Tag: İfade

  • Tutuklu Özkan Yalım ek ifade verdi. “Özgür Özel helikopter istedi” iddiası

    Tutuklu Özkan Yalım ek ifade verdi. “Özgür Özel helikopter istedi” iddiası

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Uşak Belediyesine yönelik “rüşvet”, “irtikap” ve “ihaleye fesat karıştırma” suçlarından yürütülen soruşturma sürüyor.

    Soruşturma kapsamında tutuklanmasının ardından Uşak Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özkan Yalım, 26 Haziran’da savcılığa ek ifade verdi.

    Yalım’a ifadesinde, cep telefonu incelemesi sonrasında hazırlanan rapordaki mesajlar soruldu.

    “İş Adamı H.K. G. Havacılık” isimli kişiden gelen 21-23 Ocak ile 2-11 Şubat tarihli , “sikorsky_S76_TC’ şeklindeki helikopter konulu”, “10 m dolar civarı bütçe gerekir”, “3 adet helikopter markette buldum, Almanya ve Dubai’de yaklaşık 3 bin 800 ve 4 bin 200 fiyat aralığında, Sikorsky ve Agusta karşılaştırmasını da sunumda görebilirsiniz”, “Ayrıca ben flash bellekte getirsem sunumu orada bilgisayar ve sunum ortamı var mıdır?’ şeklindeki mesaja cevaben verilen, “Günaydın, saat değişikliği var. Saat 15.00’te, ben saat 14.45’te genel merkezde olacağım. Tabii ki bilgisayar ve sunum ortamı var’, ‘Sikorsky S-76C++, Leonardo HelicoptersAW109 Grand” yazılı PDF ve ‘Bu 3 tip helikopterin mali karşılaştırma raporu, altyapı hazırlanması, heliport, hangar vs. konusunda sizden gelecek habere göre çalışma yapacağım” şeklindeki mesaj içerikleri Yalım’a soru olarak yöneltildi.

    ÖZGÜR ÖZEL’E SİKORSKY HELİKOPTER ALINACAĞI İDDİASI

    Bu soruya Yalım, “Telefonumda bulunan mesajlarda geçen, Özgür Özel’e alınacak olan helikopterin parasının nereden karşılanacağını bilmiyorum. Özgür Özel, alınacak olan helikopterin özellikle Sikorsky tipi olmasını istemişti.” yanıtını verdi.

    Yalım, “CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kullanımına sunulmak üzere alınmak istenen helikopterle alakalı olarak, parti yönetiminde mali işlerden sorumlu genel başkan yardımcısı olan Özgür Karabat benimle WhatsApp üzerinden irtibata geçerek, alınacak olan helikopterle alakalı araştırma yapmamı istedi. Bunun üzerine de G.H. şirketinin sahibi H.K’ya ulaştım.” ifadelerini kullandı.

    H.K’nın da yardımıyla alınabilecek alternatifleri üçe indirdiklerini, bu helikopterlerin üçünün ayrı ayrı Türkiye’de, Dubai’de ve Almanya’da bulunduğunu aktan Yalım, “H.K, Özel’e alınacak helikopterle alakalı bir toplantı yapmak için CHP Genel Merkezi’ne geldi. Genel merkezin 4 yahut 6’ıncı katında Özgür Karabat, ben ve H.K. görüştük. H.K. helikopterlerin fiyatlarının 3,8 milyon dolar, 4,2 milyon dolar ve 10 milyon dolar olduğunu söyledi. Helikopterlerin tam teknik detaylarını içerir sunum hazırlanıp karar vermesi için Özel’e iki hafta içerisinde rapor verilecekti.” iddiasında bulundu.

    Bu süre içerisinde tutuklandığı için helikopterin alınıp alınamadığı, alındıysa ödemesinin ne şekilde yapıldığı ve herhangi bir VIP dönüşüm yapılıp yapılmadığı konularında bilgi sahibi olmadığını belirtti.

    Ayrıca Özel için yeni bir makam aracı alınacağını, bunun için de fiyatı 19 milyon ve 31 milyon lira arasında değişen 3 araç önerildiğini iddia etti.

    “KENDİMİ KURTARMAK İÇİN SÖYLEMİYORUM”

    Özgür Özel’in ifadelerini yalanladığını belirten Yalım, “Ben kendimi kurtarmak için yalan söylemiyorum. Aksine benim söylediklerim dosdoğru gerçeklerdir.” diye konuştu.

    MUHİTTİN BÖCEK DE EK İFADE VERDİ

    Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında, geçen yıl tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek de ek ifade verdi.

    2024 yerel seçimleri öncesi süreçten bahseden Böcek, Ekrem İmamoğlu ile adaylık belirlenmesi konusunda görüştüğünü anlatırken, “İmamoğlu, tercihini benden yana kullanacağını söyledi.” dedi. Ayrıca İmamoğlu’nun kendisinden 15 milyon Euro istediğini iddia etti.

    Bu paranın 5 milyon eurosunu havala adı verilen özel bir sistemle teslim ettiğini, 10 milyon euroyu ise İmamoğlu tutuklandığı için gönderemediğini söyledi.

  • Özkan Yalım’dan ek ifade: Özgür Özel’in evinin bahçe duvarına bıraktım

    Özkan Yalım’dan ek ifade: Özgür Özel’in evinin bahçe duvarına bıraktım

    Tutuklu bulunan eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, savcılıkta verdiği ek ifadede çarpıcı iddialarda bulundu. Yalım, Özgür Özel’in kullanımına sunulmak üzere milyon dolarlık helikopter ve lüks makam aracı araştırmaları yapıldığını, kurultay sürecinde ise Özel’e ulaştırılmak üzere milyonlarca liralık nakit para teslimatları gerçekleştirildiğini ileri sürdü.

    Savcılık makam odasında alınan ifadesinde, tutuklu bulunan Özkan Yalım’a çeşitli dijital mesaj içerikleri ve yazışmalar tek tek soruldu.

    Yalım’a, telefon inceleme raporunda yer alan ve “İş Adamı Hasan Karadağ Güneydoğu Havacılık” isimli şahıstan gelen, fiyatları 3.8 ile 10 milyon dolar arasında değişen Sikorsky ve Agusta tipi helikopterlerin sunum ve mali karşılaştırma raporlarına ilişkin mesajları soruldu.

    “HELİKOPTER TALİMATI” İDDİASI

    Yalım ifadesinde, “CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kullanımına sunulmak üzere alınmak istenen helikopterle alakalı olarak, parti yönetiminde mali işlerden sorumlu genel başkan yardımcısı olan Özgür Karabat benimle WhatsApp üzerinden irtibata geçerek araştırma yapmamı istedi. Güneydoğu Havacılığın sahibi Hasan Karadağ’a ulaştım. Özgür Özel özellikle Sikorsky tipi olmasını istemişti. Alternatifleri üçe indirdik; biri Türkiye’de, biri Dubai’de, biri Almanya’daydı. Hasan Karadağ, CHP Genel Merkezine geldi; genel merkezin 4. veya 6. katında Özgür Karabat, ben ve Hasan Karadağ görüştük. Karar vermesi için Özgür Özel’e iki hafta içinde rapor verilecekti ancak ben gözaltına alınıp tutuklandığım için sonrasını bilmiyorum” ifadelerini kullandı.

    “PARAYI DUVARIN ÜZERİNE BIRAKMAMI SÖYLEDİ”

    Yalım ifadesinde, “2023 yılı Eylül ayı içerisinde parayı Özgür Özel’in evinin giriş kapısındaki bahçe duvarının üzerine bıraktım. Yanımda tutuklu Uşak Belediye Başkan Yardımcısı Halil Arslan da vardı. Özel’i aradım, parayı getirdiğimi söyledim. Bana parayı giriş kapısının kenarındaki duvarın üzerine bırakmamı ve aracıma geri dönmemi söyledi. Aynen yaptım” dedi.

    “VALİZ İÇİNDE 1 MİLYON TL”

    Yalım, “Özgür Özel’e ikinci verdiğim parayı karakutusu olan çocukluk arkadaşı Demirhan Gözaçan aracılığıyla teslim ettim. Özel, 13 Ekim 2023’te WhatsApp’tan bana ‘Özkan yarın sağlam bir paket olarak Denizli’de benim valizimin içerisine koy’ mesajı gönderdi. Ertesi gün aradığımda ‘Demirhan ile hallet’ dedi. Denizli’de CHP il başkanlığına yakın bir yerde, koyu renkli spor çanta içerisindeki 1 milyon TL’yi Demirhan Gözaçan’a teslim ettim” İfadelerini kullandı.

    “AUDİ A8 LÜKS ARAÇ TEKLİFLERİ ALINDI”

    Telefonda yer alan “S450d 4 Matic Örnek ve Araç Bilgilendirme Formu Maybach” içerikli belgeler ve fiyat listeleri sorulan Yalım, filo şirketi olduğu için lüks araç fiyat araştırmasını bizzat kendisinin yaptığını kabul ederek,

    “Özgür Özel, kullandığı Audi A8 makam aracının eskidiğini belirterek yeni bir araç almak istediğini söyledi. Benim şirketim adına kayıtlı araç filom olduğu için daha uygun fiyat alabiliyordum. Ankara Koluman firmasından lüks donanımlı iki adet Mercedes S450d (19.5 milyon TL ve 20.2 milyon TL) ile bir adet Mercedes Maybach S580 (31.6 milyon TL) için fiyat teklifleri alıp genel başkana ve şoförüne ilettim” dedi.

    Soruşturma dosyasındaki diğer WhatsApp yazışmalarını da yanıtlayan Özkan Yalım, parti içi dinamiklere ve belediye kadrolarına dair, “Veli Ağbaba bana WhatsApp üzerinden isimler göndererek Uşak Belediyesi’nde işe sokmamı istedi. Ayrıca belediye otoparklarından sorumlu Ulaş Küçükakın’ın vatandaşlardan şahsi hesabına açıktan para topladığını tespit ederek görevden aldık ve hakkında emniyete suç duyurusunda bulunduk” ifadelerini kullandı.

    Şüpheli müdafileri, müvekkillerinin 56 yaşında, 3 dönem milletvekilliği ve belediye başkanlığı yapmış bir isim olduğunu vurgulayarak, “Önüne konulan metni imzaladı” şeklindeki kamuoyu algısının bağımsız yargıya ve savunma makamına hakaret olduğunu ifade ettiler.

    Yalım’ın tüm iddiaları yer, zaman ve tanık göstererek samimi bir şekilde anlattığını, adalete yardımcı olduğunu belirterek bihakkın tahliyesini, mahkeme aksi kanaatte ise ev hapsi ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını talep ettiler.

  • Kamil Aydın’dan Naim Hoca’ya Tepki

    Kamil Aydın’dan Naim Hoca’ya Tepki

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Kamil Aydın, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Erzurum’un manevi kanaat önderlerinden merhum Naim Hoca’ya (Naim Gölleroğlu) yönelik hakaret içerikli ifadelere sert tepki gösterdi.

    Aydın, toplumsal hafızada yer edinmiş değerlere karşı saygılı bir dil kullanılması gerektiğini belirterek, kamuoyunda tanınan isimleri sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet etti.

    “Söz ağızdan çıkmadan önce ölçülüp biçilmeli”

    MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, TBMM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında “Boğazın dokuz boğum olduğu” atasözünü hatırlatarak, insanların konuşmadan önce sözlerini tartması gerektiğinin altını çizdi. Son dönemde bazı sanatçı ve tanınmış isimlerin anı, fıkra ya da hikaye adı altında kırıcı ve toplumsal değerlere zarar veren üsluplar kullandığını belirten Aydın, bu durumun kabul edilemez olduğunu ifade etti.

    “Naim hoca hoşgörü ve kültür elçisidir”

    Erzurum’un simge isimlerinden olan merhum Naim Hoca’nın adının, şarkıcı Nihat Doğan tarafından bir programda “küfürbaz” şeklinde yakışıksız bir ifadeyle anılmasına tepki gösteren Aydın, şu ifadeleri kullandı: Aydın, Nihat Doğan’ın merhum Naim Hoca için kullandığı “küfürbaz” ifadesinin, söz konusu isimle asla bağdaşmayan “seviyeden yoksun” bir niteleme olduğunu vurguladı.

    Merhum hocanın sözleriyle yanıt verdi

    Erzurum kamuoyunda infiale yol açan bu nitelendirmeye karşı, merhum Naim Hoca’nın “Söz kantardır, insanı tartar…” dizeleriyle başlayan ünlü dörtlüğünü meclis kürsüsünden okuyan Aydın, toplumsal değerlere saygı çağrısında bulundu. Ağızdan çıkan her sözün sorumluluk taşıdığını belirten MHP’li vekil, genel kurulu selamladı. – ERZURUM

  • Ömer Çelik’ten Netanyahu’ya Sert Tepki: ‘Dünyanın En Büyük Yalanı’

    Ömer Çelik’ten Netanyahu’ya Sert Tepki: ‘Dünyanın En Büyük Yalanı’

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “İsrail ordusu, dünyanın en ahlaklı ordusudur” şeklindeki açıklamasına ilişkin “Bu, dünyanın en büyük yalanıdır. Yeryüzünde, Gazze’de soykırım gerçekleştiren o ordunun ahlaklı bir ordu olduğuna inanacak hiç kimse yoktur.” dedi.

    Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Gelenekselleşen parti kampını bu yıl 26-28 Haziran’da Sakarya’da gerçekleştireceklerini belirten Çelik, kamp hazırlıklarının sürdüğünü söyledi.

    MYK toplantısında, Cumhur İttifakı’nın “kesin zaferi” ile sonuçlanan son belde seçimlerinin değerlendirildiğini aktaran Çelik, Yerel Yönetimler Başkanı Mustafa Demir ve Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz tarafından sunumlar gerçekleştirildiğini dile getirdi.

    Çelik, toplantıda ayrıca siyaseti olgunlaştırmaya dönük çalışmalar bağlamında Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanı Ömer İleri’nin de yapay zeka konusunda kapsamlı bir sunum yapacağını kaydetti.

    Seçimlerin her aşamasının kendileri için çok önemli olduğunu ifade eden Çelik, “O sebeple AK Parti, sandığın gücüne, sandığın esas olduğuna ve sandığın namusuna inanan bir parti olarak küçük, büyük demeden bütün seçimleri en kapsamlı şekilde değerlendirir. Bu açıdan baktığımızda da bu değerlendirmeyi güçlü bir şekilde yapmaya devam ettiğimizi bildirmek isterim.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmasının, çalışmaları için yol gösterici olduğunu dile getiren Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız, Terörsüz Türkiye konusu başta olmak üzere uluslararası birçok konuda değerlendirmelerde bulundular. Bugün kapsamlı bir grup konuşmasıyla zaten iç ve dış bütün siyasi konuları ele almış oldular.” ifadelerini kullandı.

    Dünya Kupası’nda ülkeyi temsil edecek A Milli Futbol Takımı için “Siz Hepiniz Biz Türkiye’yiz” başlıklı şarkı hazırladıklarını belirten Çelik, şarkıyla Milli Takım’a selamlarını göndereceklerini söyledi.

    “Dünyanın en ahlaksız, en vicdansız, en büyük suçunu teşkil eden eylemler”

    Çelik, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.

    İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan açıklamalarına ilişkin soru üzerine Çelik, şu ifadeleri kullandı:

    “Netanyahu’nun söylediğinde şöyle bir ifade var, ‘İsrail ordusu, dünyanın en ahlaklı ordusudur’ diyor. Bu, dünyanın en büyük yalanıdır. Yeryüzünde, Gazze’de soykırım gerçekleştiren o ordunun ahlaklı bir ordu olduğuna inanacak hiç kimse yoktur. Eğer Siyonizm hastalığına kapılmamışsa yeryüzünde, Gazze’de yaptığı soykırım karşısında o ordunun ahlaklı olduğuna inanacak bir tane Yahudi de yoktur. Gazze’de gerçekleştirilen soykırım, İran’a yapılan saldırı, Lübnan’da gerçekleştirilen katliamlar, dünyanın en ahlaksız, en vicdansız, en büyük suçunu teşkil eden eylemlerdir. Zaten ilk cümlede, ‘dünyanın en ahlaklı ordusu’ diye İsrail ordusunu, bu katliamları ve soykırımı gerçekleştiren silahlı gücü nitelemesiyle açıklamasının değersizliği, niteliksizliği, her türlü ahlaki değerden yoksun olduğu net bir şekilde görülüyor.”

    Netanyahu’nun açıklamasında “Türkiye’yi Kürtlere soykırım yapmakla da suçladığını” anımsatan Çelik, şöyle devam etti:

    “Bu, onun sık sık kullandığı bir kara propaganda. Bunun bir acısı var. O da şu, İran’a saldırdıklarında, İran’daki ve Irak’taki Kürt kardeşlerimizi kendileri için bir lejyoner olarak kullanmaya çalıştılar. Irak’taki ve İran’daki Kürt kardeşlerimiz basiretli bir şekilde tarihin doğru tarafında durarak bu katliamcı şebekeyle yan yana gelmedi. Onun için sürekli olarak Kürt kardeşlerimizle Türkiye’yi karşı karşıya getirme gibisinden bir politikayı gütmeye çalışıyor. Bunu bazı Araplarla ilgili, Dürzi kardeşlerimizle ilgili, Nusayri kardeşlerimizle ilgili, Alevi kardeşlerimizle ilgili yapıyor. Bazı Şii kardeşlerimizle ilgili gerçekleştirmeye çalışıyor. Artık bu katliamcı şebekenin yalanlarına hiç kimse inanmıyor. Soykırım deyince akla gelen şebeke, Netanyahu şebekesidir.”

    “Her Müslümanın kalbinde Kudüs sevgisi eşsiz ve biriciktir”

    Çelik, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin, Kudüs’e vali olmak arzusuna ilişkin açıklamaları üzerine kendisine yönelik bazı İsrailli bakanlar ile muhalefet kanadından gelen eleştirilerin sorulması üzerine, “İçişleri Bakanımızın açıklamasını, yayılmacılık, işgalcilik, fetihçilik gibi kodlamaya çalışıyorlar. Bununla hiçbir ilgisi yok. İçişleri Bakanımız, her Müslümanın kalbindeki Kudüs sevgisini ifade etmiştir. Her Müslümanın kalbinde Kudüs sevgisi eşsiz ve biricik bir yer tutar. İçişleri Bakanımız bunu sembolizm olarak ifade etmiş ve her Müslümanın kalbinde olan Kudüs sevgisinin kendi kalbindeki ifadesini de o sembolik ifadelerle ortaya koymuştur.” diye konuştu.

    “İşgalcilikten, fetihçilikten ya da yayılmacılıktan bahsedeceksek bu, Netanyahu hükümetinin sürekli olarak arzı mevut hezeyanlarıyla gündeme gelen bir konudur.” diyen Çelik, şunları kaydetti:

    “Bu işler ilk başladığında Davud Koridorunu kurmaktan, arzı mevuttan bahsettiler. Tevrat’ın bütün değerlerini de kendi siyasi soykırımcılıkları için istismar ederek bir sürü dini kavramı bunun için kullanmaya çalıştılar. Dolayısıyla işgalcilik, fetihçilik, başka ülkelerin toprağına göz dikmek, Netanyahu hükümetiyle özdeştir. Şimdi Gazze’yi işgal ediyor. Bir türlü ikinci aşamaya geçilemiyor. Batı Şeria’ya aynısını yapmaya çalışıyor. Yeni siyasi hırsızlık diyebileceğimiz yeni yerleşim yerleri ilan ederek Filistinlilerin topraklarını gasp ediyor. Litani nehrine kadar Lübnan’ı işgal etti. Oradaki Lübnan vatandaşlarını o bölgeden uzaklaştırdı. Sonra bize işgalcilik ve yayılmacılık suçlaması yapıyor. İşgalci ve yayılmacı olan Netanyahu hükümetidir. İçişleri Bakanımızın o sözlerinden o anlamları çıkarmak son derece akıl dışıdır.”

    Çelik, hükümetin Filistin konusundaki görüşünün açık olduğunu vurgulayarak, “Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde, 1967 sınırları esasında, birleşik ve entegre, bağımsız, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletini savunuyoruz ve bu görüşümüz, Birleşmiş Milletler parametreleriyle uyumludur, uluslararası hukukla uyumludur.” değerlendirmesinde bulundu.

    “Tam bir politika değişikliğinden bahsedemeyiz”

    “Netanyahu hükümetinin politikalarına az da olsa ABD’den artık tepki gelmeye başladı. Politika değişikliği olarak görebilir miyiz bu adımı?” sorusunu Çelik, şöyle yanıtladı:

    “Tam bir politika değişikliğinden bahsedemeyiz ama birtakım beyanlar var, birtakım haberler çıktı. Nedir o? İşte uluslararası düzeyde Netanyahu’nun sürekli savaş peşinde koşmasının, Amerika Birleşik Devletleri’ni zor duruma soktuğunu Amerikan Senatosu’ndaki bazı üyeler ifade ediyorlar. Yine İran’la yürütülen bu barış müzakereleri, ateşkesin kalıcı hale gelmesiyle ilgili süreci yürüten Amerikalı yetkililerin, İsrail istihbaratı tarafından dinlendiğine dair birtakım haberler çıkıyor ki bunlar çok yoğun bir şekilde ortaya çıkmaya başladı. İşte en sonunda Başkan Trump, Netanyahu’ya şimdiye kadar belki sayısı 10’u bulmuştur, uyarıda bulundu. Kendi haline bırakıldığı takdirde bu katliamcı şebeke, hiç durmayacaktır. Bunlar, Orta Doğu’da herkesi hedef aldığı gibi yarın bir gün dönüp Avrupa Birliği’nde de herkesi hedef alacaktır. Zaten bunların aparatlarının sadece Mescid-i Aksa’yı ve camileri değil, kiliseleri, Hristiyan din adamlarını da nasıl hedef aldıklarını hep beraber görüyoruz. Dolayısıyla o bahsettiğiniz şekilde birtakım aykırı, itiraz eden sesler yükseliyor. Aslında aykırı da dememek lazım. Doğru sesler yükseliyor ama bu henüz bir politika değişikliğine tekabül etmiyor. Burada esas olan, İsrail’in bu eylemlerinin mutlak surette, kesin bir şekilde durdurulmasına dönük adım atılmasıdır. Ancak ona politika değişikliği diyebiliriz. Bazı emareler var ama politika değişikliği tanımının içine girecek düzeye gelmemiştir.”

    (Sürecek)

  • CHP’li Yalaz’a Hapis ve Siyasi Yasak Davası

    CHP’li Yalaz’a Hapis ve Siyasi Yasak Davası

    CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz hakkında 3 yıla kadar hapis cezası ve siyasi yasak talepli dava açıldı.

    GEREKÇE: 2024’TE GERÇEKLEŞTİRİDİĞİ KONUŞMA

    CHP Eskişehir İl Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, dava gerekçesinin Talat Yalaz’ın 2024 yılında sokak hayvanlarına yönelik kanun teklifini protesto ederken kullandığı ifadeler olduğu belirtildi.

    Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “‘Halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik’ suçlamasıyla il başkanımız Avukat Talat Yalaz hakkında 3 yıla kadar hapis cezası ve siyasi yasak talepli Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştır. İl başkanımız Talat Yalaz’ın, yaklaşık iki yıl önce, Temmuz 2024 tarihinde sokak hayvanlarına yönelik kanun teklifini protesto ederken gerçekleştirdiği bir konuşma gerekçe gösterilerek soruşturma başlatılmıştı. İl başkanımız Yalaz, bu kapsamda örgütümüz ile birlikte savcılığa giderek ifadesini vermişti. Süreç boyunca il başkanımız, hukuki yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmiş; genel başkanımız Özgür Özel de Eskişehir’e gelerek il başkanımızın yanında olduğunu ve süreci yakından takip ettiğini kamuoyuna açık şekilde ifade etmişti.”

    “HALKIN İRADESİNE SAHİP ÇIKANLAR GÜNÜN SONUNDA HAKLI ÇIKAR”

    Aradan geçen iki yılın ardından, ülkemizin hukuk devleti ilkesinden her geçen gün biraz daha uzaklaştırıldığı, muhalefetin baskı altına alınmaya çalışıldığı bu karanlık dönemde soruşturmanın kovuşturmaya dönüştürülmesi oldukça manidardır. Siyasi faaliyetlerin, demokratik eleştirilerin ve ifade özgürlüğü kapsamındaki açıklamaların cezalandırılmak istenmesi; yalnızca il başkanımıza değil, demokratik siyaset hakkına ve halkın iradesine yönelik bir müdahale niteliği taşımaktadır. Boyun eğmeyeceğiz, geri adım atmayacağız. Tarih göstermiştir ki; baskılar karşısında susanlar, geri adım atanlar değil, demokrasiye, özgürlüğe ve halkın iradesine sahip çıkanlar günün sonunda haklı çıkar. Ne soruşturmalar ne davalar ne de tehditler bizi doğru bildiğimiz yoldan döndürebilir. Dün olduğu gibi bugün de halkın yanında, demokrasinin safında ve tarihin doğru tarafında durmaya devam edeceğiz.”

  • Sumud Filosu’nun Fransız aktivisti: İsrail’de cinsel saldırı ve şiddete maruz kaldık

    Sumud Filosu’nun Fransız aktivisti: İsrail’de cinsel saldırı ve şiddete maruz kaldık

    Küresel Sumud Filosu’nun Fransız aktivistlerinden Laetitia Merle, İsrail tarafından alıkonulmalarının ardından yaşananları anlattı. İsrail’in aktivistlere cinsel saldırı dahil şiddet ve işkenceye maruz bıraktığını söyledi.

    İsraillilerin kendisine “Hamas için çalışıp çalışmadığını” sorduklarını belirten Merle, İsraillilerin kadın ve erkek aktivistleri farklı gruplara ayırdığını ifade etti. “Aşağılanmalara maruz kaldık, tedaviden, sudan, gıdadan yoksun bırakıldık. Arka arkaya bağlı bir şekilde dört ayak üzerinde yürütmek ve hapishanede tur attırmak için bizi gece uyandırıyorlardı.” diye konuştu.

    Aktivist Merle, İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ‘in dünya çapında tepki toplayan kötü muamele ve yayınladığı videolarla ilgili “Bizleri dövdüler. Ben-Gvir’in önünde bizlerden ‘Yaşasın İsrail.’ diye bağırmamızı istediler, reddettik. ‘Özgür Filistin.’ dedim, bir tokat yedim.” ifadelerini kullandı.

    İsraillilerin hapishaneye çevrilen gemideyken her 6 saatte bir 160 kişi için yalnızca 20 su şişesi verdiklerini dile getiren Merle, su şişelerinin üzerlerine atıldığını, bir aktivistin bu yüzden bayılma tehlikesi geçirdiğini vurguladı.

    Merle, İsraillilerin aktivistleri plastik mermi atmak ve elektroşok cihazı kullanmakla tehdit ederek konteynerlere girmeye zorladığını anlatarak, Aşdod Limanı’na geldiklerinde ifade verdiklerini söyleyen aktivist Merle, aktivistlerin hangi pasaporta sahip olduklarına bakıldığını “İki Türk adamı aldılar, dövüldüklerini ve çığlık attıklarını duydum. Çok korktum, ardından sıra bana geldi ve ifade vermeye geçtim. Benim pasaportum benden 3 kişi ötedeki arkadaşımdaydı.” dedi.

    Laetitia Merle, Fransa’nın güneyinden olduğunu belirterek, İsraillilerin ten rengi nedeniyle kendisinin Cezayirli olduğunu sandıklarını, bu nedenle dışlandığını söyledi.

    Ellerinin arkadan sıkı şekilde kelepçelendiğini anlatan Merle, “Çok ağrım vardı, plastik kelepçeyi çok sert sıktılar. ‘Yardım.’ diye bağırınca, 2 İsrailli asker gelip kelepçeyi daha fazla sıktı. Arkadaşlarım çığlık attı çünkü bilincimi kaybetmek üzereydim. Bir doktor geldi ancak manipülasyon olduğunu anladım çünkü beni videoya çekiyorlardı. Doktor birdenbire nazikleşti ve plastik kelepçemi kesip başka bir tane taktı.” diye konuştu.

    Kendilerine sürekli İsrail ulusal marşının dinletildiğini, klimanın son ayarda çalıştırıldığını kaydeden Merle, “Bizlerden bazılarını alarak dövmeye götürdüler. Bağırdıklarını duyabiliyorduk.” ifadelerini kullandı.

    SUMUD KONVOYU LİBYA’DA GÖZALTINA ALINDI

    Mağrib Sumud Heyeti sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ülkenin doğusundaki hükümetin Sirte girişindeki kontrol noktasında konvoydan gözaltına alınanlar hakkında bilgi verildi.

    Konvoyun öncü grubunda bulunan 10 kişinin Sirte girişindeki kontrol noktasında gözaltına alındığı kaydedildi. İspanyalı, Uruguaylı, Portekizli, Polonyalı, Tunuslu ve ABD’li birer, Arjantin ve İtalyalı 2’şer aktivistin gözaltında olduğu aktarıldı.

    Heyetten gün içinde yapılan açıklamada da konvoydaki diğer aktivistlerin öncü gruptaki aktivistlerden haber alamadığı ve kontrol noktasına gitmeme kararı alarak Sirte yakınlarında beklediği belirtilmişti.

    Libya’nın doğusundaki yönetimden 19 Mayıs’ta yapılan açıklamada, yalnız konvoydaki Libya ve Mısır vatandaşlarının geçişine müsaade edileceği belirtilmişti.

    Konvoyda Cezayir, Tunus, Fas, Moritanya, Türkiye, Endonezya, Çin, ABD, Almanya, İspanya, İtalya ve İngiltere’nin de aralarında bulunduğu 30 ülkeden yaklaşık 200 aktivist yer alıyor.

  • Hollanda’da İslamofobi Tartışıldı

    Hollanda’da İslamofobi Tartışıldı

    Hollanda’da düzenlenen “İslamofobi Hollanda’da Ne Kadar Derin” panelinde, ülkede Müslüman karşıtlığının (İslamofobi) nedenleri, sonuçları ve çözüm yolları tartışıldı.

    Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) Hollanda tarafından başkent Amsterdam’da düzenlenen panele, Türkiye’nin Amsterdam Başkonsolosu Mahmut Burak Ersoy, Hollanda Temsilciler Meclisi Denk Partisi Milletvekili Stephan van Baarle, UID Genel Başkanı Kenan Aslan, UID Hollanda Başkanı Ertuğrul Kurt, antropolog ve akademisyen Prof. Dr. Thijl Sunier, avukat Florian Drenth ve insan hakları avukatı Els van de Loo katıldı.

    Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan panelde yapılan konuşmalarda, ülkede yaşayan Müslümanların uzun yıllardır yapısal ayrımcılığa maruz kaldığı ve hükümetin bu konuda yeterli adım atmadığı vurgulandı.

    Konuşmalarda, hükümetin, Müslümanları hedef aldığı ileri sürülen bazı yasa ve düzenleme hazırlıkları da eleştirildi. Kur’an kurslarına yönelik denetim mekanizmalarını içeren düzenlemeler ile İslami ihtiyaçların sınırlandırılmasına yönelik yasa tekliflerinin, Müslümanların temel haklarını kısıtladığı bildirildi.

    Öte yandan panelde, tüm zorluklara rağmen Hollanda’daki Müslüman toplumun giderek daha güçlü ve örgütlü hale geldiği ifade edildi. Konuşmalarda, Müslümanların siyasetten hukuka, girişimcilikten mühendisliğe kadar toplumun her alanında daha görünür olduğu belirtildi.

    “Küresel barışa, güvenliğe ve insan onuruna doğrudan bir tehdittir”

    Program öncesi konuşma yapan Türkiye’nin Amsterdam Başkonsolosu Mahmut Burak Ersoy, Müslüman karşıtlığı ve yabancı düşmanlığındaki artışın küresel barış ve toplumsal birliktelik açısından ciddi tehdit oluşturduğunu söyledi.

    Ersoy, “Küresel barışın, karşılıklı saygının ve toplumsal birlikteliğin temel değerlerinin ciddi sınamalardan geçtiği bir dönemde bir araya gelmiş bulunuyoruz.” dedi.

    Müslüman karşıtlığı ve yabancı düşmanlığının endişe verici şekilde yükseldiğine dikkati çeken Ersoy, “Bu artık yalnızca toplumsal hoşgörüsüzlük meselesi değildir, küresel barışa, güvenliğe ve insan onuruna doğrudan bir tehdittir.” ifadelerini kullandı.

    Nefret söyleminin yalnızca fiziksel alanda değil dijital dünyada da yayıldığını ifade eden Ersoy, “Sosyal medya, özellikle Müslümanlara karşı nefreti körükleyen kontrolsüz bir alan haline gelmiştir.” diye konuştu.

    Türkiye’nin bu konudaki tutumunun net olduğunu vurgulayan Ersoy, “Bizler her zaman Hristiyanlığa, Yahudiliğe, İslam’a veya diğer inançlara yönelik olsun, dini nefrete karşı verilen uluslararası mücadelenin ön saflarında yer aldık. İslam karşıtlığı, antisemitizm veya inançlara ve değer sistemlerine yönelik her türlü tehditkar söylemin açık ve tereddütsüz şekilde kınanması gerektiğine inanıyoruz.” dedi.

    Küresel taahhütlere rağmen Kur’an-ı Kerim’in yakılması ve aşağılanması gibi provokatif eylemlerin sürdüğünü belirten Ersoy, Müslüman kadınlar ve gençlerin günlük yaşamlarında sistematik ayrımcılığa maruz kaldığını dile getirdi.

    İfade özgürlüğünün, nefret söylemi, ırkçılık ve provokasyon için bir gerekçe olamayacağını vurgulayan Ersoy, “Gelin, nefret diline karşı kararlı ve birlik içinde duralım, onun yerine adaletin ve karşılıklı saygının evrensel değerlerini hakim kılalım.” değerlendirmesinde bulundu.

    “1970’li yıllardan bu yana ayrımcılığın var olduğunu biliyoruz”

    Milletvekili Baarle da Müslüman karşıtlığı ile mücadelede yıllardır yeterli adım atılmamasını eleştirerek, “1970’li yıllardan bu yana ayrımcılığın var olduğunu biliyoruz. Bu durum sayısız araştırmayla ortaya konuldu ancak siyasetin buna karşı çok yetersiz kaldığını her seferinde yeniden görüyoruz. Bu da beni gerçekten çok öfkelendiriyor.” dedi.

    Toplumda büyük bir güç gördüğünü ifade eden Van Baarle, Hollanda’daki Müslüman toplumunun ülkedeki yerini giderek daha fazla sahiplendiğini belirterek, “Dedeleriniz ellerinde bir bavulla Hollanda’ya geldi. Atalarınızın kanı, teri ve emeği bu ülkede var. Onlar bu ülkenin inşasına katkıda bulundu. Bizler de hep birlikte bu ülkeyi daha iyi hale getirmek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Buna herkes dahildir, özellikle de Hollanda’da yaşayan Müslümanların yaptığı büyük katkılar.” diye konuştu.

    UID Genel Başkanı Aslan da Müslüman toplumun devlet kurumlarına güveninin zedelendiğini söyleyerek, “Sürekli sanki yanlış bir şey yapıyormuşuz gibi bir köşeye itiliyoruz. Oysa saklayacak hiçbir şeyimiz yok. Yapmadığımız bir şey için neden kendimizi savunmak zorunda kalıyoruz?” ifadesini kullandı.

    Müslüman toplumun değişim beklentisi içinde olduğunu dile getiren Aslan, “Bu konunun gündemde tutulması için toplum tüm katmanlarında mücadele etmeli ve her alanda varlık göstermeliyiz. Sivil toplum kuruluşları olarak bu tür paneller ve programlar düzenliyoruz. Bunu sadece Hollanda’da değil, diğer ülkelerde ve farklı kuruluşlarla birlikte de gerçekleştiriyoruz. Bunun devam etmesi büyük önem taşıyor.” dedi.

    Müslüman toplumun artık daha eğitimli ve toplumun her alanında aktif olduğunu vurgulayan Aslan, “Aramızda girişimciler, avukatlar ve mühendisler var. Eğitim seviyemizin yükselmesiyle birlikte öz güvenimiz de arttı. Bu gücü hep birlikte İslamofobi ile mücadelede kullanmalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

    UID Hollanda Başkanı Kurt da Müslüman karşıtlığının yalnızca raporlarda yer alan uzak bir kavram olmadığını belirterek, bunun insanların günlük hayatında hissedilen bir gerçek olduğunu anlattı.

    Müslüman karşıtlığının özellikle gençler ve Müslüman kadınlar üzerinde derin etkiler bıraktığını ifade eden Kurt, toplumun bu konuda sessiz kalmaması gerektiğini vurguladı.

    UID Hollanda olarak değişimin farkındalık, dinleme ve konuşma cesaretiyle başlayacağına inandıklarını kaydeden Kurt, panelin farklı deneyim ve hikayeleri paylaşarak toplumsal anlayışı güçlendirmeyi amaçladığını belirtti.

    Kurt, “Gerçek değişim yarın başlamaz. Gerçek değişim burada başlar, şimdi başlar.” dedi.

  • Dervişoğlu’ndan CHP’ye kayyum tepkisi

    Dervişoğlu’ndan CHP’ye kayyum tepkisi

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İstinafın CHP kurultay davası kararına ilişkin, “100 yıllık bir siyasi partiye hem de böyle bir kararla vasi tayin etmek, bir anlamıyla kayyum atamak, neresinden bakarsanız bakın bir garabettir.” dedi.

    Dervişoğlu, beraberindeki heyetle mahkemece tedbiren CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel’i ziyaret etti.

    CHP Genel Merkezi’ndeki görüşmenin ardından ortak basın toplantısında konuşan Dervişoğlu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin, CHP kurultay davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılması ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığı görevine iade edilmesi kararını eleştirdi.

    Dervişoğlu, karara ilişkin, “100 yıllık bir siyasi partiye hem de böyle bir kararla vasi tayin etmek, bir anlamıyla kayyum atamak, neresinden bakarsanız bakın bir garabettir.” değerlendirmesinde bulundu.

    Özel’in, her konuşmasında kendisiyle abi-kardeşlik hukuku olduğunu ifade ettiğini aktaran Dervişoğlu, “Özgür Özel ile bu denli yakın olmaktan iftihar ediyorum.” dedi.

    “Gücünü milletten almayan kimseyi siyasi muhatap kabul etmem”

    Bir gazetecinin, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşeceği iddiası sorulan Dervişoğlu, şu yanıtı verdi:

    “Eğer böylesine kritik bir süreçte ilk planlanan ziyaret Sayın Cumhurbaşkanı’na ve Sayın Devlet Bahçeli’ye yapılacaksa, o zaman şunu düşünmek lazım, bu iktidar nasıl, neden ve kimler tarafından 25 yıldır iş başında tutuluyor? Bu sorunun cevabının, hem medyada hem siyaset zeminindeki arkadaşlarımız tarafından doğru verilmesi lazım. Böyle bir süreçte böyle bir görüşme çok arzulanıyorsa bile, bunu kör göze parmak sokar gibi kamuoyunun gündemine taşımak, insanın kaybetmiş olduğu değerlere bir daha sahip çıkmayacağı sonucu çıkar.”

    Dervişoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşüp görüşmeyeceğinin sorulması üzerine, “Ben gücünü milletten almayan hiç kimseyi siyasi muhatap kabul etmem. Atanmışlarla uğraşamam.” yanıtını verdi.

    “Genel Merkezimize sahip çıkmaya devam edeceğiz”

    Özgür Özel de İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun, Türkiye’nin meselelerinde ve partilerin siyasetine ilişkin konularda en yakın görüş alışverişinde bulundukları liderlerden biri olduğunu ifade etti.

    Kendilerine dayanışma ziyareti gerçekleştiren Dervişoğlu ile aralarında “abi-kardeş” hukuku olduğunu ve siyasi hayatı boyunca tecrübelerinden her zaman istifade ettiğini belirten Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dün, dünya siyaset tarihinde olmayacak bir müdahaleyle ülkenin ana muhalefet partisine ve önümüzdeki seçimler için iktidar partisinin yenemeyeceğini düşündüğü bir muhalefet partisine, Türkiye’nin kurucu partisine karşı girişilen haksız, hukuksuz operasyona ilk andan itibaren en demokratik tepkiyi veren, yaptığı açıklamalarla meselenin, bir parti meselesi olmadığını, hepimizin içinde bulunduğumuz siyasi partiler zeminini ortadan kaldıran iktidarın, istediği partinin başında kimin olmasına karar verdirecek imkanı, haksız şekilde yönlendirdiği yargı gücüyle elde etmeye çalışanlara karşı en net tavrı sergileyen Sayın Dervişoğlu’na şahsım, partimizin yöneticileri, partimiz ve Türkiye demokrasisi adına bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum.”

    Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Kılıçdaroğlu’nun görevinden feragat etmesi”ne ilişkin açıklaması ile mahkemece CHP Genel Başkanlığı görevine iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşme yapıp yapmadığına ilişkin soru üzerine şunları söyledi:

    “Dün Sayın Kılıçdaroğlu’nun beni arayacağı, aradığı ifade edilmişti. Tabii o yoğun program içinde daha sonra da bir belediye başkanı arkadaşımız, Sayın Genel Başkanın beni aradığını ifade etti. Ben de bugün kendisine öğle saatlerinde döndüm ama ben aradığımda telefonu kapalıydı. Ondan dolayı bir görüşme gerçekleşmedi. Ama telefonun açık olması ya da kendisinin yeniden araması durumunda dün de ifade ettiğim gibi tabii ki kendisiyle bir telefon görüşmesi yaparız. Ancak bizim bu durumdaki pozisyonumuza dair ifadelerimiz dün akşamki basın toplantımızda ve ardından bizimle dayanışma için buraya gelmiş olanlara hitaben yaptığımız konuşmanın sınırlarıyla çerçevelidir.”

    Özel, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin sözlerine ilişkin de şöyle konuştu:

    “Sayın Bahçeli’nin CHP’nin tartıştırılmaması, bir butlan kararının doğru olmayacağına yönelik geçmişte yaptığı değerlendirmenin ne kadar haklı olduğunu ve ortaya çıkan durumun ne kadar tatsız olduğunu ifade ettiği değerlendirmeleri biz de dikkatle takip ettik. Zaten butlana karşı pozisyon alan ve bunun ne CHP’ye ne Türkiye siyasi hayatına ne Türkiye’ye katkı yapmayacağını ifade eden tüm değerlendirmeler son derece değerlidir. Feragat meselesi ile ilgili önerisinin muhatabı tabii ki Sayın Kılıçdaroğlu’dur. Onu kendisinin yanıtlaması gerekir.”

    Özel, “Bayram boyunca burada olmayı sürdürecek misiniz?” sorusuna, “Herhangi bir gelişme yok. Kararlılığımız sürmektedir. Genel Merkezdeyiz. Genel Merkezimize, baba ocağına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bayram boyunca da hem Genel Merkezimizde olacağız hem de daha önce planlandığı gibi siyasi partilerle bayramlaşma programlarımızı Genel Merkezimizde ve siyasi partilerin genel merkezlerinde sürdüreceğiz.” yanıtını verdi.

    Özgür Özel, “‘Kemal Bey’in böyle bir kararı kabul etmeyeceğini biliyorum.’ şeklinde bir açıklamanız olmuştu. Ancak kendisine iletilen tebliği imzaladı, butlan kararını kabul etti. Buna dair neler söylersiniz?” sorusu üzerine şunları söyledi:

    “Normal şartlarda ceza yargılamasının, hukuk yargılamasını beklemesi şart değildir. Ama hukuk yargılamasının cezanın sonucunu beklemesi şarttır. Hukuk yargılaması yapan istinaf mahkemesinin, görülmekte olan ve iddiaların tel tel döküldüğü bir ceza yargılamasının sonucunu dahi beklemeden ki orada sonucun ötesinde kesinleşmesini beklemek gerekir. Apar topar orada görülen bir dava var ve ‘o davanın açılmış olmasını ben bu partinin yönetimini değiştirmeye yeterli görüyorum’ demesi, bir siyasete cerrahi operasyondur. Bu operasyonun sonucu kabul edilemez. Biz bunu CHP ve demokrasiye inanmışlar olarak reddediyoruz. Bu sonuçtan kendisi açısından bir iktidar veya parti içi yeniden bir göreve gelme gibi bir değerlendirmenin Sayın Kılıçdaroğlu tarafından yapılmasını beklemem. Bu partiye defalarca seçilerek, hepimizin oylarıyla seçilerek genel başkanlık yapmış birisinin atanarak, böyle bir görevi üstlenmesini hiç beklemem, doğru bulmam. Bu konudaki görüşüm ilk andan itibaren son derece nettir.”

  • Özdağ’dan CHP’ye Mahkeme Uyarısı

    Özdağ’dan CHP’ye Mahkeme Uyarısı

    Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na yönelik mahkeme kararına ilişkin, “Biz her şeyin hukuk içerisinde ve soğukkanlılıkla halledilmesi gerektiğini düşünüyoruz. CHP’deki yetkililere de buradan bu süreci soğukkanlılıkla yöneteceklerine dair inancımızı ifade ederken sevgili CHP seçmenlerine de aynı şekilde vakur ve soğukkanlı şekilde duracaklarından emin olduğumuzu ifade etmek istiyorum.” dedi.

    Özdağ, partisinin Serik ilçe başkanlığının açılış töreninde yaptığı konuşmada, Ankara’dan gelen bir telefonla CHP ile ilgili mahkeme kararının çıktığını öğrendiğini söyledi.

    Kararın Türkiye’de siyasette yeni bir aşamaya işaret ettiğini kaydeden Özdağ, antidemokratik bir gelişmeyle karşı karşıya kalındığını, kararla bir siyasi partinin iç işlerine kaba bir şekilde müdahale edildiğini savundu.

    Yüksek Seçim Kurulunun onayladığı bir kongreyle ilgili karar alındığını ifade eden Özdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: ??

    “Gelmiş olduğumuz nokta, hayret verici. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisinde kongre öncesi döneme dönülmüş durumda ve Kemal Kılıçdaroğlu tekrar mahkeme kararıyla genel başkan ilan edilmiş olacak anlaşılan. Tabii bu, Türk siyasetinde büyük bir gerilime yol açacaktır. Biz her şeyin hukuk içerisinde ve soğukkanlılıkla halledilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve Cumhuriyet Halk Partisindeki yetkililere de buradan bu süreci soğukkanlılıkla yöneteceklerine dair inancımızı ifade ederken sevgili Cumhuriyet Halk Partisi seçmenlerine de aynı şekilde vakur ve soğukkanlı şekilde duracaklarından emin olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Çok olumsuz bir adım oldu Türkiye adına, Türkiye’de hukuk ve demokrasiden geriye kalanlar adına ne yazık ki.”

    Özdağ, açılışın ardından Antalya’daki programlarını iptal ederek Ankara’ya dönmek üzere ilçeden ayrıldı.

  • Emine Erdoğan’dan sağlıklı gıda vurgusu. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yeni düzenlemesine destek verdi

    Emine Erdoğan’dan sağlıklı gıda vurgusu. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yeni düzenlemesine destek verdi

    Tarım ve Orman Bakanlığı gıda etiketlerindeki yanıltıcı isim ve sıfatları önlemeye yönelik, mevzuatta değişikliğe gidildiğini açıkladı. O değişikliğe bir destek de Emine Erdoğan’dan geldi.

    Emine Erdoğan, sosyal medya hesabından Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın “Tükettiğimiz gıdaların içeriğindeki algı oyunlarına, yanıltıcı isimlere ve kafa karıştıran etiketlere Türk Gıda Kodeksi’nde yaptığımız köklü değişikliklerle son veriyoruz. Tarladan sofraya her adımda ‘Güvenilir Gıda’ vizyonumuzla, her lokmada içinizin rahat olması için durmaksızın çalışıyoruz. Tüketicilerimizin doğru bilgiye ulaşmasını engellemeye çalışan hiçbir uygulamaya geçit vermiyor, şeffaf ve güvenli bir gıda ekosistemini kararlılıkla inşa ediyoruz.” şeklindeki paylaşımını alıntıladı.

    Emine Erdoğan, paylaşımında, medeniyetlerinde sofraların sadece yemek yenilen yer değil, güvenin, şifanın ve paylaşmanın harmanlandığı müstesna bir makam olduğunu belirtti.

    Tarım ve Orman Bakanlığı’nca yürütülen Türk Gıda Kodeksi çalışmalarının sofralardaki güveni yeniden pekiştirdiğine dikkat çeken Emine Erdoğan, “Yanıltıcı isimlerin yerini hakikate bıraktığı bu yeni dönemde, ‘ne yediğini bilmek’ bir hak olarak tescilleniyor. Sağlıklı ve güvenilir gıda için tarladan sofraya her aşamada emeği geçenleri kutluyorum. Ailelerimizin sağlığı için gözümüz arkada kalmadan, sağlıklı yarınlara hep birlikte yürüyebilmeyi temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.

    YENİ ETİKET VE AMBALAJ DÜZENLEMELERİ

    Tarım ve Orman Bakanlığı, tüketicilerin korunması ve gıda konusunda doğru bilgilendirilmesi amacıyla ‘Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği’nde son 2 yılda kapsamlı düzenlemelere imza attı. Yeni düzenlemelerle gıda etiketlerinin daha okunabilir hale getirilmesi, yanıltıcı ifade ve görsellerin önlenmesi ve gıda okuryazarlığının artırılması hedeflendi. Bu kapsamda, ürünlerin adı ve net miktarının tüketicinin kolayca görebileceği şekilde yer alması zorunlu hale getirilirken alkol, şeker veya tatlandırıcı içeren ürünlerde ise bu bilgilerin diğerlerinden ayrı, açık ve belirgin biçimde yazılması şartı getirildi. Aroma verici kullanılarak üretilen ürünlerin etiketlerinde gerçek gıda görsellerinin kullanımına yasak getirildi, ürünün ‘aromalı’ olduğunun açık şekilde belirtilmesi zorunlu tutuldu.

    Tüketiciyi yanıltabilecek ‘… tadında’, ‘… lezzeti’, ‘… keyfi’ gibi ifadelerin kullanımına da sınırlama getirildi. Bu kapsamda tereyağı aromalı margarin ve ayçiçeği yağlarında ‘tereyağı tadında’, kokolin ürünlerinde ‘çikolata lezzeti’, sütlü buz ürünlerinde ise ‘dondurma keyfi’ gibi ifadelerin kullanımı engellendi.

    Zeytinyağı dışında kalan bitkisel yağlarda zeytin veya zeytin ağacı görsellerinin kullanılmasına da izin verilmezken ürünlerde yanıltıcı şekilde ‘zeytinyağı tadında’ gibi ifadelere yer verilmesi yasaklandı. Öte yandan ‘köy ürünü’ algısı oluşturabilecek marka ve ifadelerin kullanımına sınırlama getirildi. İthal ürünlerde yerli üretim izlenimi veren veya yerli ürünlerde ithal algısı oluşturan marka ve görsellerin kullanımı da engellendi. Kanatlı hayvan ürünlerinde yetiştirme metoduna uygun olmayan görsellerin kullanımının önüne geçilirken ürün içeriklerinde kullanılan bileşenlerin tüketicilere açık şekilde belirtilmesi zorunlu hale getirildi.

    Ayrıca toplu tüketim yerlerinde servis edilen veya satış yerlerinde paketlenerek sunulan gıdalarda, tüketicinin satın alma tercihini etkileyebilecek bileşenlerin açıkça belirtilmesi zorunlu oldu. Bu kapsamda, birbirinin yerine kullanılabilen bileşenlerin gıdanın adıyla birlikte tüketicinin görebileceği şekilde sunulması kararlaştırıldı. Yer fıstığıyla üretilen baklavada yalnızca ‘fıstıklı’ ifadesi yerine ‘yer fıstıklı’ ifadesinin kullanılması zorunlu tutuldu.

    İTHAL ALGISINA YÖNELİK İFADELER ENGELLENDİ

    Düzenlemeler kapsamında, yurt içinde üretilen ürünlerde ithal algısı oluşturacak, ithal ürünlerde ise yurt içinde üretildiği izlenimi verecek marka, ifade ve görsellerin kullanımına da yasak getirildi. Öte yandan gıdaların silah, kafatası, beyin, dudak ve göz gibi şekil veya görsellerle piyasaya arz edilmesinin önüne geçildi. Yeni düzenlemeler kapsamında içeriğinde krema bulunmayan ürünlerde doğrudan ‘krema’ ifadesinin kullanılmasına izin verilmeyecek. Bu ürünlerde tüketicinin yanıltılmasının önüne geçilmesi amacıyla ‘krema sos’ ifadesi kullanılacak.

    Yeni düzenlemeler kapsamında ayrıca, menülerde ürün içerikleri ile enerji değerlerine ilişkin bilgilerin tüketicilere sunulması şartı getirildi. Bitki çaylarında hazırlama yönteminin etiket üzerinde açık şekilde belirtilmesi de zorunlu oldu. Bakanlığın bilgilendirme çalışmalarında vatandaşların denetim süreçlerine doğrudan katkı sunabilmesini amaçlayan dijital uygulamalara da yer verildi. Bu kapsamda geliştirilen ‘Güvenilir Gıda’ uygulamasıyla tüketiciler, ‘taklit-tağşiş sorgula’ sistemi üzerinden ürün bilgilerine ulaşabilecek, ‘çek/gönder’ özelliğiyle ise şüpheli durumları yetkililere anlık bildirebilecek.

    Uygulamalarla işletmelerin denetim geçmişi ve ürün bilgilerine daha şeffaf şekilde ulaşılması, her vatandaşın denetim süreçlerine katkı sağlayabilmesi hedefleniyor.

    Öte yandan yılda ortalama 1 milyon 300 bin gıda denetimi gerçekleştiriliyor. Yeni düzenlemelerle tüketicilerin ürün içeriklerini daha kolay anlayabilmesi, bilgi kirliliğinin önlenmesi ve haksız rekabetin engellenmesi amaçlanıyor.