Tag: Bizim

  • Destici’den Yazıcıoğlu Davası ve Değerler Vurgusu

    Destici’den Yazıcıoğlu Davası ve Değerler Vurgusu

    Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun şehadet süreciyle ilgili de başından itibaren hiçbir süreci aksatmadan takipçisi olduk. Bizim de talep ve gayretlerimizle dosya Maraş’tan Ankara’ya geldi. Birkaç ay gibi kısa bir süre içerisinde yeni soruşturma sürecinin sonuçları Türk toplumu ile paylaşılacaktır” dedi.

    BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Sivas’ta Alperen Ocakları’nın yeni hizmet binasının açılışında konuştu. Destici, Kahramanmaraş’tan Ankara’ya taşınan Muhsin Yazıcıoğlu davasına değinerek, “Büyük Birlik Partisi 33 yıldır var. Çünkü Büyük Birlik Partisi’nin idealleri var, fikri var, ülküsü var. O ülkünün adı da; Türk İslam ülküsüdür. Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun şehadet süreciyle ilgili de başından itibaren hiçbir süreci aksatmadan takipçisi olduk. Bizim de talep ve gayretlerimizle dosya Maraş’tan Ankara’ya geldi. Sıkı bir çalışma var. Bu sefer çok fazla beklemeyeceğiz. Birkaç ay gibi kısa bir süre içerisinde yeni soruşturma sürecinin sonuçları Türk toplumu ile paylaşılacaktır. ya da toplum görecektir. Başından itibaren ‘bu şüpheler ortada durduğu sürece biz buna kaza demeyeceğiz’ dedik. İnşallah tüm şüpheler giderilir, aydınlatılır, kusur ve kastı olanlar hukuk önünde her türlü hesabı verene kadar da mücadelemiz devam edecektir” dedi.

    “Sen Selman Ruşti mi olmak istiyorsun. O zaman belanı bulursun”

    Destici, geçtiğimiz günlerde bir komedyenin gösterisinde Kur’an-ı Kerim üzerinden sözde mizah yapmasını sert bir dille eleştirerek, “Biz inançlı bir toplumuz. Bizim değerlerimiz her şeyin üzerindedir. Hatta bu toplumda 5 vakit namazını kılmayan, orucunu aksatarak tutan birisinin yanında bile siz Cenab-ı Hakk’a, onun sevgili peygamberine, Kur’an-ı Kerim’e laf söylerseniz sizi boğar. Türkiye’de yeni bir akım başladı. Siyasi eleştiri yapabilirsiniz, siyasi mizah yapabilirsiniz. Bizleri eleştirebilir, bizim de mizahımızı yapabilirsiniz. Hükümetin icraatlarıyla da ilgili yapabilirsiniz. Meclisle ilgili de yapabilirsiniz. Ama sen benim inancımla, Allah’ımla, kutsal kitabımla, peygamberimle ilgili mizah yapamazsın. Onu eğlence haline getiremezsin, onu hafife alamazsın, onunla alay edemezsin, sen kimsin. Senin bir inancın yok mu? Bu ülkenin yüzde 99’u Müslüman. Saygılı olacaksın, edepli olacaksın, ahlaklı olacaksın. Sen Selman Ruşti mi olmak istiyorsun. O zaman belanı bulursun. Bu millet ve Büyük Birlik Partililer, Alperenler var olduğu sürece ne Cenab-ı Hakk’a, ne Peygamber Efendimize ne de kitabımıza el uzatamazsınız, onu alay konusu yaparak stand-upunuzun bir parçası yapamazsınız. O şahsı ve ona yol verenleri uyarıyoruz. Savcılarımızı da göreve davet ediyoruz. Sözde stand-upçu ama özde şaklabanlara, şarlatanlara asla müsaade edilmemelidir. Kimse Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya yeltenmesin, haddini bildiririz” şeklinde konuştu.

    “Bizim en büyük zeminliğimiz inancımızdır”

    Destici, LGBT’lileri taşıyan geminin İstanbul’a yanaşmasına izin vermeyen İçişleri Bakanı ve İstanbul Valisine teşekkür ederek, “LGBT sapkınlıklarını normalmiş gibi gösteren bir kesim de var. İçinde binlerce LGBT’nin olduğu bir gemi Türkiye’de de demirlemek istiyor, İstanbul’a. Yani binlerce gay inecek, İstanbul’da gezecek. İçişleri bakanımız, valiliğimiz buna müsaade etmedi. Kendilerini tebrik ediyoruz, kendilerine teşekkür ediyoruz. Bu bir yasak değildir. Bazı çevreler bunu ‘yasak’ olarak buyuruyor. Bu bir yasak değildir. Bu tam tersine Türk-İslam değerlerine ve Müslüman Trük toplumuna sahip çıkmadır. İstiyorlar ki biz ülkeyi açalım, çocuklarımızı, gençlerimizi onlara verelim, bu ülkeden İslam’ı da, Türlüğü de silsinler, kukla bir topluluk oluştursunlar. Bu bizim felaketimiz olur. Bizim en büyük zeminliğimiz inancımızdır. – SİVAS

  • Gider: Gündemimizde kavga değil, hizmet var

    Gider: Gündemimizde kavga değil, hizmet var

    AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Gelibolu’da ilçe başkanlarıyla yaptığı toplantıda, “Biz enerjimizi de vaktimizi de sadece ve sadece bu memlekete hizmet etmeye ayırdık. Bizim gündemimizde kavga değil, hizmet var. İşimiz de gücümüz de milletimize hizmet etmek” dedi.

    AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider ve İl Başkanı Abdurrahman Kuzu, Gelibolu’da ilçe başkanlarıyla bir araya geldi. Evreşe Belediye Başkanı Hakkı Uysal’ın da katıldığı toplantıda, Çanakkale’nin öncelikli ihtiyaçları, devam eden yatırımlar masaya yatırıldı. Toplantıya ilişkin açıklamalarda bulunan Milletvekili Gider, AK Parti’nin gündeminde sadece hizmet olduğuna vurgu yaptı. CHP gibi kavgalarla anılan bir parti olmadıklarının altını çizen Milletvekili Gider, toplantının hemen ardından değerlendirmelerde bulundu. Gider, siyasi polemiklerden uzak, tamamen hizmet odaklı bir anlayışla hareket ettiklerini vurguladı. Muhalefetin kendi içindeki tartışmalarına ve siyasi gerilimlerine prim vermeyeceklerini belirten Milletvekili Gider, AK Parti kadrolarının tek bir odak noktası olduğunu ifade etti.

    Bizim derdimiz Çanakkale’miz ve ülkemiz

    AK Parti’nin CHP gibi kavga ve gürültülerle anılan bir parti olmadığını ifade eden Milletvekili Gider, “Biz CHP değiliz; bir kavga partisi hiç değiliz. Bizim enerjimiz de vaktimiz de sadece ve sadece işimize, yani bu memlekete hizmet etmeye ayrılmıştır. Kendi işlerine bizi karıştırmaya uğraşmasınlar. Bizim AK Parti olarak çok işimiz var. Liderimiz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çok işi var. Başkaları iç çekişmelerle gündemi meşgul edebilir ancak bizim böyle bir lüksümüz yok. Bizim derdimiz, Çanakkale’mize daha iyi, daha kalıcı nasıl hizmet üretebileceğimizdir” dedi.

    Bizim siyasetimiz söz değil eser siyasetidir

    Siyaseti üretilen eserler üzerinden okuduklarını dile getiren Ayhan Gider, bunun en yakın örneklerinden birinin Gelibolu’da hayata geçirilen yatırım olduğunu söyledi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla Gestaş Gelibolu Feribot İskelesi’nin açılışını gerçekleştirdiklerini hatırlatan Milletvekili Gider, “Bakın, laf üretmiyoruz, iş üretiyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Sayın Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla GESTAŞ Gelibolu Feribot İskelesi’nin açılışını gerçekleştirdik. Bu yatırım, Çanakkale’nin vizyonuna ve ulaşım konforuna doğrudan katkı sunan somut bir adımdır. Biz sahada, milletimizin hayatını kolaylaştıracak projelerle varız. Kadrolarımızla birlikte, Çanakkale’nin her bir köşesine değer katmaya, somut sonuç üreten çalışmaların takipçisi olmaya ilk günkü kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    AK Parti teşkilatlarının tüm kademeleriyle sahada olduğunu belirten Gider, “İlçe başkanlarımız ve yönetimleri başarılı çalışmalarıyla göz dolduruyor. Yaptığımız toplantıların konusu hiçbir zaman kişiler ya da siyasi tartışmalar olmadı. Her toplantımızda vatandaşlarımıza daha iyi hizmet götürmenin yollarını arıyoruz. Çanakkale’nin hangi ilçesinde hangi ihtiyaç varsa onu konuşuyor, çözüm üretmek için de birlikte hareket ediyoruz” şeklinde konuştu. – ÇANAKKALE

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “MHP ile el ele, omuz omuza verecek, huzurun, güvenliğin, refahın ve kardeşliğin olduğu bir Türkiye’yi adım adım inşa edeceğiz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İttifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi’yle el ele, omuz omuza verecek, her metrekaresinde huzurun, güvenliğin, refahın ve kardeşliğin olduğu bir Türkiye’yi adım adım inşa edeceğiz” dedi.

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen grup toplantısında konuştu. Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, grup toplantısının ülke, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını diledi. Erdoğan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı aralarında sporcuların da olduğu 200’ü aşkın genç ile Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde kutladıklarını dile getirerek, “Öncesinde cumartesi günü Kocaeli Spor Stadyumu’nun içini ve dışını hınca hınç dolduran gençlerimizle bir araya geldik. 207 üniversitemizden. 81 vilayetimizden gelen gençlerimiz ile ülkemizde misafir olarak bulunan üniversiteli genç kardeşlerimizin heyecanına ortak olduk. Stadyumun içi kadar dışı da çok farklıydı, heyecan vericiydi. Her yaştan, her kökenden, her gelir grubundan ve farklı hayat tarzından 100 bin gencimiz adeta bir insan seli olup Kocaeli’ne akmıştı. Kocaelili kardeşlerimiz de misafirlerine başarıyla ev sahipliği yaptılar. Türkiye’nin beceri hazinesinin zenginliğine orada bir kere daha şahitlik ettik. Başta CHP olmak üzere muhalefeti kıskandıran, muhalefetin gençlerle ilgili iddialarını tek tek çürüten bir şölene imza attık. Kocaeli’ndeki şölen bizim sadece gençlerin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz buluşmalarımızdan 14’üncüsüydü. Bunun dışında kongrelerimizde, sohbet toplantılarımızda, farklı etkinliklerde özellikle de gençlerimizle yüzlerce defa bir araya geldik. Bu programlarda gençlerle birlikte bütün vatandaşlarımıza gönlümüzün kapılarını açtık. Yunus’un ‘Biz kimseye kin tutmazuz, kamu alem birdir bize’ anlayışıyla bu ülkenin tüm gençlerini aynı samimiyetle bağrımıza bastık” diye konuştu.

    Gençleri hafife alan, gençlere sırtını dönen bir hareketin başarı şansının olmadığını aktaran Erdoğan, gençlerin omuz vermediği bir mücadelenin zafere ulaşamayacağını, kalıcı olamayacağını kaydetti.

    “Kurulduğumuz ilk günden itibaren gençlerin en çok rağbet ettiği adres olduk”

    AK Parti’nin kurulduğu ilk günden itibaren gençlerin en çok rağbet ettiği adres olduğunu belirten Erdoğan, “Sadece gençler için siyaset yapmadık. Siyaseti gençlerle birlikte yaptık. Üstenci, kibirli, yargılayan gençleri tedip ve tehdit eden söylemleri kapımıza hiçbir zaman yaklaştırmadık. Önce gençleri anlamaya çalıştık. Gençlerle empati kurmayı denedik. Ders vermek yerine gençlere kulak vermeyi tercih ettik. Gençlerimizin talep, beklenti ve sorunlarına yine gençlerimizle birlikte çözüm yolları geliştirdik. Ortak akılla çözüm ürettik. Üniversitede fikir teri döken gençlerimizi önemsediğimiz kadar özellikle sanayide alın teri döken gençlerimize de ihtimam gösterdik. Başörtüleri dolayısıyla üniversiteye alınmayan gençlerimizin meseleleriyle ilgilendiğimiz kadar henüz ömrünün baharındayken hayatın zorluklarını göğüslemek zorunda kalan gençlerimizin dertleriyle de ilgilendik. Çamlıca Camii’nde hafızlık icazet merasimine katıldığımız çocuklarımız gibi AMATEM’lerde bağımlılık tedavisi gören yavrularımıza da şefkatle yaklaştık. İstiklal Marşı’mızı tüm dünyaya dinleten genç sporcularımızla iftihar ettiğimiz kadar başımıza icat çıkaran genç mühendislerimizle de iftihar ettik” ifadelerini kullandı.

    Dün olduğu gibi bugün de gençlerin yargılanmadan önce dinlenmeyi, yaftalanmadan önce anlaşılmayı beklediğine dikkati çeken Başkan Erdoğan, gençlerin büyüklerden sadece kendilerine ders vermesini değil, aynı zamanda kendilerine değer verilmesini istediğine de vurgu yaptı.

    “Hakareti siyaset zanneden CHP Genel Başkanının gençleri tahkir eden hezeyanlarının bizim nazarımızda hiçbir kıymeti yoktur”

    Ön yargısız bir şekilde, açık bir kalp ve açık bir zihinle gençleri anlamaya, gençlerin ruh dünyalarının derinliklerine inmeye çalıştıklarını aktaran Erdoğan, “Gençlerimizi harflerle ayırıp, doğum yılına göre onları kategorize edenlerin, bizim ne yapmaya çalıştığımızı kavramakta zorlanmaları gayet doğaldır. Gençleri sarf malzemesi olarak yolsuzluklarını örtmek için bir istismar aracı olarak görenlerin, AK Parti’nin gençlerle kurduğu hasbi ve harbi ilişkiyi kıskanmalarına şaşırmamak gerekir. Tilki uzanamadığı üzüme koruk dermiş. Bunlar da gençlik şölenimize çamur ve iftira atarak, kendi kifayetsizliklerini kapatmanın derdindedir. Hakareti siyaset zanneden CHP Genel Başkanı’nın gençleri tahkir eden, gençleri aşağılayan hezeyanlarının bizim nazarımızda hiçbir kıymeti yoktur. Çünkü bırakın stadyumda 100 bin gençle şölen yapmayı, bunlar salonları bile doldurmakta artık zorlanıyorlar. Bir senedir oradan oraya sürükledikleri CHP’li vatandaşlarımız da bunlardan umutlarını kesmeye, ortaya saçılan pislikler sebebiyle uzaklaşmaya başladı” açıklamasında bulundu.

    “Cumhuriyeti kurmakla övünen CHP, üç beş kifayetsiz muhterisin elinde seçmenini utandıran bir parti haline dönüştü”

    “Cumhuriyeti kurmakla övünen CHP, üç beş kifayetsiz muhterisin elinde seçmenini utandıran bir parti haline dönüştü” diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Sokağa çıkmaya yüzleri yok. Vatandaşın, bilhassa da gençlerimizin yüzüne bakacak halleri yok. Tüm öfkeleri, bu hakikatin gençlerimiz tarafından da biliniyor olmasındandır. Gençlerimiz, ağızlarından liyakati düşürmeyenlerin, yönettikleri belediyeleri nasıl arpalığa çevirdiklerini çok net görüyor. Gençlerimiz, sürekli ‘ahlaki üstünlükten’ dem vuranların, nasıl bir ahlaksızlık batağına saplandıklarını çok net görüyor. Rüşvetsiz selam dahi almayanların içler acısı durumunu, bu ülkenin gençleri elbette görüyor, takip ediyor, bu açgözlülerle arasına mesafe koyuyor. Genel Başkan dahil, CHP’nin rahatsızlığının temel sebebi işte budur. Varsın beyefendiler rahatsız olsun. Biz, gençlere güvenmeye, gençlerimizin önünü açmaya devam edeceğiz. Milli ve manevi değerlerimiz ışığında, gençlerimizin en iyi, en donanımlı, en şuurlu şekilde yetişmeleri için elimizden gelen çabayı harcayacağız. Türkiye’nin aydınlık yarınlarının teminatı olacak Teknofest gençliğinin her alanda temayüz etmesi için seferberlik ruhuyla çalışmaya devam edeceğiz. Bu süreçte tabii ki yapıcı eleştirileri dikkate alacak, eksik varsa giderecek, gençlerimizle gönül bağımızı güçlendirmeye yönelik iyi niyetli teklif, tespit ve tenkitlerin gereğini yerine getirmekte, tereddüt göstermeyeceğiz.”

    “AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın gözünde bu ülkenin gençlerinin tamamı birdir”

    Gençleri dinleyen, doğru anlayan, kıymet ve ehemmiyet veren bir iktidarın 23 buçuk yıldır iş başında olduğunu vurgulayan Erdoğan, “AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın gözünde bu ülkenin gençlerinin tamamı birdir, eşittir; aynı derecede sevgiye, hizmete, muhabbete layıktır. Sizin güvenliğinizi, istikbalinizi, huzur ve esenliğinizi her şeyden çok önemsiyoruz. Sizin sporda, sanatta, bilimde, ilimde, kültürde, siyasette, bürokraside hak ettiğiniz yere gelmenizi çok önemsiyoruz. Sizin hayallerinizi gerçekleştirecek her türlü imkana sahip olmanızı çok önemsiyoruz. Biz size inanıyoruz, size güveniyoruz. Türkiye Yüzyılı’nın inşasını inşallah sizler tamamlayacaksınız. Yazacağınız başarı hikayeleriyle hem ailelerinizin hem de milletimizin kıvanç kaynağı olacaksınız. Her karışında bir yiğidin yattığı bu mübarek topraklar sizin. Her şehri ayrı güzel, her köşesinden tarih fışkıran bu cennet vatan sizin. Dostlarına güven, düşmanlarına korku salan bu büyük devlet sizin. Mazisi zaferler ve mücadelelerle dolu bu necip millet sizin. Rengini aziz şehitlerimizin kanından alan bu şanlı bayrak sizin. Yeni Türkiye sizin eseriniz olacak. Büyük ve güçlü Türkiye inşallah sizlerin omuzlarında yükselecek. Bunun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, hep birlikte büyük Türkiye’yi bu asrın parlayan yıldızı yapacağız” dedi.

    “Bu hareket en başından itibaren millet davasıdır”

    Erdoğan, yola çıkarken uzun bir yola, derin sulardan geçecekleri bir yola çıktıklarının idrakinde ve şuurunda olduklarını dile getirerek, “Kimse bize kolay olacak demedi. En başta, karşımızda merhum Menderes’in, merhum Polatkan’ın, merhum Zorlu’nun talihsiz hatıraları duruyordu. 27 Mayıs’ın, 12 Mart’ın, 12 Eylül’ün, 28 Şubat’ın tehditleri üzerimizde bir ağırlık olarak kendilerini hissettiriyordu. Kimilerimiz işkencelerden geçti, kimilerimiz hapislerde yattı, partilerimiz kapatıldı, siyasi yürüyüşlerimiz engellendi, yok sayıldık, ötelendik, dışlandık; kendi öz yurdumuzda örselendik. Hiçbir zaman korkmadık, hiçbir zaman vazgeçmedik. Çünkü bu hareket, bir kişiye, bir gruba çıkar sağlama hareketi değildir. Bu hareket, kişisel rant peşinde koşan bir hareket değildir. Bu hareket, köksüz bir hareket değildir, saman alevi gibi parlayıp sönecek bir hareket hiç değildir. Bu hareket, en başından itibaren millet davasıdır, memleket davasıdır, büyük Türkiye davasıdır, bu hareket ümmet davasıdır” ifadelerine yer verdi.

    “Tarihe bir borcumuz var”

    AK Parti’nin kurulduğu andan itibaren saf dışı bırakılması için darbe senaryolarının yazıldığını belirten Erdoğan, “İktidarımızın henüz 5’inci yılında partimize kapatma davası açıldı. Muhtıralar gördük, sokak hareketleri gördük, yargı darbelerine, silahlı darbe girişimlerine, terör saldırılarına maruz kaldık. Huzur ortamını, güven ortamını, istikrarı, ekonomiyi, demokrasiyi hedef alan nice saldırıların, suikast girişimlerinin hedefi olduk. Bunlar, sizin gördükleriniz, halkımızın gördükleri. Görünmeyen nice saldırıyı, görünmeyen nice badireyi atlattık. Neydi derdimiz? Boyun eğebilirdik, teslim olabilirdik, uyum sağlayabilirdik, suyuna gidebilirdik, ‘ağamsın, paşamsın’ diyebilirdik. Rahat yataklarımızda, sıcacık koltuklarımızda, etliye sütlüye karışmadan günümüzü gün edebilirdik. Bizden önceki pek çok hükümetin yaptığı gibi, biz de rahatımızı bozmaz, riske girmez, idare-i maslahatla işi götürebilirdik ama biz bunu yapmadık. Biz yollara düştük. Biz bir hayalin peşinde koştuk. Biz aşk ile millet davasına boynumuzu uzattık. Çünkü biz şunu biliyorduk; tarihe bir borcumuz var; ecdada, şehitlerimize bir borcumuz var; ümmete bir borcumuz var; mazlumlara, yolda kalmışlara, yoksullara, aziz milletimize, aziz memleketimize bir borcumuz var” şeklinde konuştu.

    “Bir Tayyip Erdoğan gider ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir”

    Davayı omuzlamış, karınca kararınca bir noktaya taşımız fedakar, cefakar, cesur, mert dava adamlarına borçlarının olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim, üstat Necip Fazıl’ın ifadesiyle Allah ve ahlak demenin yasaklandığı karanlık günlerde hohlaya hohlaya buz dağını eriten iman dolu o yüreklere bir borcumuz var. O borcu ödemek için can vermek mi gerekiyor? ‘Hiç tereddüt etmeyiz, gerekirse o canı da veririz’ diyerek bu yollara revan olduk. Her zaman şunun idrakinde olduk; bir Tayyip Erdoğan gider ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir. Bize düşen, bizden öncekilerden devraldığımız sancağı yere düşürmeden bizden sonrakilere devretmektir. Bizim davamız budur. Bizim misyonumuz budur. Bizim arzumuz, gayemiz, amacımız budur. Yarın, ruz-i mahşerde huzura vardığımızda, vazifesini hakkıyla yapmış olmanın yüz akına sahip olabilirsek bu bize ziyadesiyle yeter; gayrısı boştur, gayrısı laf-u güzaftır. Bizden öncekiler bu davaya, bu harekete ömürlerini verdiler. Hamdolsun, bizim yaptığımız da budur. Biz, Allah’a sonsuz hamd-ü senalar olsun, bu hareketin içinde doğduk, bu hareketle büyüdük, vakti zamanı gelince dava taşını omuzladık; Allah’ın yardımıyla o dava taşını gücümüz yettiğince, eğilmeden, bükülmeden taşıdık ve taşımaya da devam ediyoruz. Biz üzerimizde milletin, memleketin, ümmetin mesuliyetini taşıyoruz. Kimilerine bu kolay gelebilir. Hariçten gazel okumak kolay. Mesuliyet makamında olmadan ahkam kesmek kolay. Sırça köşklerde teori üretmek kolay. Hayallerle yaşamak kolay. Biz, kolayı değil, zoru seçtik. Biz çileyi seçtik, mücadeleyi seçtik” ifadelerine yer verdi.

    “Bir mazlum bize ‘Allah sizden razı olsun’ dediyse, biz payelerin en yükseğine erişmişiz demektir”

    Erdoğan, kendi siyasi tarihi boyunca çok ihanet, vefasızlık ve nankörlük gördüğünü söyleyerek, “Bir yoksul, bir garip, bir yolda kalmış, bir mazlum bize ‘Allah sizden razı olsun’ dediyse, biz payelerin en yükseğine erişmişiz demektir. Hiç şüphesiz mükemmel değiliz; haşa, günahsız, kusursuz değiliz; hatadan münezzeh asla değiliz. Elbette bizim de hatamız, eksiğimiz, yapmak isteyip de yapamadıklarımız vardır ve olmuştur. Ama şu da bilinsin ki bir engeli aşmak için bin engelle mücadele etmek zorunda kaldık. Şimdi sağdan soldan klavye kahramanları, AK Parti’nin, bu kadronun açtığı yolda, tesis ettiği iklimde, refah ve konfor ortamında, sıcak yataklarından, rahat koltuklarından ahkam kesiyor olabilirler. Bunlara soruyorum; siz hiç hayatınızda risk aldınız mı? Siz hiç hayatınızda kavgaya girdiniz mi? Siz hiç hayatınızda ölümle burun buruna geldiniz mi? Menderes’in akıbeti gözünüzün önünde dururken, hayatınızda hiç canınızdan, serinizden vazgeçecek bir harekete dahil oldunuz mu? Kavgada yoklar; ama kavga bitince sırça köşklerinden laf üretirler. Bakın biz bu yola çıkarken de bu yolda yürürken de Türkiye’nin yakın tarihine bakarak, hapislere düşmeyi, işkence görmeyi, suikastlara hedef olmayı, hatta idam edilmeyi göze alarak girdik. Bizi acımasızca, bizi insafsızca eleştirenler; siz ne yaptınız? Hangi fedakarlıkta bulundunuz? Hangi bedeli ödediniz? Konforlu, güvenli alanlarınızdan yapılan hizmetlere kulp takmak dışında, Allah aşkına hangi marifeti icra ettiniz?” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’ye çok güzel eserler kazandırdık, inşallah daha fazlasını yapacağız”

    Erdoğan, yüzde 52’nin oyunu alarak göreve gelmiş, geri kalan yüzde 48’in önemli bir kısmının oy vermese de gönlünün kendileriyle olduğunu bilen bir iktidar olduklarını dile getirerek, “Hepsinden öte biz yüzde 100’ün, onun ötesinde mazlum mağdur coğrafyaların, ümmetin de mesuliyetini omuzlayan bir iktidarız. Kökümüzü unutmayız, özümüzü unutmayız. Nereden geldiğimizi de çok iyi biliyoruz, nereye gittiğimizi de çok iyi biliyoruz. Bizi biz yapan değerlerden asla kopmadık; her zaman duamızda, günde 5 vakit namazlarımızda ettiğimiz dua da “bizi sırat-ı müstakime eriştir’ duasıdır. Bizim duamız, ‘ayaklarımızı sırat-ı müstakimde sabit kıl’ duasıdır. İnşallah doğru bildiğimiz yolda eğilmeden, bükülmeden, boyun eğmeden, teslim olmadan, yorulmadan, yılmadan yürümeye devam edeceğiz. Allah’a hamdolsun, bizimle aynı yolda yürüyen, birlikte yürüdüğümüz milyonlar, on milyonlar var. Bizimle aynı ufka bakan, aynı menzile doğru koşan milyonarca genç var. Dünyanın dört bir yanında, Filistin’den Suriye’ye, Arakan’dan Afrika’ya bizim için ellerini semaya açan yüz milyonlar var. Hepsinin umudunu, hepsinin emanetini taşıyoruz. Ama şunun da bilinmesini isterim; tek başıma kalsam dahi ‘bu yol hak yoludur, dönmek bilmez yürürüm’ der, bu yolda sabırla yürümeyi sürdürürüm. Allah’a hamdolsun, bu yolda yalnız değilim. Birlikte çok güzel işler yaptık, Türkiye’ye çok güzel eserler kazandırdık. İnşallah daha fazlasını yapacağız” açıklamasında bulundu.

    “MHP ile el ele, omuz omuza verecek, huzurun, güvenliğin, refahın ve kardeşliğin olduğu bir Türkiye’yi adım adım inşa edeceğiz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

    “15 Temmuz gecesi meydanlarda kurduğumuz Cumhur İttifakı’yla inşallah yeni başarılara, yeni zaferlere imza atacağız. İttifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi’yle el ele, omuz omuza verecek, her metrekaresinde huzurun, güvenliğin, refahın ve kardeşliğin olduğu bir Türkiye’yi adım adım inşa edeceğiz. En büyük eserlerimizden biri olarak gördüğümüz ‘Terörsüz Türkiye’ sürecimizi, ortak akılla, sağduyuyla, samimiyetle menziline ulaştırmakta kararlıyız. Devletimizin ilgili kurumları, örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak farklı modaliteler üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor. İttifak ortağımızla da siyasetin çözüm kapasitesini artıracak yeni yol, yöntem ve hamleleri etraflıca istişare ediyoruz. Hayırlı işlerde çabuk olunması gerektiği inancıyla bir an önce bu meseleyi milletimizin gündeminden çıkarmak istiyoruz. Türkiye, sadece ekonomik maliyeti 2 triyon doları aşan bu sorunu kalıcı biçimde çözecek iradeye, kapasiteye ve tecrübeye ziyadesiyle sahiptir. En güçlü dayanağımız millettir, sizsiziniz ve milletimiz ile bu yolda yürümekte tereddütlümüz yoktur.” – ANKARA