Tag: Mezar

  • İtalya’da 2 bin 500 yıllık gizemli bir kraliyet mezarı bulundu

    İtalya’da 2 bin 500 yıllık gizemli bir kraliyet mezarı bulundu

    İtalya’nın doğu kıyısındaki Sirolo kasabasında, arkeologlar tarafından gerçekleştirilen kazılar, tarih meraklılarını heyecanlandıran bir keşfe sahne oldu. Roma öncesi dönemin karanlıkta kalmış medeniyetlerinden Piceni topluluğuna ait olduğu anlaşılan görkemli bir kraliyet mezarı, toprağın altından gün yüzüne çıkarıldı.

    Milattan önce altıncı yüzyıla uzanan bu keşif, sadece bir mezar değil, adeta o dönemin elit yöneticilerinin cenaze geleneklerine açılan bir zaman kapsülü niteliğinde. Adriyatik Denizi’ne bakan bir tepe üzerinde, ahşap bir çit yapısının merkezinde konumlanan mezar, yaklaşık 2 bin 500 yıl boyunca bozulmadan kalmayı başardı. Kazı alanının en dikkat çekici parçası, hiç şüphesiz savaşçı prensle birlikte gömülen iki tekerlekli ahşap savaş arabası oldu. Bununla beraber bir balta, miğfer ve bronz kaplar da mezar hediyeleri arasında yer alıyor. Seramik kapaklarla kapatılmış bronz kapların iç kısmında bulunan organik kalıntılar, antik dönemdeki cenaze ziyafetleri veya ahirete hazırlık ritüelleri hakkında araştırmacılara somut veriler sağlıyor.

    Sosyal hiyerarşinin izleri

    Mezarlık alanı, prensin yanı sıra bir kadının kalıntılarını da bünyesinde barındırıyor. Kadın figürünün üzerinde bulunan tekstil parçaları, ayakkabı kalıntıları ve özellikle devasa kehribar bir fibula, o dönemdeki zenginlik göstergelerini ve kişisel süslenme alışkanlıklarını gün yüzüne çıkardı. 1989 yılında bulunan “Kraliçe Mezarı” ile coğrafi yakınlığı bulunan bu yeni bulgu, Sirolo bölgesinin Piceni aristokrasisi için ne denli kritik bir merkez olduğunu kanıtlıyor.

    Geleneksel Piceni mezarlarında rastlanan hendek yapısının aksine, bu alanda ahşap bir çit zinciri kullanılması arkeologlar açısından oldukça şaşırtıcı bir detaydı. Kazı başkanı Stefano Finocchi, bu durumun mezarın sembolik önemini vurguladığını ifade ediyor. Ele geçirilen mezar hediyelerinin çeşitliliği, bölgedeki yönetici sınıfın Orta İtalya ile Orta Adriyatik arasındaki ticari ve diplomatik ilişkiler ağında ne kadar aktif bir rol üstlendiğini ispatlıyor. Bu keşif, antik dünyanın karmaşık hiyerarşik yapısını anlamak adına önemli bir basamak olarak değerlendiriliyor.

  • 26 yıllık cinayet raftan indi: Eski komşunun mezarı açıldı

    26 yıllık cinayet raftan indi: Eski komşunun mezarı açıldı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 26 yıl önce Şişli’deki evinde ölü bulunan 15 yaşındaki Çağla Tuğaltay cinayetine ilişkin raftan indirdiği soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Tuğaltay’ın üzerinde bulunan DNA örneği bugüne kadar 80 kişiden alınan örneklerle karşılaştırılmış ancak sonuç alınamamıştı. Bunun üzerine 5 kişi hakkında DNA incelemesi için “feth-i kabir” kararı alındı. İlk mezar dün açıldı.

    DNA ÖRNEĞİ ALINDI

    Çağla’nın öldürüldüğü eve yaklaşık 20 metre uzaklıktaki bir gecekonduda yaşayan, Çağla’nın ailesinin ismini bildiği ancak soyadını bilmediği ve 2023 yılında hayatını kaybeden Lütfi Ş.’nin Kilyos Mezarlığı’nda bulunan “376” numaralı mezarı açıldı. Lütfi Ş.’nin mezarından DNA örneklerinin alındığı öğrenildi. Mezardan alınan DNA örnekleri Çağla Tuğaltay’ın tırnak altından çıkan DNA kalıntılarıyla karşılaştırılacak.

    4 MEZAR DAHA AÇILACAK

    “Feth-i kabir” kararı sonrası dosyada adı geçen diğer şüphelilerden İsmail Hakkı Ç., Fehmi S., Bülent S. ve Baki G.’nin mezarının da kısa süre içinde açılacağı öğrenildi.

    26 YILLIK SIR

    15 yaşındaki Çağla Tuğaltay, 5 Haziran 2000’de okuldan çıktıktan sonra saat 16.40 sıralarında eve döndü.

    Olay Çağla’nın annesi Gülnur Tuğaltay’ın eve telefon etmesiyle ortaya çıktı. Anne Tuğaltay, uzun süre cevap alamadığı için komşusu Nilgün Çemberli’den gidip bakmasını rica etti. Çemberli, anahtarla eve girdiğinde dehşet manzarasıyla karşılaştı.

    Polis tutanaklarında kapıda herhangi bir zorlama olmadığı, evden bir şey çalınmadığı belirtildi. 2000 yılında düzenlenen kriminal raporda tırnak altı DNA bulgusuna rastlanmadığı belirtildiği halde 2013’teki incelemede bunun tam tersi bir sonuç çıktı. Çağla’nın tırnak altında boğuşmaya bağlı olarak yabancı bir erkeğe ait DNA tespit edildi. Hem DNA hem de binanın girişindeki kan lekesinden alınan örneklerde bugüne dek herhangi bir eşleşme olmadı.

    26 yıl boyunca dosyaya 9 savcı, yüzlerce polis baktı. İki kez özel ekip kuruldu, hiçbirinde sonuç alınamadı. Adalet Bakanlığı’nın Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi’nin girişimiyle dosya yeniden açıldı.