Tag: Ortak

  • Üçlü savunma mekanizması kurumsallaşıyor

    Üçlü savunma mekanizması kurumsallaşıyor

    Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanları, Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında İstanbul’da bir araya geldi.

    Toplantının ardından yayımlanan ortak açıklamada, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın bölgelerinde sürdürülebilir barış ve istikrarın sağlanması amacıyla Mekke Anlaşması’nın sunduğu çerçeve içinde birlikte çalışma kararlılıklarını teyit ettiği belirtildi.

    Üç ülkenin krizlerin barışçıl yollarla çözülmesini teşvik etmek, gerilimi düşürmek ve itidali sağlamak amacıyla yürütülen çabaları desteklemeyi sürdüreceği kaydedildi.

    ORTAK SAVUNMA MEKANİZMASI KURUMSALLAŞTIRILACAK

    Açıklamada, tarafların dayanışmayı güçlendirmek, kolektif caydırıcılık ve savunmanın etkinliğini artırmak ve bölgesel güvenliğe katkıda bulunmak amacıyla Mekke Anlaşması kapsamındaki iş birliğini daha ileri düzeyde kurumsallaştırma konusunda mutabakata vardığı bildirildi.

    Anlaşma çerçevesinde yürütülecek çalışmaları desteklemek amacıyla Suudi Arabistan’da bir sekretarya kurulacağı açıklandı.

    Sekretaryanın başında bir Genel Sekreter bulunacak. İlk Genel Sekreter’in Pakistan’dan belirleneceği ve üç yıl görev yapacağı belirtildi.

    SAVUNMA SANAYİSİNDE ORTAK ÜRETİM HEDEFİ

    Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın müşterek faaliyetler yoluyla silahlı kuvvetleri arasındaki uyumu ve savunma yeteneklerini artırmayı hedeflediği aktarıldı.

    Bu kapsamda savunma sanayisi iş birliğinin geliştirilmesi, ortak teknoloji geliştirilmesi ve ortak üretim yapılması için çalışmalar yürütülecek.

    Ortak açıklamada, üç ülkenin Mekke Anlaşması’nı “kurumsallaşmış ve kararlı bir şekilde” uygulayarak bölgesel barış ve istikrara katkıda bulunmayı sürdüreceği vurgulandı.

  • Mekke Savunma Anlaşması’nın İlk Toplantısı İstanbul’da

    Mekke Savunma Anlaşması’nın İlk Toplantısı İstanbul’da

    Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında kurulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin ilk toplantısı İstanbul’da başladı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos’ta Mekke’de Ortak Savunma Anlaşması’na imza atmıştı. Anlaşma kapsamında kurulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin ilk toplantısı İstanbul Beşiktaş’taki Çırağan Sarayı’nda aile fotoğrafının ardından başladı.

    Toplantıya Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu katıldı. Toplantıda Suudi Arabistan ve Pakistan’ın dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanları da yer aldı.

    Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın bölgelerinde ve uluslararası alanda artan istikrarsızlıklar karşısında ortak sorumluluk ve bölgesel sahiplenme anlayışıyla hareket etmesi, güvenlik, barış, istikrar ve refahın teşvik edilmesi ve ortak caydırıcılığın artırılması hedefleniyor.

  • Mekke İşbirliği Anlaşması kapsamında kurulan komitenin ilk toplantısı yarın İstanbul’da yapılacak

    Mekke İşbirliği Anlaşması kapsamında kurulan komitenin ilk toplantısı yarın İstanbul’da yapılacak

    Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman tarafından 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında yürütülecek faaliyetlere stratejik yön vermek amacıyla Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi kuruldu.

    Üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarından oluşan komitenin ilk toplantısı, Türkiye’nin ev sahipliğinde 31 Ağustos’ta İstanbul’da düzenlenecek.

    ÜÇ ÜLKEDEN ÜST DÜZEY KATILIM

    Toplantıya Türkiye’yi temsilen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu’nun katılması öngörülüyor. Pakistan’dan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı İshak Dar, Federal Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asıf ile Savunma Kuvvetleri Komutanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı Mareşal Syed Asım Münir’in toplantıya iştirak etmesi bekleniyor.

    Suudi Arabistan’ı ise Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan el Suud, Savunma Bakanı Prens Halid bin Salman bin Abdülaziz el Suud ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Fayyadh bin Hamed Al-Ruwaili’nin temsil etmesi öngörülüyor.

    SAVUNMA SANAYİİ VE TERÖRLE MÜCADELE ELE ALINACAK

    Dışişleri Bakanlığı kaynakları, toplantıda uluslararası güvenlik konularının gündemde yer alacağını belirterek, “Savunma kapasitelerinin geliştirilmesi, üç ülkenin silahlı kuvvetleri arasında birlikte çalışabilirliğin artırılmasının teşvik edilmesi, ortak üretim ile araştırma ve geliştirme dahil savunma sanayii alanındaki iş birliğinin derinleştirilmesi ve terörle mücadelede müşterek çabaların güçlendirilmesi gibi başlıklar değerlendirilecek” bilgisini paylaştı.

    Toplantıda ayrıca komitenin belirleyeceği ortak faaliyet alanlarındaki çalışmaları yönlendirecek sekretarya ile diğer ilgili mekanizmaların çerçevesinin çizilmesi ve gelecek dönemde atılacak adımlara ilişkin yol haritasının belirlenmesi planlanıyor.

    Kaynaklar, toplantının Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın “bölgede güvenlik, barış ve istikrarın pekiştirilmesini hedefleyen, meselelere iş birliğine dayalı güvenlik anlayışıyla yaklaşan ve çatışma yerine huzur ve refahı önceliklendiren tüm ülkelere önemli fırsatlar sunduğunun” vurgulanmasına imkan sağlayacağını kaydetti.

    “BİR TARAFA SALDIRI TÜM TARAFA YAPILMIŞ SAYILACAK”

    Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın artan bölgesel ve uluslararası istikrarsızlıklar karşısında ortak sorumluluk ve bölgesel sahiplenme anlayışıyla imzaladığı anlaşma; güvenlik, barış, istikrar ve refahın teşvik edilmesini ve ortak caydırıcılığın artırılmasını hedefliyor.

    Anlaşma, taraf devletlerden herhangi birine gerçekleştirilecek saldırının tüm taraflara yapılmış sayılmasını öngörüyor. Bölgede yeni bir iş birliği kültürü oluşturmayı amaçlayan anlaşmanın, uluslararası hukuka saygı duyan ve barışçıl iş birliği vizyonunu paylaşan tüm aktörlerin katılımına açık olduğu belirtildi.

  • Türkiye-Pakistan Savunma Anlaşması

    Türkiye-Pakistan Savunma Anlaşması

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Mekke savunma anlaşması, bu bakımdan yalnızca üç ülke arasındaki savunma işbirliğinin geliştirilmesine yönelik bir düzenleme değildir. Bu anlaşma üç kardeş ülkenin ortak güvenlik anlayışını, dayanışma iradesini ve bölgesel barış ve istikrarı sahiplenerek koruma kararlılığını ortaya koyan son derece önemli tarihi bir adımdır” dedi.

    Ankara’da Pakistan Bağımsızlık Günü nedeniyle Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yusuf Cüneyd’in ev sahipliğinde bir program düzenlendi. Programa katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz yaptığı konuşmada, “Pakistan İslam Cumhuriyeti’nin bağımsızlık gününü idrak ettiğimiz bu anlamlı günde sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle Pakistan halkının bağımsızlık gününü en içten duygularımla tebrik ediyor, dost ve kardeş Pakistan’ın huzur, istikrar ve refahının daim olmasını diliyorum. Yine bu vesileyle Pakistan’ın kurucularını, büyük fedakarlıklarla Pakistan’ı oluşturan Pakistanlı kardeş halkı, kuruluşundan bugüne Pakistan’a emek veren, katkı veren herkesi saygıyla, şükranla yad ediyorum” diye konuştu.

    Türkiye ile Pakistan arasındaki dostluğun köklerinin Pakistan’ın kuruluşundan çok daha ötesine uzandığını ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti:

    “Türk İstiklal Harbi sırasında Anadolu’nun bağımsızlık mücadelesine verilen samimi destek ve gösterilen fedakarlık milletimizin hafızasında daima müstesna bir yere sahip olacaktır. Bu tarihi dayanışma Türkiye ile Pakistan arasındaki kardeşliğin halklarımızın gönüllerinde kök salmış kadim bir bağ olduğunu ortaya koymaktadır. Bu münasebetler ortak tarihimizden, müşterek değerlerimizden ve zor zamanlarda birbirimizin yanında olma irademizden beslenen son derece müstesna bir mahiyet taşımaktadır. Pakistan’ın 1947 yılında bağımsızlığını kazanmasının ardından Türkiye, yeni Pakistan Devleti’ni tanıyan ilk ülkeler arasında yer almış, iki ülke arasındaki ilişkiler o tarihten bu yana karşılıklı saygı, güven ve dayanışma temelinde istikrarlı bir şekilde gelişmiştir. Türkiye ve Pakistan aradan geçen süre içerisinde bölgesel ve küresel ölçekte yaşanan pek çok sınamada birbirlerinin yanında omuz omuza durmuşlardır. Doğal afetler karşısında sergilenen dayanışmadan terörle mücadeleye, insani krizlerden uluslararası meselelerdeki istişarelere kadar uzanan bu ortak tutum ilişkilerimizin sahip olduğu derinliğin en açık göstergesidir.”

    Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke anlaşmasına değinen Yılmaz, “Bugün Türkiye-Pakistan ilişkileri, tarihi kardeşliğimizin sağladığı güçlü zeminin üzerinde kapsamlı ve çok boyutlu bir stratejik ortaklık anlayışıyla ilerlemektedir. Savunma sanayii, güvenlik, ticaret, yatırım, enerji, ulaştırma, eğitim, teknoloji ve bağlantısallık başta olmak üzere çok geniş bir alanda işbirliğimizi geliştirmeliyiz, geliştirmekteyiz. Hedefimiz mevcut potansiyelimizi daha etkin şekilde kullanmak ve ekonomik ilişkilerimizi halklarımızın refahına doğrudan katkı sağlayacak seviyelere taşımaktır. Siyasi ilişkilerimizin mükemmel konumunu, derinliğini hiç kimse tartışamaz. Ancak kendimize şu soruyu da sormamız lazım: Bu kadar iyi siyasi ilişkiler daha fazla ekonomik ilişki üretmeli. Bunu da inşallah hep birlikte başaracağız. Bu çerçevede Türkiye ve Pakistan arasında kurumsallaşan yüksek düzeyli stratejik işbirliği mekanizmasının yanı sıra son dönemde ortaya konulan siyasi irade ilişkilerimize yeni bir dinamizm kazandırmıştır. İmzalanan anlaşmalar ve hayata geçirilen ortak projeler bu iradenin somut sonuçlara dönüştüğünü göstermektedir. Bununla birlikte Türkiye-Pakistan ilişkilerinin bölgesel boyutunun da giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemden geçiyoruz. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşması, Mekke savunma anlaşması, bu bakımdan yalnızca üç ülke arasındaki savunma işbirliğinin geliştirilmesine yönelik bir düzenleme değildir. Bu anlaşma üç kardeş ülkenin ortak güvenlik anlayışını, dayanışma iradesini ve bölgesel barış ve istikrarı sahiplenerek koruma kararlılığını ortaya koyan son derece önemli tarihi bir adımdır” ifadelerini kullandı.

    Mekke anlaşmasının savunma ve güvenlik haricinde ekonomik alanlarda da imkanlar sağlayacağını belirten Yılmaz, “Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan işbirliğinin savunma ve güvenlik alanlarının yanı sıra ekonomi, enerji, ulaştırma, teknoloji ve diğer alanlarda da geliştirilmesinin ülkelerimizin birbirini tamamlayan imkan ve kabiliyetlerini daha etkin biçimde değerlendirmesine imkan sağlayacağına inanıyoruz. Pakistan’ın güvenliği, istikrarı ve ekonomik kalkınması yalnızca Pakistan bakımından değil, Güney Asya’nın ve daha geniş anlamda bölgemizin geleceği açısından da önem taşımaktadır. Türkiye, Pakistan’ın terörizmle mücadelesini ve güvenlik alanındaki meşru hassasiyetlerini desteklemekte, bölgesel meselelerin diyalog, diplomasi, uluslararası hukuk ve karşılıklı anlayış temelinde ele alınmasının önemine inanmaktadır. Bu anlayışla uluslararası platformlarda Türkiye ve Pakistan arasında giderek güçlenen eşgüdüme de büyük önem atfediyoruz. Filistin meselesinden İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu sınamalara, terörizmle mücadeleden insani krizlere kadar pek çok konuda ülkelerimizin sergilediği yakın dayanışma, ortak değerlerimizin dış politikamıza yansımasına önemli bir örnektir. Öte yandan ilişkilerimizin en kalıcı güvencesi devletlerimiz arasındaki işbirliğinin ötesinde halklarımız arasındaki samimi bağlardır. Türkiye’de eğitim gören Pakistanlı öğrenciler, Pakistan’da faaliyet gösteren Türk kurumları, iş insanlarımız arasında gelişen ortaklıklar ve toplumlarımız arasındaki temaslar bu kardeşliğin gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan güçlü kanallardır” dedi.

    Büyükelçi Cüneyd ise, “Bilim ve teknoloji, savunma ve uzay araştırmalarındaki başarılarımızdan eğitim, tıp, girişimcilik, spor, kültür ve sanata giderek artan katkılarımıza kadar Pakistanlılar yeteneklerini ve üstün başarı gösterme kararlılıklarını sürekli olarak ortaya koymuştur. Halkımız yalnızca Pakistan’da değil, dünyanın dört bir yanında iz bırakmış; yaşadıkları ve çalıştıkları her yerde toplumların ilerlemesine ve refahına katkıda bulunmuştur. Aynı şekilde Pakistan, iyi ve kötü günlerinde yanında duran Türkiye gibi yakın dostlara ve kardeşlere sahip olduğu için şanslıdır. Türkiye ile köklü kardeşlik ilişkimiz, ortak inanç, tarihi dayanışma ve karşılıklı saygıyla şekillenmiş bir bağdır. Ortaklığımız savunma, ticaret, eğitim ve kültür dahil olmak üzere çok çeşitli alanlarda gelişmeye devam etmektedir” şeklinde konuştu.

  • Dışişleri Bakanı Fidan Mısır’a gidiyor

    Dışişleri Bakanı Fidan Mısır’a gidiyor

    Dışişleri Bakanı Fidan, Mısır’ı ziyaret edecek.

    Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, ziyaret kapsamında Bakan Fidan ile Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati eş başkanlığında Türkiye-Mısır Ortak Planlama Grubu (OPG) İkinci Toplantısı düzenlenecek.

    İlgili kurumlardan yetkililerin de katılımıyla yapılacak toplantıda, 4 Şubat’ta iki ülke cumhurbaşkanlarının eş başkanlıklarında Kahire’de düzenlenen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) İkinci Toplantısı’nın sonuçları ile 2028’de Türkiye’de tertiplenmesi öngörülen YDSK Üçüncü Toplantısı’nın hazırlıkları ele alınacak.

    Bakan Fidan’ın ziyaret kapsamında ayrıca, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi tarafından kabul edilmesi ve üst düzey Mısırlı yetkililerle görüşmeler gerçekleştirmesi öngörülüyor.

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ziyaret kapsamında gerçekleştireceği görüşmelerde Türkiye-Mısır ilişkilerini siyasi, ekonomik, ticari ve askeri boyutlar başta olmak üzere kapsamlı şekilde ele alması, müzakereleri devam eden anlaşmaların güncel durumunu gözden geçirmesi, ikili ticaret hacminin 15 milyar dolar seviyesine çıkarılması yönündeki ortak hedef doğrultusunda, ilgili kurum ve kuruluşların yanı sıra iş çevreleri arasında temasların yoğunlaştırılmasına ve karşılıklı yatırımların teşvikine yönelik iradeyi teyit etmesi bekleniyor.

    Ulaştırma, bağlantısallık ve enerji alanlarının iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin derinleştirilmesi açısından önemli fırsatlar barındırdığına işaretle, hidrokarbonlar, elektrik şebekelerinin entegrasyonu, enerji altyapısı ve madencilik başta olmak üzere çeşitli alanlardaki işbirliği imkanlarını ele alacağı belirtilen Fidan’ın, askeri ve savunma sanayisi alanlarındaki mevcut işbirliğinin daha ileri bir seviyeye taşınmasını teminen atılabilecek adımları değerlendirmesi ve Türkiye ile Mısır arasında çok yönlü gelişen ilişkilerin bölgede barış, istikrar ve refaha yaptığı katkıdan duyulan memnuniyeti ifade etmesi öngörülüyor.

    Bakan Fidan’ın görüşmelerde bölgesel meselelerin diyalog ve diplomasi yoluyla, bölgesel sahiplenme ve ortak sorumluluk anlayışı temelinde ele alınmasının ve bu doğrultudaki müşterek gayretlerin önemine işaret etmesi, bu kapsamda, gerek ikili düzeyde gerekse Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlarını bir araya getiren R4 girişimi gibi çok taraflı platformların çatısı altında ortak çabaların sürdürülmesi konusundaki kararlılığı vurgulaması bekleniyor.

    HÜRMÜZ BOĞAZI, GAZZE, SURİYE, LİBYA VE DOĞU AKDENİZ DE GÜNDEME GELECEK

    ABD ile İran arasında ateşkesin yeniden tesis edilmesi ve Hürmüz Boğazı’nın en kısa sürede açılması hedefiyle yürütülen diplomatik faaliyetlerin desteklendiğini, Mısır’ın bölgedeki çatışmaların sona erdirilmesine yönelik yapıcı girişimlerinin takdirle karşılandığını belirtmesi öngörülen Fidan’ın, Gazze’de devam eden saldırıların bir an önce durdurulması, ateşkesin tam olarak uygulanması ve insani yardımların kesintisiz, engelsiz ve sürekli biçimde ulaştırılmasının taşıdığı hayati öneme dikkati çekmesi bekleniyor.

    Fidan’ın öte yandan Gazze Barış Planı’nın ikinci aşamasının uygulanmasına ilişkin görüş alışverişinde bulunması, İsrail’in, Filistin’e yönelik saldırılarının yanı sıra Lübnan ve Suriye’ye yönelik saldırgan eylemlerinin bölgesel istikrar bakımından doğurduğu riskleri ele alması ve uluslararası toplumun söz konusu gelişmeler karşısında daha güçlü bir tutum sergilemesini teminen atılabilecek adımlara ilişkin istişarede bulunması öngörülüyor.

    Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliği temelinde kalıcı istikrar ve güvenliğin tesisine yönelik yürütülen çabalar ve temaslar hakkında görüş teatisi yapacağı belirtilen Fidan’ın, Libya’nın toprak bütünlüğü ve siyasi birliğini esas alan bir anlayışla, ülkede kalıcı istikrar ve güvenliğin sağlanmasına yönelik ortak çabaların sürdürülmesi gerektiğini ifade etmesi ve Mısır’la bu konuda süregelen yakın istişare ve temaslardan duyulan memnuniyeti dile getirmesi bekleniyor.

    Bakan Fidan’ın Doğu Akdeniz’de kalıcı barış ve istikrarın tesis edilmesi, bölgesel refah ve işbirliği imkanlarının güçlendirilmesi bakımından iki ülkenin üstlenebilecekleri roller ve sunabilecekleri katkılara ilişkin değerlendirmelerde bulunması, ayrıca Sudan’ın egemenliği, birliği ve toprak bütünlüğüne yönelik Türkiye’nin açık desteğinin altını çizmesi, Sudan’da kalıcı barış ve istikrarın sağlanmasını teminen diyaloğun ve diplomatik çabaların önemine bir kez daha dikkati çekmesi öngörülüyor.

    TÜRKİYE – MISIR İLİŞKİLERİ

    Türkiye ile Mısır arasındaki ikili ilişkiler artan üst düzey temas ve karşılıklı ziyaretlerle ivme kazanırken, Bakan Fidan ve mevkidaşı Abdulati, ikili ve bölgesel meselelerde düzenli istişare ve yakın koordinasyonu sürdürüyor.

    Bakan Abdulati, 12 Kasım 2025 tarihinde OPG Birinci Toplantısı vesilesiyle Türkiye’ye ziyaret gerçekleştirmiş, ayrıca 17-19 Nisan tarihlerinde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’na katılmıştı.

    Bakan Fidan ise son olarak 20-21 Haziran tarihlerinde Türkiye-Mısır-Pakistan-Suudi Arabistan Dışişleri Bakanları Dördüncü Toplantısı’na katılmak üzere Kahire’yi ziyaret etmişti.

    Mısır, Türkiye’nin Afrika kıtasındaki başlıca ticaret ve ihracat ortakları arasında ilk sırada yer alıyor. 2025’te 8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen ikili ticaret hacminin, gelecek dönemde iki ülkenin cumhurbaşkanları tarafından belirlenen 15 milyar dolar seviyesine taşınması hedefleniyor.

    Türkiye’nin Mısır’daki yatırımları da ikili ekonomik ilişkilerin güçlü ve uzun vadeli niteliğini ortaya koyarken, Türk yatırımlarının toplam değeri 4 milyar doları aştı. Öte yandan Türk sermayeli şirketler de bugün yaklaşık 100 bin Mısırlının istihdamına katkı sağlıyor.

    Türkiye-Mısır ilişkilerinde son dönemde yakalanan ivme, yalnızca ikili işbirliğinin derinleşmesine değil, aynı zamanda bölgesel barış ve istikrarın tesisine yönelik ortak çabaların güçlendirilmesine de zemin hazırlıyor, iki ülkenin bölgesel gelişmeler karşısındaki ağırlığı ve yapıcı rolü bu vesileyle daha da pekişiyor.

    TÜRKİYE-MISIR ORTAK PLANLAMA GRUBU

    Türkiye-Mısır Ortak Planlama Grubu, 14 Şubat 2024’te Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin kurulmasına ilişkin imzalanan ortak bildiri çerçevesinde oluşturulmuştu.

    Dışişleri Bakanları eş başkanlığında toplanan OPG, YDSK toplantılarının hazırlıklarını yürütme ve iki ülke arasındaki işbirliği alanlarında koordinasyonu güçlendirme amacıyla faaliyet gösteriyor.

    OPG Birinci Toplantısı, Dışişleri Bakanı Fidan ve Bakan Abdulati eş başkanlığında 12 Kasım 2025’te Türkiye’de düzenlenmişti.

  • Kral Selman’dan Mekke Savunma Anlaşması’na Övgü

    Kral Selman’dan Mekke Savunma Anlaşması’na Övgü

    Suudi Arabistan’ın El-İhbariyye kanalının haberine göre, Kral Selman, ülkenin batısındaki Cidde kentinde düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. Toplantıda bölgesel ve uluslararası gelişmelerin yanı sıra çeşitli konular ele alındı.

    Kral Selman, Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’e Mekke Ortak Savunma Anlaşması’ndaki çalışmalarından dolayı teşekkür etti.

    “İSTİKRARIN KORUNMASINA YÖNELİK ÇABALARA KATKI SAĞLAYACAK”

    Üçlü zirvede elde edilen sonuçları öven Kral Selman, zirvenin Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında uzun vadeli savunma ortaklığının temellerini güçlendirdiğini belirtti. Kral Selman, bu ortaklığın üç ülke arasındaki işbirliği, koordinasyon ve entegrasyonun geliştirilmesine, bölgesel tehditlerle mücadele ile uluslararası güvenlik ve istikrarın korunmasına yönelik çabalara katkı sağlayacağını ifade etti.

    Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu da toplantının ardından yayımladığı sonuç bildirisinde, “Mekke Zirvesi”nin üç ülke arasındaki köklü tarihi ilişkilerin derinliğini ortaya koyduğunu belirtti. Bildiride, zirvenin kardeşlik ve İslami dayanışma bağlarının güçlendirilmesi ile ortak stratejik çıkarların korunmasına yönelik iradeyi teyit ettiği kaydedildi.

    MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos’ta Mekke’de “Ortak Savunma Anlaşması”na imza atmıştı.

    Anlaşma, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.

    Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

    Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.

  • Giresun’un öncelikli isteği Güney Çevre Yolu

    Giresun’un öncelikli isteği Güney Çevre Yolu

    Giresun’un ihtiyaç duyduğu yatırımların hayata geçirilmesi ve kentin Ankara’daki lobi gücünün artırılması amacıyla siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, iş dünyası ve kentin farklı kesimlerinin ortak hareket etmesi çağrısı yapıldı.

    Giresun’un ekonomik, sosyal, kültürel ve turizm potansiyelinin değerlendirilmesi amacıyla yapılan toplantıda, kentin öncelikli yatırım ihtiyaçları ele alındı. Toplantıda, siyasi görüş ve parti ayrımı gözetmeden Giresun’un ortak talepleri etrafında bir şehir iradesi oluşturulması gerektiği vurgulandı.

    Giresun’un özellikle ulaşım altyapısında önemli yatırımlara ihtiyaç duyduğu belirtilerek, 49 kilometrelik Giresun Güney Çevre Yolu Projesi’nin ilk etabı olan Batlama-Aksu arasındaki 8 kilometrelik bölümün öncelikli olarak hayata geçirilmesi gerektiği ifade edildi.

    Toplantıda ayrıca Tirebolu-Torul bölünmüş yolu, Erzincan-Gümüşhane-Tirebolu demiryolu projesi, Dereli-Şebinkarahisar yolu ve Pınarlar Tüneli gibi ulaşım yatırımlarının yanı sıra sanayi, sağlık, turizm ve şehircilik alanındaki yatırımlar da gündeme getirildi.

    Giresun’un fındıkta katma değerli üretim ve markalaşma kapasitesinin artırılması, sanayi bölgelerinin faaliyete geçirilmesi, turizmin dört mevsime yayılması ve kentin sağlık altyapısının güçlendirilmesi gerektiği belirtildi.

    Giresun’un taleplerinin dağınık şekilde değil, ortak bir Giresun dosyası halinde Ankara’ya taşınması gerektiği vurgulanarak, milletvekillerinin de kentteki tüm siyasi partiler, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasının desteğiyle daha güçlü hareket edebileceği ifade edildi.

    Toplantıda, “Mesele bir siyasi partinin veya kişinin başarısı değil, Giresun’un başarısıdır. Giresun için ortak akıl, ortak mücadele ve güçlü bir lobi oluşturmalıyız” mesajı verildi.

  • Xi Jinping ve Nandi-Ndaitwah, Çin-Namibya İlişkilerini Güçlendirdi

    Xi Jinping ve Nandi-Ndaitwah, Çin-Namibya İlişkilerini Güçlendirdi

    BEİJİNG, 11 Temmuz (Xinhua) — Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping cuma günü, Namibya Cumhurbaşkanı Netumbo Nandi-Ndaitwah ile başkent Beijing’de bir araya geldi.

    Xi ve Nandi-Ndaitwah, cuma günkü görüşmelerinde ikili ilişkilerin yeni dönemde ortak geleceğe sahip Çin-Namibya topluluğu seviyesine yükseltildiğini duyurdu.

    İki ülke arasındaki dostane işbirliğinin derinleşmeye devam ederek iki halka somut faydalar sağladığını kaydeden Xi, kalkınma anlayışlarına yönelik etkileşimi artırmak, kalkınma stratejileri arasında sinerji oluşturmak ve modernleşme yolunda birbirlerinin ortağı olmak üzere Namibya ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.

    Xi, yeni dönemde ortak geleceğe sahip bir Çin-Namibya topluluğunun inşasına yönelik üç öneride bulundu.

    Çin ve Namibya’nın üst düzey etkileşimleri sürdürmesi, yönetişim konusundaki deneyim paylaşımını derinleştirmesi, ikili ilişkiler açısından genel ve stratejik öneme sahip konularda düzenli iletişim halinde olması ve temel çıkarları ile önemli kaygılarını ilgilendiren konularda birbirini desteklemeye devam etmesi gerektiğini ifade etti.

    İki tarafa işbirliği potansiyelini değerlendirerek işbirliğini daha üst seviyelere taşıma çağrısında da bulunan Xi, Namibya’yı sıfır gümrük vergisi uygulamasından, Namibya’nın ihraç ürünlerinin Çin pazarına girişine yönelik iyileştirilmiş hızlı prosedürlerden ve diğer elverişli politikalardan tam olarak yararlanmaya teşvik etti.

    Xi, altyapı, enerji, madencilik, tarım, eğitim, gençlik, bilim ve teknoloji gibi alanlarda Namibya ile işbirliğini derinleştirmeye hazır olduklarını da sözlerine ekledi.

    Nandi-Ndaitwah ise Çin’le ilişkilerine büyük önem verdiklerini ve tek Çin ilkesine kararlılıkla bağlı olduklarını söyledi.

    Daha fazla Çinli işletmenin Namibya’da yatırım yapmasını ve faaliyet göstermesini memnuniyetle karşılayacaklarını kaydeden Nandi-Ndaitwah, sanayi, madencilik, altyapı, havacılık ve uzay, bilim ve teknoloji, tarım ve su kaynakları gibi alanlarda işbirliğini güçlendirmeyi umduklarını ifade etti.

    Çin’in uzun süredir Namibya dahil Afrika ülkelerine karşılıksız destek ve yardım sağladığını ve uluslararası ve bölgesel konularda her zaman adil bir tutum benimsediğini kaydeden Nandi-Ndaitwah, gelişmekte olan ülkelerin ortak çıkarlarını korumak ve insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluğu birlikte inşa etmek üzere Çin ile iletişim ve koordinasyonu artıracaklarını vurguladı.

    İki lider, görüşmenin ardından ekonomi ve ticaret, sağlık, eğitim ve insan kaynakları gibi alanlarda çok sayıda işbirliği belgesinin imzalanmasına nezaret etti.

    İki taraf ayrıca yeni dönemde ortak geleceğe sahip Çin-Namibya topluluğunun inşasına ilişkin ortak bildiri yayımladı.

  • Başbağlar Katliamı 33. Yılında Fatih’te Anıldı

    Başbağlar Katliamı 33. Yılında Fatih’te Anıldı

    Başbağlar Köyü Güzelleştirme ve Kalkındırma Derneğince, terör örgütü PKK’nın 5 Temmuz 1993’te Erzincan’ın Başbağlar köyünde 33 sivili katlettiği saldırının 33. yılı dolayısıyla “Başbağlar Şehitlerini Anma Programı” düzenlendi.

    Fatih’teki Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde düzenlenen program, İstiklal Marşı’nın okunması ve Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Başbağlar katliamında hayatını kaybedenler için şiirler okunan programda, katliama ilişkin sinevizyon gösterimi yapıldı.

    Programda konuşan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Başbağlar’da şehit edilen 33 kişiye rahmet diledi.

    Katliamın gerçekleştiği dönemde, Diyarbakır’ın Silvan ilçesine bağlı Yolaç köyünde, Urumçi’de, ve Srebrenitsa’da da benzer katliamların gerçekleştiğini hatırlatan Yapıcıoğlu, bu saldırıların ortak bir zihniyetin ürünü olduğunu söyledi.

    Yapıcıoğlu, “O gün, yani 33 sene önce 5 Temmuz akşamı Başbağlar’da 33 aziz şehidimize sıkılan kurşunlar aslında sadece onların bedenlerine sıkılmamıştı. Bir hedef vardı, bizi biz yapan değerler hedefteydi.” dedi.

    Yüzyıllardır aynı topraklarda kardeşçe yaşandığını ve ortak değerlerin toplumun temelini oluşturduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, “Partilerimiz farklı olabilir. Mezheplerimiz farklı olabilir. Ana dillerimiz farklı olabilir. Yaşadığımız şehirler farklı olabilir ama bizi biz yapan değerlerimiz ortaktır ve sayılmayacak kadar çoktur.” ifadelerini kullandı.

    Yapıcıoğlu, ortak değerlere yönelik saldırıların toplumu ayrıştıramayacağını belirterek, “Onlar ortak değerlerimize saldırdıkça bizden bir taş bile koparamayacaklar. Daha sıkı kenetlenmemize giden bir yol açmış olacaklar.” diye konuştu.

    Merhum Aliya İzzetbegoviç’in “Katliamları unutmayın, unutulan katliamlar tekrarlanır.” sözünü anımsatan Yapıcıoğlu, yaşanan acıların intikam duygusuyla değil, benzer olayların tekrar etmemesi için hatırlanması gerektiğini söyledi.

    Yapıcıoğlu, İzzetbegoviç’in “Bizi toprağa gömdüler ama tohum olduğumuzu bilmiyorlardı.” sözünü de hatırlatarak, Başbağlar, Hocalı, Srebrenitsa ve Gazze’de hayatını kaybedenlerin hatırasının yaşamaya devam edeceğini belirtti.

    “Unutturmamaya devam edeceğiz”

    Dernek Başkanı Erhan Aydınlı da aradan geçen 33 yıla rağmen acılarının ilk günkü gibi taze olduğunu dile getirdi.

    Aydınlı, bugün burada öfkeyi büyütmek için değil, hakikati yaşatmak, şehitlerin aziz hatırasını gelecek nesillere emanet etmek ve adalet talebini bir kez daha dile getirmek için bulunduklarını söyledi.

    Terör örgütü tarafından düzenlenen baskında 28 kişinin doğrudan kurşuna dizilerek, biri kadın, biri çocuk 5 kişinin ise evleriyle birlikte yakılarak şehit edildiklerini hatırlatan Aydınlı, “Bu katliamı ve soykırımı yapan yaklaşık 150 kişilik siyonist ve emperyalist uşağı, vatan millet ve din düşmanı hain teröristler ise ellerini kollarını sallayarak köyümüzü terk ettiler. Bugün Gazze’de yapılanlar, o gün de Başbağlar’da yapıldı. Her yıl bıkmadan, usanmadan, yılmadan anlatmaya, acılarımız tazelense de anmaya, adalet aramaya ve unutturmamaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

    Aydınlı, Başbağlar katliamı dosyasının yeniden değerlendirilmesini beklediklerini belirterek, şunları kaydetti:

    “Adalet Bakanımız Akın Gürlek’in bu konudaki kararlı yaklaşımını kıymetli buluyoruz. Başbağlar katliamı dosyasının da aynı hassasiyetle yeniden değerlendirilmesini bekliyor, derneğimiz olarak hakikatin ortaya çıkarılması adına yürütülecek her türlü çalışmaya bilgi ve belge ile katkı sunmaya hazır olduğumuzu ifade ediyoruz. Faili meçhullerin en zirve ve karanlık noktası Başbağlar katliamıdır. Şayet Başbağlar katliamı çözülürse, diğer bütün faili meçhullerin çözüleceğine inanıyoruz.”

    Erhan Aydınlı, Başbağlar’da yürütülmesi planlanan maden faaliyetlerine ilişkin de köyün tarihi, manevi ve doğal dokusunun korunması gerektiğini sözlerine ekledi.

    Programa, İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, siyasi partilerin ve STK’lerin temsilcileri ile şehit aileleri ve Başbağlar köylüleri katıldı.

  • Fidan: Netanyahu’nun politikası bölgede soykırımı destekliyor

    Fidan: Netanyahu’nun politikası bölgede soykırımı destekliyor

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ” (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu’nun yayılmacı politikası bölgede kaosu, istikrarsızlığı, savaşı, gözyaşını, yıkımı ve soykırımı destekleyen bir politika.” dedi.

    Fidan ve Kırgızistan Dışişleri Bakanı Ceenbek Kulubayev’in eş başkanlıklarında Ankara’da gerçekleştirilen Türkiye-Kırgızistan Ortak Stratejik Planlama Grubu Yedinci Toplantısı’nın ardından ortak basın toplantısı düzenlendi.

    Kırgızistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin 2027-2028 geçici üyeliğine seçilmiş olmasından dolayı tebriklerini ileten Fidan, bu olayı Kırgızistan için tarihi bir başarı ve zafer olarak nitelendirdi.

    Fidan, Kırgız makamlarının Kırgızistan ve Türk dünyası için önemli vazifeler üstelendiğini belirterek, Kırgızistan’ın uluslararası arenada ortaya koyduğu diplomatik başarıların ve Türkiye’nin bu başarıya katkısının, iki kardeş ülke arasındaki dayanışmanın en somut örneklerinden biri olduğunu ifade etti.

    Kırgızistan ve Türkiye arasındaki işbirliğinin istikrarlı şekilde güçlendiğini kaydeden Fidan, toplantıda iki ülke arasındaki Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin son toplantısında belirlenen hedeflere ne ölçüde ulaşıldığının gözden geçirildiğini aktardı.

    Fidan, iki ülke dışişleri bakanlıkları arasında 2027-2028 dönemi için işbirliği programı imzalandığını duyurarak, “Aramızdaki işbirliği daha planlı, programlı, yapısal bir şekilde gitmeli. Bunu her düzeyde gündeme getiriyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un iki ülke arasındaki ticaret hacmi hedefini 5 milyar dolar olarak belirlediğini hatırlatan Fidan, buna ulaşmak için çalıştıklarını ifade etti.

    Fidan, Kırgızistan’da 350 Türk firmasının bulunduğuna ve sayının artmaya devam ettiğine dikkati çekti.

    Toplantıda, bağlantısallık, finansman ve yatırım konularının da görüşüldüğünü dile getiren Fidan, “Bu son İran olayında da gördük ki, bağlantısallık, kargo ulaşımı, malzemelerin ve ürünlerin iletimi gerçekten stratejik öneme haiz bir konu. Koridorlar, bağlantı yolları giderek daha da önem kazanıyor.” dedi.

    Fidan, Türk Devletleri Teşkilatı’nı (TDT), Türk dünyasının ortak iradesinin mücessem bir hali olarak nitelendirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu teşkilatın, bu birlikteliğin modern zamanlarda daha kurumsal şekilde, daha etkin olarak bütün alanlarda kapsayıcı bir faaliyet göstermesi liderlerimizin ortak iradesidir. Bu konuda tabii bizlere, bürokrasiye, sivil toplum örgütlerine ve iş dünyasına düşen çok görev var. Herkes bu konuda elinden geleni yapmaya çalışıyor. Diğer taraftan biliyorsunuz, her yıl düzenlenen zirve var. Bu sene zirveyi Cumhurbaşkanı’mızın ev sahipliğinde inşallah Ankara’da yapacağız.”

    Küresel ve bölgesel meseleler

    Fidan, mevkidaşı ile görüşmesinde, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türklerine yönelik haksız tecridin kaldırılması hususundaki çabaların ele alındığını belirterek, başta Ukrayna olmak üzere küresel ve bölgesel meselelerin görüşüldüğünü aktardı.

    Rusya-Ukrayna Savaşı’nın devam ettiğini, savaşın etkilerinin daha da tehlikeli bir şekilde yayılma riski taşıdığının ele alındığını söyleyen Fidan, şunları kaydetti:

    “İki ülke olarak buna nasıl bakıyoruz, değerlendirmelerimiz nelerdir? Benim en son Rusya ziyaretinde elde ettiğim izlenimler, arkadaşlarımızın yaptığı temaslar… Bu konularda görüş alışverişinde bulunduk. Amacımız ve isteğimiz odur ki, bir an önce savaşın durması ve kapsamlı barış görüşmesi için görüşmelerin başlaması ve bu konuda hemfikiriz.”

    Öte yandan, İran konusunda ABD ile varılan mutabakat konusunda ortak memnuniyetin dile getirildiğini söyleyen Fidan, “Kendilerinin de İran’la ilgili özel ilişkileri var. O konuda takip ettikleri politikalar var. Orta Asya’ya açılan bir coğrafyası var İran’ın. Bu bakımdan Orta Asya’ya sınır olduğu için İran politikaları Türk devletlerini de yakından ilgilendirmekte.” dedi.

    Fidan, görüşmesinde, herkesin ortak meselesi olan, başta Filistin meselesi olmak üzere, Gazze, Lübnan, Suriye konularının teker teker ele alındığını belirterek, “(İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu’nun yayılmacı politikası bölgede kaosu, istikrarsızlığı, savaşı, gözyaşını, yıkımı ve soykırımı destekleyen bir politika. Bu planın, bu politikanın durdurulması için uluslararası toplum olarak neler yapabiliriz, hangi tedbirler alınabilir, ne türden bir eylem planı ortaya konur… Bildiğiniz gibi, Türkiye olarak bütün uluslararası muhataplarımızla, ortaklarımızla konuyu ele alıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

    Kırgızistan ile Türkiye’nin bütün konularda aynı yerde durduğunu ifade eden Fidan, bunun kardeşliğin gerekliliği olduğunu söyledi.

    Farklı eylem potansiyelleri olduğunu ve bu durumların da gözden geçirildiğini vurgulayan Fidan, Ortak Stratejik Planlama Grubu’nun toplantısında alınan kararlar ve takip edilecek hususlar olduğunu söyledi.

    Bakan Fidan, toplantının bir sonraki Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı’nın da altyapısını oluşturduğunun altını çizdi.

    (Sürecek)