Tag: Hasta

  • Hasta eşe bakmamak boşanma nedeni mi? Yargıtay kararını verdi

    Hasta eşe bakmamak boşanma nedeni mi? Yargıtay kararını verdi

    Yargıtay, boşanma davasında emsal niteliği taşıyan bir karara imza attı.

    Aile Mahkemesi’ne başvuran yaşlı adam; eşinin kendisini hor gördüğünü, aşağıladığını, hakaret ettiğini, evden kovduğunu, emekli maaş kartını vermeyerek ekonomik özgürlüğünü kısıtladığını öne sürdü.

    Yaşlı adam; evden kovulduktan sonra uzun bir süre sokaklarda kaldığını, soğuktan korunmak için camiye sığındığını, geceleri camide kaldığını belirterek boşanma davası açtı, tedbir ve yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulundu.

    Mahkemede ifade veren davalı kadın ise iddiaların asılsız olduğunu, davacının birlik görevlerini yerine getirmediğini, sağlık sorunları nedeni ile kocasına bakamayacağını, evden ayrılarak kızının yanına gitmesini istediğini dile getirdi.

    Şeker hastalığından dolayı gözleri görmemeye başlayınca eşinin destek olmadığını, hastane ve tedavi süreçlerinde erkek kardeşinin baktığını, kızı ve damadının destek olduğunu, davacının müvekkilinin hastalığını bir kusur olarak gördüğünü iddia etti.

    Kendisini aşağılayıp küçümsediğini, davacının dönem dönem camide işlettiği çay ocağında kalmasının hastalığından kaçmak istemesinden kaynaklandığını kaydetti. Davacının maddi ve manevi tazminatların reddine karar verilmesini talep etti.

    Aile Mahkemesi, ayrı yaşamanın boşanma davasında davalıya kusur olarak yüklenemeyeceğine dikkat çekti.

    Davalı tanıklarının beyanları incelendiğinde davacının davalıya bakmadığı, sağlık sorunları ile ilgilenmediğinin belirtildiği, bu durumunda kusurlu olan tarafın davacı olduğu, davalının kusurlarını da ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine hükmetti.

    Davalı lehine hükmedilen tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştiğinde kaldırılmasına karar verildi. İtirazı Bölge Adliye Mahkemesi’nden dönen koca kararı temyiz etti.

    Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, hasta eşe bakmamayı boşanma nedeni sayıp Aile Mahkemesi hükmünü onayladı.

  • 15 Temmuz darbe girişiminde yaralıları almayan hastanenin ruhsatı satışa çıkarıldı

    15 Temmuz darbe girişiminde yaralıları almayan hastanenin ruhsatı satışa çıkarıldı

    İflas süreci kapsamında İstanbul 3. İflas Dairesi tarafından yayınlanan ilana göre, müflis Şifa Sağlık Tesisleri A.Ş.’ye ait hastane ruhsatı için 226 milyon 146 bin 674 lira 5 kuruş muhammen bedel belirlendi.

    Özel Fatih Hastanesi, 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişiminin ardından hasta kabulünü durdurduğu ve ışıklarını kapattığı yönündeki iddialarla gündeme gelmişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada, darbe gecesi yaralı vatandaşların hastaneye alınmadığı yönündeki şikayetler incelendi ve mağdurların ifadelerine başvuruldu.

    Soruşturma kapsamında hastaneye hasta kabulünün durdurulması kararının dönemin yöneticileri tarafından verildiği iddiaları dosyaya girdi. Yargı süreci kapsamında iki yönetici tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

  • İngiltere’de doğum skandalı: 500’den fazla anne ve bebek zarar gördü

    İngiltere’de doğum skandalı: 500’den fazla anne ve bebek zarar gördü

    İngiltere’de Ulusal Sağlık Sistemi’nin tarihindeki en büyük doğum skandallarından birine ilişkin rapor yayımlandı. Nottingham Üniversitesi Hastaneleri NHS Trust’a bağlı doğum servislerinde 500’den fazla anne ve bebeğin yetersiz bakım nedeniyle zarar gördüğü ya da hayatını kaybettiği açıklandı.

    Doğum güvenliği uzmanı Donna Ockenden liderliğinde hazırlanan 401 sayfalık rapora göre, 13 yıllık süreçte 444 kadın ve 76 yenidoğan bebek “potansiyel olarak önlenebilir” sonuçlarla karşı karşıya kaldı.

    İnceleme, Nottingham’daki Queen’s Medical Centre ve Nottingham City Hospital’daki doğum hizmetlerine odaklandı. Raporda, bazı kadınların tehlikeli derecede kötü ve zaman zaman “zalimce” bakım gördüğü, personel eksikliğinin rutin hale geldiği, hasta güvenliği olaylarından ders çıkarılmadığı ve bazı çalışan grupları arasında zorbalığın yaygın olduğu belirtildi.

    SAĞLIK ÇALIŞANLARI HASTA ŞİKAYETLERİNİ DİNLEMEDİ

    Ockenden ve ekibi, 2006 ile 2024 arasında hayatını kaybeden 27 annenin dosyasını da inceledi. Bu ölümlerin altısında, bakım hatalarının sonucu etkilemiş ya da önemli ölçüde etkilemiş olabileceği tespit edildi. Rapora göre anne ölümlerinde ortak hatalardan biri, sağlık çalışanlarının kadınları dinlememesi ve dile getirilen kaygılara zamanında yanıt vermemesiydi. Tarama ve tetkiklerde yaşanan gecikmeler de öne çıkan sorunlar arasında yer aldı.

    İnceleme, ailelerin Nottingham’daki doğum hizmetlerinin güvenli olmadığı yönündeki uyarılarının ardından başlatılmıştı. Rapor, doğum sırasında oksijensiz kalan, hastanede enfeksiyon kapan ya da doğum süreci ve doğum sonrası bakımın kötü yönetilmesi nedeniyle hayatını kaybeden bebeklerin dosyalarını da ele aldı. Yenidoğan ölümlerine ilişkin ayrıntılı incelemelerin 31’inde, bebeklerin yetersiz bakım aldığı ve farklı bir müdahale yapılsaydı zarar görmelerinin muhtemelen önlenebileceği sonucuna varıldı.

    SAĞLIK KAYITLARI YANLIŞ YORUMLANDI

    Raporda, doğum sırasında bebeklerin yeterince izlenmemesi, anne karnındaki bebeğin sağlık durumunu gösteren CTG kayıtlarının yanlış yorumlanması, bebeğin sıkıntıda olduğunun fark edilmemesi ve ebelerin riskli vakaları zamanında doktorlara iletmemesi gibi tekrar eden klinik hatalar sıralandı.

    Ockenden raporunda, “Bazı vakalarda bu hatalar ağır yenidoğan yaralanmalarına, ölü doğumlara ve yenidoğan ölümlerine katkıda bulundu.” denildi. İnceleme kapsamında yaklaşık 2 bin 500 aile ve 850 mevcut ya da eski hastane çalışanı ifade verdi. Rapor, 2012 ile 2025 arasındaki olayları değerlendirdi.

    Raporda, Nottingham Üniversitesi Hastaneleri’nde uzun yıllar boyunca “zorbalık ve toksik kültürün” sürdüğü, bunun bakım kalitesini iyileştirmeye yönelik adımları engellediği belirtildi. Doğum servislerinin yöneticileri ve hastane üst yönetiminin ciddi sorunlar konusunda defalarca uyarıldığı, ancak etkili önlem almadığı kaydedildi.

    DOĞUM SÜRECİ BAŞLAMIŞ KADINLAR HASTANEYE ALINMADI

    Raporun dikkat çektiği başlıklardan biri de doğum için hastaneye başvuran kadınların kabul edilmemesiydi. İncelemede, bazı çalışanlar arasında doğum eylemi başlamış kadınları hastaneye yatırmama yönünde bir kültür oluştuğu, bunun anne ve bebekler açısından risk yarattığı ifade edildi.Her iki doğum biriminde de ciddi personel eksikliği yaşandığı, servislerin doğum sayısı ve vakaların karmaşıklığıyla baş edemediği belirtildi.

    Raporda ailelerin yaşadığı travmatik örneklere de yer verildi. Erken gebelik döneminde hayatını kaybeden bir kız bebeğin, otopsi sonrası laboratuvar personeli tarafından yanlışlıkla klinik atık olarak imha edildiği açıklandı. Bu olayın, ailenin acısını daha da derinleştirdiği belirtildi. Bazı kadınlar yeterli ağrı kesici verilmediğini ya da ağrılarının önemsenmediğini anlattı. Bir kadın, yaşadığı doğumu “acımasız” ve “travmatik” olarak nitelendirerek, kendisine “Kendini toparlaman gerekiyor.” diye bağırıldığını söyledi.

    Başka bir kadın ise endişelerini dile getirdiğinde kendisine, “Bu ilk bebeğin mi? Bir parasetamol al ve sıcak banyo yap.” denildiğini aktardı. Ockenden, bazı vakalarda bakımın şefkatten uzak ve “zalimce” olduğunu belirtti.

    Yaklaşık 600 zarar görmüş ya da yakınını kaybetmiş aileyi temsil eden Nottingham Maternity Families grubu, Başbakan’a İngiltere genelindeki doğum hizmetleri için yasal yetkili kamu soruşturması başlatılması çağrısını yineledi.

    Sağlık Bakanı James Murray, bu talebe ilişkin olarak kamu soruşturması seçeneğini “masadan kaldırmayacağını” söyledi. Murray, önceliğinin aileler için hesap verebilirliği sağlamak ve kadınların gelecekte dinlenmesini garanti altına alacak değişiklikleri yapmak olduğunu belirtti. Aileler ise birçok üst düzey hastane yöneticisinin incelemeye ifade vermemesini “korkunç” olarak nitelendirdi. Açıklamada, bu yöneticilerin anneleri ve bebekleri güvende tutmaya uygun olup olmadığının sorgulanması gerektiği belirtildi.

    HATALARIN ÜSTÜ ÖRTÜLDÜ

    Raporda, Jack ve Sarah Hawkins çiftinin de hikayesine yer verildi. Çift, kızları Harriet’in 2016’da doğumdan hemen önce neden hayatını kaybettiğini öğrenmeye çalışırken, hastane ve bazı düzenleyici kurumlar tarafından bilgilerin gizlendiğini anlattı.

    Birth Trauma Association adlı yardım kuruluşunun başkanı Kim Thomas, raporun “şoke edici” olduğunu belirterek, şikayetler yapıldığında hastane yönetiminin hataları araştırmak yerine üzerini örtme eğilimi gösterdiğini söyledi. Thomas, Nottingham’ın istisna olmadığını, ülke genelindeki hastanelerden benzer hikayeler duyduklarını ifade etti.

    Raporun ardından İngiltere’de “Martha’s Rule” uygulamasının tüm doğum birimlerine yaygınlaştırılacağı açıklandı. Bu kural, hastalara ve yakınlarına, verilen bakımla ilgili kaygı duyduklarında ayrı bir klinik ekipten bağımsız ikinci görüş isteme hakkı tanıyor.

  • Evde bakım hizmetlerine ilişkin yönetmelik Resmi Gazete’de

    Evde bakım hizmetlerine ilişkin yönetmelik Resmi Gazete’de

    Sağlık Bakanlığınca ‘Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik’ Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme ile tıbbi bakım sürekliliğini esas alan bütünleşmiş bir hizmet modeli belirlenmiş; evde sağlık, palyatif bakım, aile hekimliği ve yataklı tedavi hizmetlerinin bir arada sunulması hedefleniyor.

    PALYATİF BAKIM HASTALARININ TEDAVİLERİ EV ORTAMINDA SÜRDÜRÜLEBİLECEK

    Yeni düzenleme ile hastaların ev ortamında sürdürülebilir ve güvenli tedavi alabilmesini sağlayacak kapsamlı hizmetler de sisteme dahil edildi. Düzenli ve uzun süre tedavi gerektiren palyatif bakım hastalarının (Yaşamı tehdit eden, kronik, ilerleyici veya tedavisi tamamen mümkün olmayan bir hastalığı bulunan hastalara sunulan hizmetler) tedavi süreçlerinin kesintisiz şekilde sürdürülmesi hedefleniyor. Bu kapsamda; yatışı gerekmeyen hastalarda palyatif bakım hizmetleri, yara ve yanık bakımı, sonda uygulamaları, hastadan gerekli tetkiklerin alınması ve değerlendirilmesi, mama, ilaç, bez raporlarının yenilenmesi, reçetelerin düzenlenmesi ve mümkün olan girişimsel işlemler evde sağlık hizmetleri kapsamında sunulabilecek.

    DÜZENLİ TIBBİ TAKİP GEREKSİNİMİ OLAN HASTALARA EVDE SAĞLIK HİZMETİ VERİLEBİLECEK

    Ayrıca sağlık tesislerinde tedavi planı oluşturulan ve ilk uygulaması gerçekleştirilen hastaların, ilgili hekim tarafından uygun görülmesi halinde evde yapılması mümkün olan tıbbi işlemleri sağlık personeli tarafından ev ortamında sürdürülmesine imkan tanındı.

    Böylece kardiyovasküler ve nörolojik hastalıklar, ileri evre kronik hastalıklar, nadir hastalıklar ve benzeri sağlık sorunları nedeniyle düzenli tedavi gereksinimi bulunan bireylerin tıbbi süreçlerinin kendi yaşam ortamlarında devam ettirebilmesi amaçlamıyor.

    EVDE SAĞLIK HİZMETLERİ İÇİN BAŞVURU KANALLARI ARTIRILDI

    Yönetmelik kapsamında; evde sağlık hizmetlerine başvuru kanalları genişletilmiş, başvuruların hasta veya hasta yakını tarafından ESHİM’e (Evde Sağlık Hizmetleri İletişim Merkezi- 444 3833) ve Bakanlık tarafından belirlenen diğer iletişim kanalları üzerinden kolaylıkla yapılabilmesine imkan tanındı.

    Düzenleme ile evde sağlık hizmeti için ilk kez yapılan başvuruların elektronik bilgi sistemi üzerinden ESKOM’a (Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi) ve eş zamanlı olarak aile hekimliğine iletilmesi amaçlandı. Aile hekimleri uzaktan sağlık hizmeti kullanarak veya hastanın tıbbi geçmişlerini esas alarak talebin evde sağlık veya palyatif bakım kapsamında olup olmadığına karar veriliyor.

    PALYATİF BAKIM VE EVDE SAĞLIK KOORDİNASYON BİRİMLERİ OLUŞTURULACAK

    Sağlık tesisleri bünyesinde palyatif bakım ve evde sağlık koordinasyon birimleri oluşturularak organizasyon süreçleri güçlendirilecek. Koordinasyon birimlerinin Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi ile entegresi sağlanacak hastanelerde palyatif bakım ihtiyacı bulunan hastalar için yer temini ve ihtiyaç duyan hastalara evde sağlık hizmeti ekiplerinin yönlendirilmesi mümkün hale getirilecek.

    Yönetmelik ile palyatif bakım hizmetleri açık şekilde tanımlanarak; hizmet türleri, servis yapılanması, planlama ilkeleri ve hasta yönetim süreçleri ele alındı. Sevk, kabul, taburculuk ve bakım geçiş süreçleri için de uygulamaya yönelik usul ve esasların belirlenmesi sağlandı.

    SAĞLIK BİLGİ SİSTEMLERİ ARASINDA DİJİTAL ENTEGRASYON SAĞLANACAK

    Yönetmelik ile sağlık bilgi sistemleri arasında teknik bağlantılar kurulacak ve elektronik ortamda bütüncül bir hizmet bilgi sistemi oluşturulacak. Bu kapsamda, evde sağlık hizmetlerinin yürütüldüğü ESYS (Evde Sağlık Yönetim Sistemi) merkezli olarak; Aile Hekimliği Bilgi Sistemi (AHBS), Hastane Bilgi Yönetim Sistemi (HBYS), Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi (UHDS) entegrasyon sağlanacak.

    Ayrıca uzaktan sağlık hizmetleri bütünleşmiş bakım modelinin bir parçası haline getirilerek aile hekimleri, evde sağlık ekipleri ve hastaneler arasında dijital iletişim imkanları güçlendirilecek. Bu kapsamda sağlık hizmet sunumunda etkinliğin artırılması, bakım sürekliliğinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir bir sağlık hizmet modelinin oluşturulması hedefleniyor.

  • Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Yönetmeliği Yürürlüğe Girdi

    Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Yönetmeliği Yürürlüğe Girdi

    Sağlık Bakanlığınca ‘Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik’ Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme ile tıbbi bakım sürekliliğini esas alan bütünleşmiş bir hizmet modeli belirlenmiş; evde sağlık, palyatif bakım, aile hekimliği ve yataklı tedavi hizmetlerinin bir arada sunulması hedefleniyor.

    PALYATİF BAKIM HASTALARININ TEDAVİLERİ EV ORTAMINDA SÜRDÜRÜLEBİLECEK

    Yeni düzenleme ile hastaların ev ortamında sürdürülebilir ve güvenli tedavi alabilmesini sağlayacak kapsamlı hizmetler de sisteme dahil edildi. Düzenli ve uzun süre tedavi gerektiren palyatif bakım hastalarının (Yaşamı tehdit eden, kronik, ilerleyici veya tedavisi tamamen mümkün olmayan bir hastalığı bulunan hastalara sunulan hizmetler) tedavi süreçlerinin kesintisiz şekilde sürdürülmesi hedefleniyor. Bu kapsamda; yatışı gerekmeyen hastalarda palyatif bakım hizmetleri, yara ve yanık bakımı, sonda uygulamaları, hastadan gerekli tetkiklerin alınması ve değerlendirilmesi, mama, ilaç, bez raporlarının yenilenmesi, reçetelerin düzenlenmesi ve mümkün olan girişimsel işlemler evde sağlık hizmetleri kapsamında sunulabilecek.

    DÜZENLİ TIBBİ TAKİP İHTİYACI OLAN HASTALARA EVDE SAĞLIK HİZMETİ VERİLEBİLECEK

    Ayrıca sağlık tesislerinde tedavi planı oluşturulan ve ilk uygulaması gerçekleştirilen hastaların, ilgili hekim tarafından uygun görülmesi halinde evde yapılması mümkün olan tıbbi işlemleri sağlık personeli tarafından ev ortamında sürdürülmesine imkan tanındı.

    Böylece kardiyovasküler ve nörolojik hastalıklar, ileri evre kronik hastalıklar, nadir hastalıklar ve benzeri sağlık sorunları nedeniyle düzenli tedavi ihtiyacı bulunan bireylerin tıbbi süreçlerinin kendi yaşam ortamlarında devam ettirebilmesi amaçlamıyor.

    EVDE SAĞLIK HİZMETLERİ İÇİN BAŞVURU KANALLARI ARTIRILDI

    Yönetmelik kapsamında; evde sağlık hizmetlerine başvuru kanalları genişletilmiş, başvuruların hasta veya hasta yakını tarafından ESHİM’e (Evde Sağlık Hizmetleri İletişim Merkezi- 444 3833) ve Bakanlık tarafından belirlenen diğer iletişim kanalları üzerinden kolaylıkla yapılabilmesine imkan tanındı.

    Düzenleme ile evde sağlık hizmeti için ilk kez yapılan başvuruların elektronik bilgi sistemi üzerinden ESKOM’a (Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi) ve eş zamanlı olarak aile hekimliğine iletilmesi amaçlandı. Aile hekimleri uzaktan sağlık hizmeti kullanarak veya hastanın tıbbi geçmişlerini esas alarak talebin evde sağlık veya palyatif bakım kapsamında olup olmadığına karar veriliyor.

    PALYATİF BAKIM VE EVDE SAĞLIK KOORDİNASYON BİRİMLERİ OLUŞTURULACAK

    Sağlık tesisleri bünyesinde palyatif bakım ve evde sağlık koordinasyon birimleri oluşturularak organizasyon süreçleri güçlendirilecek. Koordinasyon birimlerinin Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi ile entegresi sağlanacak hastanelerde palyatif bakım ihtiyacı bulunan hastalar için yer temini ve ihtiyaç duyan hastalara evde sağlık hizmeti ekiplerinin yönlendirilmesi mümkün hale getirilecek.

    Yönetmelik ile palyatif bakım hizmetleri açık şekilde tanımlanarak; hizmet türleri, servis yapılanması, planlama ilkeleri ve hasta yönetim süreçleri ele alındı. Sevk, kabul, taburculuk ve bakım geçiş süreçleri için de uygulamaya yönelik usul ve esasların belirlenmesi sağlandı.

    SAĞLIK BİLGİ SİSTEMLERİ ARASINDA DİJİTAL ENTEGRASYON SAĞLANACAK

    Yönetmelik ile sağlık bilgi sistemleri arasında teknik bağlantılar kurulacak ve elektronik ortamda bütüncül bir hizmet bilgi sistemi oluşturulacak. Bu kapsamda, evde sağlık hizmetlerinin yürütüldüğü ESYS (Evde Sağlık Yönetim Sistemi) merkezli olarak; Aile Hekimliği Bilgi Sistemi (AHBS), Hastane Bilgi Yönetim Sistemi (HBYS), Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi (UHDS) entegrasyon sağlanacak.

    Ayrıca uzaktan sağlık hizmetleri bütünleşmiş bakım modelinin bir parçası haline getirilerek aile hekimleri, evde sağlık ekipleri ve hastaneler arasında dijital iletişim imkanları güçlendirilecek. Bu kapsamda sağlık hizmet sunumunda etkinliğin artırılması, bakım sürekliliğinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir bir sağlık hizmet modelinin oluşturulması hedefleniyor.

  • Rüşvet alıp kürtaj yapan doktora operasyon. Yasal süreyi geçirenlerden 100 bin lira istemiş

    Rüşvet alıp kürtaj yapan doktora operasyon. Yasal süreyi geçirenlerden 100 bin lira istemiş

    Zonguldak’ta bulunan bir devlet hastanesinde Kadın Doğum Uzmanı olarak görev yapan Ferhat T.’nin kürtaj için gelen kadınlardan para talep ettiği ve parayı veren kadınlara kürtaj yaptığı iddiası üzerine soruşturma başlatıldı.

    Zonguldak merkezli Bartın, Düzce ve Karabük’te başlatılan soruşturmada 4 ay boyunca teknik ve fiziki takip yapıldı. 16 Haziran’da, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen operasyonda, aktif görevde olan Kadın Doğum Uzmanı Dr. Ferhat T. ile aralarında sekreterinin de olduğu 11’i kadın 20 kişi gözaltına alındı.

    YASAL SÜRESİ GEÇENLERE DE İŞLEM YAPMIŞ

    Ferhat T.’nin para talep edip kürtaj yaptığı iddia edilirken, bazı kadınlara ise yasal sürenin dışında kürtaj yaptığı öne sürüldü. Gözaltına alınan 6 erkeğin ise kürtaj için talep edilen parayı ödeyip, “Rüşvet verme” suçunu işledikleri ifade edildi.

    Ferhat T.’nin rüşvet alıp kürtaj işlemlerini çalıştığı hastanede yaptığı belirtildi.

    Soruşturmada, 17 Haziran’da adliyeye sevk edilen 8 kadın ve bir erkek şüpheli, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

    HASTANEDE PARAYLA YAKALANMIŞ

    Emniyetteki işlemleri tamamlanan 3’ü kadın 11 şüphelinin adliyeye sevk edilmesiyle soruşturmanın ayrıntıları da ortaya çıktı.

    16 Haziran’da eş zamanlı yapılan operasyonlarda, Ferhat T.’nin görev yaptığı hastanede, yüklü miktarda parayla yakalandığı ifade edildi.

    YASAL SÜREYİ GEÇEN KADINLARDAN 100 BİN LİRA İSTEMİŞ

    Ferhat T.’nin hastalarından para talep ederek tıbbi işlemler yapıp sahte hasta kaydı oluşturup hastalara kullanmayacakları “düşük önleyici hap” reçete ederek ve evlilik dışı ilişkilerde başka teşhislerle çok sayıda kadının hamileliğini sonlandırarak çalıştığı kurumu zarara uğrattığı belirtildi.

    Yasal süre dışında 4 ve 5,5 aylık hamile kadınlara 100 bin lira karşılığında kürtaj yaptığı öne sürülen Ferhat T.’nin, yasal sürede kürtaj olmak isteyen kişilerden de 10 ila 80 bin lira arasında para talep ettiği öne sürüldü.

    ŞÜPHELİLER ADLİYEDE

    Yasal sürenin dışında para karşılığı kürtaj yaptırdığı iddia edilen A.S. (28) ve K.S. (30) ile doktor Ferhat T. (60), sekreteri F.U. (53) ile kürtaj için rüşvet verdiği öne sürülen A.E.A, (21), C.A. (51), S.K. (28), S.T. (24), O.E. (33), H.E. (63), Ö.F.U. (26), bugün sabah saatlerinde Zonguldak Adliyesi’ne getirildi.

    Şüphelilerin savcılıktaki işlemleri sürüyor.

  • Pankreas kanserinde ölümcül döngüyü kıran ilaç: Süreyi ikiye katlıyor

    Pankreas kanserinde ölümcül döngüyü kıran ilaç: Süreyi ikiye katlıyor

    Tıp, uzun yıllardır en çaresiz kaldığı ve tedavi seçeneklerinin tıkandığı alanlardan biri olan pankreas kanserine karşı önemli bir başarı elde etti. Son evredeki hastalar için adeta bir dönüm noktası olarak nitelendirilen deneysel bir ilaç, hayatta kalma sürelerini ciddi oranda uzatarak bilim insanlarını heyecanlandırdı.

    Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl yaklaşık 60 bin yeni vaka ile nispeten nadir görülen bu tür, ölümcül sonuçlarıyla biliniyor. Üstelik hayatta kalma oranı en düşük kanser türü olarak da kayıtlara geçmiş durumda.

    Hastalığın bu derece tehlikeli olmasının temel sebebi, ilk evrelerde tamamen sessiz ve sinsi bir şekilde ilerlemesi. Sarılık, şiddetli karın ağrısı veya ani kilo kaybı gibi belirgin şikayetler baş gösterdiğinde, tümör genellikle çoktan diğer organlara yayılmış oluyor. Üstelik rutin bir tarama testinin bulunmaması, erken teşhis ihtimalini neredeyse tamamen ortadan kaldırıyor. Hassas konumu sebebiyle cerrahi müdahalenin çok zor olduğu tümörlere karşı kemoterapi ve radyoterapi de çoğunlukla yetersiz kalıyor.

    Revolution Medicines isimli şirketin nisan ayında paylaştığı klinik sonuçlar ise bu karamsar tabloyu tamamen değiştirme potansiyeline sahip.

    Pankreas kanseri vakalarının yüzde 95’inden fazlasını “PDAC” adı verilen özel bir doku türü oluşturuyor. Metastaz yapmış hastaların neredeyse tamamında ise KRAS adı verilen bir gendeki mutasyon öne çıkıyor. Bu genetik bozulma, hücre içindeki bir proteinin aşırı aktif hale gelmesine ve durmaksızın bölünmesine neden oluyor. Bilim insanlarının geliştirdiği ve “daraxonrasib” adı verilen günde tek dozluk yeni ilaç, tam olarak bu noktada devreye girdi. İlaç, kanserin büyümesini tetikleyen o özel proteini tamamen kapatmayı başarıyor.

    Vücuduna kanser yayılmış 500 hasta üzerinde gerçekleştirilen Faz III klinik çalışmalarında, bu yeni yöntemin gücü test edildi. Sonuçlar, geleneksel damardan alınan kemoterapi uygulamalarıyla doğrudan karşılaştırıldı. İlacı kullanan hastaların, kemoterapi alanlara kıyasla hayatta kalma süresini yaklaşık iki katına çıkardığı gözlendi. Üstelik ağır yan etkiler nedeniyle kemoterapi grubundaki 11 hasta tedaviyi yarım bırakırken, yeni ilaç grubunda bu sayı sadece bir kişiyle sınırlı kaldı. Hap formundaki bu tedavi, hastaların tümör kaynaklı şiddetli ağrılarını kontrol altına almayı da kolaylaştırdı.

    Onay süreci için geri sayım başladı

    Amerikan Klinik Onkoloji Derneği’nin yıllık toplantısında detayları paylaşılan ve New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan çalışma, tıp otoritelerinden tam not aldı. Şirketin tepe yöneticisi Dr. Mark A. Goldsmith, elde edilen bu net başarının ardından küresel onay başvuruları için hazırlıkları hızlandırdıklarını duyurdu.

    Uzmanlar, bu gelişmenin pankreas kanserini tamamen ortadan kaldıran bir mucize olmadığını hatırlatıyor. Hastalık vücuttan tamamen silinmese de kişiye çok değerli, kaliteli ve uzun bir yaşam süresi sunuluyor. Yaklaşık 15 yıllık bir emeğin ve milyarlarca dolarlık bilimsel yatırımın ürünü olan bu tedavi yöntemi, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin resmi onayına sunulacak. Bilim insanları, ilacın çalışma mantığını temel alarak benzer gen mutasyonlarına sahip diğer dirençli kanser türlerini de alt etmenin yollarını şimdiden araştırmaya başladı.