalarını ilgilendiren FED faiz kararlarına dair de konuştu. ABD Başkanı, faiz indirimleri için İran’la savaşın bitmesini beklemek zorunda kalabileceğini söyledi.

    “UMMAN KÖRFEZİ GEMİ MEZARLIĞI OLUR”

    İran, ABD’nin deniz ablukasına karşı ABD ile çatışmaya gireceği tehdidinde bulundu. Ülkenin dini liderinin üst düzey askeri danışmanı, gerilimlerin tırmanmaya devam etmesi halinde Umman Denizi’nin ABD gemileri için bir “mezarlığa” dönüşebileceği konusunda uyardı.

    İran devlet televizyonunda yayınlanan açıklamalarda, İran’ın Askeri İstişare Konseyi üyesi Tümgeneral Muhsin Rezai, “ABD’ye askeri olarak tavsiyem, Umman Körfezi gemileriniz için bir mezarlığa dönüşmeden önce geri çekilmeleridir. Aksi takdirde, anladığımız kadarıyla deniz ablukası bir savaş eylemidir ve buna karşılık vermek doğal hakkımızdır” dedi.

    Rezai, İran’ın gösterdiği sabrın baskı veya tehditleri kabul etmek olarak yorumlanmaması gerektiğini söyledi ve “Şimdiye kadar sabırlı olmamız, bunu kabul ettiğimiz anlamına gelmez” dedi.

    Ayrıca, Washington’ın bölgedeki rolünü sürdürmek için bir zamanlar kullandığı gerekçelere artık sahip olmadığını savundu. “Amerika buraya geliyor ve savaş gemilerini getiriyor. Düşmanı kim? Bir zamanlar Sovyetler Birliği ile yüzleşmek için geldiklerini söylüyorlardı.” “Sovyetler Birliği artık yok,” dedi.

    Rezaei, Hürmüz Boğazı’nın her zaman ticarete açık kaldığını ve reddedilen şeyin ticari hareketlilikten ziyade yabancı askeri harekatlar olduğunu savundu.

    “Hürmüz Boğazı ticarete açık, ancak askeri yığılmalara ve güvenliği istikrarsızlaştırma girişimlerine kapalı olacak,” dedi.