Tag: Bakan

  • Bakan Tekin, İmamoğlu-Özel ilişkisini ‘Tosun Paşa’ ile benzetti

    Bakan Tekin, İmamoğlu-Özel ilişkisini ‘Tosun Paşa’ ile benzetti

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ekrem İmamoğlu ile Özgür Özel ilişkisini “Tosun Paşa” filmine benzeterek, “Gerçekten aslında her şeyi yönetmek isteyen bir Ekrem İmamoğlu var. Ama üniforma giydirdiği bir genel başkan var. O da kendini gerçekten Tosun Paşa zannetti” dedi.

    Yozgat’taki programları çerçevesinde Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katılan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, ülke gündemi hakkında açıklamalarda bulundu. Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda partili kurmaylarla bir araya gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin güncel siyaset hakkında açıklamalar yaptı. Bakan Tekin, “Ekrem İmamoğlu ile ilgili bir analoji yapmıştım. Demiştim ki, Ekrem İmamoğlu’nu gördüğümde Aşık Mahsuni Şerif’in bir türküsü var rahmetlinin, ‘Abur Cubur Abdullah’ diye. O türküde Mahsuni Şerif işi gücü yalan dolan olan bir profil tanımlaması yapıyor. Ben de Ekrem İmamoğlu’na onu görünce o aklıma geliyor dedim. Alınmış arkadaş. Sonra bir başka şey daha söyledim. Ona da geçen hafta cevap verebilmiş. 3 yıl önce söylemiştim. Onu görünce Temel’in bir fıkrası geldi aklıma. Temel mahkemeye gidiyor, diyor ki ‘Ben İdris’ten davacıyım.’ Ne oldu, diyor. ‘Bana su aygırı demiş.’ Ne zaman demiş, 10 yıl önce demiş. Niye şimdi dava açıyorsun? Su aygırını şimdi gördüm, demiş. Ben Ekrem İmamoğlu’na bundan 3 yıl önce şöyle bir soru sormuştum. 1980’li yılların sonunda Türkiye henüz darbe ortamından yeni çıkmışken Türkiye’de özel okullaşma yokken ne hikmetse Trabzon’da bir özel okul açılıyor. İmamoğlu A.Ş. yanlış hatırlamıyorsam şirketin adı. Kurucuların içerisinde Ekrem İmamoğlu ve Hasan İmamoğlu var. Bu şirket Türkiye’deki ilk FETÖ özel okullarından bir tanesini Gülbahar Hatun Kolejlerini açıyor. Ben buna cevap verin demiştim. Aradan 3 yıl geçtikten sonra bu bir yalan diye bana cevap vermiş. Benim de aklıma Temel fıkrası geldi” diyerek yaptığı benzetmeyi açıkladı.

    “Ekrem İmamoğlu Özgür Özel ilişkisini Tosun Paşa filmine benzetiyorum”

    CHP ile ilgili basın mensuplarının sordukları sorulara değindiğini belirten Bakan Tekin, “Özgür Özel’in genel başkan olması, Ekrem İmamoğlu olaylarıyla ilgili bu olayı görünce de iki şey aklıma geliyor. Bir, Tanju Okan’ın bir şarkısı var. Öyle sarhoş olsam ki, her şey bir rüya olsa, unutarak uyansam, unutsam o günleri, diyor. Tam da CHP’nin 10 Kasım kurultayını anlatmıyor mu arkadaşlar? Bir de Kartal Tibet’in ilk yönetmenlik filmi Yeşil Vadi. Biliyorsunuz orada Şener Şen, Kemal Sunal’lar bir yeşil vadi bir de vadinin kızı Leyla’ya aşık olan Şener Şen. Şener Şen, hem yeşil vadiyi hem Leyla’yı almak istiyor. Bir oyun kuruyor. Kurduğu oyunda Tosun Paşa’yı kimse görmemiş. Kemal Sunal’a üniforma giydiriyor. Diyor ki, sen Tosun Paşasın. O da kendini gerçekten Tosun Paşa zannediyor. Şimdi Ekrem İmamoğlu Özgür Özel ilişkisini buna benzettim. Yani gerçekten aslında her şeyi yönetmek isteyen bir Ekrem İmamoğlu var. Ama üniforma giydirdiği bir genel başkan var. O da kendini gerçekten Tosun Paşa zannetti. O da öyle bir benzetmeydi. Dolayısıyla CHP’liler beni her konuştuğumda çok kızıyorlar. Seni heyecanla bekliyoruz, sana cevap vereceğiz, seni dinliyoruz diyorlar. Dinliyorlar sağ olsunlar, Allah razı olsun. Ben onlara söyledim. Beni iyi dinleyin sizinle ilgili güzel analizler yapacağım, diye. Ben siyaset bilimciyim. Dolayısıyla bu analizleri yapıyorum. Ne söyledikleriyle ilgilenmeden Anadolu’yu il il geziyorum. Vatandaşlarımız, milletimiz bizden ne istiyorsa Sayın Cumhurbaşkanımızın da talimatı bu. Onu yapacağız” dedi.

    Program partililerin hatıra fotoğrafı çektirmesinin ardından sona erdi. – YOZGAT

  • AYM 128 milyar dolar tartışmasına son noktayı koydu

    AYM 128 milyar dolar tartışmasına son noktayı koydu

    Anayasa Mahkemesi (AYM) bir dönem siyasete damga vuran 128 milyar dolar tartışmasına son noktayı koydu.

    Yüksek Mahkeme, eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a yönelik eleştirilerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğine hükmetti.

    CHP KAMPANYA BAŞLATMIŞTI

    CHP, eski bakan Albayrak döneminde Merkez Bankası’nın faizleri düşük tutmak amacıyla 128 milyar dolar harcadığını iddia edip, “128 milyar dolar nerede” kampanyası başlatmıştı.

    Berat Albayrak, CHP’nin “Sistematik bir şekilde şeref, onur ve saygınlığını rencide eden” bir kampanya yürrüttüğü gerekçesiyle tazminat davası açmıştı.

    İlk derece mahkemesi Berat Albayrak’a yönelik açıklama ve paylaşımların eleştiri sınırlarını aşarak kişisel şeref ve itibarına saldırı mahiyetinde olduğuna karar verdi.

    CHP’nin 40 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmeden yerel mahkemenin kararını istinaf mahkemesi de benzer bir gerekçeyle onadı.

    DAVA ANAYASA MAHKEMESİ’NE TAŞINDI

    Bunun üzerine CHP kararı ifade özgürlüğünün ihlali gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne taşımıştı.

    Başvuruyu inceleyen Yüksek Mahkeme CHP’nin itirazını reddetti.

    Kararda şu ifadeler yer aldı:

    “Merkez Bankası idari ve mali açıdan herhangi bir kurum veya bakanlığa bağlı olmayan özerk bir tüzel kişidir. Dolayısıyla, mevcut başvuruda başvurucunun ileri sürdüğü olgusal iddiaların, davacıyla olan doğrudan ilgisine ilişkin bir temellendirmenin yapılabildiğinden söz edilemeyecektir.”

    Yüksek Mahkeme, tazminat kararının yerinde olduğuna karar verdi.

    AYM’nin kararının ardından yazılı bir açıklama yapan Berat Albayrak’ın avukatı İsa Sinan Göktaş, “CHP’nin iftiralarını kurumsallaştırdığı tasdiklenmiştir.” dedi.

    Göktaş, Merkez Bankası’nın o dönem piyasa istikrarını sağlamak, spekülatif kur ataklarını bertaraf etmek amacıyla yürüttüğü uluslararası normlara uygun işlemlerin, kasıtlı biçimde çarpıtıldığı ve bir dezenformasyon operasyonuna dönüştürüldüğünü belirtti.

    Açıklamada Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı döneminde attığı adımlar da anlatıldı.

    Albayrak’ın bakanlık görevini devraldığı dönemde yaklaşık yüzde 25 seviyesinde bulunan enflasyonun, para ve maliye politikalarında uygulanan reformlar sayesinde bir yıl içinde yüzde 8’e indirildiği kaydedildi.

    Yine açıklamada, ABD, İsviçre ve İngiltere’de tutulan yaklaşık 350 ton altın Türkiye’ye getirildiği ve Merkez Bankası altın rezervinin 2020 yılı sonu itibariyle 719 tona ulaştığı hatırlatıldı.

    Açıklamada, “Türkiye’nin altın rezervlerini yurda getirme hamlesi, diğer ülkeler açısından da örnek teşkil etmiş, artan jeopolitik gerilimler nedeniyle bazı ülkeler rezervlerini içeriye taşırken, bazıları ise yurt dışında tuttukları altınlarına erişimde sorunlarla karşılaşmıştır.” denildi.

    Göktaş açıklamasında yargı yollarının tüketilmesiyle iddiaların asılsızlığının hukuken kesinleştiğini vurguladı.

    Albayrak’ın avukatının açıklamasında “O gün alınan kararların ve yapılan işlerin değeri bugün daha iyi anlaşılmakta olup, gelecekte ise çok daha net şekilde ortaya çıkacaktır.” ifadesi de yer aldı.

  • Bakan Fidan, Bulgar mevkidaşı ile görüştü

    Bakan Fidan, Bulgar mevkidaşı ile görüştü

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Bulgaristan temaslarına devam ediyor. Bakan Fidan, başkent Sofya’da Bulgaristan Dışişleri Bakanı Velislava Petrova-Chamova ile görüştü.

    Bakan Fidan ve Bulgar mevkidaşı Petrova-Chamova görüşmede iki ülke ilişkilerinin yanı sıra bölgesel gelişmeleri ve Orta Doğu’da yaşananları ele aldı.

    Bakan Fidan, Sofya temasları kapsamında Bulgaristan Cumhurbaşkanı İliyana Yotova ve Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev tarafından kabul edilmesi bekleniyor. Bakan Fidan’ın ayrıca, Bulgaristan’daki Türk iş insanları ve soydaş siyasetçilerle bir araya gelmesi planlanıyor.

  • İçişleri Bakanı Çiftçi’den net mesaj: Yeni nesil suç çetelerini eylem yapamaz hale getireceğiz

    İçişleri Bakanı Çiftçi’den net mesaj: Yeni nesil suç çetelerini eylem yapamaz hale getireceğiz

    İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bakanlık olarak yaptıkları çalışmalar hakkında konuştu.

    İçişleri Bakanlığı’nın en temel görevinin vatandaşın can ve mal güvenliğini temin etmek olduğunu vurgulayan Çiftçi, “Bakanlığımızın görev ve yetkilerinde, teşkilat kanununda bu açıkça düzenlenmiş. Dolayısıyla bizim en öncelikli görevimiz vatandaşın canını, malını güvende hissetmesini sağlayacak tedbirler almak. Ben göreve geldiğimden bu yana kendimize bazı hususlarda hedefler belirledik. Mesela biz İçişleri Bakanlığı olarak vatandaşlarımızın şikayetine sebebiyet veren ‘yeni nesil suç örgütleri’ dediğimiz; biz bunlara ‘sokak eşkıyaları’ da diyebiliriz. Vatandaşı tehdit eden, onları hayatından bezdiren oluşumlarla mücadele konusunda bir irade ortaya koyduk. Biz elimizden geldiği kadar bu yeni nesil suç çeteleriyle mücadele edeceğiz. Onları eylem yapamaz veya vatandaşı rahatsız edemez bir pozisyona, bir duruma getireceğiz. Bu konuda son derece kararlı olduğumuzu da ifade etmek istiyorum. Geçenlerde 100 günlük icraatlar ile ilgili bir açıklama yaptık. Mesela bu 100 gün içerisinde biz 50 bin operasyon gerçekleştirmişiz tüm Türkiye sathında” dedi.

    UYUŞTURUCU, DOLANDIRICILIK, ÖLÜMLÜ TRAFİK KAZALARI

    Uyuşturucu ve dolandırıcılık suçlarıyla ölümlü trafik kazalarına ilişkin mesajlar veren Bakan Çiftçi, “Biz istiyoruz ki zehir tacirlerine fırsat vermeyelim. Onların çocuklarımızı zehirlemelerine, geleceğini çalmalarına izin vermeyelim. Bu da bizim ikinci önemli başlığımız. Bir de dolandırıcılar var. Bu vatandaşı bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle dolandıran, onların parasını, geleceğini karartan bazı dolandırıcılar, oluşumlar var. Onlarla da etkili bir mücadele sergilemek istiyoruz. Bir de yine üzerinde durduğumuz hususlardan birisi trafik terörü. Bu da ülkemizin önemli problemlerinden birisi. Kurban Bayramı’ndan önce ben bir çağrıda da bulunmuştum. Biz bütün güzergahlarda hangi noktalarda radar olduğunu, EDS olduğunu, denetim yapacağımızı vatandaşa ilan etmiştik. Buradaki maksadımız da şuydu; insanlar seyahat ederken, yola çıkarken kurallara uysunlar. Başkalarının ve kendilerinin hayatını tehlikeye atmasınlar. Trafikte bir can kaybını bile biz fazla görüyoruz. Yani bir insanımızın trafik kazalarında can vermesi bizi üzüyor. Hamdolsun mesela bu Kurban Bayramı’nda trafik kazalarında, 9 günlük bayram tatilinde can verenlerin sayısı en düşük seviyeye ulaştı. 9 günlük bayram tatilinde, 70 insanımız bu dünyadan koptu gitti. Bunun içerisinde evladını kaybeden anneler var, eşini kaybeden kadınlar var, babasını kaybeden evlatlar var, yarım kalmış hayatlar var. Biz bunları da mümkün mertebe en asgariye, en minimuma düşürüyoruz” diye konuştu.

    “BİZE DÜŞEN GÖREV, HUZURUN YÜZYILI OLMAK”

    Türkiye Yüzyılı hedeflerinin konuşulduğunu vurgulayan Bakan Çiftçi, “Bize verilen görev Türkiye’nin huzurunu sağlamak. Türkiye Yüzyılı’ndayız şu anda. Türkiye Yüzyılı hedefleri konuşuluyor. Burada bize düşen görev de huzurun yüzyılı olmak. Yani bu Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından verilen hedefler, strateji; dolayısıyla biz de İçişleri Bakanlığı olarak Türkiye’yi daha huzurlu, daha güvenli, daha yaşanabilir, suç oranlarının daha da düştüğü, suç işleme oranlarını daha da azaltmak, Türkiye’yi daha huzurlu ve güvenli yapmak konusunda bir çabamız, gayretimiz olacak inşallah. Ben en azından kendime şu hedefi koyuyorum; bu görevler ateşten birer gömlek, onun bilincindeyiz. Aynı zamanda bir bayrak yarışı. Ben aldığım noktadan daha iyi noktada teslim etmeliyim ki en azından görevimi yapmış olayım. Yani bunu sağlamak istiyorum. Daha huzurlu bir Türkiye devretmek istiyorum benden sonra görevi devralacak bakanımıza. Benim hedefim bu” ifadelerini kullandı.

    “CEZALAR CAYDIRICI OLDU”

    Yeni kanun düzenlenmesiyle artan trafik cezalarının son dönemde caydırıcı etkisine değinen Bakan Çiftçi, şöyle konuştu:

    “Ben göreve başladım, aradan 1-2 gün geçtikten sonra yeni trafik yasası Meclis’te kabul edildi ve 2 hafta sonra da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Tabii belirli başlıklarda trafik cezaları oldukça ağırlaştırıldı. Özellikle hız limitlerine uymama, mesela araç sürerken cep telefonu kullanma, drift atma, makas atma, kırmızı ışıkta geçme, kavşaklarda geçiş üstünlüğüne uymama gibi belli başlı alanlarda trafik cezaları oldukça arttırıldı. Peki, niye böyle bir şeye ihtiyaç duyuldu? Mesela size bir örnek vereyim. Genelde yaşanan trafik kazalarının büyük bir kısmı hızdan kaynaklı. Şimdi hızınızı arttırdığınız zaman aracı artık kontrolde tutmak, ölümlü ve yaralanmalı kazalara sebebiyet vermek riski, oranı daha da artmış oluyor. Yani bunlar belki bir ihtiyaçtan kaynaklandı, mevcut trafik cezalarıyla bunların üstesinden gelinemeyeceği anlaşıldı ki kanun koyucu belli başlı alanlardaki trafik cezalarını arttırmış oldu. Biz yasa yürürlüğe girdikten sonra da sonuçlarını izliyoruz, bakıyoruz. Caydırıcı değil mi? Kesinlikle caydırıcı oldu. Az önce söylediğim suç başlıklarında da çok anlamlı oranlarda düşüş olduğunu biz gözlemliyoruz. Polisimiz, jandarmamız, vatandaşımız için var, onun güvenliğini sağlamak için var. Bu manada da biz sahada mümkün mertebe gözükmek istiyoruz, daha fazla sahaya basmak istiyoruz. Çünkü güvenliği ne kadar sağlayabilirsek vatandaşımız o kadar özgür olabilir, özgürlüklerini de rahat kullanabilir gibi bir düşünce içerisindeyiz.”

    “TÜRKİYE’NİN HUZURU İÇİN VARIZ”

    Yoğun çalışma temposuna değinen Bakan Çiftçi, “Sabah erken saatlerinde çalışmalarımız başlıyor. Yani gecenin ilerleyen vakitlerine kadar sürüyor. Yani genelde saat 1’den önce zaten yatmam mümkün değil. O vakte kadar en azından insanların uykuya çekildiğini, rahat rahat yattığını düşünüyorum. Yani onları uyuttuktan sonra belki Türkiye uykuya çekildikten sonra, gece başladıktan sonra ben de o zaman dinlenmeye çekiliyorum. Genelde hafta sonları da çalışıyoruz. Yani hafta içinde çalıştığımız gibi hafta sonlarımız da bu şekilde çalışmakla geçiyor. Tabii yoğun bir çalışma temposunun içerisinde olduğum için belki çocuklarıma, eşime yeteri kadar da zaman ayıramıyorum. Onlardan da bu manada helallik diliyorum. Onlara da zaman ayırmam gerektiğini biliyorum ama görevden kaynaklanan bazı imkansızlıktan dolayı da onlara yeteri kadar zaman ayıramadığımı da biliyorum, bunun farkındayım. O yüzden de zaman zaman çocuklarımdan, ailemden de helallik istediğim oluyor. Bizim görevimiz belli. Biz Türkiye’nin huzuru için varız. Türkiye’nin daha iyi şartlarda yaşaması için varız. Bunun için bütün 680 bin personelimizle sahadayız. Biz büyük bir aileyiz İçişleri Bakanlığı olarak. Çünkü bizim bünyemizde jandarma var, emniyet var, sahil güvenlik var, valiliklerimiz var, kaymakamlıklarımız var, nüfus idaresi var, göç idaresi var; yani çok dev bir teşkilat, büyük bir teşkilat. Hepsinin de ortak amacı vatandaşımızın huzurunu, güvenliğini sağlamak. Bu İçişleri Bakanlığı’nın sunmuş olduğu görevleri en iyi şekilde vatandaşımıza ulaştırmak gibi bir amacımız var. İnşallah, biz bu hizmet çıtasını daha iyi noktalara taşıyacağız. Hiçbir görev sonsuz değil. Başı olan bir şeyin mutlaka bir sonu da var. Bir gün bu makamdan başı açık, alnı dik bir vaziyette benden sonraki kişiye gönül huzuruyla görevi devretmek de en büyük hedeflerimden birisi. Bu noktada biz elimizden geldiği kadar çalışacağız, gayret edeceğiz. Ama vatandaşlarımızdan da halkımızdan da dua bekliyoruz. Cenabıhakk’ın yardımını da niyaz ediyoruz. Yani bu üçü; bizim çalışmamız gayretimiz. Vatandaşımızın duası, Allah’ın da yardımı bizimle beraber olursa bu ağır görevin, mesuliyetin altından kalkabileceğimize inanıyorum” diye konuştu.

  • Bakan Bayraktar, Maden İşçilerini Kabul Etti

    Bakan Bayraktar, Maden İşçilerini Kabul Etti

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye Maden İşçileri Sendikası Başkanı Nurettin Akçul ile Doruk Madencilik bünyesinde çalışan maden işçilerini kabul etti.

    Bakan Bayraktar, Türkiye Maden İşçileri Sendikası Başkanı Nurettin Akçul’u ve Doruk Madencilik bünyesinde çalışan madencileri Bakanlıkta kabul etti. Görüşmenin ardından sosyal medya hesaplarından açıklama yapan Bakan Bayraktar, görüşmede madencilerin karşılaştıkları sorunları ve taleplerini detaylıca ele aldıklarını kaydetti. Bakan Bayraktar, “İşçi kardeşlerimizin haklarını eksiksiz alabilmesi noktasında ilgili taraflarla temaslarımızı sürdürüyoruz. Maden emekçilerimizin tüm alacakları ödenene ve mağduriyetleri tamamen giderilene kadar da sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz” dedi. – ANKARA

  • COP31 Anlaşması İmzalandı

    COP31 Anlaşması İmzalandı

    COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Bonn İklim Değişikliği Konferansı’nın ikinci gününde “COP31 Ev Sahibi Ülke Anlaşması”nı imzaladı.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Kurum, Bonn İklim Değişikliği Konferansı kapsamında COP31 Ev Sahibi Ülke Anlaşması imza törenine katıldı.

    Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İcra Sekreteri Simon Stiell ile protokolü imzalayan Bakan Kurum, BM sekretaryası ile yapıcı işbirliğinin gelecek dönemde artarak devam edeceğini belirtti.

    Bakan Kurum, Bonn programı kapsamında COP31 ev sahipliği sürecine ilişkin görüşmelerde bulundu.

    Afrika İklim Müzakere Grubu, Küçük Ada Devletleri (AOSIS) Müzakere Grubu, 11 ülkeden oluşan Şemsiye Müzakere Grubu, Latin Amerika ve Karayip Ülkeleri Grubu ve Arap Ülkeleri Grubu ile bir araya gelen Kurum ayrıca, Almanya Çevre, İklim Eylemi, Doğa Koruma ve Nükleer Güvenlik Bakan Yardımcısı Jochen Flasbarth ile görüştü.

    Grupların taleplerini dinleyen Kurum, kimsenin geride bırakılmadığı bir COP süreci için çalışmaya devam edeceklerinin altını çizdi.

  • Murat Kurum Bonn Konferansı’nda Temaslarda Bulundu

    Murat Kurum Bonn Konferansı’nda Temaslarda Bulundu

    Aynı zamanda COP 31 Başkanı olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Bonn İklim Değişikliği Konferansı’na katılmak üzere geldiği Almanya’nın Bonn kentinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İcra Sekreteri Simon Stiell, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, BM Genel Sekreter Yardımcısı ve BM Kalkınma Programı (UNDP) Politika ve Program Destek Bürosu Direktörü Marcos Neto ile görüştü.

    COP 31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Bonn İklim Değişikliği Konferansı’na katılmak üzere geldiği Almanya’da temaslarını sürdürüyor. Konferans marjında çeşitli ikili görüşmeler ve heyetler arası toplantılar gerçekleştiren Bakan Kurum, ilk olarak Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ile bir araya geldi. Bakan Kurum, görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “COP31 Başkanlığı vizyonumuz doğrultusunda eylem gündemimizin önceliklerini paylaşarak, somut sonuçlar üretecek alanları ele aldık. Bonn’da yürütülen müzakereleri, COP31’de alınacak kararlara zemin oluşturması bakımından çok önemsiyoruz. Avustralya ile yakın iş birliğimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Bakan Kurum, daha sonra Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Yardımcısı ve BM Kalkınma Programı (UNDP) Politika ve Program Destek Bürosu Direktörü Marcos Neto ile görüştü. Bakan Kurum, görüşmeye ilişkin yaptığı paylaşımda COP31’e giden sürece yönelik hazırlıkların ve atılacak adımların ele alındığını kaydetti.

    UNFCCC İcra Sekreteri Stiell ile görüştü

    BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İcra Sekreteri Simon Stiell ile de bir araya gelen Bakan Kurum, görüşmeye ilişkin, “COP31 hazırlıkları sürecinde UNFCCC Sekretaryası ile yürüttüğümüz yakın iş birliğini ve ilk küresel durum değerlendirmesi sonuçlarının somut iklim eylemlerine dönüştürülmesi hedefini değerlendirdik. Bonn sürecinde ortaya çıkacak değerlendirmelerin de ortak hedeflerimize sağlayacağı katkıları ele aldık” dedi.

    BM, Avustralya ve önceki dönem COP Başkanı Lago ile 4’lü toplantı

    Bakan Kurum, daha sonra Bowen, Stiell ve COP30 Başkanı Andre Correa do Lago ile ortak toplantı gerçekleştirdi. Bakan Kurum, Bonn programı kapsamında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Yardımcı Organları Başkanları ile de toplantı yaptı. Bakan Kurum ayrıca, Chris Bowen’ın da katıldığı toplantıda UNFCCC Uygulama Yardımcı Organı (SBI) Başkanı Julia Gardiner, Bilimsel ve Teknolojik Danışma Alt Kurulu (SBSTA) Başkan Yardımcısı Carol Franco ile bir araya geldi.

    Bakan Kurum’a Bonn programında COP31 CEO’su, Türkiye’nin İklim Değişikliği Başmüzakerecisi ve Bakan Yardımcısı Fatma Varank ile İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar da eşlik ediyor. – BONN

  • Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Zirvesi Başladı

    Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Zirvesi Başladı

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde Çırağan Sarayı’nda düzenlenen Türkiye-Azerbaycan- Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları 10’uncu Toplantısı, gerçekleştirilen ikili görüşmelerin ardından çekilen aile fotoğrafıyla başladı. Fotoğraf çekiminin hemen sonrasında ise üçlü zirve toplantısına geçildi.

    Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları 10’uncu Toplantısı Çırağan Sarayı’nda başladı. Toplantı kapsamında Bakan Fidan ikili görüşmeler gerçekleştirdi, aile fotoğrafı çekimi yapıldı. Ardından toplantıya geçildi. Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ve Gürcistan Dışişleri Bakanı Maka Botchorishvili’nin katıldığı toplantıda; üç ülke arasındaki iş birliği gözden geçirilerek Güney Kafkasya’daki bölgesel gelişmeler, ulaştırma-transit ağlarının güçlendirilmesi ve enerji güvenliği gibi kritik başlıkların ele alınacağı öğrenildi. – İSTANBUL

  • Bakan Göktaş: Aileyi koruyan çalışmaları kararlılıkla sürdürüyoruz

    Bakan Göktaş: Aileyi koruyan çalışmaları kararlılıkla sürdürüyoruz

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Güçlü nesillerin, huzurlu aile ortamlarında sevgiyle ve değerlerimizle büyüyen çocuklarla yetiştiğini çok iyi biliyoruz. Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, aileyi koruyan, çocuğu gözeten, nesiller arasındaki bağı güçlendiren çalışmaları kararlılıkla hayata geçiriyoruz.” dedi.

    İstanbul Vialand Tema Park’ta Milli Eğitim Bakanlığı himayesinde bu yıl dördüncüsü düzenlenen “Bilge Çocuk Canım Ailem Kısa Hikaye Yarışması” Ödül Töreni’nde konuşan Bakan Göktaş, son 4 yılda çocukların aileye dair duygu, hatıra ve hayallerini yazıya dönüştürdüklerini söyledi.

    Yarışmayı hayata geçiren Albayrak Grubu’na teşekkür eden Göktaş, “En büyük teşekkürüm kıymetli evlatlarımıza yani sizlere. Hikayelerinizle sizler, bugünü güzelleştirdiniz çocuklar. Her bir satırda sevgiyi, merhameti, aile olmanın sıcaklığını sizler anlattınız. Bu vesileyle sadece ödül alanları değil yarışmaya katılan tüm çocuklarımızı, evlatlarımızı gönülden tebrik ediyorum.” diye konuştu.

    Göktaş, yarışmayı çok kıymetli bulduğunu dile getirerek, “Evlatlarımız, aileyi anlatırken zaman zaman büyüklerin fark edemediği incelikleri görür. Bir evin içinde sevgiyi, bir sofranın etrafındaki muhabbeti zihinlere işler. Tüm bunları en sade, en basit şekliyle sizler anlattınız çocuklar. Hikaye de tam olarak o zaman filizlenir. Gördüğünü, duyduğunu, yaşadığını, kalbinde sakladığını kelimelere emanet eder. İşte bu yüzden bu yarışma, bizlere çocuklarımızın dünyaya, aileye, hayata hangi pencereden baktığını görme imkanı sunuyor.” ifadelerini kullandı.

    Bakanlık olarak yürütülen hizmet ve politikalarda çocukların bakış açısının kendilerine yol gösterdiğini vurgulayan Göktaş, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Aileyi güçlendirirken her adımın merkezinde çocuğun iyiliğini, güvenini, huzurunu koruma sorumluluğu vardır çünkü güçlü nesillerin, huzurlu aile ortamlarında sevgiyle ve değerlerimizle büyüyen çocuklarla yetiştiğini çok iyi biliyoruz. Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, aileyi koruyan, çocuğu gözeten, nesiller arasındaki bağı güçlendiren çalışmaları kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Çocuklarımızın güvenli ve destekleyici ortamlarda yetişmesi için koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi ülkemizin dört bir yanında yaygınlaştırıyoruz. ‘İlk Öğretmenim Ailem’, ‘Çocuklar Güvende’ uygulamalarımız, sosyal ve ekonomik desteklerimizle aileler için verdiğimiz eğitimler, bunlardan sadece birkaçı. Bu çalışmalarımızın bir kısmını, 2025 Aile Yılı’nda çocukların iyilik hallerini korumak amacıyla hayata geçirdik.”

    Bakan Göktaş, “Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda aileyi, çocuğu ve nesiller arası bağı merkeze alan çalışmalarımızı kalıcı politikalara dönüştüreceğiz. Bu ülkenin geleceğini, kurduğunuz hayaller şekillendirecek. Seçtiğiniz kelimelerde, inşa ettiğiniz hikayelerde bunun güçlü işaretlerini görüyoruz.” dedi.

    “Bugün yazdığınız hikayeler, ülkemize hizmet edecek büyük bir çalışmaya dönüşsün”

    Çocukların yazdıkları hikayelerle ailelerini kendi dünyalarından anlattıklarını ve bunun çok değerli olduğunu belirten Göktaş, “Çünkü insan, kendi cümleleriyle kendini keşfeder. Çevresini daha dikkatli anlar, yaşadığı hayata karşı daha güçlü bir sorumluluk duyar. Elbette kendinizi ifade etmenin yolu sadece yazmak değildir. Resimle, müzikle, tiyatroyla, sinemayla, mimariyle, el sanatlarıyla ve daha pek çok alanla da insan kendini, fikirlerini anlatabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

    Çocuklardan ilgi, yetenek ve meraklarını geliştirmeyi sürdürmelerini rica eden Göktaş, sanatla, edebiyatla, bilimle ve kültürle iç içe yaşanan hayatın, sahip olunan kadim medeniyet birikimine derinlik kattığını vurguladı.

    Bakan Göktaş, “Sizler, çok özelsiniz. Yeni ufuklara bakacak gözler, yepyeni anlatıları kaleme alacak eller sizsiniz. Şunu hiçbir zaman unutmayın: Her birinizin içinde keşfedilmeyi bekleyen ayrı bir kabiliyet, ayrı bir renk, ayrı bir güç var. Temennim odur ki bugün yazdığınız hikayeler, keyifli bir yolculuğa, bir kitaba, bir tabloya, besteye, bir buluşa, ülkemize hizmet edecek büyük bir çalışmaya dönüşsün.” ifadelerini kullandı.

    Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci de Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin içsel ahenge sahip huzurlu bireyler yetiştirmeyi, milli ve manevi değerlerin yaşandığı huzurlu aile ve toplumu oluşturmayı hedeflediğini dile getirdi.

    Bu anlayışın, erdem, değer ve eylem temelli aile vurgusunu güçlendirdiğini, medeniyetin inşasını desteklediğini belirten Yelkenci, “Bu noktada Bakanımızın liderliğinde siz sevgili çocuklarımıza hizmet etmek için gece gündüz çalışıyoruz.” diye konuştu.

    Ödüller, sahiplerini buldu

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in video mesaj gönderdiği programda Türkiye’nin çeşitli illerinden İstanbul’a gelen yaklaşık 3 bin çocuk, “Bilge Çocuk Canım Ailem Kısa Hikaye Yarışması” kapsamında düzenlenen etkinlikte buluştu.

    Gün boyunca çeşitli etkinliklere katılan çocuklar, organizasyonda müzik dinletileri, sahne gösterileri ve eğlence programlarıyla vakit geçirdi. Etkinliklerin ardından çocuklar, Vialand Tema Park’taki eğlence alanlarından ücretsiz yararlandı.

    Yarışmada birincilik ödülünü “Savaştan Sonra” adlı eseriyle Fatma Zehra Demirci, ikincilik ödülünü “İki Ev, Tek Kalp: Matematiğin Öyküsü” isimli eseriyle Selahattin Çınar Öner, üçüncülük ödülünü ise “Bizim Evin Saati” adlı eseriyle Begüm Sevgi Taş kazandı.

    Programa İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Kaya, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Mücahit Yentür ile çok sayıda davetli katıldı.

  • Çocukların Kaleminden Aile Hikayeleri Ödüllendirildi

    Çocukların Kaleminden Aile Hikayeleri Ödüllendirildi

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Çocuklarımızın güvenli ve destekleyici ortamlarda yetişmesi için koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi ülkemizin dört bir yanında yaygınlaştırıyoruz. Aile ve nüfus politikaları alanında yürüttüğümüz çalışmaları kalıcı politikalara dönüştürerek aileyi koruyan, çocuğu gözeten ve nesiller arasındaki bağı merkeze alan adımlarımızı sürdüreceğiz” dedi.

    Milli Eğitim Bakanlığı himayelerinde bu yıl dördüncüsü düzenlenen “Canım Ailem” konulu Kısa Hikaye Yarışması’nın ödül töreni Eyüpsultan’da gerçekleşti. Programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, İstanbul Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür ile çok sayıda eğitimci, öğrenci katıldı.

    Türkiye genelinde 3 bin 5, 6, 7 ve 8’inci sınıfta öğrencilerine yönelik olarak hayata geçirilen yarışma, çocukların sevgiyi, aidiyeti ve aile olmanın değerini kendi kalemlerinden hikayeye dönüştürmelerini hedefledi.

    “Kurduğunuz cümleler ve hayat verdiğiniz hikayelerle bizlere umut oldunuz”

    Törene katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Hikayelerinizle bu günü güzelleştirdiniz. Her bir satırda sevgiyi, merhameti ve aile olmanın sıcaklığını anlattınız. Kurduğunuz cümleler ve hayat verdiğiniz hikayelerle bizlere umut oldunuz. Bu vesileyle sadece ödül alan çocuklarımızı değil, yarışmaya katılan tüm evlatlarımızı gönülden tebrik ediyorum. Çok değerli çocuklar, bu yarışmayı son derece kıymetli buluyorum. Çünkü sizler aileyi anlatırken, zaman zaman biz büyüklerin fark edemediği incelikleri görür. Bir evin içinde sevgiyi, bir sofranın etrafındaki muhabbeti zihinlere işler. Kardeşler arasındaki küçük kırgınlıkları, büyük seslerin sessiz fedakarlıklarını hissediyor ve tüm bunları en sade, en içten haliyle anlattınız çocuklar” şeklinde konuştu.

    “Güçlü nesillerin; huzurlu aile ortamlarında, sevgiyle ve değerlerimizle yetişen çocuklarla mümkün olduğunu çok iyi biliyoruz”

    Güçlü nesillerin yetişmesinde çocukların sevgiyle yetiştirilmesinin etkili olduğunu söyleyen Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “Hikayede tam olarak o zaman filizlenir. İnsan gördüğünü, duyduğunu, yaşadığını ve kalbinde sakladıklarını kelimelere emanet eder. İşte bu yüzden bu yarışma, çocuklarımızın dünyaya, aileye ve hayata hangi pencereden baktığını görmemize imkan sunuyor. Bakanlık olarak yürüttüğümüz hizmet ve politikalar açısından da çocuklarımızın bu bakış açısı bizlere yol gösteriyor. Çünkü aileyi güçlendirirken attığımız her adımın merkezinde çocuğun iyiliğini, güvenliğini ve huzurunu koruma sorumluluğu bulunuyor. Güçlü nesillerin; huzurlu aile ortamlarında, sevgiyle ve değerlerimizle yetişen çocuklarla mümkün olduğunu çok iyi biliyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde aileyi koruyan, çocuğu gözeten ve nesiller arasındaki bağı güçlendiren çalışmaları kararlılıkla hayata geçiriyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Projemizi çocuklarımızın iyilik hallerini korumak amacıyla hayata geçirdik”

    Konuşmasına devam eden Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “Çocuklarımızın güvenli ve destekleyici ortamlarda yetişmesi için koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi ülkemizin dört bir yanında yaygınlaştırıyoruz. “İlk Öğretmenim Ailem” ve “Çocuklar Güvende” uygulamalarımız, sosyal ve ekonomik desteklerimiz ile ailelere yönelik eğitim çalışmalarımız bunlardan sadece birkaçıdır. Bu çalışmalarımızın bir kısmını 2025 Aile Yılı kapsamında, çocuklarımızın iyilik hallerini korumak amacıyla hayata geçirdik. Aile ve nüfus politikaları alanında yürüttüğümüz çalışmaları kalıcı politikalara dönüştürerek aileyi koruyan, çocuğu gözeten ve nesiller arasındaki bağı merkeze alan adımlarımızı sürdüreceğiz” diye konuştu.

    “Resimle, müzikle, tiyatroyla, sinemayla, mimariyle, el sanatlarıyla ve daha pek çok alanda da insan kendini ve fikirlerini ifade edebilir”

    Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, çocuklara kendilerini geliştirmeleri konusunda çağrıda bulunarak, “Bu ülkenin geleceği, kurduğunuz hayallerle şekillenecek. Seçtiğiniz kelimelerde ve inşa ettiğiniz hikayelerde bunun güçlü işaretlerini görüyoruz. Sizler yazdığınız hikayelerle aileyi kendi dünyanızdan anlattınız. Bu çok değerli. Çünkü insan, kendi cümleleriyle kendini keşfeder; çevresini daha dikkatli anlamaya başlar ve yaşadığı hayata karşı daha güçlü bir sorumluluk hisseder. Elbette kendini ifade etmenin yolu yalnızca yazmak değildir. Resimle, müzikle, tiyatroyla, sinemayla, mimariyle, el sanatlarıyla ve daha pek çok alanda da insan kendini ve fikirlerini ifade edebilir. Sizlerden ricam; ilginizi, yeteneğinizi ve merakınızı geliştirmeye devam etmenizdir. Çünkü sanatla, edebiyatla, bilimle ve kültürle iç içe yaşanan bir hayat, sahip olduğumuz kadim medeniyet birikimine derinlik kazandırır” dedi.

    Konuşmaların ardından yarışmada ödül alan çocuklara hediyeleri takdim edildi. – İSTANBUL