Haluk Levent ve Ahbap Derneği’ne yönelik soruşturmanın ardından 2023 yılında katıldığı bir ödül töreninde deprem bölgesindeki seçim sonuçlarına ilişkin yaptığı büyük tepki çeken konuşma nedeniyle yeniden eleştirilerin hedefi olan oyuncu Eda Ece, sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Tekrar özür dilediğini aktaran Ece, pişmanlığını anlattı.
“HAYATIMDA HİÇBİR ZAMAN AHBAP DERNEĞİ’NE BAĞIŞTA BULUNMADIM”
Ece sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Hayatımda hiçbir zaman Ahbap Derneği’ne bağışta bulunmadım. Hiçbir organizasyonlarında yer almadım. Bağış topladıklarında yardım etmedim. Hiçbir paylaşımda halkı bağış yapmaya yönlendirmedim. Çünkü çok yakınım olan bir arkadaşım, kendisinin başına gelen, yıllar öncesine dayanan şahsi olarak yaşadığı bir dolandırıcılığı ve ona yapılan terbiyesizliği bana söylemişti ve bu nedenle hiçbir zaman tam olarak güvenemedim, sevemedim. Uzak durdum, umarım doğru değildir, çok üzücü. O dönemde yaşadığım üzüntüyü hiç unutmadım. Orada başka dernekler vardı elbet ama biz kendimiz gittik. Ta ki hayatımın hatasını yapana kadar. Şubattan hazirana kadar bu kabusu yaşadıktan sonra, şubat kapağıyla ödül bana verilince, biz kapak çekimini bırakıp yardıma koştuğumuz için insanlığımdan dolayı o ödülü bana verdiklerini düşündüğüm için bu konu açıldı” diye konuştu.
“DİLİMİ EŞEK ARISI SOKSAYDI, ÖZÜR DİLEDİM, YİNE DİLİYORUM”
“Konuşmanın sonunda o kadar ağır hissettim ki bir espri yapma gereği duydum” diyerek sözlerine devam eden Ece, “Çünkü ben üzüldüğümde, bir acı yaşadığımda bunu gülerek atlatıyorum. Otomatik çıkıyor ağzımdan. Acılarla böyle baş ediyorum. O an bir espri yaptım. Keşke yapmasaydım. ve sadece o cümlem paylaşıldı. Dilimi eşek arısı soksaydı. O kadar üzüldüm, o kadar pişman oldum ki böyle bir şey söylememeliydim. Haksızlık ettim. O yüzden bu kadar senedir bana yazılan bütün hakaretleri, çocuğuma kadar edilen küfürleri sadece üzüntüyle okudum. Yıllardır ses çıkarmadım. Bir tek özür diledim, onu da kimse duymadı. Beni yerden yere vurmalarını izledim. Tam da peşinden hamile kaldım. Hamileyken de bu kabus devam etti. Çocuğum 2 yaşına geldi, hiç bitmedi bu linç. Ama hatalı bendim. Özür diliyorum. Daha önce de diledim, yine diliyorum” ifadelerini kullandı.
“OY HAKLARINA KARIŞMAK HADDİME DEĞİLDİ”
“Başta depremzede vatandaşlardan ve kırdığım herkesten, devletimizden özür diliyorum” diyerek açıklamasını sürdüren Ece, “Oy haklarına karışmak benim haddime değildi. Gerçekten utanç içindeyim. Keşke o şakayı yapmasaydım. Haksızlık ettim. Yürekten özür diliyorum. Herkesi çok seviyorum. Bu ülke için hepimiz canımızı verecek insanlarız. Ayrımcı bir dil kullanmak benim gibi herkesi seven birinin yapacağı iş değildi. Bana yakışmadı. Tekrar özür diliyorum. Ömrümde ne kimsenin kötülüğünü istedim ne bir kimse hakkında kötü söz söyledim. Benden kötülük kimse göremez. Aklıma iyilikten başka bir şey gelmez. Yüreğim böyle değil, hamurum böyle kötücül değil. Tekrar özür diliyorum. Beni linçlemeyen, beni tanıyan, seven, beni savunmak zorunda hisseden insanlardan da özür diliyorum. Benimle beraber onlara bu stresi yaşattığım için onlardan da özür diliyorum. Lütfen beni affedin. Bir daha böyle bir hadsizlik yapmayacağım. Çünkü ben bu değilim” dedi.

Terme’de ‘Terörsüz Türkiye’ Paneli
Samsun’un Terme ilçesinde ” Güvenlik, 15 Temmuz ve Terörsüz Türkiye” temasıyla “Yükselen Türkiye” Paneli düzenlendi.
Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkan Yardımcısı ve Güvenlik Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Köse, Terme Belediyesince Terme Belediyesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen panelde yaptığı konuşmada, Türklerin geçmişinde başlarını öne eğdirecek bir durumun olmadığını söyledi.
Türkiye’nin 50 yıla yakındır terörle uğraştığına dikkati çeken Köse, şöyle konuştu:
“Amaç nedir? Türkiye’yi kalkındırmamak, geliştirmemek, tarihteki gücüne ulaştırmamaktır ama biz basit bir millet değiliz. Son 20-30 yıldır devletimizin yapmış olduğu gayretle belli bir noktaya geldik. Savunma sanayisinde 15. ve 16. yüzyılda sahip olduğumuz savunma teknolojisine günümüz şartlarında ulaşmaya çalıştık, halen çalışıyoruz. Devletin yürüttüğü ‘Terörsüz Türkiye’ politikası var. Terörden Türkiye’yi tamamen temizlemek ve Türkiye’yi dünya devletlerinin üzerine çıkarmak. Terör büyük oranda temizlendi. Devlet ve millet olarak inşallah önümüzdeki dönemde terörsüz bir Türkiye ile baş başa kalacağız.”
“Bin yıldan fazla burada kardeşçe yaşayan insanların arasına nifak tohumu ekilmek istenmiştir”
AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zakir Avşar da Türkiye’nin terörden çok çektiğini, terörlü yılların maliyetinin çok fazla olduğunu söyledi.
Terörün Türkiye’nin atılımını, ilerlemesini, kalkınmasını ve gelişmesini önlemek üzere oluşturulduğunu anlatan Avşar, “Bize en büyük maliyeti zaman olmuştur. Bir diğer önemli maliyeti ise insanlarımızın birliğine, beraberliğine, kardeşliğine yönelik suikast olmasıdır. Esas maliyet hesaplarını burada yapmamız gerekmektedir. Bin yıldan fazla burada kardeşçe yaşayan insanların arasına nifak tohumu ekilmek istenmiştir.” dedi.
15 Temmuz’da milletin ferasetiyle büyük bir badirenin atlatıldığını dile getiren Avşar, “Bu noktalara niye geldik? Terör belasıyla niye uğraştıysak darbe, darbe girişimi, muhtıra gibi hususlarla da hep aynı sebeplerle uğraştık. Hiçbiri Türkiye’nin hayrına değildi. Hiçbiri demokrasimizi daha işler kılmak için değildi. Hiçbiri hayatımızı daha konforlu hale getirmek üzere düşünülen hususlar değildi. Bunların hepsinin sebebi aynıydı, Türkiye’ye ayak bağı oluşturulmasıydı.” diye konuştu.
“Terör örgütlerinin en büyük kalkışması 15 Temmuz’dur”
Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kürşat Korkmaz da 2000’li yıllardan itibaren insan duygularını istismar eden birtakım dini temelli terör örgütlerinin ortaya çıktığına işaret ederek, “Terör örgütlerinin en büyük kalkışması da 15 Temmuz’dur. Terör örgütlerinin ortaya koymuş olduğu faaliyetlerin temeline baktığımız zaman hepsinin mutlaka bir dış kaynaktan, dış mihraklardan beslendiğini görebiliyoruz.” dedi.
Programa Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği Eğitim ve İdari Sorumlusu Prof. Dr. Halil Başar, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Fatma Yeşilkuş, emekli albay ve güvenlik uzmanı Coşkun Başbuğ ile eski milli güreşçi Mehmet Akif Pirim de katıldı.

Türkiye dünya liderlerini ağırlayacak. NATO Zirvesi’nin programı belli oldu
NATO Liderler Zirvesi’ne sayılı günler kaldı.
NATO tarafından paylaşılan programa göre, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, zirve öncesi 6 Temmuz’da basın toplantısı gerçekleştirecek.
7 TEMMUZ SABAHI BAŞLIYOR
NATO Zirvesi, 7 Temmuz sabahı Ankara Ticaret Odası (ATO) Kongre ve Sergi Merkezi’nde düzenlenecek Savunma Sanayi Forumu ile başlayacak.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, forumda açılış konuşmasını yapacak.
Ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in konuşma yapması bekleniyor.
NATO Zirvesi Savunma Sanayi Forumu, NATO, müttefik ve ortak ülkelerin üst düzey yetkililerini, sektör liderlerini ve sanayiyi ve inovasyonu ileriye taşımaktan sorumlu toplulukları bir araya getirecek.
LİDERLER VE EŞLERİ YEMEKTE BULUŞACAK
Aynı gün Beştepe’de saat 17.00’de üye ülkelerin Dışişleri Bakanları, İstanbul İşbirliği Girişimi (İİİ/ICI) üyesi ülkeler Bahreyn, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin temsilcileriyle bir araya gelecek.
Aynı saatlerde ise Ay Yıldız Karargahı’nda, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in ev sahipliğinde savunma bakanları için resepsiyon gerçekleştirilecek.
AKŞAM RESEPSİYON DÜZENLENECEK
Yine Beştepe’de de saat 18.30’da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın ev sahipliğinde devlet ve hükümet başkanları ile eşleri için resepsiyon ve akşam yemeği düzenlenecek.
Zirvenin ilk gün akşamında 19.45’te ayrıca NATO-Ukrayna Dışişleri Bakanları Konseyi Çalışma Yemeği, 20.15’te Kuzey Atlantik Konseyi Savunma Bakanları Düzeyinde Çalışma Yemeği gerçekleştirilecek.
AİLE FOTOĞRAFI 2’NCİ GÜN
Zirvenin 2’nci günü olan 8 Temmuz sabahı NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile müttefik devlet ve hükümet başkanlarının açıklamaları olacak.
Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve NATO Genel Sekreteri Rutte, liderleri karşılayacak, ayrı ayrı tebrik edecek. Törenin ardından da aile fotoğrafı çekilecek.
Saat 11.15’te düzenlenecek Kuzey Atlantik Konseyi’nin Devlet ve Hükümet Başkanları Düzeyinde Toplantısı’ndan sonra 15.00’te NATO Genel Sekreteri Mark Rutte basın toplantısı gerçekleştirecek.
Zirve boyunca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başta ABD Başkanı Trump olmak üzere liderlerle ikili görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor. Ayrıca liderler arasında da pek çok temas ve görüşme yapılması bekleniyor.
TRUMP ANKARA’YA GELECEK
ABD Başkanı Donald

Altınordu’ya Büyük Tepki
2’nci Lig’e katılmama kararı alan İzmir’in asırlık çınarı Altınordu’da Başkan Seyit Mehmet Özkan’a kırmızı-lacivertli camiadan büyük tepki geldi. Altınordu’nun eski başkanlarından Bülent Erdik, 2012 yılında kulübü devrettikleri Seyit Mehmet Özkan’ın tek başına bu kararı almasını kabul etmediklerini vurguladı. Kulübün 102 yıllık tarihinde ilk kez böyle bir şey yaşandığını dile getiren Bülent Erdik, “Bu kulübün taraftarı Fenerbahçe’yi Galatasaray’ı yendiğimiz günleri hatırlıyor. Amatörü de biliyor. En dibi gördük yine de böyle bir karar almadık. Seyit Mehmet Özkan’a ben dahil tüm camiadan büyük öfke var” diye konuştu.
Başkan Özkan’ın kulübü devralırken kendilerine bir takım sözler verdiğini anlatan Bülent Erdik, “Bundan sonra Altınordu’nun yediemini olduğunu, Altınordu bayrağını en yükseğe dikeceğini söyledi. 2023’te Avrupa kupalarında oynayan bir Altınordu sözü verdi. Kulübü aldığı noktaya getirdi. Şimdi yaşım ilerledi, enerjim azaldı gibi bahanelerle kulübü kaderiyle baş başa bırakıp terk etmek istiyor. Ama biz buradayız, kendisine yardımcı olmaya hazırız. Altınordu camiası Seyit Mehmet Özkan sonrasına hazır değil. Bu işlerden uzak duralı aşağı yukarı 15 sene oldu. Altınordu’nun sahibi gibi hareket edip tek başına karar alıyor. Kulüp sana emanet. Böyle bir kararı nasıl alabilirsin?” dedi.
‘ALTINORDU’YA DEĞİL KENDİNE ÇALIŞTI’
Seyit Mehmet Özkan’ın ilk yıllarında Altınordu sevdalısı insanlarla başarılı olduğunu, daha sonra bu isimleri kulüpten uzaklaştırdığını dile getiren eski başkan Bülent Erdik, “Kulüp sevdası olmazsa başarı mümkün değil. Para kazanmak için gelirsen başarılı olamazsın. Altınordu’ya çalışmadı, kendine çalıştı. Transferlerden kazandığı paraları, bonusları aldı. Oyuncuların tümünü sattı, gönderdi. Sonra Altınordu’nun ismini kullanarak altyapıda devam edecekmiş. Camiadan, taraftardan hep uzak durdu. Camia ona her zaman yardıma hazırdı. Kendine kariyer yaptı, isim yaptı. Türkiye Futbol Federasyonu’ndan kulüp adına tesis yardımı aldı. Şu an bırakıyorum derken ne bırakıyorsun Altınordu’ya? Camianın ve taraftarın tek beklentisi bizimle toplantı yapıp her şeyi izah etmesi” diye konuştu.
‘BUCASPOR’DA YAŞADIĞI TEPKİYİ Mİ BEKLİYOR?’
Seyit Mehmet Özkan’ın önceki kulübü Bucaspor’dan sorunlu ayrıldığını hatırlatan Bülent Erdik, “Bucaspor’dan ayrılırken Bucalıların nasıl konuştuğunu biliyoruz. Aynı şeyi Altınordu’dan mı bekliyor? Kimse ile muhatap olmayıp, açıklama yapıp kenarı çekiliyor. Altınordu’yu devretmek için görüştüğü insanları bile bize söylemesi lazım. Bilgimizin olması lazım. Sen kulübün sahibi değilsin, başkan olduğunu da söylemedin. Kulübün gerçek sahiplerine sormadan nasıl böyle hareket edersin. Tepkiler had safhada, camia şok içerisinde. Herkes arıyor ne olacak durum diye. Kulübü en yukarı taşımaya değil yok etmeye gelmiş. Camia adına konuşuyorum. Kesinlikle almış olduğu kararı tasvip etmiyoruz, kabul etmiyoruz. Karşılıklı konuşarak çözüm bulmamız gerekiyor. Böyle bırakmak Seyit Mehmet Özkan’ın ismine yakışmaz. Tekrar düşünsün” mesajı verdi.
‘SÜPER LİG’E ÇIKMAK İSTEMEDİ’
Altınordu’nun 2020-21 sezonunda 1’inci Lig’de Altay’la oynadığı play-off finali öncesi Seyit Mehmet Özkan’ın Süper Lig’e yükselmeyi istemediklerini açıklayarak takımın motivasyonunu bozduğunu vurgulayan Erdik, “Final öncesi böyle açıklama mı yapılır? Kendi oyuncusunun motivasyonunu bozan bir başkan mı olur? O günden sonra düşüş başladı. Süper Lig fırsatı ayağımıza gelmiş, niye böyle bir açıklama yapıyorsun? Asansör takım olmak istemediğini söyledi. Sen çık Süper Lig’e mücadele et. Yerli oyuncularla düşsen de takdir alırsın” dedi. Bülent Erdik, Başkan Özkan’ın Altınordu’nun Alsancak Stadı’ndaki haklarını savunmadığını, takımın maçlarını Torbalı’daki tesislerde oynatmasının hata olduğunu belirtti.

Kazakistan ve Gürcistan Stratejik Ortaklık Kurdu
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ile Gürcistan Başbakanı İrakli Kobakhidze, Astana’da gerçekleştirdikleri resmi görüşmelerin ardından ülkeleri arasında stratejik ortaklık kurulmasına ilişkin bildiriyi imzaladı.
Bağımsızlık Sarayı’nda resmi törenle karşılanan Kobakhidze için askeri tören düzenlendi.
Liderler ilk olarak başbaşa görüşme gerçekleştirdi.
Tokayev, Gürcistan Başbakanı’nın ziyaretinin Kazakistan-Gürcistan ilişkilerinin güçlendirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti.
İki ülke arasında başta ekonomi olmak üzere birçok alanda yakın işbirliği bulunduğunu anlatan Tokayev, bu ilişkileri daha da geliştirmek için çalışmaları sürdüreceklerini vurguladı.
Kazak halkının Gürcistan’a büyük saygı duyduğunu kaydeden Tokayev, her yıl çok sayıda Kazakistan vatandaşının Gürcistan’ı ziyaret ettiğini söyledi.
Gürcistan Başbakanı Kobakhidze de ülkesinin Kazakistan ile ilişkilerine özel önem verdiğini ifade etti.
İkili ilişkilerin stratejik ortaklık düzeyine yükseltilmesinden memnuniyet duyduklarını belirten Kobakhidze, siyasi, ekonomik, eğitim ve kültür alanlarındaki iş birliğini daha da ileri taşımak istediklerini söyledi.
Kobakhidze, stratejik ortaklık bildirisinin iki ülke ilişkilerine yeni ivme kazandıracağına inandığını vurguladı.
Baş başa görüşmenin ardından Tokayev ile Gürcistan Başbakanı Kobakhidze, Kazakistan ile Gürcistan arasında stratejik ortaklık kurulmasına ilişkin ortak bildiriyi imzaladı.
Tokayev, imzalanan stratejik ortaklık bildirisinin ikili ilişkileri yeni bir aşamaya taşıyacağını ifade etti.
Ticaret ve yatırımın ilişkilerin temelini oluşturduğunu kaydeden Tokayev, Kazakistan’ın Gürcistan ekonomisine bugüne kadar 500 milyon dolardan fazla yatırım yaptığını, enerji alanında ise Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı üzerinden taşınan Kazak petrolünün hacmini artırmayı planladıklarını söyledi.
Ziyaret kapsamında ayrıca kültür, yapay zeka ve dijital kalkınma ile turizm alanlarında üç iş birliği belgesi imzalandı.

Telefonunuzu yanlış tutuyorsunuz ve bunun faturası ağır olabilir
Telefon veya tablet kullanırken fark etmeden başı 45 derecelik açıyla öne eğmek, boyun ile omurgaya muazzam bir baskı uyguluyor. Tıp dünyasında “teknoloji boynu” adı verilen bu kronik rahatsızlık; omuzların öne çökmesine, şiddetli ağrılara ve zamanla kalıcı sertliklere yol açıyor.
Çözüm ise aslında cihazı göz hizasının aşağısında tutmak yerine, tam karşıda ve bir kol mesafesinde konumlandırmaktan geçiyor. Kolları bu şekilde havada tutmakta zorlananlar için kolların altına yastık koyarak destek almak akıllıca bir formül olabilir. Otururken baş, kalça ve omurganın düz bir hat üzerinde hizalanması binen tüm baskıyı sıfırlıyor. Cihazı sürekli elde taşımak istemeyenler ise yüksekliği ayarlanabilir masaüstü stantlardan ya da masaya kenetlenen esnek tutucu kollardan yardım alabiliyor. Unutmamak gerekli ki, dik oturmamak veya saatlerce hareketsiz kalmak insan vücuduna ciddi zararlar verebilir. Bu yüzden oturma ve duruş şekli en az ekran mesafesi kadar büyük bir öneme sahip.
Kol mesafesi kuralı neden bu kadar hayati?
Birçoğumuz ekranları gözümüze çok yakın ya da çok uzak tutarak büyük bir hata yapıyoruz. Amerikan Optometri Derneği, dijital cihazların yüzümüzden yaklaşık bir kol mesafesi, yani 35 ila 50 santimetre uzakta durmasını öneriyor. Fakat genel eğilim telefonları bu sınırın çok altında, yaklaşık 30 santimetreden izlemek yönünde. Teknoloji devleri de bu tehlikenin farkında olduğundan, örneğin Apple, ekranın yüze çok yaklaştığını tespit ettiğinde kullanıcıyı uyaran bir “Ekran Mesafesi” özelliğini sistemlerine dahil etti.
Uzun süre ekran başında kalmak, tıp dünyasında “dijital göz yorgunluğu” veya “bilgisayar görme sendromu” (CVS) olarak bilinen bir rahatsızlığı tetikliyor. Parlak ekranlara odaklandığımızda göz kırpma sayımızın yarı yarıya düşmesi ve göz kaslarımızın sürekli odağı değiştirmek zorunda kalması bu sendromun ana nedeni. Sonuç olarak pek çok insan gün sonunda bulanık görme, şiddetli baş ağrıları, gözlerde kızarıklık, kuruluk ve kronik bir yorgunluk hissiyle baş başa kalıyor.
Göz sağlığını korumak adına sadece ekran mesafesini ayarlamak ve odadaki ışığı dengelemek ne yazık ki tek başına yeterli değil. Monitörleri çok yüksek ya da çok alçak konumlandırmak boynumuzu sürekli germemize yol açıyor. İş yerindeki bilgisayarlardan evdeki televizyonlara ve cebimizdeki akıllı telefonlara kadar günün büyük bölümünü parlak ekranlara bakarak geçirdiğimiz bu dönemde, bedenimiz üzerinde tahmin ettiğimizden çok daha derin yaralar açıldığı kesin…

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milli meselelerde uzlaşıya hazırız
AK Parti, kuruluşunun 25’inci yılına yaklaşırken yeni dönem yol haritasını belirlemek üzere bugün kampa girdi.
“Çeyrek Asırlık Destan” sloganıyla düzenlenen kampa bakanlar, bakan yardımcıları, milletvekilleri, MYK üyeleri ve parti kurucuları katıldı.
Kamp, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmasıyla başladı.
Önemli mesajlar veren Erdoğan ayrımcılığa dikkat çekip başörtüsü tartışmalarına ilişkin “Belli bir tarikatın ya da ideolojinin sembolü hiç değildir.” dedi.
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de dikkat çeken açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün terörü ülkemiz için sona erdiriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasını kendimiz için değil, ülkemiz için istiyoruz. Başta terörsüz Türkiye süreci olmak üzere dış politika gibi milli meselelerde uzlaşıya hazırız. Ortak noktaları büyütmeliyiz.” ifadelerini kullandı.
“ÇEYREK ASRI GERİDE BIRAKIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:
“Biz, ne kendi içimizde ne de milletimizle aracılarla konuşan bir kadro asla olmadık. Düşüncelerimizi özgürce dile getirdik. Eleştirilerimizi serbestçe söyledik. Partimiz için mücadelemizin başarısı için en doğru siyaset neyse ortak akılla onu bulmanın ve uygulamanın gayretinde olduk. Yolumuza kararlılıkla devam ettik.
1,5 ay sonra da AK Partimizin kuruluşunun 25. yıl dönümünü kutlayacağız. 2001’de başlayan yolculuğumuz çeyrek asrı geride bırakıyor. 25 yıldır durmadan duraksamadan yılmadan ve yorulmadan ülkemize hizmetkarlık etmenin bahtiyarlığı içindeyiz. Milletimizle aramıza perde koymadık.
“86 MİLYON BU DEVLETİN EŞİT DERECEDE SAHİBİDİR”
Rastgele bir araya gelmedik. Ortak bir tarih, kader ve vatana sahibiz. Meseleleri ele alma biçimleri, yaşam tarzları farklı olabilir ancak hepimiz aynı bayrak altında yaşayan bir topluluğuz.
Bu ülkede Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip hiç kimse vatan toprağında misafir, kiracı, sığıntı, öteki, üvey evlat değildir. Hepsi de bu vatan toprağında mülk, ev sahibidir. Bu devlet bir zümrenin, grubun, kökenin değil 86 milyonun tamamının devletidir. 86 milyon, bu devletin eşit derecede sahibidir.
Hangi alanda olursa olsun hak mücadelesi verirken üstünlük sağlamanın değil adalet mücadelesi verdik. Biz, normalleşmenin mücadelesini verdik. Kendi evlatların dahil bu ülkenin kız çocuklarının baş örtüsüyle eğim görmeleri, çalışmaları 10 yıllar boyunca engellendi. Bu çocuklar bu kadınlar inançlarının bir gereği olarak örtünüyorlar. Bu ülkede kadınlar yüzyıllar boyunca hür iradeleriyle örtündüler. Siz örtünmeyi yasaklarsanız, toplumu germiş olursunuz, kadınları kutuplaşmış olursunuz, milletin huzurunu kaçırırsınız. Biz kadınlarla beraber tesettür mücadelesi verirken kutuplaşmanın peşinde değildir. Biz sadece normalleşmenin, adaletin, eşitliğin ve kucaklaşmanın peşindeydik.
“BAŞÖRTÜSÜ ANORMAL DEĞİLDİR”
Şimdi zamana zaman marjinal, cahil ve geri kafalı fosiller çıkıyor, baş örtülüye kin kusuyor, Herkes şunu anlamalıdır. Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede normalleşmiştir. Başörtüsü anormal değildir, marjinal değildir. Belli bir tarikatın ya da ideolojinin sembolü hiç değildir.
86 milyon biriz, beraberiz. Son nefesimize kadar burada birlikte olacağız. Kimse bize kendi öz yurdumuzda ayrımcılık yapamaz. Bize ders veremez.
Siyaset aynıların aynı yerde ayrıların ayrı yerde anlayışla yapılmaz. Siyaset uzlaşmaktır, konuşmaktır.
“ORTAK PAYDADA BULUŞMALIYIZ”
Farklı siyasi partiler olarak güç birliği yaptık. Cumhur İttifakı’nı kurduk, milletimize birlikte hizmet ediyoruz. CHP seçmeniyle her konuda aynı düşünmüyoruz ama hepimiz aynı vatanın çocuklarıyız. Kürsüde rakip olabiliriz ancak akşam aynı gök kubbenin altında toplanıyor, kimi zaman aynı sofrada buluşuyoruz. Siyaset ortak bir zeminde buluşmaktır.
CHP’YE TEPKİ
Bu ülkede siyasi rekabeti husumete çeviren, fikir ayrılıklarını çatışmaya dönüştüren CHP’dir. Öyle düşünmeyeceksin, o kitabı okumayacaksın dediler. Bu milleti kutuplaştırdılar. En son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Suriyeli sığınmacılar üzerinden yürüttükleri çirkin kampanyayla mazlumları ayırdılar.
CHP içinde çatışma, ayrışma var. Biz CHP içindeki bu kavganın tarafı değiliz. Dün yoktuk, bugün de yokuz, yarın da olmayacağız. Türkiye’nin her türlü vesayetten arınmış ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu açıktır. CHP’nin içindeki dış mihraklardan kurtulması hem siyaset hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır.
“TERÖRÜ ÜLKEMİZ İÇİN SONA ERDİRİYORUZ”
Terör örgütü 40 yıl boyunca kan dökerken senden benden diye ayırmıyordu. Bugün terörü ülkemiz için sona erdiriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasını kendimiz için değil, ülkemiz için istiyoruz.
Biz milletimizin yeni bedeller ödemesini istemiyoruz. Bugün bunları geride bırakmanın zamanı gelmiştir. Başta terörsüz Türkiye süreci olmak üzere dış politika gibi milli meselelerde uzlaşıya hazırız. Ortak noktaları büyütmeliyiz.
“TEMELİMİZ KUCAKLAŞMA ÜZERİNE”
Çatımızın altında herkese yer var. Temelimiz ayrışma değil, kucaklaşma üzerinedir. AK Parti bir Türkiye kitabıdır. Burada herkese bir sayfa var. Yolumuz birdir, hedefimiz gayemiz ve menzilimiz birdir. O menzilde yürümek isteyen herkesle yol yürürüz. Yolunu ayırana uğurlar olsun dediğimiz gibi gelene de hoş geldin deriz.
Biz, bir dava hareketiyiz. Biz zaferle değil, seferle mükellefiz. Zafere ulaşmak için her yönteme başvuran ilke, hudut ve kural tanımayan anlayış bizden uzaktır. Biz ilkelerle hareket ederiz. 25 yıl önce hangi ilkeler etrafında kenetlendiysek bugün de aynı hedeflerle birbirimize yoldaşlık ediyoruz.
Yolu şaşıranlar kendi yollarına gittiler, yorulanlar soluklanmak için çekildiler.
Milletimizin güvenini boşa çıkarmadık, çıkarmayacağız. Milletimizin emanetine leke sürmedik, asla leke bulaştırmayacağız. Hep birlikte yazdığımız çeyrek asırlık destanda alın teri, emeği, katksı olan dava arkadaşıma teşekkür ediyorum.”
KAMPTA GÜNDEM YOĞUN
Başta ekonomi olmak üzere terörsüz Türkiye süreci ve dış politikadaki güncel gelişmeler ele alınacak.
Kamp pazar günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasıyla tamamlanacak.
Kamptaki değerlendirmeler rapor haline getirilecek ve bu rapor politika oluşturma süreçlerinde kullanılacak.

İngiltere’de doğum skandalı: 500’den fazla anne ve bebek zarar gördü
İngiltere’de Ulusal Sağlık Sistemi’nin tarihindeki en büyük doğum skandallarından birine ilişkin rapor yayımlandı. Nottingham Üniversitesi Hastaneleri NHS Trust’a bağlı doğum servislerinde 500’den fazla anne ve bebeğin yetersiz bakım nedeniyle zarar gördüğü ya da hayatını kaybettiği açıklandı.
Doğum güvenliği uzmanı Donna Ockenden liderliğinde hazırlanan 401 sayfalık rapora göre, 13 yıllık süreçte 444 kadın ve 76 yenidoğan bebek “potansiyel olarak önlenebilir” sonuçlarla karşı karşıya kaldı.
İnceleme, Nottingham’daki Queen’s Medical Centre ve Nottingham City Hospital’daki doğum hizmetlerine odaklandı. Raporda, bazı kadınların tehlikeli derecede kötü ve zaman zaman “zalimce” bakım gördüğü, personel eksikliğinin rutin hale geldiği, hasta güvenliği olaylarından ders çıkarılmadığı ve bazı çalışan grupları arasında zorbalığın yaygın olduğu belirtildi.
SAĞLIK ÇALIŞANLARI HASTA ŞİKAYETLERİNİ DİNLEMEDİ
Ockenden ve ekibi, 2006 ile 2024 arasında hayatını kaybeden 27 annenin dosyasını da inceledi. Bu ölümlerin altısında, bakım hatalarının sonucu etkilemiş ya da önemli ölçüde etkilemiş olabileceği tespit edildi. Rapora göre anne ölümlerinde ortak hatalardan biri, sağlık çalışanlarının kadınları dinlememesi ve dile getirilen kaygılara zamanında yanıt vermemesiydi. Tarama ve tetkiklerde yaşanan gecikmeler de öne çıkan sorunlar arasında yer aldı.
İnceleme, ailelerin Nottingham’daki doğum hizmetlerinin güvenli olmadığı yönündeki uyarılarının ardından başlatılmıştı. Rapor, doğum sırasında oksijensiz kalan, hastanede enfeksiyon kapan ya da doğum süreci ve doğum sonrası bakımın kötü yönetilmesi nedeniyle hayatını kaybeden bebeklerin dosyalarını da ele aldı. Yenidoğan ölümlerine ilişkin ayrıntılı incelemelerin 31’inde, bebeklerin yetersiz bakım aldığı ve farklı bir müdahale yapılsaydı zarar görmelerinin muhtemelen önlenebileceği sonucuna varıldı.
SAĞLIK KAYITLARI YANLIŞ YORUMLANDI
Raporda, doğum sırasında bebeklerin yeterince izlenmemesi, anne karnındaki bebeğin sağlık durumunu gösteren CTG kayıtlarının yanlış yorumlanması, bebeğin sıkıntıda olduğunun fark edilmemesi ve ebelerin riskli vakaları zamanında doktorlara iletmemesi gibi tekrar eden klinik hatalar sıralandı.
Ockenden raporunda, “Bazı vakalarda bu hatalar ağır yenidoğan yaralanmalarına, ölü doğumlara ve yenidoğan ölümlerine katkıda bulundu.” denildi. İnceleme kapsamında yaklaşık 2 bin 500 aile ve 850 mevcut ya da eski hastane çalışanı ifade verdi. Rapor, 2012 ile 2025 arasındaki olayları değerlendirdi.
Raporda, Nottingham Üniversitesi Hastaneleri’nde uzun yıllar boyunca “zorbalık ve toksik kültürün” sürdüğü, bunun bakım kalitesini iyileştirmeye yönelik adımları engellediği belirtildi. Doğum servislerinin yöneticileri ve hastane üst yönetiminin ciddi sorunlar konusunda defalarca uyarıldığı, ancak etkili önlem almadığı kaydedildi.
DOĞUM SÜRECİ BAŞLAMIŞ KADINLAR HASTANEYE ALINMADI
Raporun dikkat çektiği başlıklardan biri de doğum için hastaneye başvuran kadınların kabul edilmemesiydi. İncelemede, bazı çalışanlar arasında doğum eylemi başlamış kadınları hastaneye yatırmama yönünde bir kültür oluştuğu, bunun anne ve bebekler açısından risk yarattığı ifade edildi.Her iki doğum biriminde de ciddi personel eksikliği yaşandığı, servislerin doğum sayısı ve vakaların karmaşıklığıyla baş edemediği belirtildi.
Raporda ailelerin yaşadığı travmatik örneklere de yer verildi. Erken gebelik döneminde hayatını kaybeden bir kız bebeğin, otopsi sonrası laboratuvar personeli tarafından yanlışlıkla klinik atık olarak imha edildiği açıklandı. Bu olayın, ailenin acısını daha da derinleştirdiği belirtildi. Bazı kadınlar yeterli ağrı kesici verilmediğini ya da ağrılarının önemsenmediğini anlattı. Bir kadın, yaşadığı doğumu “acımasız” ve “travmatik” olarak nitelendirerek, kendisine “Kendini toparlaman gerekiyor.” diye bağırıldığını söyledi.
Başka bir kadın ise endişelerini dile getirdiğinde kendisine, “Bu ilk bebeğin mi? Bir parasetamol al ve sıcak banyo yap.” denildiğini aktardı. Ockenden, bazı vakalarda bakımın şefkatten uzak ve “zalimce” olduğunu belirtti.
Yaklaşık 600 zarar görmüş ya da yakınını kaybetmiş aileyi temsil eden Nottingham Maternity Families grubu, Başbakan’a İngiltere genelindeki doğum hizmetleri için yasal yetkili kamu soruşturması başlatılması çağrısını yineledi.
Sağlık Bakanı James Murray, bu talebe ilişkin olarak kamu soruşturması seçeneğini “masadan kaldırmayacağını” söyledi. Murray, önceliğinin aileler için hesap verebilirliği sağlamak ve kadınların gelecekte dinlenmesini garanti altına alacak değişiklikleri yapmak olduğunu belirtti. Aileler ise birçok üst düzey hastane yöneticisinin incelemeye ifade vermemesini “korkunç” olarak nitelendirdi. Açıklamada, bu yöneticilerin anneleri ve bebekleri güvende tutmaya uygun olup olmadığının sorgulanması gerektiği belirtildi.
HATALARIN ÜSTÜ ÖRTÜLDÜ
Raporda, Jack ve Sarah Hawkins çiftinin de hikayesine yer verildi. Çift, kızları Harriet’in 2016’da doğumdan hemen önce neden hayatını kaybettiğini öğrenmeye çalışırken, hastane ve bazı düzenleyici kurumlar tarafından bilgilerin gizlendiğini anlattı.
Birth Trauma Association adlı yardım kuruluşunun başkanı Kim Thomas, raporun “şoke edici” olduğunu belirterek, şikayetler yapıldığında hastane yönetiminin hataları araştırmak yerine üzerini örtme eğilimi gösterdiğini söyledi. Thomas, Nottingham’ın istisna olmadığını, ülke genelindeki hastanelerden benzer hikayeler duyduklarını ifade etti.
Raporun ardından İngiltere’de “Martha’s Rule” uygulamasının tüm doğum birimlerine yaygınlaştırılacağı açıklandı. Bu kural, hastalara ve yakınlarına, verilen bakımla ilgili kaygı duyduklarında ayrı bir klinik ekipten bağımsız ikinci görüş isteme hakkı tanıyor.

Celal Adan’dan İzmir Üzerine Açıklamalar
TBMM Başkanvekili ve MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Karabağlar İlçe Başkanlığı 7’nci Olağan Kongresi öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın istifası ile ilgili olarak, “Bizim açımızdan önemli olan her yerde istikrarın korunmasıdır. Seçilmiş bir belediye başkanının istifa etmesi, onun hizmetten uzak durması elbette İzmir halkı için üzüntü verici bir olay” dedi.
MHP Karabağlar İlçe Başkanlığı 7’nci Olağan Kongresi, TBMM Başkanvekili Celal Adan, MHP Genel Sekreter Yardımcısı, İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, MHP İl Başkanı Veysel Şahin ve partililerin katılımıyla İzmir Karabağlar Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü’nde yapıldı. TBMM Başkanvekili Celal Adan, kongre öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada,’Terörsüz Türkiye’ iddiasının İzmir’de güçlü şekilde kucaklandığına şahit olduklarını söyledi. Türkiye’ye hiç kimsenin terörü getiremeyeceğinin altını çizen Adan, “Terörü sadece bir güvenlik olayı olarak değerlendirmemek gerekir. 2 trilyon dolara yakın harcamaya sebep olmuş bir olaydan söz ediyoruz. Bugün Türkiye’nin bu büyük gideri, milletimizin çocuklarına, eğitimine, yoluna, köprüsüne, sanayisine verdiğini düşünelim. Muhteşem bir gerçekle karşı karşıya kalırız. Ayrıca PKK terör örgütüne destek veren geçmişte Avrupa Birliği ülkeleri tamamen bu işten çekilmişlerdir. Terör örgütü silahını bırakma konusunda iradesini ortaya koymuştur. Dün devlet olarak terör örgütünü finanse eden Suriye, bugün Türkiye ile beraber hareket etmektedir. Muhteşem olaylar oluyor. Büyük düşününce, Türkiye problemlerini aşıyor. Bir taraftan Turan yolunu açıklıyoruz. Diğer taraftan Karabağ’ı Azerbaycan’a bağlıyoruz. Libya ile anlaşma yaparak Akdeniz’de haklarımızı koruyoruz. Kıbrıs’ta yapılan haksızlıklara karşı büyük direnç gösteriyoruz. Kısacası İzmir’de gördüğüm gerçek; büyük düşündükçe vatandaşımızın bizim yanımızda yer alacağını görüyorum” dedi.
‘OLAYLARIN RÜZGARININ TESİRİNDE KALMADIK’
Cumhur İttifakı’nın, Türkiye ittifakı olduğunu dile getiren Adan, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu bir menfaat ittifakı değildir. Bugün Türkiye’deki sivil toplum örgütleri, bütün siyasi partiler ‘önce Türkiye’ desin. Türkiye’nin karşılaştığı bazı olaylar bir siyasi parti olayı değildir. Bir Türkiye gerçeğidir. Türkiye’nin birliğini korumak, beraberliğini korumak, Türkiye’ye her zaman güç getirir. Geçmişte yaşadıklarımız bütün olayların rüzgarının tesirinde kalmadık. Rüzgarı yararak devam ettik. Terörsüz Türkiye şükürler olsun hem coğrafyamızda hem bölgede hem ülkemizde büyük bir sevinçle kabul gördü. Türkiye dünden daha güçlüdür. Birliği açısından daha güçlüdür.”
‘BİZ BU İŞİ BİTİRECEĞİZ’
Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili yeni adımların atılıp atılmayacağı ile ilgili soruyu yanıtlayan TBMM Başkanvekili Celal Adan, “Türkiye bu meseleyi şu anda Türk milleti kabul etti. Bu yeni adım dediğimiz konuların hepsinde bir hazırlık söz konusu. Biz bu işi bitireceğiz. Cumhur İttifakı bu meseleyi bitirecek. Hiçbir problem görmüyorum. Bugün gördüğüm olay Lice’de, Rize’de, Şırnak’ta, Bitlis’te, Sivas’ta, Trabzon’da, orada kısacası Türkiye’de ortak referansa dönüşmüş. Bunu asla kimse geriye götüremez” diye konuştu.
‘CUMHUR İTTİFAKI’NDA ÇATLAK YOK’
Adan, AK Parti ile MHP arasında bir çatlak olduğu iddialarıyla ilgili soruyu şu şekilde cevapladı:
“Her zaman söylüyorlar da çatlak falan yok. Cumhur İttifakı Silivri’de kurulmadı. Cumhur İttifakı Türkiye için kurulmuş bir ittifaktır. Bir menfaat ittifakı değildir. Bir koalisyon değildir. Türkiye’nin güçlenmesi, Türkiye’nin karşılaştığı tehlikeleri atlatması konusunda oluşmuş bir ittifaktır. 15 Temmuz 2016’da Türk siyasi hayatının en tehlikeli olayına şahidiz. O gün bitirilmek istenen Türk devletidir. Özel Harekat bombalandı, 47 evladımızı bir bombayla öldürdüler. Karargahlar, Genelkurmay, MİT basıldı. Genel başkanımızın ortaya koyduğu bu büyük siyasi irade kabul görmüş durumdadır. Siyaseti artık biz bir siyasi partinin menfaati ile değil Türkiye’nin menfaati varsa yapacağız.”
‘İZMİR HALKI İÇİN ÜZÜNTÜ VERİCİ BİR OLAY’
Celal Adan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın CHP’den istifası ile ilgili de şunları söyledi:
“Üzülüyorum. Cenabıallah, İzmir Belediye Başkanlığı’nı nasip etmiş. Çalışmaları gerekirken, gördüğümüz şekliyle, yapılan birtakım olayları takip ettiğimizde, bazı şeylere belediye başkanlarının tenezzül etmesi, rüşvet çarkına dahil olmaları, milletimize hizmet edeceklerine hapishanelere girmeleri elbette bizi üzmüştür. Keşke yapmasalardı. Keşke doğru dürüst hizmet edebilselerdi. İzmir’in birçok problemi var. Bu problemlere hizmet edileceği yerde bazı gelişmelere hep birlikte de şahit oluyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi, ana muhalefet partisidir. Onun kendi birliğini koruması, Türk demokrasisine, Türkiye’nin birliğine, beraberliğine, seçilen belediyelerin halka hizmet etmesini temenni ediyoruz. Bizim açımızdan önemli olan her yerde istikrarın korunmasıdır. Kurumlar istikrarlı olsun. Siyasi partiler de istikrar olsun. Türkiye’ye hizmet etsinler diye düşünüyoruz. İnşallah bu noktaya bir an önce dönerler diye düşünüyoruz. Seçilmiş bir belediye başkanının istifa etmesi, onun hizmetten uzak durması elbette İzmir halkı için üzüntü verici bir olay. İstanbul uzun süredir sahipsiz. Yazık, günah yani.”
‘YİĞİTLER DİYARI’
Kongrenin divan başkanlığını da yapan Adan, partililere hitaben yaptığı konuşmada da “İzmir, tarihten bugüne kadar daima istikbalimizin kalbi, kültür ve medeniyetimizin incisi, milletimizin göz bebeği olmuş bir şehirdir. İzmir ilk kurşundur. İzmir Hasan Tahsin’dir. İzmir baskıya, düşmana boyun bükmeyen, baş eğmeyen, diz çökmeyen zeybek yürekli yiğitlerin diyarıdır. Yine İzmir İktisat Kongresi ile tam bağımsızlığın ancak ve ancak milli bir duruşla sömürgeci odaklara meydan okuyarak kazanılacağına tüm dünyaya inan eden işaret şehirdir. Bu ışığı daha da parlatmak, milli beka davamızın sönmez meşalesi yapmak bizlerin yani ülkücü hareketin omuzlarındaki tarihi bir sorumluluktur” dedi.
Türkiye’nin temel meselelerinin zamanla değişmediğini vurgulayan Adan, şöyle devam etti:
“Küresel kuşatmalara karşı siyasi bağımsızlığımızı korumak, milli egemenliğimizi her türlü şer ocağına karşı tahkim etmek ve Türkiye’yi bölgesel ve küresel oyunların üzerinde dev bir aktör haline getirmektir, hedefimiz. Dünya sınırlarının yeniden çizilmek istendiği, bölgesel çatışmaların haince tezgahların vatan coğrafyamızı hedef aldığı çok mühim bir kırılma döneminden geçmektedir. Herkesi etkileyecek şiddetli bir jeopolitik fırtınaların yaşandığı bir dönem içerisindeyiz. Türkiye’miz gelişmekte, büyümekte. Milliyetçi Hareket Partisi lideri, genel başkanımız, liderimiz Devlet Bahçeli Bey iradesi bir tarih şuurudur. Tesadüf bir olay değildir. Türk milletinden güç alarak, Türk tarihinden güç alarak bir irade söz konusudur. Bu irade büyük bir gururla ifade etmek isterim ki sadece Türkiye’yi değil coğrafyamızı da belli bir huzura kavuşturmuştur. Dün bize saldıranlara silah veren Suriye bugün bizim yanımızda yer almaktadır. Irak’ta bölgede herkes Türkiye’nin büyüklüğünü kabul etmiş. Terörün artık Türkiye’de hiç kimse tarafından desteklenmeyeceği bir ortama doğru Türkiye’yi getirmiştir. Yani bu irade genel başkanımızın koymuş olduğu irade coğrafyamızda, bir huzura sebep olmuştur. Türk milliyetçilerinin ilk zaferi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu devlet Türk milliyetçiliği fikri etrafında kurulmuş bir devlettir.”
‘MHP TÜRK SİYASETİNİN UFUK ÇİZGİSİ’
MHP Genel Sekreter Yardımcısı, İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu da MHP’nin milli birlik ve beraberliğin sarsılmaz kalesi olduğunu dile getirerek “Partimiz 15’inci büyük kurultay sürecinin İzmir’deki ilk ilçe kongresini Karabağlar’da yapıyor. Hamdolsun şehitlerimizin vefa adresi kutlu çatı MHP tıpkı 57 yıl önceki heyecan ve ilk günkü inançla Türk siyasetinin ufuk çizgisi olmaya devam etmektedir” dedi.
Kongrenin açılışında konuşan MHP İl Başkanı Veysel Şahin de Türkiye’nin geleceğine önem verdiklerinin altını çizdi. Terörün tamamen tasfiye edilmesi sürecinde olunduğunu da belirten Şahin, partilerinin tavrının netliğini ifade edip, şehitlerin aziz hatırasını incitecek hiçbir adımın içinde bulunmadıklarını vurguladı. Konuşmaların ardından, delegelerin oy kullanma işlemine geçilirken, mevcut başkan Latif Alaboğa, görevi İdris Gürkan Öztürker’e devretti.

Sekapark’ta Yağlı Güreş Heyecanı
CW Enerji Türkiye Yağlı Güreş Ligi’nin 4. etabı 18. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sekapark Altın Kemer Yağlı Güreşleri tamamlandı.
İzmit Atletizm Pisti’ndeki organizasyona 1700 sporcu katıldı.
Güreşlerin üçüncü ve son gününde baş boyu final müsabakasında Ankara ASKİ Spor Kulübü güreşçisi Feyzullah Aktürk ile Antalya Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü güreşçisi Mustafa Taş karşılaştı. Rakibini mağlup eden Aktürk, 18. Sekapark Altın Kemer Yağlı Güreşleri’nin başpehlivanı oldu.
Baş kategorisinde Ali İhsan Batmaz ve Enes Doğan üçüncülüğü paylaştı.
Başaltıda Kocaeli Gölcük Belediyesi Spor Kulübü güreşçisi Hüseyin Soğukoğlu, büyük ortada Muhammed Enes Özcan, küçük orta büyükte Caner Arslan, küçük orta küçükte Alperen Düzenci, deste büyükte Eren Aymaz, deste ortada Can Ergen, deste küçükte Fahrettin Adil Çelik, ayak boyda İsmet Emir ve tozkoparanda Doğukan Karakuş birincilik elde etti.
Teşvik 2’de Siyel Kadırı, teşvik 1’de Efe Çınar, minik 2’de Kuzey Pınarcı, minik 1’de ise Ali Kurt altın madalya aldı.
Organizasyonun ardından Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanı İbrahim Türkiş ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, dereceye giren pehlivanlara madalya ve kupalarını verdi.
