Tag: İlişkiler

  • Kürşad Zorlu Kırgızistan’da

    Kürşad Zorlu Kırgızistan’da

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu, Kırgızistan’a gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov tarafından kabul edildi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu, resmi ziyaret kapsamında Kırgızistan’a geldi. Zorlu buradaki temasları çerçevesinde Çolpon-Ata kentinde Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov tarafından kabul edildi.

    Kırgızistan Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, görüşmede Kırgızistan ve Türkiye arasındaki stratejik ortaklığın güncel konuları ve parlamenter etkileşimin geliştirilmesinin yanı sıra siyasi, ticari, ekonomik, kültürel ve insani alanlarda işbirliğinin derinleştirilmesi konuları ele alındı.

    Cumhurbaşkanı Caparov, Kırgızistan’ın Türkiye ile işbirliğinin güçlendirilmesine özel önem verdiğini ve iki ülke arasındaki mevcut dostluk ve kardeşlik ilişkilerine büyük değer verdiğini belirtti. Caparov, ayrıca Kırgızistan Meclisi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) arasındaki ilişkilerin istikrarlı bir şekilde geliştiğini kaydetti.

    Zorlu ise uzun yıllardır Kırgızistan’ın gelişmesini yakından takip ettiğini ve iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlenmesini memnuniyetle izlediğini ifade etti. Son yıllarda iki kardeş ülke arasındaki işbirliğinin kapsamlı stratejik ortaklık seviyesine ulaştığını belirten Zorlu, bunun çeşitli alanlarda işbirliğin daha da derinleştirilmesine için yeni fırsatlar sağladığını kaydetti.

    Ticari ve ekonomik ilişkilerdeki olumlu gelişmelere de değinen Zorlu, yaklaşık 1,6 milyar dolar seviyesine ulaşan ikili ticaret hacminin iki ülke cumhurbaşkanlarının çabaları sayesinde 5 milyar dolara çıkarılabileceğine inandığını dile getirdi.

    Zorlu ayrıca, Kırgızistan’ı 2027-2028 dönemi için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmesi nedeniyle tebrik etti. – BİŞKEK

  • Şuşa Beyannamesi’nin 5. Yılı Konferansı

    Şuşa Beyannamesi’nin 5. Yılı Konferansı

    Azerbaycan’ın Şuşa kentinde, Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerini müttefiklik düzeyine çıkaran Şuşa Beyannamesi’nin imzalanmasının 5. yılı dolayısıyla “Küresel Güvenliğe Bölgesel Katkı: Güney Kafkasya’da Barış İnşası” başlıklı uluslararası konferans gerçekleştirildi.

    Yeni Azerbaycan Partisi (YAP) tarafından düzenlenen konferansa, ev sahibi Azerbaycan’ın yanı sıra Türkiye, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Laos, Moldova, Kamboçya, Pakistan, Tacikistan, Ukrayna, Belarus, Çin, Kuzey Makedonya, Gürcistan ve Sırbistan’dan yetkililer ve uzmanlar katıldı.

    Etkinlikte, TBMM Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Birol Akgün ile AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Korkmaz da yer aldı.

    Azerbaycan Milli Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Siyasi Partiler ve Yasama Erki ile İlişkiler Daire Başkanı Adalet Veliyev, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in konferans katılımcılarına hitaben gönderdiği mesajı okudu.

    YAP Genel Başkan Yardımcısı ve Genel Sekreteri Tahir Budagov, burada yaptığı konuşmada, 5 yıl önce iki kardeş ülke Türkiye ve Azerbaycan’ın Şuşa Beyannamesi’ni imzalayarak ilişkilerini müttefiklik düzeyine yükselttiğini belirtti.

    Budagov, “Şuşa Beyannamesi, bölgede barışın, istikrarın, güvenliğin ve işbirliğinin teşvik edilmesine hizmet eden, geleceğe yönelik kavramsal ve stratejik bir vizyon ortaya koyan belgedir. Şuşa Beyannamesi ile yeni bir aşamaya yükselen Azerbaycan-Türkiye ilişkileri, bugün bölgesel güvenlik mimarisinin en önemli sütunlarından biri olarak öne çıkmaktadır.” dedi.

    Şuşa Beyannamesi’nin, merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in “Bir millet, iki devlet” anlayışına dayandığını belirten Budagov, “Şuşa Beyannamesi, Ulu Önder Haydar Aliyev’in ölümsüz fikirlerini yansıtan Milli Kurtuluş ideolojisinin günümüz jeopolitik koşullarındaki mantıklı devamıdır.” dedi.

    Budagov, Güney Kafkasya’da ve daha geniş bir coğrafyada kalıcı barışın tesisi amacıyla siyasi diyalog, ekonomik işbirliği ve çatışma sonrası yeniden imar anlayışı olmak üzere üç temel alanı kapsadığını söyleyerek, “Barış yalnızca siyasi anlaşmalarla değil, aynı zamanda karşılıklı ekonomik çıkarların hayata geçirilmesiyle de güçlenmektedir. Tarihi tecrübeler, ekonomik entegrasyonun geliştiği bölgelerde çatışma risklerinin azaldığını, işbirliğinin ise istikrarın temel güvencelerinden biri haline geldiğini göstermektedir. Güney Kafkasya’nın geleceği de açık iletişim ve ulaşım hatları, karşılıklı faydaya dayalı işbirliği ve bölgesel entegrasyon üzerine kurulmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

    TBMM Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Ayrım ise konuşmasında Şuşa Beyannamesi’nin kapsamına ve bölgesel etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Ayrım, “Şuşa Beyannamesi, yalnızca iki kardeş devlet arasındaki ilişkileri geliştiren bir belge değildir, aynı zamanda Güney Kafkasya’da kalıcı barışın, güvenliğin, ekonomik kalkınmanın ve bölgesel işbirliğinin stratejik yol haritasıdır.” ifadelerini kullandı.

    Beyannamenin ortak güvenlikten enerji işbirliğine, ulaştırmadan kültürel ilişkilere kadar geniş bir alanı kapsadığını belirten Ayrım, bölgesel projelerin ekonomik entegrasyona katkı sağladığını vurguladı.

    Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altındaki işbirliğinin güçlendiğine de dikkati çeken Ayrım, mevcut siyasi iradenin bölgesel istikrar açısından önemli temel oluşturduğunu ifade etti.

    Konferans, “Küresel Çağrılar Karşısında Barış İnşası ve Parti Diplomasisi”, “Bölgesel Projeler ve Sınır Ötesi İşbirliği: Sürdürülebilir Barışın Ekonomik Temelleri” ve “Çatışma Sonrası Dönemde Yeniden Yapılanma: Şehircilik Alanında Güncel Yaklaşımlar” başlıklı panellerle devam etti.

  • Türk Yatırımcılar Kuzey Makedonya’da İlk Sırada

    Türk Yatırımcılar Kuzey Makedonya’da İlk Sırada

    Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Türk yatırımcıların, Kuzey Makedonya’daki yabancı şirket sayısı bakımından ilk sırada yer aldığını biliyoruz.” dedi.

    Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunun (DEİK) düzenlediği Türkiye-Kuzey Makedonya İş Forumu’na, Kuzey Makedonya Başbakanı Hristijan Mickoski, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kuzey Makedonya Birinci Başbakan Yardımcısı ve Avrupa İşleri Bakanı Bekim Sali, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Timcho Mucunski, DEİK Başkanı Nail Olpak ve çok sayıda iş insanı katıldı.

    İş forumunun kapanış töreninde konuşan Bolat, Türkiye ve Kuzey Makedonya’nın diplomasi, siyasi ilişkiler, ekonomik ilişkiler, ticaret, yatırım, müteahhitlik, ulaştırma, enerji ve turizm dahil olmak üzere tüm alanlarda son derece güçlü ilişkilere sahip olduğunu söyledi.

    Bu forumun, her iki kardeş ülkenin özel sektörleri arasında, işletmelerin azami fayda sağlamasına katkıda bulunacak önemli bir dönüm noktası olacağına inandıklarını belirten Bolat, şunları kaydetti:

    “Türk yatırımcıların, Kuzey Makedonya’daki yabancı şirket sayısı bakımından ilk sırada yer aldığını biliyoruz. Ayrıca Türkiye, yatırım değeri açısından Kuzey Makedonya’ya yapılan doğrudan yabancı yatırımlar arasında ikinci sırada bulunmaktadır. Türk müteahhitleri de Kuzey Makedonya’da altyapı, enerji ve ulaştırma projelerini üstlenme ve başarıyla tamamlama konusunda önemli başarılara imza atmaktadır. Turizm alanında ise Kuzey Makedonya, Türk turistler açısından Balkanlar bölgesinde ilk sırada yer almaktadır. Aynı şekilde, Kuzey Makedonya’ya gelen yabancı turistler arasında Türk turistler de ilk sıradadır.”

    Bakan Bolat, her iki tarafın gösterdiği büyük çaba, iyi niyet ve özverili çalışmalar sayesinde geleceğin çok daha parlak olacağına inandıklarını belirterek, “Bu vesileyle, iki tarafın da ortaya koyduğu samimi niyet ve yoğun emeklerin ilişkileri daha da ileriye taşımasını temenni ediyoruz.” dedi.

  • Bakan Fidan’dan Singapur’a ilk resmi ziyaret! Başbakan Wong ile bir araya geldi

    Bakan Fidan’dan Singapur’a ilk resmi ziyaret! Başbakan Wong ile bir araya geldi

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Singapur’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret kapsamında Singapur Başbakanı Lawrence Wong tarafından kabul edildi. Görüşmede ikili ilişkiler, ekonomik iş birliği, savunma sanayii ve bölgesel gelişmelerin ele alındığı değerlendiriliyor.

    HAKAN FİDAN SİNGAPUR’DA

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Güneydoğu Asya temasları kapsamında Singapur’a ilk resmi ziyaretini gerçekleştirdi. Fidan, ziyaret çerçevesinde Singapur Başbakanı Lawrence Wong ile bir araya geldi.

    Bakan Fidan’ın ziyareti, Türkiye ile Singapur arasındaki diplomatik ilişkilerin ve ekonomik iş birliklerinin daha da geliştirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

    GÜNDEMDE İKİLİ İLİŞKİLER VE BÖLGESEL GELİŞMELER VAR

    Diplomatik kaynaklara göre görüşmede Türkiye-Singapur ilişkilerinin yanı sıra ticaret, yatırım, savunma sanayii, teknoloji ve enerji alanlarındaki iş birliği fırsatlarının ele alınması bekleniyor.

    Tarafların ayrıca ASEAN bölgesindeki gelişmeler, Asya-Pasifik’teki ekonomik dönüşüm, küresel ticaret rotaları ve uluslararası güvenlik konularında görüş alışverişinde bulunduğu değerlendiriliyor.

    SİNGAPUR TÜRKİYE’NİN BÖLGEDEKİ ÖNEMLİ ORTAKLARINDAN

    Yaklaşık 6 milyon nüfusa sahip Singapur, dünyanın en büyük finans merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Türkiye ile Singapur arasında 2017 yılında yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesinde önemli rol oynadı. Son yıllarda özellikle savunma sanayii, dijital dönüşüm, yapay zeka, finans teknolojileri ve lojistik alanlarında iş birliği imkanları öne çıkıyor.

    LAWRENCE WONG DÖNEMİNDE İLK TEMASLARDAN BİRİ

    2024 yılında Singapur Başbakanlığı görevine gelen Lawrence Wong, ülkenin dış politikada ekonomik iş birliklerini çeşitlendirme stratejisini sürdürüyor. Wong yönetimi, ASEAN ülkeleri dışındaki ortaklarla da ticari ve diplomatik ilişkileri güçlendirmeye önem veriyor. Bu kapsamda Hakan Fidan’ın ziyareti, iki ülke arasında yeni dönemde kurulacak temaslar açısından dikkat çekici bir adım olarak görülüyor.

    GÖZLER ORTAK PROJELERDE

    Uzmanlar, Türkiye ile Singapur arasındaki ilişkilerin önümüzdeki dönemde teknoloji, savunma, ulaştırma ve yatırım alanlarında yeni projelerle derinleşebileceğini değerlendiriyor. Fidan’ın Singapur’daki temaslarının ardından iki ülke arasında ekonomik ve stratejik iş birliğine yönelik yeni adımların gündeme gelebileceği ifade ediliyor.

  • Trump’tan İran İçin İbrahim Anlaşmaları Vurgusu

    Trump’tan İran İçin İbrahim Anlaşmaları Vurgusu

    ABD Başkanı Donald Trump, İran ile anlaşmak için aralarında Türkiye’nin de olduğu bazı ülkelerin İbrahim Anlaşmaları’na katılması gerektiğini açıkladı.

    Trump, Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Türkiye, Mısır ve Ürdün’ün İbrahim Anlaşmaları’nı imzalamasının zorunluluğunu vurguladı.

    İbrahim Anlaşmaları, Trump’ın ilk başkanlık döneminin sonunda İsrail ile bazı Arap devletlerinin ABD arabuluculuğunda diplomatik ilişkilerini normalleştirmesi için kaleme alınmıştı.

    İlk olarak Eylül 2020’de İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahrain arasında ikili anlaşmalar imzalandı.

    Bunun ardından Sudan Ekim 2020’de İsrail ile ilişkileri normalleştirme niyetini beyan etti ancak ülkede iç savaş çıkması sebebiyle imzalar atılamadı.

    Bu ülkeleri Aralık 2020’de Fas izledi. Böylece İsrail ile Fas arasında diplomatik ilişkiler tesis edildi.

    1992’den bu yana İsrail ile diplomatik bağları bulunan Kazakistan da Kasım 2025’te İbrahim Anlaşmaları’na dahil oldu.

    İsrail’in Aralık 2025’te resmen tanıdığı Somaliland de aynı dönemde İbrahim Anlaşmaları’na katılacağını ilan etti.

    Somali’den tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Somaliland’i resmen tanıyan tek ülke İsrail. Ancak Somaliland’in bazı ülkelerle fiili siyasi ve diplomatik bağları bulunuyor.

    Anlaşma ne diyor?

    ABD Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan İbrahim Anlaşmaları Deklarasyonu’nda Ortadoğu’da “barışın korunması ve güçlendirilmesi” vurgulanıyor.

    Anlaşamaların tarafları bu deklarasyon ile “dinlerarası ve kültürlerarası diyaloğu teşivk etmeyi” ve imzacı devletler arasında “dostane ilişkiler geliştirmeyi” tahahhüt ediyor.

    Metinde “Bu dünyayı ırk, inanç ve etnik köken fark etmeksizin herkesin haysiyet ve umut içinde yaşayabileceği bir yer haline getirmek adına tüm bireyler için hoşgörü ve saygı istiyoruz” ifadeleri kullanılıyor.

    Ayrıca “Ortadoğu ve dünyanın kalanı için bir barış, güvenlik ve refah vizyonu peşinde koşuyoruz” deniyor.

    İbrahim Anlaşmaları’nın adı “İbrahimi dinler” olarak bilinen Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’ın ortak kökenini vurgulamak için seçildi.

    Anlaşmada imzası bulunan ülkelerin çoğu üç dinin ortaya çıktığı ve yayıldığı coğrafyada yer alıyor.

    İbrahim Anlaşmaları, İsrail ile Arap devletleri arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için ABD’nin attığı adımların devamı olarak görülüyor.

    Bazı uzmanlar, İbrahim Anlaşmaları imzacıları İsrail ve Sünni Arap devletlerinin Şiilerin çoğunlukta olduğu İran ile bölgesel rekabet içinde olduğuna dikkat çekiyor.

    İlgili haberler