Birleşmiş Milletler (BM) 30 Mart Milletlerarası Sıfır Atık Günü özel aktiflikleri için New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi ve BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Lideri Emine Erdoğan, Şule Yüksel Şenler ile Malcolm X’in hak ve özgürlük…
Birleşmiş Milletler (BM) 30 Mart Milletlerarası Sıfır Atık Günü özel aktiflikleri için New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi ve BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Lideri Emine Erdoğan, Şule Yüksel Şenler ile Malcolm X’in hak ve özgürlük çabalarına ışık tutan ve miraslarını yaşatmayı amaçlayan “Yankılar” standının açılışını yaptı.
Birleşmiş Milletler (BM) Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Lideri olarak “Moda ve Dokumada Sıfır Atığa Doğru” temasıyla kutlanan 30 Mart Memleketler arası Sıfır Atık Günü Özel Etkinliği”nde BM Genel Konseyinde konuşmasını yaptıktan sonra tekrar BM Genel Merkezi’nde düzenlenen “Yankılar” standı açılış programına katıldı.
Programa Erdoğan’ın yanı sıra BM Medeniyetler İttifakı Yüksek Temsilcisi Miguel Angel Moratinos, Malcolm X Memorial Foundation Başkanı Malcolm X’in kızı İlyasah Shabazz ve Şule Yüksel Şenler Vakfı Mütevelli Heyeti Lideri Dr. Leyla Şahin Usta ve standın küratörü Yasemin Darbaz Karaca da konuşmacı olarak katıldı.
Açılış programında hitap eden Erdoğan, iştirakçilere güzel geldiniz diyerek, dünya tarihinde insan hakları konusunda derin izler bırakmış iki büyük insan olan Şule Yüksel Şenler ve Malcolm X vesilesi ile bir ortaya geldiklerini belirtti.
-Bundan yaklaşık beş sene evvel, Şule Yüksel Şenler’in, Malcolm X gibi insan hakları konusunda, evrensel bir sembol oluşunun altını çizmiştim
Erdoğan, “Bundan yaklaşık beş sene önce, Şule Yüksel Şenler’in, birinci vefat yıldönümü anmasında, bir teklifte bulunmuştum. Şule Yüksel Şenler’in, Malcolm X gibi insan hakları konusunda, evrensel bir sembol oluşunun altını çizmiştim. Mirasının uluslararası platforma taşınmasının önemini dile getirmiştim. Şimdi bu iki büyük şahsiyetin, Malcolm X’in doğum gününün 100. sene-i devriyesinde, bir ortaya gelmesinden, büyük bir memnunluk duyuyorum.” dedi.
Dünyada hoşgörü ortamının gittikçe zayıfladığına ve nefret atmosferinin teşvik edildiğine dikkat çeken Erdoğan, evrensel barış mesajlarıyla ve hoşgörüyle örülü anlatıların çoğalmasına her zamankinden çok ihtiyaç olduğuna vurgu yaptı.
Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“İslamofobi, yabancı düşmanlığı ve ırkçılık üzere nefret cürümlerinin sistematik hale gelmesi, barışın ve güvenliğin önündeki en büyük tehdittir. İnsanlığın bu yanlışlara tekraren düşmemesi için tarihî belleğimizi canlı tutmalı ve geçmişten dersler çıkarmalıyız. Bu manada Şule Yüksel Şenler’in mücadelesi, ötekileştirmenin, ağır toplumsal maliyetini anlamak açısından zamansız bir referans noktasıdır.”
-“O, (Şule Yüksel Şenler) İslam coğrafyasında doğmuş, güçlü bir kadın lider ve büyük bir rol modeldir.”
Şenler’in İslam coğrafyasında doğmuş güçlü bir bayan başkan ve büyük bir rol modeli olduğunu anlatan Erdoğan, tek tip modernite ideolojisinin olduğu, inanç ve dini sembollerin kamusal hayattan dışlandığı 60’lar ve 70’ler Türkiye’sinde, onun şehirli ve eğitimli dindar kadınlar için yeni bir anlatı kurduğunu aktardı.
Erdoğan, Şenler’in çok taraflı kişiliğiyle bir Müslümanın nasıl entelektüel olabildiğini gösterdiğini, kitapları ve Anadolu’da verdiği konferanslarla bir jenerasyonu tekrar inşa ettiğini ve kadın-erkek tüm Müslümanların saf dışı bırakıldıkları kamusal alanda yer alabilmeleri için güçlü bir toplumsal diyalog başlattığını söyledi.
-“Onda gördüğüm cesaret ve liderlik ruhu, bugün benim için hala, doğru yönü gösteren, bir hayat pusulasıdır.”
Gençliğinde yer aldığı sivil toplum faaliyetleri vesilesiyle Şenler ile tanışma ve çalışmalarına şahitlik etme fırsatı bulduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
“Biz onda; inancı, sabrı, azmi, sebatı ve insan sevgisini, yeniden öğrendik. Bir insanın, büyük bir davayı omuzlayarak, nasıl, bir abideye dönüşebildiğini gördük. Onda gördüğüm cesaret ve liderlik ruhu, bugün benim için hala, doğru yönü gösteren, bir hayat pusulasıdır. O nedenle, vefatının hemen ardından, Şule Yüksel Şenler Vakfını kurduk. Geride bıraktığı mirası, kadınları güçlendirme, gençlerin eğitimi ve sivil toplum hizmetleri gibi projelerle yaşatıyoruz.”
-Malcolm X’in, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de çok sevilen bir şahsiyettir.
Emine Erdoğan, 2025 yılında hala nefret kabahatleriyle insanların hayattan koparıldığının altını çizerek, “Gerçekten üzülerek ifade ediyorum ki, bu elim hadiselerin bazıları, insanların empatisini kazanırken, bazıları gündem bile olmuyor. Oysa, vicdani bakış bir bütündür, başlıklara ayrılamaz. Ama ne yazık ki insanlık, ırk, dil, din, etnisite gibi detaylarda boğuluyor. Bu noktada, Malcolm X’in örnekliğinin, insanlığın içine düştüğü üstünlük tuzaklarını bozmamızda yol gösterici olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Malcolm X’in, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de çok sevilen bir şahsiyet olduğunu hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
“O, bir ırkın onuru için savaşmış ve cesaretin zirvelerinde kanat çırpmış, müstesna bir ruhtur. Meşhur bir sözünde dediği gibi, ‘bütün uyuyanları uyandırmaya, tek bir uyanık yeter.’ Gerçekten de döneminin ve sonraki nice neslin uyanışına, vesile olmuştur. Dik duruşu, açık sözlülüğü ve fikirleri, inanıyorum ki ilelebet yol gösterici olacaktır.”
-” Filistin, insanlığın önünde kaybedilmiş bir sınav olarak duruyor”
Erdoğan, Şenler ve Malcolm X üzere şahsiyetlerin cüret ve liderliğine bugün hiç olmadığı kadar gereksinim olduğuna işaret ederek, “Bakınız Filistin, insanlığın önünde, kaybedilmiş bir sınav olarak duruyor. Hem Malcolm X, hem Şule Yüksel Şenler, bugün yaşasa, eminim Filistin’de işlenen insanlık suçlarına karşı en yüksek sesle tavır koyanların başında yer alırlardı. Maalesef aksine, dünyanın gözlerimizin önünde cereyan eden katliamlar karşısında, yüzünü pervasızca öte yana çevirdiğini görüyoruz.” dedi.
Filistin’de yaşanan ıstıraplara, kadınların ve çocukların öldürülmesine, insani durumdaki çaresizliğe dikkat çekerek “Dünyada herkese yetecek kadar yer var” diyen Erdoğan, “Eğer kalplerimizi ve akıllarımızı ırkçılığın ve ötekileştirmenin zehrinden temizleyebilirsek, evrensel barışı tesis etmek pekala mümkündür” ifadelerini paylaştı.
Erdoğan, bu konuda BM’de çıkan “İslamofobiyle Mücadele Kararını” takdirle karşıladıklarını da kaydederek, Türkiye olarak BM’nin çalışmalarına her tıp dayanağı vermeye hazır olduklarını belirtti.
-“Her ırktan ve her milletten insandan akan gözyaşı ve kan aynı renktir”
Gecenin en karanlık anının şafağın sökmesine en yakın an olduğunu lisana getiren Erdoğan, tarih boyunca bir çok kahramanın insanlık ailesine kol kanat gerdiğini, kelamlarının, iletilerinin ve davetlerinin birbirine eklenmiş üniversal bir yankıya dönüştüğünü söyledi.
Erdoğan, “Eğer kulak verirsek, o yankının bize şu gerçekleri söylediğini duyarız: Her ırktan ve her milletten beşerden, akan gözyaşı ve kan, birebir renktir. Malcolm X ve Şule Yüksel Şenler’in adalet mücadelesini bütünleştiren Yankılar Sergisi de, tam olarak bu gerçeği anlatıyor. Dünyanın başka coğrafyalarında, farklı hikayelere sahip bir erkek ve bir kadını buluştura, adil bir düzen çağrısı olmuştur. Bu çağrı dünyanın dört bir yanında, farklı isimlerle, zamansız bir şekilde, yankılanmaya devam ediyor.” dedi.
Herkesi 4 Nisan’a kadar devam edecek olan BM’deki “Yankılar” standını ziyaret etmeye davet eden Erdoğan, ayrıyeten barış dolu bildiriler içeren bu sergiyi önümüzdeki günlerde İstanbul’a taşımayı da istek ettikleri bilgisini paylaştı.
-“Malcolm X ve Şule Yüksel Şenler bu zamanda küresel liderliğe ilham olabilir”
Programda konuşan Malcolm X Memorial Foundation Başkanı ve Malcolm X’in kızı Shabazz da, dünyanın savaş ve çatışmalarla güç bir periyottan geçtiğini belirterek, “Etik ve etki olarak Malcolm X ve Şule Yüksel Şenler bu zamanda küresel liderliğe ilham olabilir.” değerlendirmesinde bulundu.
Shabazz, iki ismin de toplumsal adalet için uğraş ettiğine işaret ederek, “Şenler ve Malcolm X farklı milletlerden olsa da moral pusulaları ve misyonları aynıydı. İkisi de her insanın doğuştan getirdiği onuruna inanıyordu, ayrımcılık ve baskıya karşı gerçek bir özgürlük için mücadele edilmesi gerektiğini anlamıştı” halinde konuştu.
Emine Erdoğan’a serginin hayata geçirilmesiyle ilgili çabaları için teşekkür ettiği konuşmasında Shabazz:
“Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’ye bu sergiyi hayata geçirme eforlarından ve bilhassa Sıfır Atık Projesi’ndeki vizyoner liderliğinden ötürü bir kere daha içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum” dedi
BM Genel Sekreteri İslamofobiyle Uğraş Özel Elçisi Moratinos da, “Yankılar” standının insan hakları konusunda iki tesirli şahsiyetin hayatını ve mirasını gözler önüne serdiğini belirterek, “Bu stant iki insanın ihtilal oluşturan fikirlerinin ve direncin sembolize olmuş hayat öykülerinin ortaya konulmasıdır” formunda konuştu.
Panelin arından Emine Erdoğan, beraberindekilerle birlikte BM binası Delege girişi katında bulunan Yankılar Sergisi’ni gezerek, sergi hakkında detaylı bilgi aldı ve misafirlerle birlikte fotoğraf çektirdi.
Sergide kendisine Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve misafirler eşlik etti.
Sergi, Malcolm X ve Şenler’in, farklı coğrafyalardaki özgürlük ve hak arayışı gayretini anlatıyor
Şule Yüksel Şenler ile Malcolm X’in farklı coğrafyalarda, beyaz bir baş örtülü kadın ve bir siyahi erkek olarak yaşadıkları toplumda özgürlük ve hak arayışlarının oluşturduğu yankıların benzerliği ortaya koyulmak isteniyor.
Sergide yer alan “Şule’nin yolu, Malcolm’un yolu” isimli bölümde her ikisinin de mücadelelerinin önemli kilometre taşları ve ortaklıkları sunuluyor. Bu tasarımın karşı duvarında kurulan enstelasyonda Şule Yüksel Şenler’in yüzü ile başlayan ve yürüdükçe Malcolm X’in yüzüne dönüşen bir tasarım ile mücadelelerinin birbirleri ile hiç karşılaşmamış olmalarına rağmen aynı olduğu vurgusu pekiştiriliyor.
Sergide yer alan “Malcolm’un ateşi, Şule’nin ışığı” odasında Malcolm X’in adalet arayışı ile Şenler’in aydınlattığı kitlelerin oluşturduğu ortak yankı sesli bir anlatımla sergi ziyaretçilerine aktarılıyor.
“Malcolm’un kalbi, Şule’nin zihni” bölümünde her ikisinin toplumda oluşturduğu etkiler ve yaşamlarındaki önemli dönüşümler, kolajlar, alıntılar, fotoğraflar, mektup ve gazete küpürleri aracılığıyla anlatılıyor.
Malcolm X ve Şule Yüksel Şenler’in öyküleri, insan hakları, toplumsal adalet ve eşitlik üzere temel temaları husus edinen BM’nin misyonuyla örtüşmesi açısından da kıymet taşıyor.
Sergi, dünya çapındaki ziyaretçilerini iki kıymetli figürün ferdî gayretlerinin global bir harekete nasıl dönüştüğü üzerine düşünmeye davet ediyor. – NEW YORK