Tag: Nükleer

  • Bakan Bayraktar: Nükleer Türkiye için olmazsa olmaz

    Bakan Bayraktar: Nükleer Türkiye için olmazsa olmaz

    ENERJİ ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Türkiye hem rekabetçi fiyatlarla nükleere sahip olmak, bu yatırımları yapmak istiyor hem de aynı zamanda en güvenli teknolojiye sahip olmak istiyor” dedi.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Romanya Köstence’deki Cernavoda Nükleer Güç Santrali’ni ziyaret etti. Santralde bilgi alan Bakan Bayraktar, burada kullanılan reaktör teknolojisini yerinde inceledi.

    NÜKLEER OLMAZSA OLMAZ

    Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Bayraktar, Türkiye’nin 2050 yılına kadar 20 bin megavatlık bir nükleer kapasiteye sahip olma hedefi bulunduğunu ifade etti. Bakan Bayraktar, “Ülkemizin hem enerji arz güvenliğini teminat altına almak hem de Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu ‘2053 Net sıfır Emisyon’ hedefine ulaşmak için nükleer bizim için olmazsa olmaz bir husus” ifadelerini kullandı.

    KRİTİK SÜREÇ

    Akkuyu’da dört nükleer reaktörün inşasının devam ettiğini belirten Bakan Bayraktar, “20 bin megavat hedefine gidebilmek için Türkiye olarak hem Sinop’ta hem de Trakya’da planladığımız santraller var. Bunun yanı sıra küçük modüler reaktörler var. Türkiye, şu anda kritik bir süreçte. Biz bu noktada özellikle Akkuyu sonrasında yapacağımız santrallerde teknoloji seçimiyle alakalı, birlikte bu alanda ortaklık yapacağımız, birlikte çalışacağımız teknolojiler ve ülkelerle alakalı çalışmaları yürütüyoruz” diye konuştu.

    CANDU TEKNOLOJİSİ

    Bu konuda Çin ile uzun yıllardır yürütülen bir müzakere süreci ve bir çalışma olduğunu, Çin’in yanı sıra Güney Kore ile çok yakın zamanda daha yoğun bir şekilde çalışmaya başladıklarını anımsatan Bakan Bayraktar, “Kanada’daki nükleer teknolojiyle alakalı da son aylarda özellikle çok yoğunlaşan bir çalışma sürecimiz oldu. Bununla beraber özellikle bu teknolojinin uygulamalarını yerinde görmek adına da bugün ülkemize çok yakın bir mesafede, ‘komşumuz’ diyebileceğimiz ve çok iyi ilişkilerimizin olduğu Romanya’da CANDU teknolojisiyle kurulmuş iki reaktörü görme fırsatımız oldu” bilgisini verdi.

    KAPSAMLI VE BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM

    Bakan Bayraktar, “Türkiye hem rekabetçi fiyatlarla nükleere sahip olmak, bu yatırımları yapmak istiyor hem de aynı zamanda en güvenli teknolojiye sahip olmak istiyor. Nükleer atık yönetimi ve nükleer yakıt tedarikiyle alakalı da daha kapsamlı, daha bütüncül bir yaklaşımla inşallah önümüzdeki ikinci, üçüncü projeleri hayata geçireceğiz” dedi.

    YERLİLEŞME ÖN PLANDA

    Kanadalı şirketin Türkiye’deki tedarikçilerle ve ekipman sağlayıcılarla haziran ayı sonunda veya temmuz ayı başında yapacağı toplantının da önem arz ettiğini vurgulayan Bakan Bayraktar, şunları söyledi:

    “Çünkü biz rekabetçi, daha uygun fiyatlı, daha güvenli ama aynı zamanda yerlileşmesi yüksek bir nükleer santrale sahip olmak istiyoruz. Bu anlamdaki çalışmalarımızı ileri götürmek için bugün buradayız.”

    SOYDAŞLARLA BULUŞMA

    Bakan Bayraktar, Romanya’daki temasları çerçevesinde, Köstence’de Yaşayan İş İnsanı ve Soydaşlarla Buluşma programına da katıldı. Programa, Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan ile Köstence Başkonsolosu Asiye Derya Dingiltepe de iştirak etti. Romanya’da bulunan Türklere seslenen Bakan Bayraktar, “Sizler, burada bu ülkenin gelişiminde, ilerlemesinde ve Türkiye ile olan ikili iş birliğinin daha ileri gitmesi noktasında çok önemli bir yer tutuyorsunuz. Sizin buradaki varlığınız, buradaki faaliyetleriniz ve yaptığınız çalışmalar, Romanya’nın ekonomisine, Romanya’nın ekonomik ve içtimai hayatına çok önemli katkılar yapıyor” ifadelerini kullandı.

    Soydaşlara destek mesajı da veren Bakan Bayraktar, “Her ne konuda olursa olsun arkanızda olduğumuzu, çok güçlü bir devlet olarak her alanda sizlere destek olduğumuzu ve olacağımızı, devletimizi temsil eden tüm kurumlarımız adına ifade ediyorum” diye konuştu.

  • Nükleer alarm: Savaş başlıkları depolardan çıkarılıyor

    Nükleer alarm: Savaş başlıkları depolardan çıkarılıyor

    Merkezi İsveç’te bulunan Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), dünyadaki nükleer güçlerin toplam yaklaşık 12 bin 187 nükleer savaş başlığına sahip olduğunu açıkladı. Bunların yaklaşık 9 bin 745’inin ise gerektiğinde kullanılabilecek stoklarda tutulduğu belirtildi.

    Toplam savaş başlığı sayısında geçen yıla göre küçük bir düşüş yaşansa da SIPRI, bunun büyük ölçüde eski başlıkların sökülmesinden kaynaklandığını kaydetti. Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana eski başlıkların, yeni konuşlandırılanlardan daha hızlı şekilde devre dışı bırakılması toplam sayının azalmasını sağlamıştı.

    SIPRI Direktörü Karim Haggag, “Nükleer silahların sayısı azalıyor olabilir ancak nükleer tehlike ve risk seviyesi yükseliyor.” değerlendirmesinde bulundu. Enstitü, önümüzdeki yıllarda nükleer stoklardaki düşüş eğiliminin tersine dönebileceği uyarısında bulundu. Buna gerekçe olarak savaş başlıklarının sökülme hızının yavaşlaması ve yeni nükleer silahların konuşlandırılmasının hızlanması gösterildi.

    Haggag ayrıca silah kontrol anlaşmalarının zayıflaması ve nükleer güçler arasındaki rekabetin artmasını da kaygı verici gelişmeler arasında sıraladı.

    SAVAŞ BAŞLIKLARI DEPOLARDAN ÇIKARILIYOR

    SIPRI’ye göre dikkat çeken bir diğer eğilim ise nükleer silahlara sahip ülkelerin bu silahları depolardan çıkarıp nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip füze ve diğer sistemlere yerleştirmesi. Bu durum, aktif olarak konuşlandırılmış nükleer silahların sayısının artmasına yol açıyor.

    ABD ve Rusya, dünyadaki nükleer silah stoklarının yaklaşık yüzde 83’ünü elinde bulunduruyor. Her iki ülkenin de 5 binden fazla savaş başlığına sahip olduğu tahmin ediliyor. Washington ve Moskova cephaneliklerini modernize etmeye çalışırken çeşitli sorunlarla karşılaşıyor.

    SIPRI, ABD’nin nükleer modernizasyon programının bütçe ve planlama sorunları nedeniyle gecikmeler yaşadığını ve maliyetlerin arttığını belirtti. Rusya’nın programında ise kıtalararası balistik füze denemelerindeki başarısızlıklar ile Ukrayna savaşı nedeniyle uygulanan yaptırımların etkili olduğu değerlendirildi.

    ÇİN EN HIZLI BÜYÜYEN GÜÇ

    SIPRI’ye göre nükleer cephaneliğini en hızlı büyüten ülke Çin. Enstitü, Çin’in yaklaşık 620 nükleer savaş başlığına sahip olduğunu tahmin ediyor. Mevcut büyüme hızının sürmesi halinde Pekin’in 2030 yılına kadar ABD ve Rusya ile benzer sayıda kıtalararası balistik füzeye sahip olabileceği belirtiliyor.

    Buna rağmen Çin’in 2030’a kadar bin savaş başlığına ulaşması halinde bile bu rakamın ABD ve Rusya’nın stoklarının yaklaşık dörtte birine karşılık geleceği ifade edildi. Avrupa’da ise Fransa’nın 290, İngiltere’nin 225 nükleer savaş başlığına sahip olduğu tahmin edildi. SIPRI, Londra’nın ilerleyen yıllarda stoklarını artırmasının beklendiğini kaydetti. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da mart ayında ülkesinin nükleer kapasitesinin artırılması talimatını vermişti.

    Hindistan’ın nükleer cephaneliğini yaklaşık 190 savaş başlığına çıkardığı değerlendirilirken, rakibi Pakistan’ın yaklaşık 170 savaş başlığında kaldığı belirtildi. Ancak Pakistan’ın nükleer silah üretiminde kullanılan materyalleri biriktirmeyi sürdürdüğü ve önümüzdeki on yılda cephaneliğini büyütebileceği ifade edildi.

    Kuzey Kore’nin de nükleer kapasitesini “katlanarak artırma” hedefini sürdürdüğü kaydedildi. SIPRI, Pyongyang’ın yaklaşık 60 nükleer savaş başlığına sahip olduğunu tahmin ediyor.

    Nükleer silahlara sahip olduğunu resmi olarak kabul etmeyen İsrail’in de cephaneliğini modernize ettiği değerlendiriliyor. SIPRI, İsrail’in yıl başı itibarıyla yaklaşık 90 nükleer savaş başlığına sahip olduğunu tahmin etti.

  • Rubio, İsrail’in Nükleer Programı Üzerine Gizli Toplantıya Açık

    Rubio, İsrail’in Nükleer Programı Üzerine Gizli Toplantıya Açık

    ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Demokrat Partililerin ısrarı üzerine, Kongre üyelerinin, İsrail’in nükleer prograım hakkındaki sorularını gizli bir toplantıda yanıtlamaya hazır olduğunu söyledi.

    30 Demokrat Kongre üyesi geçen ay Rubiyo’ya yazdıkları mektupta Trump yönetiminden İsrail’in onlarca yıllık nükleer programını kamuoyuna açıklamasını istedikleri bir mektup yazmıştı.

    İsrail’in nükleer programının varlığı yaygın bir şekilde kabul edilse de, İsrail de ABD’de de bunu resmen hiç açıklamadı.

    Demokrat Partili Kongre üyeleri, ardı ardına gelen ABD yönetimlerinin İsrail’in nükleer silah kapasitesi konusundaki gizliliği neden resmen koruduklarını sordu.

    Demokrat Partililer bu tavrın Washington’ın dostu ya da düşmanı başka hiçbir ülkeye gösterilmediğini vurguladılar.

    Kongre üyesi Joaquin Castro’nun ısrarı üzerine Rubio, soruları kamuoyu önünde açıklamayacağını, fakat dünyanın çoğunun İsrail’in nükleer silahlara sahip olduğunu değerlendirdiğini belirtti. Dışişleri Bakanı daha fazla bilgi vereceğini, ancak bunun yalnızca gizli bir toplantıda olacağını vurguladı.

    Milletvekillerinin geçen ayki mektubu, Washington’da İsrail’in nükleer programı konusunda yarım yüzyıldan fazla süredir devam eden tabuyu yıkmak olarak görüldü.

    ABD, İsrail’in 1950’lere kadar uzandığı düşünülen nükleer silah geliştirme faaliyetlerini hiçbir zaman resmen kabul etmedi.

    Kongre üyeleri ABD’li istihbarat yetkililerine İsrail’in nükleer silah kullanımı için belirlediği kırmızı çizgileri de sordu.

    Mart ayında Dimona’daki İsrail nükleer tesislerinin yakınlarına İran’ın düzenlediği bir saldırıyı örnek gösterdiler.

    Demokrat Partililer İsrail’in nükleer kabiliyetlerinin boyutu ve ve doğasının, Amerikan güçlerinin bölgedeki nükleer denge uğruna verilen bir savaş için Ortadoğu’ya konuşlandırıldığı bir ortamda ABD’nin ulusal güvenliği açısından hayati bir önem taşıdığını vurguladı.

    İsrail nükleer silahlara sahip olduğunu resmi olarak hiçbir zaman doğrulamadı ancak önemli bir cephaneliğe sahip olduğuna dair yaygın bir inanış var.

    İsrail’in nükleer silahları

    Ekim 1986’da İsrailli nükleer teknisyen Mordechai Vanunu, İngiliz gazetesi Sunday Times’a İsrail’in daha önce düşünülenden çok daha büyük ve gelişmiş bir nükleer silah programına sahip olduğuna dair ayrıntıları iletmişti.

    Bunun için İsrail’de 18 yıl hapis yattı ve 2004’te serbest bırakıldı.

    Düşünnce kuruluşu olan Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü’ne (SIPRI) göre İsrail cephaneliğini modernize ediyor.

    2024’te İsrail, “nükleer kabiliyetli balistik füzelerinden Jericho ailesiyle ilişkili olabilecek” bir füze tahrik sistemi testi gerçekleştirdi ve SIPRI’ye göre Dimona’daki plütonyum üretim tesisini geliştiriyor gibi görünüyor.

    İsrail, bölgesel rakiplerinin nükleer silah edinmesini engellemek için askeri müdahalelerde de bulundu.

    İran’a yönelik saldırılarının yanı sıra 1981’de Irak’taki bir nükleer reaktörü ve 2007’de Suriye’de nükleer olduğu düşünülen bir tesisi bombaladı.

  • Netanyahu ve Trump, İran Anlaşması Üzerinde Anlaştı

    Netanyahu ve Trump, İran Anlaşması Üzerinde Anlaştı

    İSRAİL Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran ile yapılacak muhtemel anlaşmanın ‘nükleer tehdidi ortadan kaldırması’ konusunda ABD Başkanı Donald Trump ile mutabık olduklarını iddia etti.

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Hürmüz Boğazı’nın açılmasına ilişkin mutabakat zaptı ve İran’ın nükleer programı konusunda nihai bir anlaşmaya varılması için yapılacak müzakereler hakkında ABD Başkanı Trump ile görüştüm. İran ile yapılacak her türlü nihai anlaşmanın nükleer tehdidi ortadan kaldırması gerektiği konusunda Trump ile hemfikiriz. Bu İran’ın nükleer tesislerinin sökülmesi ve zenginleştirilmiş uranyumun ülkeden çıkarılması anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

    Netanyahu açıklamasında, Trump’ın, ‘İsrail’in Lübnan dahil tüm cephelerdeki tehditlere karşı kendini savunma hakkını’ teyit ettiğini de bildirdi. ABD ve İsrail arasındaki ortaklığın en güçlü döneminde olduklarını öne süren Netanyahu, “İran, nükleer silaha sahip olamayacak” dedi.