Tag: İmza

  • Yargıtay’dan iş sözleşmeleriyle ilgili emsal karar

    Yargıtay’dan iş sözleşmeleriyle ilgili emsal karar

    Bir şirkette çalışan usta, maaşın yanı sıra fabrikanın bir bölümünün satışı konusunda anlaşıp,sözleşme imzaladı.

    Usta; sözleşmeye rağmen mülkü alamayınca mahkemenin yolunu tuttu.

    Davalı şirket, sayfalarca sözleşmenin tamamında şirket yetkilisinin imza ve kaşesinin olmadığını, bu yüzden satışın geçersiz olduğunu öne sürdü.

    Tarafları dinleyen mahkeme, sözleşmenin her sayfasında imza olmadığı gerekçesiyle satışı iptal etti. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, itirazları geri çevirdi. Mağdur alıcı bu kez kararı temyiz etti.

    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, emsal nitelikte bir karara imza attı. İş sözleşmesinin her sayfasında imza bulunmasının zorunlu olmadığı son sayfadaki imzanın sayfaların birbirini takip ettiğinin anlaşılması halinde bağlayıcı olduğu hatırlatıldı.

    Kararda şöyle denildi: “Dosya içeriğine göre belirsiz süreli iş sözleşmesi ile birlikte davacıya ücret dışında 250 bin TL tutarında hizmet bedeli ödenmesi kararlaştırılmış; bu bedelin karşılığında iş sözleşmesinde belirtilen adreste yer alan bağımsız bölümün işçiye devri konusunda anlaşma yapılmıştır.

    Sözü edilen iş sözleşmesinin bütün sayfaları davalı işverence imzalı olup son sayfada ayrıca davalı Şirketin kaşesi de yer almaktadır. İş sözleşmesinin tüm sayfalarının imzalı olması karşısında; Mahkemelerce, son sayfa dışındaki sayfalarda davalı işverenin kaşesi olmadığı gerekçesiyle talep konusunun dayanağını teşkil eden sözleşme hükmüne değer verilmemesi doğru olmamıştır. “

    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İş Mahkemesi hükmünün bozulmasına oy birliğiyle karar verdi.

  • Rahmi Saltuk isyan etti: Kılıçdaroğlu’nun listesinden haberim yoktu, hemen adımı sildirdim

    Rahmi Saltuk isyan etti: Kılıçdaroğlu’nun listesinden haberim yoktu, hemen adımı sildirdim

    Sanatçı Rahmi Saltuk, Kemal Kılıçdaroğlu’na destek veren sanatçılar arasında adının yer almasına ilişkin açıklama yaptı. Saltuk, Berhan Şimşek’in kendisini arayarak şarkılarını ve sesini kullanmak için izin istediğini ancak herhangi bir bildiriye imza atmadığını söyledi.

    Kemal Kılıçdaroğlu’na destek veren sanatçıların yer aldığı bildiride adının bulunması tartışma yaratırken, sanatçı Rahmi Saltuk’tan dikkat çeken bir açıklama geldi.

    Radyo Sputnik’te Gazeteci Mustafa Hoş’un programına konuk olan Saltuk, süreçten haberdar olmadığını ve adını ilk kez yayımlanan listede gördüğünü söyledi.

    “BERHAN ŞİMŞEK ARADI, İZİN VERDİM”

    Rahmi Saltuk, Berhan Şimşek’in kendisini telefonla aradığını belirterek, şarkılarının ve sesinin kullanılabileceğini söylediğini ifade etti.

    Saltuk, “Berhan Şimşek beni aradı, şarkılarımı ve sesimi kullanabileceklerini söyledi. Ben de izin verdim ama herhangi bir metne imza atmadım” dedi.

    “BİLDİRİDEN HABERİM YOKTU”

    Yayımlanan bildiriden ve imza listesinden haberdar olmadığını belirten Saltuk, gelişmeleri kamuoyu gibi basından öğrendiğini söyledi.

    Ünlü sanatçı, “Ben de sizin gibi haberlerden öğrendim. Yayınlanan bildiriden ve imzalardan haberim yoktu” ifadelerini kullandı.

    “ADIMI GÖRÜR GÖRMEZ ÇIKARILMASINI İSTEDİM”

    Adının bildiride ilk imzacı olarak yer aldığını görünce şaşkınlık yaşadığını belirten Saltuk, isminin listeden çıkarılması için hemen girişimde bulunduğunu anlattı.

    Saltuk, “İlk imzacı olarak adımı görünce hemen ismimin listeden çıkarılmasını istedim ve sonrasında sildirildi” dedi.

    Sanatçının açıklamaları, Kemal Kılıçdaroğlu’na destek amacıyla yayımlanan bildiriye ilişkin tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı.

  • CHP’de kapalı kapılar ardında konuşulan uzlaşma planı

    CHP’de kapalı kapılar ardında konuşulan uzlaşma planı

    CHP’de mutlak butlan kararının ardından başlayan yönetim krizi yeni bir aşamaya girdi. Son günlerde karşılıklı açıklamalar ve disiplin tartışmalarıyla yükselen tansiyonun, tarafların grup toplantılarını ertelemesiyle birlikte düşmeye başladığı belirtilirken, parti kulislerinde dikkat çeken bir uzlaşma formülü konuşuluyor.

    Kulislerde dillendirilen plana göre, mahkeme kararı sonrası genel başkanlık görevini üstlenen Kemal Kılıçdaroğlu ile seçilmiş genel başkan Özgür Özel’in kurultaya kadar ortak bir zeminde buluşması hedefleniyor.

    “BİRBİRLERİNİ TANISINLAR” ÖNERİSİ

    Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre Özel ve Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin gündeme getirdiği formülde, tarafların mevcut görevlerini karşılıklı olarak tanıması öngörülüyor. Buna göre Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan olarak görevini sürdürürken, Özgür Özel de grup başkanlığı görevine devam edecek.

    Plan kapsamında tarafların birbirleri aleyhine çalışma yürütmemesi, disiplin süreçlerinin sonlandırılması ve kurultaya kadar parti içi gerilimin azaltılması amaçlanıyor.

    Ancak söz konusu formülün taraflar tarafından kabul edilip edilmeyeceği ve uygulamaya geçip geçmeyeceği henüz netlik kazanmış değil.

    GRUP YÖNETİMİNDE YENİ KRİZ İDDİASI

    Partide yaşanan gerilim grup yönetimine de yansıdı. Disiplin süreciyle gündeme gelen Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın’ın yerine yeni isimlerin görevlendirilmesinin değerlendirildiği öne sürüldü.

    Kulislerde grup başkanlığı için Faik Öztrak’ın adının geçtiği konuşulurken, böyle bir değişiklik için grup içinde seçim yapılması gerektiği belirtiliyor. Atama yoluna gidilmesi halinde ise çoğunluğu elinde bulunduran Özgür Özel ekibinin grup yönetimine karşı güvensizlik oyu seçeneğini değerlendirebileceği ifade ediliyor.

    GÖZLER 900 DELEGE İMZASINDA

    Öte yandan Özgür Özel yönetiminin, olağanüstü kurultay sürecini başlatmak amacıyla topladığı imzaları bugün CHP Genel Merkezi’ne teslim etmesi bekleniyor.

    81 ilden gelen il başkanları ve delegeler tarafından toplanan yaklaşık 900 imzanın parti yönetimine sunulacağı belirtilirken, mevcut yönetimin imza sürecinde de yargı kararlarını işaret edebileceği konuşuluyor.

    CHP’de hem uzlaşma formülünün akıbeti hem de olağanüstü kurultay için toplanan imzaların yaratacağı siyasi sonuçlar merakla bekleniyor.

  • ABD ve İran anlaşmayı elektronik olarak imzaladı. Hürmüz’de normale dönüş aylar sürebilir

    ABD ve İran anlaşmayı elektronik olarak imzaladı. Hürmüz’de normale dönüş aylar sürebilir

    ABD ve İran arasında 107 gün süren savaşın sona ermesi için mutabakata varıldı. Cuma günü yetkililer İsviçre’de temsili imza töreni sonrası ileri müzakerelerin ilk toplantısını yapacak.

    Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, İran’la mutabakat zaptının elektronik olarak imzalandığını G7 Zirvesi için gittiği Fransa’da açıkladı.

    Trump, zirve öncesi Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşmesinde İran’ın nükleer silaha sahip olmayacağını tekrarladı. Tahran yönetiminin bunu kabul ettiğini söyledi.

    ABD Başkanı, İran ile iyi ilişkilere sahip olmak istediklerini belirtirken, aksi halde her şeyin başa döneceğini aktardı.

    Trump, anlaşmayı imzalamak için cuma günü İsviçre’nin Cenevre kentine Başkan Yardımcısı James David Vance’in gideceğini açıkladı ve kendisinin de katılabileceğini söyledi. Trump, “Metin imzadan sonra yayınlanacak” dedi.

    ABD Başkanı, İran’a yönelik yaptırımların kalkmasının da Tahran’ın sergileyeceği tavra bağlı olduğunu kaydetti.

    “İMZAYI GALİBAF ATTI”

    Amerikan basınına konuşan üst düzey bir ABD’li yetkili de mutabakat zaptını İran tarafından Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın imzaladığını açıkladı. ABD’li yetkili, “Galibaf’ın İran Dini Lideri Mücteba Hamaney tarafından imza için yetkilendirilidiği görüşündeyiz.” dedi.

    Yetkili, mutabakat metninin Hürmüz Boğazı’nın derhal açılması ve ABD’nin İran ablukasının kaldırılmasını öngördüğünü aktarırken, “Teknik müzakereler bu hafta başlayacak” açıklamasını yaptı.

    ABD’li yetkili, nihai anlaşmaya varılması halinde bölgedeki askeri güç sayısında düşüş öngörüldüğünü de açıkladı.

    Diğer yandan İsrail’in Lübnan’dan çekilmesinin anlaşma maddelerinden biri olmadığı vurgulandı.

    NETANYAHU’DAN LÜBNAN AÇIKLAMASI

    İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da “İsrail’i yok olmaktan kurtardık ancak mücadelemiz sona ermedi.” dedi.

    Netanyahu, Lübnan’daki güvenlik bölgesinde kalmayı sürdüreceklerini belirtirken, “Bölgedeki tehditleri engellemeye devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.

    İsrailli Başbakan, zaman zaman ABD Başkanı Trump’la aynı görüşte olmadıklarını da aktardı.

    HÜRMÜZ’DE NORMALE DÖNÜŞ AYLAR SÜREBİLİR

    Amerika Birleşik Devletleri ile İran anlaşmayı imzalamasıyla, Hürmüz Boğazı yeniden açılacak. Savaş süresince Körfez’deki enerji üretimi zarar gördü, boğaza mayınlar döşendi. Uzmanlara göre normale dönüş aylar alabilir.

    İngiltere Deniz Ticaret Örgütü verilerine göre, savaş öncesi Boğaz’dan her gün 140’a yakın gemi geçiyordu. Günlük geçiş rakamı, savaş sonrası aylık geçiş rakamına dönüştü.

    Hürmüz’de en büyük soru işareti mayınların nasıl ve ne zaman temizleneceği.

    Bunun yanında Körfez’deki enerji şirketlerinin yeniden üretim planlaması yapması gerekecek. Her şey yolunda giderse limanlar bir anda yoğunlaşabilir. Bu da gemilerin yine haftalarca beklemesine neden olabilir.

    “İRAN GEMİLERİ ABLUKA BÖLGESİNDEN SORUNSUZ GEÇTİ”

    Yarı resmi Fars Haber Ajansına göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın varılan mutabakatın ardından deniz ablukasının kaldırılması emrini verdiği ve birkaç İran gemisinin abluka bölgesinden sorunsuz geçtiği kaydedildi.

    Haberde bir İran VLCC tankeri ile canlı hayvan taşıyan başka bir geminin açık sulardan İran limanlarına doğru, İran petrolü taşıyan bir tankerin de Umman Denizi’ni geçerek ihraç edileceği limana doğru hareket ettiği bilgisi paylaşıldı.

    HÜRMÜZ BOĞAZI BASRA’YA KIYISI OLAN ÜLKELER İÇİN KRİTİK ÖNEMDE

    Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ile Umman Denizi arasında yer alıyor. Boğazın bir yakasında Umman, diğer yakasında İran bulunuyor. Boğaz’ın en dar yeri, 33 kilometre genişliğinde. Hürmüz Boğazı, dünyanın en önemli su yollarından biri. Petrol ticaretinin beşte biri Hürmüz Boğazı üzerinden yapılıyor.

    OPEC üyesi Suudi Arabistan, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Irak, Asya ülkelerine ham petrol ticaretinin önemli bölümünü Hürmüz’den ihraç ediyor.

    Dünyanın en büyük likit doğalgaz ihracatçılarından biri olan Katar, ticaretinin neredeyse tamamını Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriyor. İran, yıllarca Hürmüz Boğazı’nı kapatmakla tehdit etti ancak hiçbir zaman kapatmadı.

    ABD’nin Bahreyn’de konuşlu Beşinci Filosu, Hürmüz Boğazı’ndaki ticaretin güvenliğini sağlamakla görevli. 1973’te İsrail ile Mısır arasındaki savaşta Suudi Arabistan’ın başını çektiği Arap ülkeleri, İsrail’in Batılı destekçilerine petrol ambargosu uygulamıştı. O dönemde Batılı ülkeler, Körfez ülkelerinin en büyük petrol ihracatçısıydı.

    Bugünlerde OPEC’in en büyük müşterisini Asya ülkeleri oluşturuyor. Hürmüz Boğazı, 1980-1988 arasındaki İran-Irak Savaşı’nda da gündemden düşmedi. İki taraf, birbirinin petrol ticaretini engellemek için hamleler yaptı. Hürmüz’deki gerilim Tanker Savaşı olarak tarihe geçti

  • ABD ve İran Çevrim İçi Toplantıda Mutabakat İmzalamaya Hazırlanıyor

    ABD ve İran Çevrim İçi Toplantıda Mutabakat İmzalamaya Hazırlanıyor

    ABD basını, Başkan Donald Trump’ın son açıklamasına göre Tahran ile Washington yönetimleri arasında yarın imzalanması beklenen mutabakat zaptının “elektronik olarak imzalanacağını” öne sürdü.

    MÜZAKERE ZAPTI ÇEVRİM İÇİ TOPLANTIDA İMZALANACAK

    ABD merkezli haber sitesi Axios’un ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre, ABD ile İran’ın yarın Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğunda çevrim içi bir toplantı gerçekleştirmesi planlanıyor. Toplantı doğrultusunda tarafların, aralarındaki ateşkesi 60 gün süreyle uzatacak, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açacak ve İran’ın nükleer programına ilişkin müzakereleri başlatacak müzakere zaptını imzalamasının öngörüldüğü kaydedildi.

    Habere göre ABD’li yetkililer ve arabulucu ülkelerden kaynaklar, imza töreninin tamamen “lojistik nedenlerle” çevrim içi gerçekleştirileceğini doğruladı. Sürecin çevrim içi yürütülmesinin nedenlerinden biri olarak, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in liderlik ettiği müzakere heyetinin, Trump’ın pazartesi günü Fransa’ya düzenlemesi beklenen resmi ziyareti öncesinde ülkeye dönemeyecek olması gösterildi.

    “İMZA SÜRECİ PAKİSTAN, KATAR, MISIR VE TÜRKİYE’NİN ARABULUCULUĞUNUN SONUCU”

    Haberde, mutabakat zaptının bölgedeki savaşı sona erdirmesi ve küresel enerji piyasalarında istikrar sağlamasının beklendiği belirtildi. Söz konusu imza sürecinin ise Pakistan, Katar, Mısır ve Türkiye’nin arabuluculuğunda yaklaşık üç ay süren görüşmelerin sonucu olduğu ifade edildi.

    TRUMP, FRANSA’DA G7 ZİRVESİ’NE KATILACAK

    Trump’ın 15-17 Haziran tarihleri arasında Fransa’da düzenlenecek olan G7 Zirvesi’ne katılması ve zirve marjında Mısır, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) liderleriyle de bir araya gelmesi bekleniyor. Trump’ın planlanan G7 temaslarına ilişkin açıklama yapan bir ABD’li yetkili, görüşmelerin ana gündeminin İran ile yapılacak anlaşma ve savaşın sona ermesinin ardından bölgede oluşacak fırsatlar olacağını söyledi. Görüşmelerde ayrıca Hürmüz Boğazı ve İngiltere ile Fransa’nın boğazı mayınlardan temizlemek için üzerinde çalıştığı uluslararası koalisyona ilişkin başlıkların da ele alınmasının beklendiği belirtildi.

  • Kurultay çağrısı yaptı, ortak bildiriye imza atmadı! Oğuz Kaan Salıcı nedenini açıkladı

    Kurultay çağrısı yaptı, ortak bildiriye imza atmadı! Oğuz Kaan Salıcı nedenini açıkladı

    CHP’de 111 milletvekilinin 12 Temmuz’da olağanüstü kurultay yapılması çağrısında bulunduğu ortak bildiriye imza atmayan 27 isim arasında yer alan Oğuz Kaan Salıcı sessizliğini bozdu. Salıcı, kurultaya karşı olmadığını ancak metnin içeriğini uygun bulmadığı için imza vermediğini söyledi.

    CHP’DE KURULTAY ÇAĞRISI

    CHP’de mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararının ardından siyasi hareketlilik sürüyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden göreve gelmesiyle başlayan süreçte, aralarında Özgür Özel’in de bulunduğu 111 milletvekili ortak bir bildiri yayımlayarak 12 Temmuz 2026 tarihinde olağanüstü kurultay yapılması çağrısında bulundu.

    Milletvekilleri bildiride, partinin yönüne ve yönetimine karar verecek tek gücün delegeler olduğunu vurgularken, CHP’nin en kısa sürede kurultaya gitmesi gerektiğini savundu.

    27 VEKİL İMZA ATMADI

    CHP grubundaki 138 milletvekilinden 111’i bildiriyi imzalarken, 27 milletvekili ortak metne destek vermedi.

    İmza atmayan isimler arasında Faik Öztrak, İlhan Kesici, Gamze Akkuş İlgezdi, Enis Berberoğlu ve Oğuz Kaan Salıcı gibi dikkat çeken isimler de yer aldı. Özellikle Salıcı’nın daha önce yaptığı kurultay açıklamaları nedeniyle listede bulunması parti kulislerinde merak konusu oldu.

    DAHA ÖNCE KURULTAY ÇAĞRISI YAPMIŞTI

    Oğuz Kaan Salıcı, mutlak butlan kararının ardından yaptığı açıklamada olağanüstü kurultayın bir an önce toplanması gerektiğini savunmuştu. Salıcı paylaşımında, “Cumhuriyet Halk Partisi üyelerinin bir demokrasi bayramı olarak gördüğü kurultayımızın mümkün olan en kısa sürede toplanması elzemdir” ifadelerini kullanmıştı. Bu nedenle kurultay çağrısı içeren ortak bildiride imzasının bulunmaması dikkat çekti.

    “KURULTAYA KARŞI DEĞİLİM”

    A Haber muhabiri İlter Yeşiltaş’ın aktardığı bilgilere göre Salıcı, kendisine yöneltilen sorular üzerine bildiriyi neden imzalamadığını açıkladı. Salıcı’nın, kurultayın toplanmasına karşı olmadığını ancak metnin içeriğini uygun bulmadığını söylediği belirtildi.

    “METNİN İÇERİĞİ BANA UYGUN GELMEDİ”

    Yeşiltaş’ın canlı yayında aktardığına göre Salıcı şu ifadeleri kullandı: “Kurultay toplanması konusunda benim bir sorunum yok. Metnin içeriği bana uygun gelmedi. Daha önceden hazırlanmış bir metin bu. Sonradan haberdar olduğumda içerik değişikliği mümkün değildi. O nedenle imza atmadım. Arandığımda da 110 kişi imza attı denmişti.”

    Salıcı’nın açıklaması, bildiriyi imzalamayan tüm milletvekillerinin kurultaya karşı olduğu yönündeki yorumların da önüne geçmiş oldu.

    PARTİ İÇİNDE TARTIŞMALAR SÜRÜYOR

    CHP’de olağanüstü kurultay tartışmaları sürerken, ortak bildiriye imza atmayan isimlerin gerekçeleri de merak konusu olmaya devam ediyor. Salıcı’nın açıklaması, bazı milletvekillerinin kurultay fikrine değil, bildirinin içeriğine mesafeli durduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

  • İbrahim Anlaşmaları nedir, ne demek? Anlaşmaya hangi ülkeler dahil?

    İbrahim Anlaşmaları nedir, ne demek? Anlaşmaya hangi ülkeler dahil?

    İbrahim Anlaşmaları’nın ne demek olduğu, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamaları sonrasında gündemi yakından takip eden vatandaşlar tarafından merak ediliyor. Orta Doğu’da İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki barışı korumak ve güven tazelemek için kritik öneme sahip olan İbrahim Anlaşmaları, dahil olan ülkelerle kapsamını genişletiyor. Peki, İbrahim Anlaşmaları nedir, ne demek? Anlaşmaya hangi ülkeler dahil?

    İbrahim Anlaşmaları, İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında ilişkileri tamamen normalleştirmek, diplomatik bağlar kurmak ve bölgesel iş birliğini artırmak amacıyla imzalanan bir dizi ikili anlaşmaya verilen ortak isimdir.

    ABD’nin arabuluculuğunda yürütülen müzakereler sonucunda ilk resmi adım 15 Eylül 2020 tarihinde Washington’daki Beyaz Saray’da atılmıştır. Bu hamle, 1994 yılında İsrail ile Ürdün arasında imzalanan barış antlaşmasından tam 26 yıl sonra, bir Arap ülkesinin İsrail ile imzaladığı ilk normalleşme belgesi olma özelliğini taşır.

    Anlaşmanın mimarı olan ve arabuluculuk rolünü üstlenen Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile ana aktör İsrail’in yanı sıra, sürece dahil olarak ilişkilerini resmen normalleştiren Arap ülkeleri şunlardır:

    Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 13 Ağustos 2020’de anlaşmaya varacağını duyuran ve Beyaz Saray’da ilk imzayı atan öncü ülke olmuştur.

    Bahreyn, BAE’nin ardından sürece hızla dahil olarak 11 Eylül 2020’de normalleşme kararını açıklamış ve ortak imza töreninde yer almıştır.

    Sudan da Ekim 2020’de anlaşmaya katılacağını beyan etmiş, Ocak 2021’de ise deklarasyonu resmi olarak imzalamıştır.

    Fas, Aralık 2020’de ABD’nin Batı Sahra üzerindeki Fas egemenliğini tanıması karşılığında İsrail ile diplomatik ilişkileri başlatma kararı alarak sürece katılmıştır.

    Sürecin başladığı günden bu yana, Orta Doğu’nun en büyük güçlerinden biri olan Suudi Arabistan’ın da bu halkaya dahil olup olmayacağı küresel diplomasi masasında en çok tartışılan konu başlıkları arasında yer alıyor.

    Geçtiğimiz haftasonu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar Pakistan, Mısır, Ürdün ve Bahreyn liderleriyle olan görüşmelere atıfta bulunan Trump, liderlere eş zamanlı olarak İbrahim Anlaşmaları’nı imzalamaları gerektiğini ifade etti.

    İbrahim Anlaşmaları’nın bu ülkeler için harika olacağını söyleyen Trump anlaşmanın “5000 yıldır ilk kez Orta Doğu’ya gerçek güç, kuvvet ve barış getireceğini” savundu.

  • Türkiye-Belçika Savunma Sanayi İş Birliği

    Türkiye-Belçika Savunma Sanayi İş Birliği

    BELÇİKA Savunma Bakanı Theo Francken, “Biz buraya gelmeden önce belki de hiç sözleşme imzalamayız diye konuşmuştuk. Ama bugün 6-7 sözleşme, İstanbul’da 40 sözleşme imzaladık. Türkiye’de savunma sanayiinde binlerce girişimci var. Biz yüzler seviyesine ulaşmaya çalışıyoruz, binlere ulaşmamız zor, aynı seviyede değiliz ama hükümetimiz desteklemeye devam ediyor” dedi.

    Türkiye’ye çalışma ziyareti gerçekleştiren ‘Belçika Ekonomik Misyonu’ çerçevesinde, Belçika’nın Ankara Büyükelçiliği konutunda bir resepsiyon düzenlendi. Resepsiyonda, Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, Milli Savunma Bakan Yardımcısı Musa Heybet, Belçika’nın Ankara Büyükelçisi Hendrik Van de Velde, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, yabancı misyon şefleri ve davetliler yer aldı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Büyükelçi Van de Velde, “Ankara’daki en eski büyükelçilik konutunda savunma sanayilerimizin geleceğini konuşmak için bir araya gelmemizde anlamlı bir taraf var. En güçlü ortaklıklar, tıpkı bu ev gibi, taş taş üzerine inşa edilir ve kalıcı olması için yapılır” dedi.

    ‘İŞ BİRLİĞİ SOMUT PROJELERLE TAÇLANACAK’

    Milli Savunma Bakan Yardımcısı Musa Heybet, Türkiye ve Belçika’nın NATO müttefikliği temelinde köklü ilişkilere sahip olduğunu belirtti.

    Savunma sanayi alanındaki temasların artmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Heybet, “Son dönemde karşılıklı üst düzey temaslarımız artmıştır. Bu durum savunma ve güvenlik alanındaki diyaloğumuzun daha güçlü bir zemine oturduğunu göstermektedir. Özellikle savunma sanayi alanında gelişen temaslar mevcut iş birliğinin somut projelerle daha ileri seviyelere taşınmasına imkan sağlamaktadır. 8 Aralık 2025’te Brüksel’de düzenlenen ‘Türkiye-Belçika Savunma Sanayi Endüstri Günü’ de bu kurumsal iş birliğinin kanıtıdır. Savunma sanayi ve kapasite geliştirme alanında Belçika silahlı kuvvetlerine desteğimizi sunmaya her daim hazırız” ifadelerini kullandı.

    ’14 YIL BEKLEMEK AKILLICA DEĞİLDİ’

    Ziyaretin verimliliğine dikkat çeken Bakan Francken, İstanbul ayağında yaklaşık 40 sözleşme imzaladıklarını, Ankara’da da savunma, havacılık ve uzay alanında önemli anlaşmalara imza atıldığını kaydetti.

    Francken, Türkiye’ye yönelik ekonomik misyonların uzun süre kesintiye uğramasına dikkat çekerek, “14 yıl boyunca buraya gelmemiş olmak çok da akıllıca bir fikir ya da karar değildi. Ancak size garanti verebilirim ki geri döneceğiz ve bu dönüş 14 yıl sürmeyecek. Biz buraya gelmeden önce belki de hiç sözleşme imzalamayız diye konuşmuştuk. Ama bugün 6-7 sözleşme, İstanbul’da 40 sözleşme imzaladık. Türkiye’de savunma sanayiinde binlerce girişimci var. Biz yüzler seviyesine ulaşmaya çalışıyoruz, aynı seviyede değiliz ama hükümetimiz desteklemeye devam ediyor” dedi.